Vakıf senedinde; taşınmazın niteliğine, kullanım biçimine ve akar niteliğinin nasıl sağlanacağı hususuna açıkça yer verilmesi halinde, bu hususa riayet edilmesi gerekmekte ise de taşınmazın fiili kullanım durumuna göre planlama yapılması gerekliliğinden ve gelir getirici nitelikte olmayan fonksiyonlara ayrılamayacağından söz edilemeyeceğinden taşınmazın imar planında park ve dinlenme alanı olarak ayrılmasının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve üst ölçekli planlara uygunluğu yönünden irdelenmesi gerektiği hakkında.

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Altıncı Daire

Esas No : 2013/2223

Karar No : 2014/7552

 

Temyiz Edenler (Davalılar) :

1- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

2- Kültür ve Turizm Bakanlığı

Vekili : Birinci Hukuk Müşaviri …

Karşı Taraf(Davacı) : Vakıflar Genel Müdürlüğü adına Vakıflar

İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen

31/01/2013 tarihli, E:2012/1033, K:2013/189 sayılı kararın, usul ve

hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Fatih Yıldırım

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının

bozulması gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin

açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin

gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul İli, Fatih İlçesi, Hacı Evlahaddin Mahallesi, … pafta,

… ada, … sayılı parselde Malcızade Mehmet Efendi Vakfı adına kayıtlı

taşınmazı "Park ve Dinlenme Alanı" olarak belirleyen 30.12.2011 onay

tarihli 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar

Planının taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince,

5737 sayılı Vakıflar Kanunu hükümleri uyarınca mazbut vakıf taşınmazlar

hakkında akar niteliğini koruyacak şekilde imar düzenlemesi yapılması

gerektiği, taşınmazın uyuşmazlık konusu planla gelir getirici nitelikte

olmayan "Park ve Dinlenme Alanı" olarak ayrılmasında hukuka uyarlık

bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu

karar davalı idareler vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu`nun 5. maddesinde: "Nazım İmar Planı;

varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar

üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi

parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin

gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli

yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım

sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve

uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen,

detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır."

şeklinde tanımlanmış, anılan Kanun`un "Planların hazırlanması ve yürürlüğe

konulması" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise: "İmar

planları; nazım imar planı ve uygulama imar planlarından meydana gelir.

Mevcut ise bölge ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak,

belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili

belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye Meclisince onaylanarak

yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca

tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi

içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisince

gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek

kesin karara bağlar." hükümleri yer almıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun "Vakıf senedi" başlıklı 106.

maddesinde: "Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal

ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir."

düzenlemeleri yer almış olup, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu`nun "Tanımlar"

başlıklı 3. maddesinde ise, Mazbut vakıf; "Bu Kanun uyarınca Genel

Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk

Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı

Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen

vakıflar" olarak tanımlanmış, aynı Kanun`un "Vakıf kültür varlıklarının

korunması ve imar uygulamalarının bildirilmesi" başlıklı 22. maddesinde de:

"Kamu kurum ve kuruluşları, koruma imar planlarını düzenlerken vakıf

kültür varlıklarıyla ilgili hususlarda Genel Müdürlüğün görüşünü almak

zorundadırlar. Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmaz mallarla

ilgili olarak belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan

uygulama imar ve parselasyon planlarının, askıya çıkarılmadan önce ilgili

idareler tarafından Genel Müdürlüğe bildirilmesi zorunludur. Mazbut vakıf

taşınmazlarında akar niteliğini koruyacak şekilde imar düzenlemesi yapılır.

Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait olup uygulama imar planlarında

okul, hastane veya spor alanlarında kalan taşınmazlar; ilgili kurumlar

tarafından, imar planının tasdik tarihinden itibaren iki yıl içerisinde

kamulaştırılmadığı takdirde ilgili bakanlığın görüşü alınarak Genel

Müdürlükçe özel okul, özel hastane veya özel spor tesisi olarak

değerlendirilebilir." hükümlerine yer verilmiştir.

İmar düzenlemelerinde, mazbut vakıf taşınmazlarının akar niteliği

değerlendirilirken taşınmazların vakıf senedindeki özgülenme amacından

yola çıkarak ve fiili kullanım durumu dikkate alınarak inceleme yapılması

gerekmektedir. Vakfın vakfiyesinde (vakıf senedinde); taşınmazın niteliğine,

kullanım biçimine ve akar niteliğinin nasıl sağlanacağı hususuna açıkça yer

verilmesi halinde, bu hususa riayet edilmesi gerekmekte ise de, vakfa ait

taşınmazın bu nitelikleri taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, fiilen

kullanıldıkları şekilde kalmaları gerektiğini ileri sürmek mümkün değildir.

Olayda, uyuşmazlığın çözümü amacıyla Danıştay Altıncı Dairesinin

04.03.2014 tarihli ara kararı ile taraflardan; parselin kayıtlı olduğu vakfa ait

vakıf senedinin, geçmişten günümüze kadar olan tüm süreçte taşınmazın

durumunu gösteren fotoğrafların ve teknik çizimlerin, taşınmazın fiili

kullanım durumuna dair bilgi ve belgelerin istenilmesine karar verildiği,

bunun üzerine gelen cevap dilekçelerine ekli bilgi ve belgeler ile beraber

dosyanın incelenmesinden; kültür varlığı olarak tesciline dair bir kaydı

bulunmayan uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin vakıf senedinde taşınmazın

akar niteliğiyle ilgili olarak yukarıdaki paragrafta aktarımı yapılan unsurlara

yer verilmediği, taşınmazın bir kısmının üzerinde gecekondu bulunduğu,

diğer kısmının ise arsa vasfında olduğu ve kiraya verilme suretiyle

değerlendirildiği görülmekte olup, bu haliyle taşınmaz hakkında fiili 

kullanım durumuna göre planlama yapılması gerekliliğinden ve gelir getirici

nitelikte olmayan fonksiyonlara ayrılamayacağından söz edilemez.

Buna göre, taşınmazın uyuşmazlık konusu planla gelir getirici

nitelikte olmayan "Park ve Dinlenme Alanı" olarak ayrılmasında hukuka

uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmeden

idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Öte yandan, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da

sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde

halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine

özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan, ulaşım, hizmet ve yapı ilişkileri,

yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantılar

gözönüne alınarak ve toplum yaşamını yakından etkileyen fiziksel çevrenin

sağlıklı bir yapıya kavuşturulması ve toprağın koruma-kullanma dengesinin

en rasyonel biçimde belirlenmesi için hazırlanan imar planlarının yargısal

denetiminde, bu hususlara uyulup uyulmadığının detaylı bir şekilde

incelenmesi gerekeceği açıktır.

Bu durumda, taşınmaz yönünden dava konusu planın; mevzuatta

yer alan düzenlemelere, üst ölçekli planlara, şehircilik ilkelerine ve planlama

esaslarına uygun olup olmadığı hususunun; gerekirse yerinde keşif ve

bilirkişi incelemesi yapılarak açıklığa kavuşturulması ve uyuşmazlık hakkında

mahkemece yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen

31/01/2013 tarihli, E:2012/1033, K:2013/189 sayılı kararın bozulmasına,

dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık

olmak üzere, 20/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: http://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/18_08_2016_095151.pdf

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.