Yıkılacak derecede tehlikeli olması nedeniyle yapının 10 gün içinde tahliye edilmesine ilişkin işlem ile 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca işlem yapılması yolundaki işlemin iptali istemiyle açılan davada, davalı idarece işlem tesisinde içeriği itibarıyla farklı hususları düzenleyen İmar Kanunu`nun 39. ve 40. maddelerinin birlikte uygulanmasının, tek başına işlemi sakatlayacak nitelikte bir unsur olmadığı, bu itibarla, 3194 sayılı Yasa’nın 39. ve 40. maddelerinin birlikte uygulanması suretiyle tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.

T.C.

D A N I Ş T A Y

İdari Dava Daireleri Kurulu

Esas No : 2013/486

Karar No : 2015/721

 

 

Temyiz Eden (Davacı) :

Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : Zeytinburnu Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

İstemin Özeti: İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 19/09/2012 günlü,

E:2012/1150, K:2012/1708 sayılı kararının, davacı tarafından temyizen

incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstanbul 8. İdare Mahkemesince verilen ısrar

kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne

sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı

belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Ulya Emiroğlu

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması

gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya

incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul ili, Zeytinburnu İlçesi, Merkezefendi Mahallesi,

Mevlevihane Caddesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının

yıkılacak derecede tehlikeli olması nedeniyle 10 gün içinde tahliye edilmesi

gerektiğine ilişkin 13/04/2007 günlü Belediye Başkanlığı işlemi ile 3194

sayılı Yasa`nın 39. ve 40. maddeleri uyarınca işlem yapılması yolundaki

17/04/2007 günlü, 2007/251 sayılı Belediye Encümeni Kararının iptali

istemiyle açılmıştır.

İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 31/12/2007 günlü, E:2007/812,

K:2007/2652 sayılı kararıyla, tahliyesi istenilen yapının ruhsatsız olduğu,

ayrıca dava konusu parselin mülkiyetinin vakfa ait olduğu, mevcut imar

planında dava konusu taşınmazın belediye kültür alanı olarak ayrıldığı ve bu

parselin sur (Topkapı) tecrit alanında kaldığı anlaşıldığından, söz konusu

yapının bulunduğu yerde muhafaza edilmesine ve bu alanda faaliyet

göstermesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir.

Anılan karar, Danıştay Altıncı Dairesi‘nin 02/11/2010 günlü,

E:2009/56,K:2010/9919 sayılı kararıyla, uyuşmazlık konusu taşınmaz

hakkında tamamen farklı hususları düzenleyen 39 ve 40`ıncı maddelerin bir

arada uygulanması suretiyle tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde

hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, 26/03/2007 günlü teknik

rapordan ve fotoğraflardan görüleceği gibi ekonomik ömrünü tamamlamış, 

çevresi için tehlike arz eden yapılardan söz edilmiş ise de, uyuşmazlığa konu

yapıda ne gibi hasarlar olduğu ve tehlike arzettiği konusunda bir tespit

bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de, İdare Mahkemesince ilk

kararında ısrar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 19/09/2012 günlü,

E:2012/1150, K:2012/1708 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve

bozulmasını istemektedir.

3194 sayılı Kanunun ‘‘Yıkılacak derecede tehlikeli yapılar‘‘ başlıklı

39`uncu maddesinde ‘‘Bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli

olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların sahiplerine

tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya valilikçe on gün

içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde binanın

içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası tebliğ

yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla birlikte

bir zabıtla tespit edilir.‘‘ kuralı yer almaktadır.

Aynı Kanunun ‘‘Kamunun selameti için alınması gereken tedbirler‘‘

başlıklı 40`ıncı maddesinde de ‘‘Arsalarda, evlerde ve sair yerlerde umumun

sağlık ve selametini ihlal eden, şehircilik, estetik veya trafik bakımından

mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin, gürültü ve duman tevlideden

tesislerin hususi mecra, lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin

mahzurlarının giderilmesi ve bunların zuhuruna meydan verilmemesi

ilgililere tebliğ edilir.

