Anayasa Mahkemesi`nin 31/05/2012 tarih ve E:2011/38, K:2012/89 sayılı kararıyla 2013 sayılı Vergi Usul Kanunu`nun mükerrer 49. maddesinde yer alan "Takdir komisyonlarının kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler" düzenlemesinin iptali üzerine takdir edilen değerlere karşı dava açma hakkına kavuşan mükellefler tarafından emlak vergisinin tahakkukundan sonra açılan davanın süresinde olmadığı hakkında.

 D A N I Ş T A Y

Dokuzuncu Daire

Esas No : 2014/8543

Karar No : 2014/6206

 

Temyiz İsteminde Bulunan : Zeytinburnu Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

Karşı Taraf : … İstanbul A,B,C Bloklar Yöneticiliği

Temsilciler Kurulu

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : 2014 yılında uygulanmak üzere Zeytinburnu

Belediyesi Takdir Komisyonu Başkanlığı‘nın Kazlıçeşme Mahallesi cadde,

sokak ve muhtelif alanlar için asgari arsa m² birim değerlerinin

belirlenmesine dair 28/06/2013 tarih ve 2013/16 sayılı kararının; … ada …

parsel 16/9 Binaları‘na ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davayı kısmen

kabul eden, kısmen reddeden İstanbul 11. Vergi Mahkemesi‘nin

30/04/2014 tarih ve E:2014/406, K:2014/1074 sayılı kararının kabule

ilişkin kısmının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

Cevabın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin

reddi gerektiği yolundadır.

Tetkik Hakimi Zöhre Yumruktay‘ın Düşüncesi : İleri sürülen

iddialar usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını

gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği

düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği

görüşüldü:

Uyuşmazlıkta, 2014 yılında uygulanmak üzere Zeytinburnu

Belediyesi Takdir Komisyonu Başkanlığı‘nın Kazlıçeşme Mahallesinde yer

alan cadde, sokak ve muhtelif alanlar için asgari arsa m² birim değerlerinin

belirlenmesine dair 28/06/2013 tarih ve 2013/16 sayılı kararının, … ada,

… parsel, 16/9 Binaları‘na ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davayı

kısmen kabul eden, kısmen reddeden Vergi Mahkemesi kararının; davalı

idare tarafından Bina Yöneticiliği Temsilciler Kurulu‘nun dava açma ehliyeti

bulunmadığı ve takdir komisyonu kararının Belediye ilan panosunda,

Ticaret Odasında ve Muhtarlıklarda ilan edildiği, ancak davanın ilan tarihine

göre yasal dava açma süresinde açılmadığı ileri sürülerek bozulması

istenilmektedir.

Davalı idarenin temyiz dilekçesinde, davacının dava açma ehliyeti

bulunmadığı yönünde ileri sürdüğü iddia yerinde görülmemiştir.

Davanın, yasal dava açma süresi içerisinde açılmadığı yönündeki

iddiasına gelince;

213 sayılı Vergi Usul Kanunu`nun mükerrer 49/b maddesinde,

aynen, "Takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim

değer tespitine ilişkin dört yılda bir yapacakları takdirler, tarh ve tahakkuk

işleminin (Emlâk Vergisi Kanunu`nun 33 üncü maddesinin (8) numaralı

fıkrasına göre yapılacak takdirler dahil) yapılacağı sürenin başlangıcından en

az altı ay önce karara bağlanarak, arsalara ait olanlar takdirin ilgili bulunduğu

il ve ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odalarına ve ilgili mahalle

ve köy muhtarlıkları ile belediyelere, araziye ait olanlar il merkezlerindeki

ticaret ve ziraat odalarına ve belediyelere imza karşılığında verilir.

