Sağlık hizmetinin yürütülmesinde üstün kamu yararı olduğundan, özel sağlık tesisi alanında konut alanına göre farklı yapılaşma koşulları getirebileceği hakkında.

T.C.

D A N I Ş T A Y

Altıncı Daire

Esas No : 2013/1015

Karar No : 2014/2428

 

 

 

 

 

Temyiz Edenler : 1- (Davalı) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili : Av.…

2- (Davalı) Çankaya Belediye Başkanlığı

Vekili : Av.…

3-(Davalılar Yanında Müdahil) … İnş. San. ve Tic. A.Ş.

Vekili : Av. …

Karşı Taraf(Davacı) : TMMOB Şehir Plancıları Odası

Vekili : Av.…

İstemin Özeti : Ankara 3. İdare Mahkemesince verilen 14/11/2012

tarihli, E:2011/2077, K:2012/1681 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı

olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Fatih Yıldırım

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının

bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin

açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin

gereği görüşüldü:

Dava, Ankara İli, Çankaya ilçesi, Kavaklıdere Mahallesi, … ada, …

sayılı parseldeki taşınmazın Özel Sağlık Alanı olarak belirlenmesine yönelik

olarak Çankaya Belediye Meclisinin 04.03.2009 tarihli, 155 sayılı kararıyla 

 

Temyiz Edenler : 1- (Davalı) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili : Av.…

2- (Davalı) Çankaya Belediye Başkanlığı

Vekili : Av.…

3-(Davalılar Yanında Müdahil) … İnş. San. ve Tic. A.Ş.

Vekili : Av. …

Karşı Taraf(Davacı) : TMMOB Şehir Plancıları Odası

Vekili : Av.…

İstemin Özeti : Ankara 3. İdare Mahkemesince verilen 14/11/2012

tarihli, E:2011/2077, K:2012/1681 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı

olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Fatih Yıldırım

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının

bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin

açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin

gereği görüşüldü:

Dava, Ankara İli, Çankaya ilçesi, Kavaklıdere Mahallesi, … ada, …

sayılı parseldeki taşınmazın Özel Sağlık Alanı olarak belirlenmesine yönelik

olarak Çankaya Belediye Meclisinin 04.03.2009 tarihli, 155 sayılı kararıyla 

uygun görülen ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.06.2009

tarihli, 1423 sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı

değişikliği ile Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.06.2011 tarihli,

1648 sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı

değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, yerinde

yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapora göre,

uyuşmazlığa konu alanın 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar

Planında Merkezi İş Alanı Bölgesi içerisinde kaldığı, Merkezi İş Alanı

Bölgesinin imar yönetmeliklerinde verilen tanımı gereği bu alan içerisinde

sağlık tesisi/özel sağlık tesisi yapılabileceği, dava konusu taşınmazı içerisine

alan Merkezi İş Alanı Bölgesinde 1/5000 ölçekli nazım imar planı kararı

bulunmadığı, bu nedenle bu alanda hazırlanacak olan planın plan

değişikliği olarak işlem göremeyeceği, alana ilişkin kullanım kararlarının ve

yapılaşma koşullarının parsel bazında yatırımcı talepleri doğrultusunda

belirlenmesinin bölgede var olan kentsel sorunları daha da artıracağı, alana

ilişkin nazım imar planı kararlarının, mevcut yatırım taleplerini ve kent

merkezindeki dönüşüm süreçlerini de dikkate alacak şekilde yapılacak

araştırmalara dayanılarak ve bölge bütünü ele alınarak hazırlanması

gerektiği, sağlık tesisi alanı olarak belirlenen alan ve yakın çevresinin

Ankara‘nın trafik açısından en yoğun bölgelerinden biri olduğu, bu nedenle

"Otopark ihtiyacı parselinde karşılanacaktır" şeklinde verilen bir iznin bu

alanın ulaşım açısından uygun ve ulaşılabilir bir konum olarak

değerlendirilmesinde yeterli olamayacağı, kentte sağlık tesisi ihtiyacı

olduğu kabul edilse bile bu büyüklükte bir sağlık tesisi için uyuşmazlık

konusu alanın uygun bir konum arz etmediği, 2974 metrekarelik alanın,

E:3.00 yapılaşma şartının ortaya çıkardığı büyüklükteki bir sağlık tesisi için

Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin aradığı yeterli büyüklüğü

sağlamadığı, dava konusu plan değişiklikleri ile belirlenen yapılaşma

koşullarının aynı imar adasında bulunan diğer parsellere göre; bina

yüksekliği, taban oturumu ve yapı çekme mesafeleri açısından ayrıcalıklı

yapılaşma hakkı tanıdığı, dava konusu plan değişiklikleri ile kot altında

oluşan katlar emsal tanımı ve hesabı dışında tutularak parsel özelinde ilave

inşaat alanı artışı sağlandığı gerekçeleriyle dava konusu işlemlerin iptaline

karar verilmiş, bu karar davalı idareler ile davalı idareler yanında müdahil

vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 

1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği açısından

uyuşmazlığın irdelenmesinden;

