Ana Sayfa İletişim Hakkımızda

Kullanıcı Girişi 
(Yerel Yönetim Çalışanları)

İller İl Özel İdareleri Belediyeler İlçeler Köyler

Belediye Hizmet Kılavuzları

İl Özel İdare Hizmet Kılavuzları

Yerel Seçim Sonuçları

Yerel Yönetim Mevzuatı

Yerel Yönetim Yargı Kararları

Bildiriler-Makaleler

 
 

0SORU-YANIT

0

 

Yanıtlar

Soru: 

Hisar Belde Belediyesi kapanacak mı?

Yanıt: 

Hisar belde belediyesinin tüzel kişiliğinin sona ermesine ilişkin düzenleme, 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici birinci maddesinin hükmüne istinaden Kanun ekindeki (44) sayılı listenin 156. Sırasında yer almıştır. Ancak, 5747 sayılı Kanunun bu hükmü;  Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulunun verdiği yargı kararları üzerine uygulama kabiliyetini kaybetmiştir. Dolayısıyla 5747 sayılı Kanundaki hükme istinaden Hisar belde belediyesinin kapanması mümkün değildir. Nitekim Hisar belde belediyesi 29 mart 2009 mahalli idareler seçimlerine katılarak belediye organlarının seçimini yapmış olup, halen tüzel kişiliğini korumaktadır.

    Hisar belde belediyesinin 2011 nüfusu 1319 olarak tespit edilmiştir. Bilindiği gibi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre nüfusu 2000`nin altına düşen bir belediyenin tüzel kişiliği Danıştay`ın da görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararnameyle köye dönüştürülmesi her zaman mümkün bulunmaktadır. Bu çerçevede, Belediye Kanununun bu hükmü halen geçerli olduğundan dolayı istenildiği takdirde nüfusu 2000`in altına düşen bir belediyenin tüzel kişiliğinin kaldırılması bakımından hukuki bir engel bulunmamaktadır.

 

Soru: 

2886 Sayılı Devlet İhale Kanunun 35/d ve 51/g maddelerine göre ihale nasıl yapılır? Belgeleri nelerdir?

Yanıt: 

maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre yapılacak ihalede, pazarlık usulü izlenecektir. Devlet İhale Kanununun 43 üncü maddesi ise, kapalı teklif usulü ile yapılan ihalelerde, istekli çıkmadığı veya teklif olunan bedel komisyonca uygun görülmediği takdirde, ya yeniden aynı usulle ihale açılacağı veya idare yararı görüldüğü takdirde, ihalenin bitiş tarihinden itibaren 15 gün içinde işin pazarlıkla yaptırılacağını hüküm altına almıştır. Bu maddeye göre yapılacak pazarlık ihalesinde; pazarlığa bırakılan işin şartnamesinin esas alınması lazımdır. Yani pazarlığa kalmadan ortaya konulan nitelik ve şartları aynen korunacaktır.

    Öte yandan 2886 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre, kullanışlarının özelliği, idarelere yararlı olması veya ivediliği nedeniyle kapalı veya açık teklif yöntemleriyle ihalesi uygun görülmeyen, Devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanması, trampası ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi, ihalesi de pazarlık yoluyla yaptırılabilecektir.

    2886 sayılı Kanunun 50 nci maddesindeki düzenleme, pazarlık usulü ile yapılan ihalelerde teklif alınmasının belli bir şekle bağlı olmadığını, ihalelerin, komisyon tarafından işin nitelik ve gereğine göre. bir veya daha fazla istekliden yazılı veya sözlü teklif almak ve bedel üzerinde anlaşmak suretiyle yapılacağını, ifade etmektedir. Ancak, pazarlığın ne suretle yapıldığı ve ne gibi tekliflerde bulunulduğu ve üzerine ihale yapılanların neden dolayı tercih edildiği pazarlık kararında gösterilecektir.   

     Bilindiği gibi, idareler harcama gerektiren işleri yanı, mal ve hizmet alımlarıyla yapım işlerini 4734 sayılı kamu İhale kanununa göre yapacaklardır. 2886 sayılı Kanun ancak, idarenin taşınmazlarının kiraya verilmesi, satılması, irtifak hakkı kurulması, imtiyaz verilmesi gibi idare kasasından para çıkmasını gerektirmeyen işlerin ihalesinde geçerlidir. Bu husus gözetilmek suretiyle, idareler bu tür işlerini pazarlıkla yaparken öncelikle bir şartname hazırlamalı, taşınmazlar için bir komisyon kurarak bedel tespiti yaptırmalı, gerekiyorsa piyasa araştırması yapmalı, isteklilerden yazılı veya davet ederek sözlü teklif alınarak tutanak altına alınmalıdır. Bunların dışında işin niteliğine göre gerekli belgeler ihale dosyasında yer almalıdır; ihaleye esas teşkil eden yetkili organ kararı, alınmışsa teminat, yapılmışsa ilan metni ve askı tutanakları, teklif alınmışsa bunlar, davet yapılmışsa buna dair tutanaklar gibi.   

