Mülkiyet hakkının kullanılamaması nedeniyle tazminat talebinde bulunmakta ise de; davacının uyuşmazlık konusu taşınmazı edindiği tarih itibari ile taşınmaz için kısıtlılık durumunun mevcut olduğu, mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olma durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına karşın, satış işlemi sonucu mülkiyet sahibi olan davacı açısından kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetinin henüz bulunmadığı hakkında.

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Altıncı Daire

Esas No : 2015/361

Karar No : 2015/3486

 

 

Temyiz Eden (Davalı) : 1- Afyonkarahisar Valiliği İl Özel İdare

 Müdürlüğü

Vekili : Av. …

2- Afyonkarahisar Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …, Av. …

Karşı Taraf (Davacı) :

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Afyonkarahisar İdare Mahkemesince verilen

20/11/2014 tarihli, E:2013/577, K:2014/934 sayılı kararın, usul ve hukuka

aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden

hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması

gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Harun Coşkun

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının

bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin

açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin

gereği görüşüldü:

Dava, Afyonkarahisar İli, Merkez, Fatih Mahallesi, … pafta, …ada,

… parsel sayılı 2390 m2 alanlı taşınmazın 1986 yılında yapılan imar planı

uyarınca ilkokul alanı olarak ayrıldığı ve amacına uygun kullanılmadığı,

08.11.2012 tarihinde davalı Afyonkarahisar Belediye Başkanlığına

başvuruda bulunularak söz konusu taşınmazın tahsis amacının dışına

çıkarılmasını veya eşdeğer bir taşınmaz ile takas edilmesinin talep edildiği

ancak bu talebin reddedilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri

sürülerek 371.884,00 TL bedelin dava tarihininden itibaren işleyecek yasal

faizi ile birlikte tahsili ile dava konusu taşınmazın davalı idareler adına

tesciline karar verilmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, uyuşmazlık

konusu parselin, imar planında kamunun kullanımı için ilkokul alanı olarak

ayrılması nedeniyle bu parselde artık yapılaşmaya gidilemeyeceği ve bu

nedenle malikin tasarruf hakkının kısıtlandığı, 3194 sayılı İmar Kanunu`nun

10. maddesi uyarınca imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç 3

ay içinde bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programının belediyece

hazırlanmaması ve bunun sonucunda taşınmazının kamulaştırılmaması

nedeniyle davacının mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile kısıtlandığı ve bu

kısıtlamanın idarece bir karar alınarak kaldırılmadığının sabit olması

karşısında, taşınmaz malın değerinin hesaplanarak ilgilisine ödenmesi

dışında başka bir yol kalmadığı, bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen

raporda taşınmazın bedelinin 371.884,00 TL olduğunun tespit edildiği, bu

doğrultuda tazminata ilişkin istemin kabulü ile 371.884,00 TL‘nin dava

açma tarihi olan 29.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile

birlikte davalı idarelerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya

verilmesine karar verilmiş, bu karar davalı idare vekilleri tarafından temyiz

edilmiştir.

Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." kuralına yer

verilmiş, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13.

maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

Keza Anayasa`nın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç

hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 nolu

Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde de: "Her

gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini 

isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada

öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak

mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." hükmü yer almıştır.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 29.12.1999 gün ve E:1999/33,

K:1999/51 sayılı kararıyla; 3194 sayılı İmar Kanunu`nun 13. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkraları iptal edilmiş, iptal kararının gerekçesinde:

"Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp

güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne

dokunup onları büyük ölçüde kısıtlayan veya tümüyle kullanılamaz hale

getiren sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaştığı

kabul edilemez. Demokratik hukuk devletinin amacı kişilerin hak ve

özgürlüklerden en geniş biçimde yararlanmalarını sağlamak olduğundan

yasal düzenlemelerde insanı öne çıkaran bir yaklaşımın esas alınması gerekir.

Bu nedenle getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni,

yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları hep demokratik toplum

düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler, ancak ayrık

durumlarda ve demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu

ölçüde sınırlandırılabilmelidir.

Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilen

sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazla olması

düşünülemez.

Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun,

kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli

bir özgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan

kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir.

3194 sayılı Yasa`nın 13. maddesinin itiraz konusu birinci fıkrasında

imar planlarında, resmi yapı, okul, cami, yol, meydan gibi umumi hizmetlere

ayrılan yerlerin, imar programına alınıncaya kadar mevcut kullanma şeklinin

devam edeceği öngörülmüştür. Yasa‘nın 10. maddesinde de belediyelerin,

imar plânlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde bu planı

uygulamak üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlayacakları belirtilmiş,

ancak Yasa`da bu plânların tümünün hangi süre içinde programa alınarak

uygulanacağına ilişkin bir kurala yer verilmemiştir. 13. maddenin birinci

fıkrası uyarınca imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerlerin mevcut

kullanma şekillerinin ne kadar devam edeceği konusundaki bu belirsizliğin,

kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan bir sınırlamaya neden

olduğu açıktır.