3194 sayılı İmar Kanunu`nun 5. maddesinde, nazım imar planı;

varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar

üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi

parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin

gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli

yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım

sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve

uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen,

detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan,

uygulama imar planı da; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral

durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli

bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve

uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama

etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış

olup, aynı Kanun`un "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması"

başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde ise: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve

Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre

düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde

kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır

veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar

onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan

yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz

edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve

planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.

" hükümleri yer almaktadır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun "Dava

açma süresi" başlıklı 7. maddesinde; dava açma süresinin özel

kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay‘da ve idare

mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde

dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu

işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan

işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, yine aynı

Kanunu`n "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer

tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri 

alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst

makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde

istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma

süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin

reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmıştır.

Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına

karşı, 2577 sayılı Kanun`un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular

için, 3194 sayılı Kanun`un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği

anlaşılmaktadır. Buna göre, imar planlarına yönelik olarak, bir aylık askı

süresi içinde 2577 sayılı Kanun`un 11. maddesi kapsamında başvuruda

bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi

olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin

reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma

süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek

suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60

günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna

varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda

bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun`un 7. maddesi uyarınca imar

planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması

gerekir.

Uyuşmazlığa konu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin

20.07.2009-19.08.2009 tarihleri arasında askıda ilan edildiği, başka bir

davacı tarafından bu plana karşı Ankara 14. İdare Mahkemesinde açılan

davada 10.02.2011 tarihli, E:2009/1027, K:2011/210 sayılı kararla söz

konusu imar planı değişikliğinin iptaline karar verildiği, akabinde davacı

tarafından 28.09.2011 tarihinde; daha sonra yapılan 1/5000 ölçekli nazım

imar planı değişikliğiyle beraber, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı

değişikliğinin de iptali istenilerek işbu davanın açıldığı ve dava dilekçesinde;

1/5000 ölçekli imar planı değişikliğinin, 1/1000 ölçekli imar planı

değişikliğinin uygulama işlemi olduğu, dolayısıyla davanın 1/1000 ölçekli

imar planı değişikliği açısından da süresinde olduğu yönünde açıklamalarda

bulunulduğu görülmektedir.

Öte yandan, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine karşı

açılan dava sürecinde son olarak; mahkemece Danıştay Altıncı Dairesinin

bozma kararına uyularak davanın ehliyet yönünden reddine karar verildiği

ve bu kararın anılan Dairenin 24.04.2013 tarihli E:2012/6439, K:2013/2890

sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır.

1/5000 ölçekli nazım imar planlarının 1/1000 ölçekli uygulama imar

planlarının uygulama işlemi olmadığı, aksine Dairemizin yerleşik ilkeleriyle

kabul gördüğü üzere, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının hiyerarşik

olarak daha üst ölçekli olan nazım imar planlarının uygulama işlemi olduğu

tartışmasızdır.

Bu bağlamda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine karşı

herhangi bir itirazı bulunmayan ve son ilan tarihi olan 19.08.2009‘ dan

itibaren 60 gün içerisinde davasını açmayan davacı tarafından, 1/5000

ölçekli nazım imar planı değişikliyle beraber 1/1000 ölçekli uygulama imar

planına karşı açtığı davanın, 1/1000 ölçekli imar planı değişikliği açısından

süresinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Netice itibarıyla, mahkemece 1/1000 ölçekli imar planının esası

hakkında karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir

1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yönünden uyuşmazlığa

bakıldığında;

Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazın 1/25000

ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında Merkezi İş Alanı Bölgesi

içerisinde kaldığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı

değişikliğiyle; taşınmazın "Özel Sağlık Alanı" fonksiyonuna ayrıldığı ve

yapılaşma koşullarının "E:3,00-AKS(max):0,50-Hmax=serbest" olarak

belirlendiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu

taşınmazı kapsayan 1/25000 ölçekli nazım imar planındaki Merkezi İş Alanı

Bölgesinde 1/5000 ölçekli nazım imar planı karan bulunmadığı, bu nedenle

bu alanda hazırlanacak olan planın nazım imar planı değişikliği olarak işlem

göremeyeceği belirtilmiş ise de, 1/25000 ölçekli nazım imar planına göre

bölgenin yapılaşmasını tamamladığı, dava konusu plan değişikliğinin de

nazım imar planı tipolojisinde olduğu, öte yandan raporda; söz konusu

alanın 1/25000 ölçekli nazım imar planında Merkezi İş Alanı Bölgesi

içerisinde kaldığı, Merkezi İş Alanı Bölgesinin imar yönetmeliklerinde

verilen tanımı gereği bu alan içerisinde özel sağlık tesisi yapılabileceği

hususlarının belirtildiği görüldüğünden ve bu yaklaşım Dairemizce de

benimsendiğinden, mahkemenin aktarımı yapılan gerekçesine itibar

edilmemiştir.

Diğer taraftan, bilirkişi raporunda; Plan Yapımına Ait Esaslara Dair

Yönetmeliğe ek tablolarda sağlık tesisleri için imar planlarında ayrılması

gerekli asgari alan büyüklüklerinin verildiği, yataklı sağlık kurumları için bu

alan büyüklüğünün yatak başına 130 metrekare olduğu, semt polikliniği

için ayrılması gereken asgari alan büyüklüğünün 5000 metrekare olduğu,

2974 metrekarelik alanın, E:3.00 yapılaşma şartının ortaya çıkardığı

büyüklükteki bir sağlık tesisi için Yönetmelikteki yeterli büyüklüğü

sağlamadığı yolunda ibarelere yer verilmiş ise de, aynı Yönetmeliğin 27.

maddesinin 3. bendinde; onaylı imar planlarında kentsel, sosyal ve teknik

altyapı alanı olarak belirlenen kullanımlar dışında kalan alanlarda plan

değişikliği yolu ile yeni bir kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılması

halinde, yatırımcı bakanlık ve kuruluşların görüşleri alınmak kaydıyla, bu

Yönetmeliğe ekli EK-1a, EK-1b, EK-1c, EK-1d ve EK-1e işaretli tablolarda

belirtilen asgari alan büyüklüğü şartının aranmayacağı düzenlemesine yer

verildiği, bu bağlamda dava konusu nazım imar plan değişikliğiyle herhangi

bir kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanının kaldırılmaması, yeni bir

kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanı (Özel Sağlık Alanı) belirlemesine

gidilmesi karşısında, mahkemenin söz konusu gerekçesine de itibar

edilmemiştir. Kaldı ki, plan değişikliğine konu özel sağlık kuruluşunun

niteliği ve yatak sayısına ilişkin bir veri de dosyada bulunmamaktadır.

"Üstün Kamu Yararı" ilkesi bağlamında, 1/5000 ölçekli nazım imar

planı değişikliğine yönelik olarak uyuşmazlık irdelendiğinde ise;

Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinin 18. maddesinin

32. bendinde; umumi binanın; kamu hizmeti için kullanılan resmi binalarla,

ibadet yerleri, özel eğitim, özel sağlık tesisleri, sinema, tiyatro, opera,

müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar ve gazino, düğün

salonu, gibi eğlence yapıları, otel, özel yurt, işhanı, büro, çarşı gibi ticari

yapılar, spor tesisleri, genel otopark ve buna benzer umuma ait binalar

olduğu belirtilmiş, "Bölge Kat Nizamı Dışında Bina Yapılabilmesi" başlıklı 39.

maddesinin 2. fıkrasında ise: "Umumi binalara ayrık nizamda olmak

parselin denk kat alanı (KA) açılmamak şehircilik ve planlama esaslarına

uyulmak kaydı ile bölge kat nizamı dışında yapı düzeni ve yükseklik tespit

edilebilir" hükmü yer almıştır.

Ülkemizin çözüm bekleyen temel sorunlarından biri olan sağlık

hizmetlerinin etkin ve yaygın biçimde sunumunun önem arz etmesi

karşısında, bu hizmetin yürütülmesine yönelik tasarrufların da "Üstün

Kamu Yararı" taşıdığı, Dairemizin süregelen kararlarındandır.

