Davacı adına kayıtlı taşınmazın emlak vergisi borcu nedeniyle, banka mevduatına uygulanan haciz sonucu yapılan tahsilat sonrasında, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden faydalandırılarak fazla yapılan ödemelerin iade edilmesi gerektiği hakkında.

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Dokuzuncu Daire

Esas No : 2012/1358

Karar No : 2015/520

 

Temyiz İsteminde Bulunan :

Vekili : Av. …

Karşı Taraf : Narlıdere Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

İstemin Özeti: Davacı adına kayıtlı taşınmazın emlak vergisi borcu

nedeniyle, banka mevduatına uygulanan haciz sonucu yapılan tahsilat

sonrasında, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden faydalandırılarak fazla yapılan

ödemelerin iade edilmesi yolundaki başvurunun reddine ilişkin 02.05.2011

tarih ve 2517 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İzmir 3.

Vergi Mahkemesi‘nin 24.11.2011 tarih ve E:2011/1112, K:2011/2446 sayılı

kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

Cevabın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin

reddi gerektiği yolundadır.

Tetkik Hâkimi Kadriye Morbel‘in Düşüncesi : İleri sürülen

iddialar usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını

gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği

düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlıkta; davacının adına kayıtlı taşınmazın emlak vergisi

borcu nedeniyle, banka mevduatına uygulanan haciz sonucu yapılan tahsilat 

sonrasında, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden faydalandırılarak fazla yapılan

ödemelerin iade edilmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin

02.05.2011 tarih ve 2517 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı,

tarhiyatlara ilişkin davalarda temyiz talebi hakkında henüz bir karar

verilmediğinden davacının banka hesaplarının haczi suretiyle ödenen tutarın

6111 sayılı Yasa`nın 21. maddesine istinaden iadesinin mümkün olmadığı

gerekçesiyle reddeden Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenerek

bozulması istenilmektedir.

6111 sayılı Kanunu`nun kesinleşmemiş veya dava safhasında

bulunan amme alacakları ile ilgili 3. maddesinin 2. fıkrasında, Kanunun

yayımlandığı tarih itibarıyla bölge idare mahkemeleri veya Danıştay

nezdinde ilgisine göre itiraz veya temyiz süreleri geçmemiş ya da itiraz veya

temyiz yoluna başvurulmuş ya da karar düzeltme talep süresi geçmemiş

veya karar düzeltme yoluna başvurulmuş olan ikmalen, resen veya idarece

yapılmış vergi tarhiyatları ile gümrük vergilerine ilişkin tahakkuklarda, bu

maddeye göre ödenecek alacak asıllarının tespitinde, Kanunun yayımlandığı

tarih itibarıyla tarhiyatın/tahakkukun bulunduğu en son safhadaki tutarın

esas alınacağı, Kanunun yayımlandığı tarihten önce verilmiş en son kararın;

tasdik veya tadilen tasdike ilişkin karar olması halinde, tasdik edilen

vergilerin tamamı ile bu tutara ilişkin faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı

yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim

oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve

şekilde tamamen ödenmesi şartıyla, faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve

alacak aslına bağlı olarak kesilen vergi cezaları ile bu cezalara bağlı gecikme

zamlarının tamamının tahsilinden vazgeçileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı Yasa`nın 21. maddesinde, Kanun`un yayımlandığı tarihten

önce ödeme yapılmış olması halinde, ödenen bu tutarların, vergi

mahkemesinde esasa ilişkin olarak hiç karar verilmemiş veya verilen kararın

bozulması nedeniyle yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iade

edilmiş davalara konu alacaklar için bu maddeden yararlanılmak üzere

yapılan başvurular ile vergi mahkemesince verilmiş terkin kararları üzerine

red ve iade edileceği belirtilmiştir.

Ayrıca Anayasa`nın 2`nci maddesinde yer alan hukuk devletinin en

önemli ilkelerinden olan hukuk güvenliği, belirliliği zorunlu kılmaktadır.