İmar plânlarının uygulamaya geçirilmesindeki kamusal yarar

karşısında mülkiyet hakkının sınırlanmasının demokratik toplum düzeninin

gerekleriyle çelişen bir yönü bulunmamakta ise de, itiraz konusu kuralın

neden olduğu belirsizliğin kişisel yarar ile kamu yararı arasındaki dengeyi

bozarak mülkiyet hakkını kullanılamaz hale getirmesi, sınırlamayı aşan

hakkın özüne dokunan bir nitelik taşımaktadır.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de 23.09.1981 günlü Sporrong ve

Lonnroth kararında, kamulaştırma izni ile inşaat yasağının uzun bir süre için

öngörülmüş olmasının, toplumsal yarar ile bireysel menfaat arasındaki

dengeyi bozduğu sonucuna varmıştır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa`nın 13. ve 35.

maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." nitelemelerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin sözü edilen kararında da atıf

yapılan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 23.09.1982 gün ve 7151/75

sayılı Sporrong ve Lönnroth – İsveç kararında ise Mahkeme; başvurucuların

taşınmazlarının uzun bir süre inşaat yasağı kapsamında tutulmasını ve bu

sürede kamulaştırma yapılmamasını mülkiyet hakkına müdahale olarak

kabul etmiş, bu durumun müdahaleyi ağırlaştırdığı kanaatine vararak,

kararın devamında, başvurucuların mülkiyet haklarını kullanmalarının

Sporrong Miras Şirketi olayında toplam 25 yıl, Bayan Lönnroth olayında on

iki yıl engellendiğini, bu bağlamda uzatılmış yasakların mülk sahipleri

üzerinde yarattığı olumsuz sonuçları hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir

Devlette olması gereken durumla bağdaştırılabilir görmediğini kaydetmiş,

bu yasakların yarattığı durumun mülkiyet hakkının korunması ile genel

menfaatin gerekleri arasında sağlanması gereken dengeyi bozduğunu,

başvurucuların hukuki durumlarının gerekli dengenin bulunmamasına yol

açtığını vurgulamış, sonuçları inşaat yasakları ile ağırlaştırılmış olan

kamulaştırma izinlerinde (izin verilmemesi) her iki başvurucu yönünden

Birinci Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

Yukarıda özetlenen Anayasa Mahkemesi kararında atıf yapılan

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 23.09.1982 gün ve 7151/75 sayılı

Sporrong ve Lönnroth – İsveç kararı incelendiğinde, zarar/tazminat

olgusunun mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olması ile

ileriye yönelik olarak belirsiz bir süre engelleme durumunun mülkiyet

sahibinde meydana getirdiği mağduriyet çerçevesinde şekillendiği, başka bir

deyişle mülkiyet hakkının kısıtlanmasının malikler üzerindeki manevi

etkisinin nazara alınması sonucu başvurucular yönünden ihlal kararı

verildiği anlaşılmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, Afyonkarahisar İli, Merkez,

Fatih Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı 2390 m2 alanlı taşınmazın

1986 yılında yapılan imar planı uyarınca ilkokul alanı olarak ayrıldığı, 1989

yılında yapılan 3194 sayılı Kanun`un 18. Maddesi uygulaması sonucunda

KOP (Kamu ortaklık payı) olarak 873/2390 hisse ile …, 874/2390 …,

643/2390 hisse ile de … adına tescil edildiği, davacının uyuşmazlık konusu

taşınmazla mülkiyet bağının ise 17.07.2012 tarihli satış işlemi ile kurulduğu

anlaşılmaktadır.

Bakılan davada, davacının mülkiyet hakkını kullanamamaktan

yakınarak, tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmakta ise de; esasen

davacının uyuşmazlık konusu taşınmazı edindiği tarih itibari ile taşınmaz

için kısıtlılık durumun mevcut olduğu, yukarıda belirtilen Avrupa İnsan

Mahkemesi kararında belirtilen mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre

engellenmiş olma durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına

karşın, 17.07.2012 tarihli satış işlemi sonucu mülkiyet sahibi olan davacı

açısından kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir

mağduriyetinin henüz bulunmadığı açıktır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi

gerekirken, tazminat talebinin kabulüne ilişkin temyize konu mahkeme

kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Afyonkarahisar İdare Mahkemesince verilen

20/11/2014 tarihli, E:2013/577, K:2014/934 sayılı kararın bozulmasına,

dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık

olmak üzere, 27/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: http://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/18_08_2016_095151.pdf

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.