Kamusal kullanımda olan binalara emsal verilirken konut olarak

kullanılan binalar gibi değerlendirilmediği ve öncelikle ihtiyacın dikkate

alındığı bilinmektedir. Nitekim, İdari Dava Daireleri Kurulu‘nun 26.2.2004

tarihli, E:2002/936, K:2004/213 sayılı kararıyla onaylanan idare

mahkemesinin ısrar kararına esas alınan bilirkişi raporunda; kimi yapılara

yükseklikleri açısından öncelik verilebileceği, kamu yararı içeren kamu

yapılarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği; yine Danıştay Altıncı

Dairesinin 07.04.2004 tarihli, E:2002/5720, K:2004/2001 sayılı kararıyla

onaylanan idare mahkemesi kararında hükme esas alınan bilirkişi

raporunda da; faaliyet alanlarına, hizmet birimlerine, yatak kapasitelerine,

teknolojik donanımlara, hizmet verilen uzmanlık dalına göre çağın

gerektirdiği özel sağlık tesisi kurumları için yapılan imar planı değişikliğinde

kamu yararı bulunduğu, burada emsal artırımı ile nüfus artışı olmayacağı,

sadece yapıda bir yoğunluğun artacağı, bu nedenle yörede yeni sosyal

donatı alanlarına gerek bulunmadığı hususları vurgulanmıştır.

Bilirkişi raporunda; trafik konusunda yoğunluk meydana geleceği

ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME)

tarafından verilen iznin yeterli olmadığı yolunda saptamalara yer verilmiş

ise de, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 8. maddesinde yer alan "Özel

hastane binasının bulunduğu alan ile ilgili olarak; ulaşım şartları, ulaşım

noktaları açısından uygun ve ulaşılabilir olduğunun İl Trafik Komisyonu

veya Belediye Ulaşım Koordinasyon Merkezi raporu ile belgelenmesinin

gerekli olduğu‘" yolundaki düzenleme uyarınca ve 23.05.2011 tarihli,

2011/07 sayılı UKOME Genel Kurulu kararıyla: "Özel hastanenin otopark

ihtiyacının tamamının parsel içinde karşılanması, mimari projesinde

belirtilen otopark ile ilgili hususlara riayet edilmesi, otoparklara giriş ve

çıkışların vaziyet planında belirtilen alanlardan yapılması, haricen araç giriş

ve çıkış alanı yapılmaması kaydıyla trafik açısından uygun ve ulaşılabilir

olduğu" şeklinde izin verildiği ve Üstün Kamu Yararı taşıyan sağlık

hizmetine tahsis edilmiş taşınmaz için bu iznin yeterli olduğu sonucuna

varılmaktadır.

Ayrıca bilirkişi raporuna istinaden mahkemece; alana ilişkin

kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının parsel bazında yatırımcı

talepleri doğrultusunda belirlenmesinin bölgede var olan kentsel sorunları

daha da artıracağı, alana ilişkin nazım imar planı kararlarının, mevcut

yatırım taleplerini ve kent merkezindeki dönüşüm süreçlerini de dikkate

alacak şekilde yapılacak araştırmalara dayanılarak ve bölge bütünü ele

alınarak hazırlanması gerektiği ve plan değişikliğiyle belirlenen yapılaşma

koşullarının aynı imar adasında bulunan diğer parsellere göre; bina

yüksekliği, taban oturumu ve yapı çekme mesafeleri açısından ayrıcalıklı

yapılaşma hakkı tanıdığı, dava konusu plan değişiklikleri ile kot altında

oluşan katlann emsal tanımı ve hesabı dışında tutularak parsel özelinde

ilave inşaat alanı artışı sağlandığı hususları bir başka iptal sebebi olarak

belirtilmiş ise de, işlevin bir kamu hizmetinin yerine getirileceği "Özel Sağlık

Alanı" olarak tanımlanması nedeniyle bu işlevin yerine getirileceği

yapılardaki yapılaşma koşullarının konut yapılarıyla aynı kriterlerin esas

alınması suretiyle değerlendirilmesi sağlık hizmetlerinin sunumunu

sınırlayacak ve anılan hizmetin üstün kamu yararı taşıdığı öngörüsüyle

çelişecektir.

Bu bağlamda, hastane binalarında yürütülecek hizmetin niteliği

gereği ve hizmete uygun yapılaşma koşulları belirlenmesinde "Üstün Kamu

Yararı" ilkesinden hareketle şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına aykırı

bir yön bulunmamaktadır.

Sonuç olarak, Ankara İli, Çankaya ilçesi, Kavaklıdere Mahallesi, …

ada, … sayılı parseldeki taşınmazın özel sağlık alanı olarak belirlenmesine

yönelik olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.06.2011 tarihli,

1648 sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı

değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmadığından, nazım imar planı

değişikliğine dair işlemin iptaline karar veren mahkeme kararında hukuki

isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdare Mahkemesince verilen

14/11/2012 tarihli, E:2011/2077, K:2012/1681 sayılı kararın bozulmasına,

dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık

olmak üzere, 28/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.