Özel kanunda yer alan düzenleme gereği tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde iptali istemiyle dava açılması gereken dava konusu ödeme emri içeriğinde Anayasanın 40. maddesinde yer alan düzenlemeye uygun olarak dava açma süresinin gösterilmemiş olması nedeniyle 60 günlük genel dava açma süresi içinde dava açılabileceği hakkında.

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Ondördüncü Daire

Esas No : 2015/2768

Karar No : 2015/4957

 

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) :

Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : Beyoğlu Belediye Başkanlığı

İstemin Özeti: İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 26/11/2014 günlü,

E:2014/2382, K:2014/2089 sayılı kararının; usul ve yasaya uygun olmadığı

ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Demet Gül

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının sonucu

itibariyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Ondördüncü Dairesince işin gereği

görüşüldü:

Dava; Beyoğlu Belediye Encümeninin 19.11.2013 tarihli, 1458 sayılı

kararına dayanılarak düzenlenen 2014/1- 286694 hesap numaralı ödeme

emrinin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, ödeme emrinin

07.04.2014 tarihinde davacı tarafından tebellüğ edildiği, ödeme emrine karşı

7 günlük dava açma süresinin sona ermesinden sonra 26.06.2014 tarihinde

açılan davanın süresinde olmadığı, ödeme emrine karşı 2577 sayılı İdari 

Yargılama Usulü Kanunu`nun 11. maddesi kapsamında başvurunun

mümkün olmadığı, kaldı ki böyle bir başvuru yolu kabul edilse bile idarenin

05.05.2014 tarihli cevabından sonra ödeme emrine karşı 7 günlük dava

açma süresinden sonra dava açılmış olduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı

yönünden reddine karar verilmiş, bu karar, davacı vekili tarafından temyiz

edilmiştir.

Anayasa‘nın 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama,

yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri

bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, 40. maddesinin 2.

fıkrasında "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve

mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer

almıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 11. maddesinde ise;

"İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri

alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan, üst

makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde

istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini

durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi

yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba

katılır." hükmü yer almış, diğer taraftan 6183 sayılı Amme Alacaklarının

Tahsil Usulü Hakkında Kanun`un 55. maddesinde; kamu alacağını

vadesinde ödemeyenlere yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal

bildiriminde bulunmaları hususunda bir ödeme emri tebliğ olunacağı, 58.

maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu

olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliği

tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açabileceği hükmü yer almıştır.

İdari işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer

alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna

getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede

başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin

gereğidir. Anılan Anayasa hükmü ile de bireylerin yargı ya da idari makamlar

önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması

amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere

başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

İdarenin Anayasadan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi

esas olmakla birlikte belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi, idari

işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip, ihmal

edilmesi sonucunu da doğurmamalıdır. Anayasanın 125. maddesinde idari 

işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden

başlayacağının belirtilmesi karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya

bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nda açıkça belirtilen ve ilgililerce de

bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma sürelerinin işletilmesi

zorunludur.

Ancak, idari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarda, genel dava

açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde,

idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma

süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak

bulunmadığından, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma

süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması

halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava

açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması

gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; davacının dava konusu ödeme

emrinden 07.04.2014 tarihinde haberdar olduğunu beyan ettiği, dava

konusu ödeme emrinde, özel dava açma süresi hakkında hiçbir bilgiye yer

verilmediği, davacı tarafından 14.04.2014 tarihinde ödeme emrine itirazda

bulunulduğu, itiraza 05.05.2014 tarihinde cevap verildiği beyan edilerek

26.06.2014 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden;

özel kanunda yer alan düzenleme gereği tebliğ tarihinden itibaren 7 gün

içinde iptali istemiyle dava açılması gereken dava konusu ödeme emri

içeriğinde Anayasanın 40. maddesinde yer alan düzenlemeye uygun olarak

dava açma süresinin gösterilmemiş olması nedeniyle, 60 günlük genel dava

açma süresinin uygulanması gerekmekle birlikte, özel kanun olan 6183 sayılı

Kanun uyarınca ödeme emirlerine karşı yedi gün içinde dava açılabileceği

öngörüldüğünden, ödeme emirlerine karşı dava açmadan önce 2577 sayılı

İdari Yargılama Usul Kanunu`nun 11. maddesi uyarınca idareye

başvurabilme imkanı bulunmamaktadır.

Bu durumda; özel kanunda yer alan düzenleme gereği tebliğ

tarihinden itibaren 7 gün içinde iptali istemiyle dava açılması gereken dava

konusu ödeme emri içeriğinde Anayasanın 40. maddesinde yer alan

düzenlemeye uygun olarak dava açma süresinin gösterilmemiş olması

nedeniyle 60 günlük genel dava açma süresi içinde dava açılabilmesi

mümkün olmakla birlikte, işlemin tebliğ edildiği 07.04.2014 tarihinden

itibaren 60 günlük genel dava açma süresi de geçirildikten sonra, 26.06.2014

tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmaktadır.

Bu itibarla, davanın 7 gün içerisinde açılmadığından bahisle davanın

süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi

kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 26/11/2014

günlü, E:2014/2382, K:2014/2089 sayılı kararının yukarıda belirtilen

gerekçeyle onanmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyiz

giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ

tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu

açık olmak üzere, 09/06/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

Kaynak: http://www.danistay.gov.tr/upload/yayinlar/20_10_2016_014847.pdf

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.