Boğaziçi alanında kalan alanlarda yapılacak plan ve plan tadilatlarında 2960 sayılı Boğaziçi Kanun’u hükümlerinin uygulanması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu taşınmazın da yer aldığı Geri görünüm/Etkilenme Bölgesinde plan yapma yetkisinin nazım imar planı açısından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı`na, uygulama imar planı açısından ise ilgili ilçe belediye başkanlıklarına ait olmasına karşın, davalı bakanlıkça yapılan dava konusu planların idari işlemde yetki unsuru yönünden açıkça hukuka aykırı olduğu hakkında.

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Altıncı Daire

Esas No : 2014/1757

Karar No : 2014/8975

 

 

Temyiz Eden ve Yürütmenin Durdurulmasını

İsteyenler : 1 - (Davalı) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

Vekili : … (I. Hukuk Müşviri)

 2 - Davalı İdare Yanında Müdahil: …

Vekili : Av. …

Karşı Taraf : 1-(Davacılar)1- … 2- … 3- … 4- … 5- …

Vekili : Av. …

 

2- Davacı Yanında (Müdahil): Beşiktaş Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : İstanbul 8. İdare Mahkemesince verilen

26/12/2013 tarihli, E:2013/1818, K:2013/2269 sayılı kararın, usul ve

hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden

hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması

gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Harun Coşkun

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının

onanması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin

açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin

gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Levent Mahallesi, … pafta, …

ada, … parsel sayılı, mer‘i planda futbol sahası fonksiyonu olan taşınmazın

‘‘Turizm Tesis Alanı ve Park Alanı‘‘na alınmasına ilişkin 1/1000 ölçekli

Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı tadilatı ile 1/5000 ölçekli Koruma

Amaçlı Nazım İmar Planı tadilatının iptali istemiyle açılmış; İdare

Mahkemesince, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu‘nun 10. maddesinde geri

görünüm bölgesi için öngörülen yapılaşma koşulunun taban alan kat sayısı

(TAKS) azami %15 ve 4 katı (h = 12.50 m.) olduğu, uyuşmazlık konusu

taşınmaz için plan tadilatı ile getirilen yapılaşma şartlarının ise TAKS:0,20;

KAKS:2 ve h=50 m. olarak belirlendiği, bu haliyle yasa ile getirilen

yapılaşma şartlarının dikkate alınmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava

konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı

tarafından temyiz edilmiştir.

İstanbul Boğaziçi alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal

güzelliklerini kamu yararı gözeterek korumayı ve geliştirmeyi ve bu alandaki

nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar

mevzuatını belirlemeyi ve düzenlemeyi amaç edinerek kabul edilen ve

22.11.1983 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2960 sayılı

Boğaziçi Kanunun 2. maddesinde: ‘Boğaziçi Alanı‘; Boğaziçi kıyı ve sahil

şeridinden, öngörünüm bölgesinden, geri görünüm bölgesinden ve

etkilenme bölgelerinden oluşan ve sınırları ve koordinatları bu Kanuna ekli

krokide işaretli ve 22/07/1983 onay tarihli nazım planda gösterilen alan‘

olarak, ‘geri görünüm bölgesi‘; öngörünüm bölgesine bitişik olan ve

22/07/1983 tarihli 1/5000 ölçekli nazım planında gösterilen coğrafi bölge

olarak ifade edilmiş, yine madde metninde ‘etkilenme bölgesi‘ ise;

öngörünüm ve geri görünüm bölgeleri dışında 22/07/1983 tarihli ve

1/5000 ölçekli nazım planında gösterilen ve Boğaziçi sahil şeridi,

öngörünüm ve geri görünüm bölgelerinden etkilenen bölge olarak

tanımlanmıştır.

Anılan Kanun‘un "İmar Planlarının Yapılması, Onayı ve Tadili"

başlıklı 10.maddesinin son paragrafında ise; "Gerekli görüldüğü takdirde

"Boğaziçi Alanı" için yapılan planların revize edilmesi "geri görünüm" ve

"etkilenme" bölgelerinde 3030 sayılı Kanuna göre, "sahil şeridi" ve

"öngörünüm" bölgelerinde İstanbul Büyük Şehir Belediyesince hazırlanarak

Belediye Meclisinin kararı ve Belediye Başkanının onayından sonra

"Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu" onayı ile yürürlüğe girer."

hükmüne yer verilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu‘nun 4. maddesinin 1. fıkrasında; "2634

sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960

sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin

Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya

belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan

hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıdaki yasa maddesiyle, özel kanunlarla belirlenen alanlarda

özel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek, bu alanlarda

yapılacak planlamaların da özel kanunlarda belirtilen hükümler

doğrultusunda tatbik edileceği açıkça gösterilmiştir.

Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanunu‘nun planlama ilke ve

esaslarını düzenleyen genel nitelikte bir kanun olduğu, bu kanunda açıkça

belirtildiği görülen 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu‘nun ise ‘boğaziçi alanının‘

korunması amacıyla yasa koyucu tarafından kabul edilmiş özel nitelikte

kanun olduğunda duraksama bulunmamaktadır.