Tebliğde belirtilen müddet içinde tebliğe riayet edilmediği takdirde

belediye veya valilikçe mahzur giderilir; masrafı % 20 fazlasıyla arsa

sahibinden alınır veya mahzur tevlit edenlerin faaliyeti durdurulur.‘‘

hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, Zeytinburnu Merkezefendi

Mahallesi, Mevlevihane caddesinde bulunan ve mülkiyeti Kaymak Mustafa

Paşa ve Ayşe Hatun vakfına ait 24475 m2 yüzölçümlü bostan vasıflı

parselin üzerinde fen ve sanat kaidelerinden yoksun, şehircilik ve estetik

açıdan kötü görünümlü ve can ve mal güvenliği yönünden tehlike oluşturan

muhtelif yapılar bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle bu aykırılıkların

giderilerek yapıların 10 gün içinde tahliyesine yönelik 13/04/2007 günlü

dava konusu işlemin tesis edildiği ve bu aykırılıkların giderilmediği

gerekçesiyle İmar Kanunu`nun 39. ve 40. maddesi uyarınca işlem

yapılmasına yönelik dava konusu encümen kararının alındığı

anlaşılmaktadır.

İmar Kanunu 39. ve 40. maddeleri içeriği itibariyle farklı hususları

düzenlemekte ise de, davalı idarece işlem tesisinde söz konusu iki hükmün 

birlikte uygulanmasının, tek başına işlemi sakatlayacak nitelikte bir unsur

olmadığının kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, dava konusu İmar Kanunu`nun 39. ve 40. maddelerinin

birlikte uygulanması suretiyle tesis edilen işlemde bu yönüyle hukuka

aykırılık bulunmamaktadır.

Öte yandan, dosyanın incelenmesinden, taşınmaz mahallinde

26/03/2007 tarihinde yetkili teknik elemanlar tarafından davacı taşınmazı

ile birlikte 10 adet işyeri için ayrı ayrı inceleme yapılmaksızın, tüm yapılar

için tek bir rapor düzenlenmesi suretiyle söz konusu taşınmazların

ekonomik ömrünü tamamlayarak tehlike arz edecek bir duruma geldiği

belirtilerek hepsi için aynı tespitin yapıldığı, teknik raporun ekinde yer alan

resimlerin de hangi taşınmaza ait olduğunun ortaya konulmadığı

görülmektedir.

Davalı idarece yukarıda anılan mevzuat uyarınca işlem tesis

edilebilmesi için yapının bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede

tehlikeli olduğunun ve tehlikenin derecesinin belediye veya valilik tarafından

ortaya konulması gerekmekte olup davacı tarafından uyuşmazlığa konu

yapının yıkılacak derecede tehlikeli olmadığı, çelik konstrüksiyondan

yapılmış tek katlı bir yapı olduğu, kaldı ki ortada usule uygun bir tespit de

bulunmadığının öne sürüldüğü dikkate alındığında, uyuşmazlığa konu

yapıda ne gibi hasarlar olduğu ve yapının ne derece tehlike arzettiği

konusunda yeterli bir teknik inceleme ve tespit bulunmaksızın tesis edilen

işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, İstanbul

8. İdare Mahkemesinin 19/09/2012 günlü, E:2012/1150, K:2012/1708

sayılı ısrar kararının bozulmasına, dosyanın anılan İdare Mahkemesine

gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar

düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/03/2015 tarihinde oyçokluğu ile karar

verildi.

KARŞI OY

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; İdare

Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede

ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte

olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile, İstanbul 8.

İdare Mahkemesinin 19/09/2012 günlü, E:2012/1150, K:2012/1708 sayılı

ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Kaynak: http://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/18_08_2016_095151.pdf

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.