 

Soru: 

Mahalli idarelerde kurulan "Uzlaşma Komisyonlarına" Vergi usul kanununun 92 maddesine göre "huzur ücreti" ödenebilir mi? Gerekçesi ile birlikte açıklarsanız sevinirim.

Yanıt: 

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 92 nci maddesine göre, uzlaşma komisyonlarının başkan ve üyelerine bu komisyonlardaki görevleri dolayısıyla mahalli defterdarlığın teklifi üzerine Maliye Bakanlığınca tayin olunacak miktarda ücret verilmesi, hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanunun ek 1 inci maddesi ise; sürekli, geçici ve merkezi uzlaşma komisyonlarının teşkili, uzlaşmaya müracaat etmeye yetkili olanların belirlenmesi, uzlaşmanın şekli, uzlaşmaya konu edilebilecek vergi, resim ve harçların belirlenmesi, uzlaşma komisyonlarının yetkileri, uzlaşmanın yapılmasına ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceğini, il özel idareleri ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar için bu yönetmeliğin İçişleri Bakanlığınca hazırlanacağını öngörmüştür.

    Bu hüküm uyarınca İçişleri Bakanlığınca hazırlanan Mahalli İdareler Uzlaşma Yönetmeliği 01.08.2003 tarih ve 25186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bu Yönetmelik uzlaşma komisyonu üyelerine ödenek verilmesine dair özel bir düzenleme öngörmemiştir.

    Öte yandan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 98 inci maddesindeki hükme göre, Belediye Gelirleri Kanununda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanuna göre alınacak vergi, harç ve katılma payları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve bunların ek ve tadilleri hükümleri uygulanacaktır. Ancak, 213 sayılı Kanun mahalli idarelerin uzlaşma komisyonlarının başkan ve üyelerine yapılacak ödemeler konusunda doğrudan ve özel bir hüküm ihtiva etmemektedir.

 

Soru: 

Aylık meclis toplantılarında gündem maddesi dışındaki yazılı olarak verilen soru önerlgelerine belediye başkanı gündeme almak zorunda mıdır?

Yanıt: 

Meclis, belediyelerde belli yöntemlerle denetim hakkına sahip bir organıdır. Bu konuya ilişkin temel hükümler Belediye Kanununun 26 ncı maddesinde yer almaktadır. Maddede yer alan düzenlemeye göre, belediye meclisi, bilgi edinme ve denetim yetkisini faaliyet raporunu değerlendirme, denetim komisyonu, soru, genel görüşme ve gensoru yoluyla kullanabilecektir.

     Bu çerçevede, her belediye meclis üyesi, meclis başkanlığına önerge vererek belediye işleriyle ilgili konularda sözlü veya yazılı soru sorabilir. Soru, belediye başkanı veya görevlendireceği kişi tarafından sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılır. Belediye meclisinin gündemine dair düzenlemeye Belediye Kanununun 21 inci maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, her ayın ilk toplantısında belediye başkanı ve meclis üyeleri belediyeye ait işlerle ilgili konuların gündeme alınmasını önerebilecektir. Eğer öneri, toplantıya katılanların salt çoğunluğunun oyu ile kabul edilirse gündeme alınacaktır. İmar konuları ile yıllık bütçe dışında kalan, belediye meclisinin gündemindeki diğer konular ile üyelerin teklifleri; toplantıya katılanların salt çoğunluğunun kabulü hâlinde komisyonlara havale edilmeksizin belediye meclisince görüşülerek karara bağlanması da mümkün bulunmaktadır. Bu hususa, Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliğinin 8 inci maddesinde de yer verilmiştir.

    Öte yandan Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliğinin 11 inci maddesi ise, başkanın gündeme geçilmeden önce meclise sunulacak konular varsa bildireceği, meclis başkanlığına hitaben verilmiş olan dilekçeleri kabul ederek meclise sunacağı ifade edilmiştir. Keza, Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliğinin 13 üncü maddesine göre, meclis üyelerinin bir teklif hakkında kabul, çekimser veya ret yazmak suretiyle oy kullanacağı hüküm altına alınmıştır.

      Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz: Yukarıda izah edilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere; Belediye Kanununun 26 ncı maddesine istinaden, belediye meclis üyelerine bir hak olarak tanınan; meclis başkanlığına önerge vererek belediye işleriyle ilgili konularda sözlü veya yazılı soru sorma ile her ayın ilk toplantısında teklif edilecek olan gündeme dair önergeler vermek, belediye meclis üyelerine verilmiş bir hak ve denetim görevi ve aynı zamanda da denetim yetkisidir. Dolayısıyla belediye meclis üyelerince verilecek önergenin, görüşülmekte olan bir konuya dair ise oylamaya sunularak sonuçlandırılması, belediyeden bilgi istemeye dair ise bu durumda, belediye başkanlığına gönderilerek cevaplandırılması sağlanmalıdır.

 

Soru: 

Özel kalem müdürü ataması nüfusu 8000 civarında olan ilçeye atama olur mu? Atanan özel kalem müdürü ne bakanlıktan kaç ay içinde kadro verilir ve kadro geldikten sonra başka bi kuruma geçişi olur mu ?

Yanıt: 

Belediye Ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke Ve Standartlarına Dair Yönetmeliğe göre; büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri, nüfusu 150.000 üzerindeki büyükşehir ilçe ve diğer ilçe belediyeleri ile Yönetmelikte öngörülen belediyeler bağlı kuruluşlarda özel kalem müdürü istihdam edilebilir. Nüfusu 8000 civarında olan bir belediyede özel kalem müdürü istihdam edilmemesi lazımdır.

   657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59 uncu maddesine göre, özel kalem müdürlüklerine, bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabilmektedir. 657 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesi, istisnai Devlet memurluklarına 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde yazılı genel şartları taşıyan kimselerden atama yapılabilecektir.  İstisnai memurluklara atananlar hakkında 657 sayılı Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan bütün hükümleri uygulanacaktır.

   Ancak, İçişleri Bakanlığının 23.02.2007 tarih ve 2007/25 sayılı genelgesiyle belediyelerde özel kalem müdürlüğüne 657 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi gereğince yapılacak atamalar konusunda Bakanlık Makamından izin alınması istenmiştir. Daha sonra yayınlanan, 03.06.2009 tarih ve 2009/50 sayılı genelgede ise daha ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Buna göre;

  1. Özel kalem müdürleri, Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik hükümlerine göre, büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 150.000`in üzerinde sayılan belediyelerde istihdam edilecektir.

  2. Özel kalem müdürlüğü kadrolarına atanacakların, öncelikle belediyede çalışan memurlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar arasından seçilmesi esastır. Memurlar arasından yapılacak atamalarda, Bakanlığımızdan izin alınmayacaktır.

   3. Özel kalem müdürlüğü kadrolarına yapılacak açıktan atamalar, İçişleriş Bakanlığı izni ile yapılacaktır. Bu kadrolara yapılacak açıktan atamalarda, kadro derecesi ve görevin özellikleri de dikkate alınarak yükseköğrenim mezunlarına öncelik verilecektir.

   4. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 59 uncu maddesi kapsamında tanınan atama yetkisi, sınırsız bir yetki olmayıp, bu yetkinin memuriyete sınavsız girişin bir yönetimi gibi kullanımına hukuken imkân bulunmamaktadır. Bu sebeple, özel kalem müdürlüğü kadrolarına atanacakların seçiminde, belediye başkanlarının bir seçim dönemi boyunca çalışabilecekleri ehliyet ve liyakat sahibi kişileri seçmeleri esastır.

   5. Personel giderleri, 5393 sayılı Belediye Kanununun 49 uncu maddesinde öngörülen oranları aşan belediyelerde, özel kalem müdürlüğü kadrolarına yapılacak açıktan ve naklen atamalarda, 5393 sayılı Kanunun Geçici 1 inci maddesinde öngörülen usule göre Bakanlığımızdan ayrıca izin alınacaktır.  

     Yönetmelikte yer verilen hükme göre, istisnai memurluklarda çalışanlar veya çalışmış olanların, bu Yönetmelik kapsamındaki kadrolara, bu kadrolar için öngörülen şartları taşımaları kaydıyla sınavsız atanabilmelerine imkan tanıyan bir hükme yer verilmişti. Ancak, bu istisnai hüküm hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yürürlüğün durdurulması kararı mevcuttur. 

