Parselasyon işlemine yönelik düzenleme sahası ile imar planında park alanında kalan … ada … parsel sayılı taşınmaz arasında D-100 Karayolu bulunduğundan, düzenleme sahası içerisindeki alana hizmet etmesi mümkün olmayan dava konusu park alanının düzenleme sahası dışında bırakılarak düzenleme ortaklık payına dahil edilmemesine yönelik parselasyon işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.

T.C.

D A N I Ş T A Y

Altıncı Daire

Esas No : 2010/7377

Karar No : 2014/1261

 

 

Temyiz Eden (Davalı) : İzmit (Saraybahçe) Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davacılar) : …, …, …

İstemin Özeti : Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen 11/11/2009

tarihli, E:2008/939, K:2009/1081 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı

olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden

hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması

gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Ulya Emiroğlu

Düşüncesi : Düzenleme ortaklık payının düzenleme sahası

içerisindeki yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve orta

öğretim kurumlar yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha,

ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlerden karşılanması gerektiğinden,

düzenleme sahası içerisindeki alana hizmet etmesi mümkün olmayan dava

konusu park alanının düzenleme sahası dışında bırakılarak düzenleme

ortaklık payına dahil edilmemesine yönelik 15.08.1996 tarih, 1996/2273

sayılı encümen kararıyla yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte

yandan Yönetmeliğin, evvelce yapılan düzenlemeler dolayısıyla düzenleme

ortaklık payı veya bu maksatla başka isimlerle bir pay alınmış olan arazi veya

arsaların tekrar ortaklık payı hesabına katılmayacağına yönelik hükmü

gereğince, 1855 sayılı adaya ilişkin ikinci kez yapılan uygulamada tekrar

düzenleme ortaklık payı alınması mümkün olmadığından, tamamı park alanı

olan ve düzenleme ortaklık payından karşılanması gereken dava konusu

taşınmazın bu düzenleme sahasına alınmamasına yönelik 15.08.2001 tarih,

2001/1040 sayılı encümen kararıyla yapılan işlemde de hukuka aykırılık

bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması

gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları

dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği

görüşüldü:

Dava, Kocaeli, İzmit İlçesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı davacılara

ait taşınmazın da bulunduğu bölgede, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.

maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminde davacılara ait taşınmazın

düzenleme dışında tutulmasına ilişkin 15.08.1996 tarihli, 1996/2273 sayılı ve

15.08.2001 tarihli, 2001/1040 sayılı Belediye Encümeni kararının iptali

istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi

incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte

değerlendirilmesinden, komşu yapı adalarında yapılan uygulamaların imar

planlarının gerçekleşebilirliği açısından gerekli olduğu ancak davaya konu 

parselin uygulama dışında tutulması bu alana ilişkin imar planlarının

gerçekleşebilirliğine dair ilgili parselde 18. madde uygulamasını ortadan

kaldırdığını, bu bağlamda yapılan imar uygulamasının uzun vadede imar

planının bütününün uygulanabilirliği açısından gerçekçi olmadığı, 3194 sayılı

İmar Kanununun 18. madde uygulamasının asıl amacının imar planında

kamu hizmetlerine ayrılmış olan alanların kamunun eline geçmesi ve düzgün

imar adaları oluşturulması olduğu, bu bağlamda; dava konusu taşınmazın

imar planında park alanı olarak ayrılması nedeni ile yapılan ilk uygulamada,

bu park alanının da uygulamaya dahil edilerek kamuya kazandırılmasının

uygun bir işlem olacağı, DOP oranından dolayı bunun yapılamaması

durumunda 2001 yılında yapılan imar uygulamasının bir ada ve tek parsele

yönelik olduğu ve DOP oranının çok düşük olduğu, dava konusu parselin

yasal DOP oranını kurtarabilecek bir kısmının uygulamaya dahil edilmek

suretiyle mağduriyetinin giderilebileceği, yapılan her iki imar uygulamasının

3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin kamu külfetlerinin eşit

paylaşılması ilkesine aykırı bir durum olduğunu, İmar Kanununun

18.Maddesi Uyarınca Arazi ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında

Yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilmediği gerekçesiyle işlemin iptaline

karar verilmiş; bu karar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesinde, belediyelerin İmar

hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya

diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile,

kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye,

bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil

hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve

re‘sen tescil işlemlerini yaptırmaya ve düzenlemeye tabi tutulan arazi ve

arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin % 40‘na kadar düzenleme

ortaklık payı almaya yetkili bulunduğu, düzenleme ortaklık paylarının,

düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığı`na bağlı

ilk ve orta öğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi,

yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumi hizmetlerden ve bu hizmetlerle

ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamayacağı hükme bağlanmıştır.

İmar Kanunu`nun 18.maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa

Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5.maddesinde, belediye

ve mücavir alan sınırı içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile;

dışında valilikler, il idare kurulu kararı ile; 5 yıllık imar programlarında öncelik

tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, yeterli miktarda

arsayı, konut yapımına hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını

tespit etmek ve uygulamasını yapmak mecburiyetinde oldukları, belirlenen

düzenleme sahasının bir müstakil imar adasından daha küçük olamayacağı,

ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde

teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç

bulunmaması ve diğer kısmında birkaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla

imar planı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin

mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir

imar düzenlemesine konu teşkil edebileceği, düzenleme sınırının

belirlenmesine ilişkin 6.maddesinin (a) fıkrasında, iskan sahasının bittiği

yerlerde iskan sınırından, (b) fıkrasında, iskan sahası içindeki yollarda yol

ekseninden, (c) fıkrasında, cami ve karakol yerlerinin dış sınırından, yeşil

alan ve genel otopark alanlarının düzenleme ortaklık payı oranı ve

uygulamaya alınan parsel geçirileceği ancak, imar planlarında gösterilmiş

düzenleme sınırları varsa bu durumun dikkate alınacağı Düzenleme Sahasına

Alınacak Umumi Hizmet Alanlarının Sağlanması başlıklı 7.maddesinde,

düzenleme sahasının tespitinde; düzenleme ile iskana açılacak sahanın imar

planı ile getirilmiş park, otopark, yeşil saha ve umumi hizmet alanlarının

sağlanması için bu alanların, düzenlemeye giren parsellerden dengeli olarak

alınacak düzenleme ortaklık payı ile karşılanmasına dikkat edileceği kuralına

yer verilmiştir.

Aynı Yönetmeliğin 11. maddesinde ise "Düzenleme ortaklık payı

oranı: Bir düzenleme sahasında tespit edilen düzenleme ortaklık payı

miktarının, bu saha içindeki kadastro veya imar parsellerinin yüzölçümü

miktarına oranıdır.

Evvelce yapılan düzenlemeler dolayısıyla düzenleme ortaklık payı

veya bu maksatla başka isimlerle bir pay alınmış olan arazi veya arsalar bu

ortaklık payı hesabına katılmaz." hükmü yer almaktadır.

Dosyanın ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı paftasının

incelenmesinden, dava konusu 15.08.1996 tarihli, 1996/2273 sayılı encümen

kararıyla yapılan parselasyon işlemine yönelik düzenleme sahası ile söz

konusu … ada … parsel sayılı taşınmaz arasında D-100 Karayolunun

bulunduğu ve bu taşınmaza getirilen park fonksiyonunun bu düzenleme

bölgesi içindeki alanlara hizmet etmesinin mümkün olmadığı

anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda, yukarıda anılan mevzuat hükmü uyarınca düzenleme

ortaklık payının düzenleme sahası içerisindeki yerlerin ihtiyacı olan Milli

Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve orta öğretim kurumları, yol, meydan, park,

otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumi

hizmetlerden karşılanması gerektiğinden, düzenleme sahası içerisindeki

alana hizmet etmesi mümkün olmayan dava konusu park alanının

düzenleme sahası dışında bırakılarak düzenleme ortaklık payına dahil

edilmemesine yönelik 15.08.1996 tarihli, 1996/2273 sayılı encümen

kararıyla yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu 15.08.2001 tarihli, 2001/1040 sayılı encümen kararıyla

yapılan parselasyon işlemine gelince; söz konusu … ada, … parselin

bitişiğinde yer alan 1855 sayılı adaya yönelik anılan imar düzenlemesinin, o

adada yapılan ikinci imar uygulaması olduğu ve daha önceki uygulamada

düzenleme ortaklık payı hesap edildiğinden dolayı bu uygulamadan

düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmadığı görülmektedir.

Yukarıda yer verilen Yönetmeliğin, evvelce yapılan düzenlemeler

dolayısıyla düzenleme ortaklık payı veya bu maksatla başka isimlerle bir pay

alınmış olan arazi veya arsaların tekrar ortaklık payı hesabına

katılmayacağına yönelik hükmü gereğince, 1855 sayılı adaya ilişkin ikinci kez

yapılan uygulamada tekrar düzenleme ortaklık payı alınması mümkün

olmadığından, tamamı park alanı olan ve düzenleme ortaklık payından

karşılanması gereken dava konusu taşınmazın bu düzenleme sahasına dahil

edilememesine yönelik 15.08.2001 tarihli, 2001/1040 sayılı encümen

kararıyla yapılan işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Öte yandan, malikin taşınmaz üzerindeki egemenliği hukuk düzeninin

sınırları içinde üçüncü kişilere karşı korunmuş ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanununun 683. maddesinde malike, hukuka aykırı olarak müdahalenin

önlenmesini isteme hakkı tanınmıştır. Bir kişinin taşınmazına eylemli olarak

el atıp tamamen veya kısmen kullanılmasına engel olunması ile imar

uygulaması sonucu o kişinin mülkiyetinde olan taşınmaza hukuken

kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında sonucu itibari ile bir fark

bulunmamakta, her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının sınırlandırılması

anlamında aynı sonucu doğurmaktadır.

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 tarihli,

E:2010/5662 K:2010/651 sayılı kararında; "uzun yıllar programa alınmayan

imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da 

takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem

tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin

eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir

niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı için

yeterli bulunduğu, her türlü izahtan varestedir." gerekçesiyle, söz konusu

uyuşmazlıkları "kamulaştırmasız el koyma" kapsamında değerlendirmiş ve

idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal

sahibinin, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda

mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının

verilmesini isteyebileceği sonucuna varmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Hakan Arı/Türkiye davasında

(Başvuru No:13331/07) verdiği kararda da; sözkonusu durumun başvuranın

mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının önünde engel teşkil

ettiği ve arazinin satış şansı da dahil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini

hatırı sayılır ölçüde azalttığı değerlendirmesinde bulunarak, malikin, kamu

yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil

dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda

kaldığı sonucuna varmış ilgilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

vermiştir.

Her ne kadar, uyuşmazlık konusu olayda, davacılar parselinin

yukarıda belirtilen gerekçelerle düzenleme dışında tutulmasına ilişkin dava

konusu parselasyon işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmamakta ise de,

parselinin tamamı park olan davacıların mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile

kısıtlandığı açık olup bu kısıtlılığın kaldırılması için davalı idare tarafından

taşınmazın kamulaştırılması ya da başka bir taşınmaz ile takas edilmesi, veya

daha sonra bölgede yapılacak yeni bir parselasyon işlemine dahil edilmesi

gerektiği tabidir.

Kaldı ki, davacının taşınmazının kamulaştırılması ya da başka bir

taşınmaz ile takas edilmesi talebiyle her zaman davalı idareye

başvurabileceği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, Kocaeli 1. İdare Mahkemesince verilen

11/11/2009 tarihli, E:2008/939, K:2009/1081 sayılı kararın bozulmasına,

dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık

olmak üzere, 20/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: http://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/14_08_2015_101116.pdf

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.