Büyükşehir belediyesi bulunan illerde takdir komisyonu kararları,

vali veya vekalet vereceği memurun başkanlığında, defterdar veya vekalet

vereceği memur, vali tarafından görevlendirilecek tapu sicil müdürü ile

ticaret odası, serbest muhasebeci mali müşavirler odası ve esnaf ve

sanatkârlar odaları birliğince görevlendirilecek birer üyeden oluşan merkez

komisyonuna imza karşılığında verilir. Merkez komisyonu kendilerine tebliğ

edilen kararları onbeş gün içinde inceler ve inceleme sonucu belirlenen

değerleri ilgili takdir komisyonuna geri gönderir. Merkez komisyonunca

farklı değer belirlenmesi halinde bu değerler ilgili takdir komisyonlarınca

yeniden takdir yapılmak suretiyle dikkate alınır.

(Anayasa Mahkemesinin 31/05/2012 tarih ve E:2011/38,

K:2012/89 sayılı kararıyla iptal edilen cümle: Takdir komisyonlarının bu

kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve

ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi

nezdinde dava açabilirler.) Vergi mahkemelerince verilecek kararlar aleyhine

onbeş gün içinde Danıştay`a başvurulabilir.

Kesinleşen asgari ölçüde arsa ve arazi birim değerleri, ilgili

belediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak suretiyle tarh ve

tahakkukun yapıldığı yılın başından Mayıs ayı sonuna kadar ilân edilir."

hükümlerine yer verilmiştir.

Emlak vergisinin tarh ve tahakkukuna ilişkin esaslar, bina vergisi

için 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu`nun 11. maddesinde, arazi vergisi

için ise 21. maddesinde düzenlenmiştir. Her iki maddede, "Verginin Tarh ve

Tahakkuku" başlığını taşımakta ve birbirine paralel hükümler içermektedir.

Buna göre 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu`nun 11. ve 21.

maddelerinde, "emlak vergisi, ilgili belediye tarafından;

a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı

takip eden bütçe yılının Ocak ve Şubat aylarında,

b) 33`üncü maddenin (1) ila (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi

değerini tadil eden sebeplerle bildirim verilmesi icabeden hallerde, vergi

değerini tadil eden sebeplerin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılın

Ocak ayı içinde, vergi değerini tadil eden sebep yılın son üç ayı içinde vuku

bulmuş ve bildirim, vergi değerini tadil eden sebebin meydana geldiği bütçe

yılını takip eden yılda verilmiş ise bildirimin verildiği tarihte,

c) 33`üncü maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı hallerde, takdir

işlemlerinin yapıldığı bütçe yılını takip eden yılın Ocak ve Şubat aylarında,

29`uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık

olarak tarh olunur. Bildirim posta ile gönderilmiş ise vergi, bildirim verme

süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunur. Bu suretle

tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılır ve mükellefe

bir yazı ile bildirilir.

Yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29`uncu maddeye

göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan emlak vergisi, her

bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır.

Bir il veya ilçe hududu içerisinde birden fazla belediye olması

halinde, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan binaya ait bina

vergisini tarha yetkili olacak belediye, ilgili valiler tarafından belirlenir."

düzenlemesine yer verilmiştir.

Emlak vergisinin tarh ve tahakkukunu düzenleyen söz konusu

maddeler 09/04/2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren

4751 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve yapılan değişiklikle tarh ve tahakkuka

ilişkin esaslar getirilmiştir. 4751 sayılı Kanun ile emlak vergisi uygulaması

sonucunda görülen olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve vergilemede

kolaylığın ve basitliğin sağlanması amacıyla dört yılda bir alınmakta olan

beyan esasının kaldırılması ve sadece vergi değerini tadil eden nedenlerin

bulunması halinde mükelleflerden bildirim alınmasını sağlamaya yönelik

değişiklikler yapılmıştır.

Arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespiti takdir

komisyonlarınca dört yılda bir yapılmakta olup, kesinleşen asgari ölçüde m²

birim değerleri esas alınarak hesaplanan bina ve arazilere ilişkin emlak

vergisi, takdirin yapıldığı yılı takip eden bütçe yılının Ocak ve Şubat ayında

yıllık olarak tarh olunur ve tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılarak

Kanunda mükellef olarak belirtilenler tarafından birinci taksiti Mart, Nisan

ve Mayıs aylarında, ikinci taksiti ise Kasım ayında olmak üzere iki eşit

taksitte ödenir.