Vergi hukuku, devletin, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine müdahalesini

düzenleyen hukuk dallarından biri olması nedeniyle hukuk devleti ilkesi ve

dolayısıyla hukuki güvenlik ilkesi ile yakından ilişkilidir. Bu bağlamda

belirlilik ilkesi, vergi hukuku açısından çok özel bir anlam ifade eder. Zira

bu ilke, yükümlülüğün hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin 

olmasını, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür

sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini

gerektirmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı adına 2002-2006 yılları için vergi

ziyaı cezalı arsa vergisine karşı açılan davalarda, arsa vergisi yönünden

davayı reddeden, vergi ziyaı cezası yönünden kabul eden İzmir 4. Vergi

Mahkemesince verilen 28.04.2008 tarih E:2007/1176, K:2008/589 ve

E:2007/1177, K:2008/590 sayılı kararlar hakkında taraflarca temyiz

isteminde bulunulduğu, bu sırada davalı idarece Vergi Mahkemesinin

reddettiği kısımlara yönelik ödeme emri düzenlenerek tahsilat işlemlerine

geçildiği ve davacı banka mevduat hesaplarına uygulanan haciz sonucunda

alacağın tahsil edildiği, ödeme emrine karşı açılan davada ise, İzmir 1. Vergi

Mahkemesinin 25.06.2009 tarih ve E:2008/1387, K:2009/946 sayılı kararı

ile ödeme emri öncesinde 2 no.lu ihbarname düzenlenmediği gerekçesiyle

ödeme emrinin iptal edildiği, tarhiyata ilişkin davalarda, davalı idare

vekilinin, 04.05.2011 tarihli yazı ile 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe

girmesiyle birlikte dava konusu arsa vergisi için Yasa hükümlerinden

faydalanmak için davacının davalı idareye başvurduğunu ve davalardan

feragat ettiğini bildirmesi üzerine Danıştay 9. Dairesince 06.07.2011 tarih

E:2008/5913, K:2011/5530 ve E:2008/5914/, K:2011/5529 sayılı kararlar

ile temyiz istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği,

ancak davacının 19.04.2011 tarihli başvurusu ile önceden haciz yoluyla

tahsil edilen miktarın, 6111 sayılı Yasa uyarınca yapılandırılması halinde

fazlaya ilişkin kısmının red ve iadesine yönelik başvurusunun reddi

yolundaki 02.05.2011 tarih ve 2517 sayılı işlemin tebliği üzerine bu davanın

açıldığı, anlaşılmaktadır.

Tarhiyatlara ilişkin ödeme emri ile ilgili süren davada, Vergi

Mahkemesince ödeme emrinin iptaline yönelik verilen kararın temyizi

üzerine, davacının 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanma talebinin

göz önünde bulundurularak Mahkemesince yeniden karar verilmek üzere

bozulması akabinde davayı 06.03.2012 tarih ve E:2012/371, K:2012/485

sayılı kararı ile kabul ederek ödeme emrini iptal eden İzmir 1. Vergi

Mahkemesi kararına yönelik davalı idare vekilince verilen 16.04.2012 tarihli

dilekçeyle; 6111 sayılı Kanun çerçevesinde davacının davalarından feragat

edip belediye ile uzlaşması nedeniyle davanın konusuz kaldığı, ancak ödeme

emrine konu borç taksitlendirildiğinden ortadan kalkmadığı iddialarıyla

temyiz edildiği ve söz konusu kararın, Danıştay 9. Dairesinin 19.02.2015

tarih ve E:2012/5214, K:2015/519 sayılı kararı ile onandığı görülmektedir. 

Bu durumda, cezalı tarhiyata ve buna ilişkin ödeme emrine karşı

açılan davalarda, davacının, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden

yararlanmasına yönelik davalı idare beyanları doğrultusunda verilen kararlar

ile ihtilafların sonuçlandığı, ödeme emrini iptal eden vergi mahkemesi kararı

Dairemizce onanmakla haczen tahsil edilen vergiler göz önünde

bulundurulduğunda iadesi gereken miktar oluştuğu tartışmasızdır. Ayrıca

usulüne aykırı biçimde düzenlenerek tebliğ edilen ödeme emrine istinaden

davacının banka hesaplarının haczi suretiyle yapılan tahsilatın, rızaen

yapılmış bir ödeme olarak değerlendirilemeyeceği açık olduğundan 6111

sayılı Yasanın 21. maddesinde yer alan "ödeme yapılmış olması" ibaresinin

lafzi anlamından, 6111 sayılı Kanun ve Genel Tebliğinin "Diğer Hususlar"

başlıklı bölümünün 1. maddesinden hareketle, Kanunun yürürlüğe girdiği

25.02.2011 tarihinden önce tahsil edilmiş olduğu ileri sürülerek red ve

iadesinin yapılamayacağı, 6111 sayılı Yasadan faydalanma imkânının

bulunmadığı yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk

bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İzmir 3. Vergi

Mahkemesi‘nin 24.11.2011 tarih ve E:2011/1112, K:2011/2446 sayılı

kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde

kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19.02.2015 tarihinde oy çokluğu

ile karar verildi.

KARŞI OY

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, Mahkeme kararının

bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davacının temyiz

isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Kaynak: http://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/20_10_2016_014847.pdf

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.