Davalı idarece, uyuşmazlık konusu planları yapma konusunda

dayanak alındığı görülen 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat

ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK)

08.08.2011 tarihli 648 sayılı KHK‘nın 10. maddesiyle eklenen 13/A-c

maddesinde "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma

alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve

benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya

yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım

ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, 

uygulamak veya uygulanmasını sağlamak" Tabiat Varlıklarını Koruma

Genel Müdürlüğü‘nün görevleri arasında sayılmıştır.

Uyuşmazlıkta, davaya konu planlama sahasının Boğaziçi Etkilenme

Bölgesinde kalması nedeniyle Boğaziçi alanlarında plan yapma yetkisinin

hangi idareye ait olduğunun tespiti önem arz etmektedir.

2960 sayılı Kanunda yer alan planlama yetkileri, 3194 sayılı Kanunda

yer alan planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına ilişkin

hükümlerden kaynaklanmayıp, kendi özel kanununda yer alan hükümlerden

kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de, özel kanunlarda yer alan plan

yapılmasına ilişkin hükümler başka bir kanun hükmü ile ilga edilmediği

sürece, özel kanunlarla yetkili kılınan kurum ve kuruluşların bu yetkilerinin

devam edeceği tabiidir.

Bakılan davada, 2960 sayılı Kanun özel bir kanun olduğuna göre,

İstanbul Boğaziçi alanına ilişkin yapılaşma koşullarını dahi belirleyen

düzenlemeler içerdiği ve 2960 sayılı Kanun‘a göre öngörünüm bölgesindeki

planların, İstanbul Büyükşehir Belediyesince hazırlanarak Belediye

Meclisinin kararı ve Belediye Başkanının onayından sonra "Boğaziçi İmar

Yüksek Koordinasyon Kurulu" onayı ile geri görünüm ve etkilenme

bölgesindeki planların ise; Belediye Kanunu uyarınca yapılacağı hususu

Kanunda açık bir şekilde düzenlendiğine göre, dava konusu taşınmazın da

içerisinde yer aldığı söz konusu alanda plan yapma yetkisinin münhasıran

yerel yönetime verildiği açıktır.

Öte yandan, barındırdığı kültürel, tarihi ve doğal güzelliklerine

hasren özel bir kanuna konu olan, bünyesinde doğal sit alanlarını da içeren

Boğaziçi alanında plan yapma yetkisinin tamamen davalı Bakanlığa ait

olduğunun kabulü halinde, Boğaziçi alanının öngörünüm bölgesinde yine

belediye tarafından yapılacak planı nihai onaylama yetkisi olan ve davalı

idarenin de üyesi bulunduğu Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon

Kurulunun 2960 sayılı Yasadan kaynaklı yetkisinin gaspı anlamına gelir ki,

bu durum özel Kanun niteliğinde bulunan 2960 sayılı Kanun‘un 10.

maddesine de açık aykırılık teşkil edecektir.

Bu durumda; yukarıda aktarılan yasal düzenlemeler gereği, Boğaziçi

alanında kalan alanlarda yapılacak plan ve plan tadilatlarında 2960 sayılı

Boğaziçi Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği açık olup, uyuşmazlık

konusu taşınmazın da yer aldığı Gerigörünüm/Etkilenme Bölgesinde plan

yapma yetkisinin nazım imar planı açısından İstanbul Büyükşehir Belediye

Başkanlığı‘na, uygulama imar planı açısından ise ilgili ilçe belediye

başkanlıklarına ait olmasına karşın, davalı Bakanlıkça yapılan dava konusu 

planların idari işlemde yetki unsuru yönünden açıkça hukuka aykırı olduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, İstanbul 8. İdare Mahkemesince verilen

26/12/2013 tarihli, E:2013/1818, K:2013/2269 sayılı kararın yukarıda

belirtilen gerekçeyle onanmasına, dosyanın adı geçen Mahkemeye

gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün

içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18/12/2014 tarihinde

oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, İstanbul İli, Beşiktaş İlçesi, Levent Mahallesi, … pafta, …

ada, … parsel sayılı mer‘i planda futbol sahası fonksiyonu olan taşınmazın

‘‘Turizm Tesis Alanı ve Park Alanı‘‘na alınmasına ilişkin 1/1000 ölçekli

Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı tadilatı ile 1/5000 ölçekli Koruma

Amaçlı Nazım İmar Planı tadilatının iptali istemiyle açılmıştır.