Emlak vergisi mükelleflerinin takdir komisyonu kararlarına karşı

idari dava açma haklarını kısıtlayan düzenleme Anayasa Mahkemesi

tarafından iptal edilmeden önce daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve

köy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava

açabilmekte iken, söz konusu düzenlemenin iptal edilmesi ile birlikte

verginin mükellefi olan bireylerin menfaatlerinin ihlal edilmesi halinde

verginin tarh ve tahakkukuna dayanak olan asgari arsa m² birim değerlerinin

belirlenmesine ilişkin takdir komisyonu kararlarına karşı dava açma

hakkının önünde herhangi bir yasal sınırlama bulunmadığı açıktır.

Anayasa Mahkemesi‘nin iptal kararından sonra dava açma ehliyetine

kavuşan mükellefler tarafından takdir komisyonu kararının iptali istemiyle

açılan davalarda dava açma süresi ile ilgili bir yasal düzenleme

bulunmadığından dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağı ve

en son hangi tarihe kadar dava açılabileceği hususlarının yukarıda söz edilen

yasa hükümleri çerçevesinde emlak vergisinin genel özellikleri de dikkate

alınarak irdelenmesi gerekmektedir.

Vergi Usul Kanunu`nun mükerrer 49. maddesinin (b) fıkrasının

üçüncü paragrafı "takdir komisyonlarının bu kararlarına karşı kendilerine 

karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve köy

muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava

açabilirler. Vergi Mahkemelerince verilecek kararlar aleyhine onbeş gün

içinde Danıştay‘a başvurabilirler" şeklinde iken, bu paragrafın ilk cümlesi

Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olup, iptal

kararı esasen takdir komisyonu kararlarına karşı dava açabileceklerle ilgili

olmasına rağmen, dava açma süresini içeren cümle tamamen iptal

edildiğinden, takdir komisyonu kararlarına karşı açılacak davalarda 2577

sayılı İdari yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde yer alan yasal dava

açma süresinin uygulanması gerekmektedir.

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu‘nun mükerrer 49‘uncu

maddesinde arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin

takdir komisyonu kararlarının, öteden beri dava açma ehliyeti bulunan

odalara, belediyeler ile köy ve mahalle muhtarlıklarına imza karşılığı

verileceği belirtilmekte ise de emlak vergisi mükelleflerine ilan yoluyla tebliğ

edileceği yönünde bir hüküm bulunmadığı gibi ilgililere ne suretle tebliğ

edileceği de düzenlenmemiştir.

Bu durumda, yine Vergi Usul Kanunu`nun mükerrer 49.

maddesinde yer alan hükümler, emlak vergisi ile ilgili yasal düzenlemeler ve

emlak vergisinin özelliği gözönüne alınarak emlak vergisi mükelleflerinin

hangi tarihe kadar dava açabilecekleri hususunun da açıklığa kavuşturulması

gerekmektedir.

Emlak vergisinin matrahı Emlak Vergisi Kanunu`nun 29.

maddesinde tanımlanan vergi değeri olup, bina, arsa ve arazilerin emlak

vergisi hesaplamasına esas alınan vergi değeri dört yılda bir ilgili belediyeler

tarafından yeniden hesaplanmakta ve vergi değerinin hesaplanmasında esas

alınan arsa ve arazi birim değerleri de dört yılda bir takdir komisyonları

tarafından belirlenmektedir. Belediyelerce de Emlak Vergisi Kanun`una

göre dört yılda bir belirlenen ve kesinleşen arsa ile arazi metrekare birim

değerleri gözönüne alınarak emlak vergileri tarh ve tahakkuk ettirilmektedir.

Arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin

değerlerin nasıl belirleneceğine dair usuller Emlak Vergisi Kanunu`ndaki

hükümlerden ayrı olarak Vergi Usul Kanun`unu mükerrer 49. maddesinde

özel olarak düzenlenmiş, emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti,

kesinleşmesi ve ilanı, takdir komisyonu kararlarına karşı kimlerin hangi

sürelerde yargı yoluna gidecekleri açıklanmıştır.

Sözü edilen Kanun`un mükerrer 49. maddesinin son fıkrasında;

kesinleşen asgari ölçüde birim değerleri ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda

uygun bir yere asılmak suretiyle tarh ve tahakkukun yapıldığı yılın başından 

Mayıs ayı sonuna kadar ilan edileceği belirtilmektedir. Maddede yer alan

"kesinleşme" tabiri dava açılmayarak dava açma süresinin dolması ya da

dava açılarak sonuçlanması anlamını taşıdığından, herhangi bir değerin ya da

bedelin kesinleşmesinden sonra değiştirilmesi kanunen ve hukuken

mümkün olamayacaktır.

Bütün bu hususların gözönüne alınması halinde Vergi Usul

Kanunu`nun mükerrer 49. maddesi ile arsa ve arazi metrekare birim

değerleri yönünden davanın açılması ve devamı özel olarak

düzenlendiğinden, maddede kesinleşen değerlerin ilanından bahsedilerek

Kanun Koyucu tarafından verginin tahakkuk ettirildiği yılın başından önce

vergi değerinin kesinleşmesi sağlanmak istenildiğinden ve belediyelerce

kesinleşen bu değerler esas alınarak tarh ve tahakkuk yapıldığından,

mükelleflerin takdir komisyonlarınca dört yılda bir belirlenen arsa ve arazi

asgari metrekare birim değerlerinin kesinleşmesinden önce idareye yapılan

başvuru sonucu verilen cevaptan ya da herhangi bir şekilde öğrenildiği

tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun`un 7. maddesinde yer alan ve 30 gün

olan genel dava açma süresi içerisinde sözkonusu işlemin iptali istemiyle

dava açmaları gerekmekte olup, sözü edilen değerlerin kesinleşmesinden

sonra dava açma imkanı bulunmamaktadır.

Emlak vergisi mükellefleri, takdir komisyonlarınca dört yılda bir

belirlenen değerlere karşı kesinleştikten sonra veya kesinleşme ile birlikte

tarh ve tahakkuktan önceki dönemlerde ya da verginin tarh ve

tahakkukundan sonra açtıkları davalarda ilgili takdir komisyonu kararlarının

iptalini isteyemeyeceklerdir.

Olayda ise, vergi değerinin kesinleşmesinden sonra asgari arsa

metrekare birim değerinin tespitine ilişkin takdir komisyonu kararının iptali

istemi ile dava açıldığı görülmüş olup, Vergi Mahkemesi tarafından söz

konusu davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken, keşif ve bilirkişi

incelemesi yaptırılarak kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesinde

yasal isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 11. Vergi

Mahkemesi‘nin 30/04/2014 tarih ve E:2014/406, K:2014/1074 sayılı

kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde

kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/10/2014 tarihinde esasta

oybirliği gerekçede ise oyçokluğuyla karar verildi.

 

KARŞI OY

Temyize konu Vergi Mahkemesi kararının, asgari arsa m² birim

değerinin tespitine ilişkin takdir komisyonu kararının ilgililere tebliğ

edileceğine ilişkin herhangi bir kanun hükmü bulunmadığından söz konusu

işlem, davacının taşınmazının bulunduğu mahalle muhtarlığı tarafından

askıya çıkarılarak ilan edildiği için yapılan ilan işleminin tebliğ yerine geçen

işlem olarak kabul edilmesi ve dava açma süresinin de bu tarihten itibaren

başladığının kabulü gerektiğinden bu gerekçe ile bozulması gerektiği

görüşüyle Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.


Kaynak: http://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/12_04_2016_115406.pdf

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.