2960 sayılı Boğaziçi Kanunun 2. maddesinde, ‘Boğaziçi Alanı‘;

Boğaziçi kıyı ve sahil şeridinden, öngörünüm bölgesinden, geri görünüm

bölgesinden ve etkilenme bölgelerinden oluşan ve sınırları ve koordinatları

bu Kanuna ekli krokide işaretli ve 22/07/1983 onay tarihli nazım planda

gösterilen alan‘ olarak, ‘geri görünüm bölgesi‘; öngörünüm bölgesine bitişik

olan ve 22/07/1983 tarihli 1/5000 ölçekli nazım planında gösterilen coğrafi

bölge olarak ifade edilmiş, yine madde metninde ‘etkilenme bölgesi‘ ise;

öngörünüm ve geri görünüm bölgeleri dışında 22/07/1983 tarihli ve

1/5000 ölçekli nazım planında gösterilen ve Boğaziçi sahil şeridi,

öngörünüm ve geri görünüm bölgelerinden etkilenen bölge olarak

tanımlanmıştır.

Anılan Kanun‘un yürürlükte olan "İmar Planlarının Yapılması,

Onayı ve Tadili" başlıklı 10.maddesinin son paragrafında; "Gerekli

görüldüğü takdirde "Boğaziçi Alanı" için yapılan planların revize edilmesi

"geri görünüm" ve "etkilenme" bölgelerinde 3030 sayılı Kanuna göre, "sahil

şeridi" ve "öngörünüm" bölgelerinde İstanbul Büyük Şehir Belediyesince

hazırlanarak Belediye Meclisinin kararı ve Belediye Başkanının onayından

sonra "Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulu" onayı ile yürürlüğe

girer." hükmüne yer verilmiştir.

Davalı idarece uyuşmazlık konusu planları yapma konusunda

dayanak alındığı görülen 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat

ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK)

08.08.2011 tarihli 648 sayılı KHK‘nın 10. maddesiyle eklenen 13/A-c

maddesinde "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma 

alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve

benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya

yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım

ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak,

uygulamak veya uygulanmasını sağlamak" görevi Tabiat Varlıklarını

Koruma Genel Müdürlüğü‘ne verilmiştir.

Yukarıya alıntısı yapılan mevzuat hükümlerinin birlikte

değerlendirilmesinden, Boğaziçi bölgesinde kıyı ve sahil şeridine özgü

olmak üzere, planlama yapma yetkisi "Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon

Kurulu`na tanınmış, yine geri görünüm ve etkilenme bölgeleri ile ilgili olarak

ise, 2960 sayılı yasada sınırları belirtilmiş olan yapılaşma koşullarına uymak

kaydıyla Büyükşehir Belediye Meclisine plan yapma ya da değişiklik yapma

yetkisi tanınmıştır. 644 sayılı KHK ile de, Boğaziçi alanının da yer aldığı

özel koruma alanları ve doğal sit alanları gibi maddede sayılan korunması

gerekli önemli alanlar için bu alanların koruma amacının merkezi yönetim

tarafından sağlanması gözetilerek, bu amaçla kurulan Tabiat Varlıkları

Koruma Genel Müdürlüğüne her tür ve ölçekteki imar planlarını yapmak

yetki ve görevinin verildiği görülmektedir.

Bakılan davada, uyuşmazlık konusu taşınmazın Boğaziçi Etkilenme

bölgesi sınırları içerisinde kaldığı, niteliği gereği korunan ve yapılaşma

şartları yasa ile sınırlanan bölgenin dava konusu işlemin dayanağı olan 644

sayılı KHK‘nın 13/A-c bendinde ifade edilen "koruma statüsü bulunan"

yerler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gibi, taşınmazın aynı zamanda

sit alanı sınırları içerisinde yer aldığı, koruma alanları ve doğal sit alanlarında

planlama yetkisinin ise aynı bend kapsamında açıkça bu alanları koruma

amacıyla kurulmuş olan davalı idarenin yetkisi içerisinde sayıldığı

anlaşılmıştır.

Bu durumda, dava konusu edilen planlama işleminde davalı Çevre

ve Şehircilik Bakanlığı‘nın yetkili olduğunun anlaşılması karşısında, temyize

konu mahkeme kararının esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşü

ile aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.

KATILMA KARARI

Davacılar …, …, …, … ve … vekili Av. … tarafından, İstanbul İli,

Beşiktaş İlçesi, Levent Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı mer‘i

planda futbol sahası fonksiyonu olan taşınmazın ‘‘Turizm Tesis Alanı ve

Park Alanı‘‘na alınmasına ilişkin 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama

İmar Planı tadilatı ile 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı

tadilatının iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na karşı açılan 

davada; … vekili Av. … tarafından verilen ve davalı idare yanında davaya

katılma istemini içeren başvurusu ile Beşiktaş Belediye Başkanlığı vekili Av.

… tarafından verilen ve davacılar yanında davaya katılma istemini içeren

başvurusu incelendi:

Davaya katılma isteminde bulunanların, davanın sonucuyla yakından

ilgili olması nedeniyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 31.

maddesinin yollamada bulunduğu Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun ilgili

maddeleri uyarınca …‘ın davalı idare yanında, Beşiktaş Belediye

Başkanlığı‘nın davacılar yanında davaya katılma isteminin kabulüne,

18.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.