    Ancak, özel kalem müdürlerinin daha sonra başka bir kuruma geçmesine engel bir husus bulunmamaktadır.

Soru: 

Belediyemizin 2011 yılı nüfusu 1743 olarak açıklandı. Belediyemiz mahkemeye başvurmuştu, içişleri bakanlıgı bir kararname ile bizi köye dönüştürmesi mümkün mü?

Yanıt: 

Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 5747 sayılı Kanunun" Geçici 1 inci maddesi ile bu Kanuna ekli (44) sayılı listede yer alan belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması ve ilk genel mahalli idareler seçimden geçerli olmak üzere köye dönüştürülmesi öngörülmüş iken,

    Bu Kanuna ekli (44) sayılı listede yer alan, yani nüfusu 2000`nin altına düşen belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması konusundaki hüküm, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içerisinde iptal davası açan belediyeler yönünden iptal edilmiştir.

   Belediyelerin bu hükümden yararlanmak için açtığı davalar, 2007 yılı sonunda açıklanan nüfus sayımının iptaline ilişkindi. Genel olarak bu kapsamda açılan davalar reddedildi. Velev ki bir belediye davayı kazanmış olsa bile bu ancak 20007 sayım/ Adrese Dayalı Nüfus sayımı sonucunun iptali anlamına gelecektir ki, bu nüfus tespitinden sonra 2008, 2009 ve 2010 taspitleri de yayınlanmıştır. Yani 2007 sonunda yapılan tespitlerin bir anlamı da kalmamıştır.

   Dolayısıyla, nüfusu 2000`nin altına düşen belediyeler, 2009 yılı 29 Mart tarihinde yapılan mahalli idareler seçimine katılmış ve söz konusu belediyelerin 5747 sayılı Kanundaki düzenlemelerden dolayı tüzel kişiliklerinin kaldırılması artık mümkün değildir.

   Ancak, 5393 sayılı Belediye Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre nüfusu 2000`nin altına düşen bir belediyenin Danıştay`ın da görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararnameyle köye dönüştürülmesi her zaman mümkün bulunmaktadır. Belediye Kanununun bu hükmü halen geçerli olduğundan dolayı istenildiği takdirde nüfusu 2000`in altına düşen bir belediyenin tüzel kişiliğinin kaldırılması bakımından hukuki bir engel bulunmamaktadır.

 

Soru: 

Belediye başkanının görevleri nelerdir?

Yanıt: 

Belediye Kanununun 37 nci maddesine göre, belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, görevinin devamı süresince siyasî partilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel spor kulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamaz.

   Belediye Kanununun 38 inci maddesinde belediye başkanının görevleri şu şekilde sayılmıştır:

   a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.

   b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve uygulamak, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak.

   c) Belediyeyi Devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek.

   d) Meclise ve encümene başkanlık etmek.

   e) Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek.

   f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek.

   g) Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak.

   h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak.

   i) Bütçeyi uygulamak, bütçede meclis ve encümenin yetkisi dışındaki aktarmalara onay vermek.

   j) Belediye personelini atamak.

   k) Belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek.

   l) Şartsız bağışları kabul etmek.

   m) Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak.

   n) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, özürlülere yönelik hizmetleri yürütmek ve özürlüler merkezini oluşturmak.

    o) Temsil ve ağırlama giderleri için ayrılan ödeneği kullanmak.

   p) Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.

 

Soru: 

Nüfusu 25-30 Olan bir köy, köy olmaktan kalkar mı?

Yanıt: 

1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 1 inci maddesine göre, nüfusu iki binden aşağı yerleşimlere köy denilir. Ancak, bu Kanundaki tanımın pratikte bir anlamı kalmamıştır, çünkü 5393 sayılı Belediye Kanunu belediye kurulmasındaki nüfus miktarını beş bin ve üzeri olarak belirlemiştir. Dolayısıyla, artık köylerin nüfusu beş bine kadar yükselebilecektir.

 Keza, Köy Kanunundaki bir tanım da; cami, mektep, otlak, yaylak, baltalık gibi orta malları bulunan ve toplu veya dağınık evlerde oturan insanların bağ, bahçe ve tarlaları ile birlikte bir köy teşkil edeceği şeklindedir. Kanunun 7 nci maddesindeki hüküm ise, köyü; bir yerden bir yere götürülebilen veya götürülemeyen mallara sahip olan ve işbu kanun ile kendisine verilen işleri yapan bir tüzel kişilik olduğudur.

Köy Kanununun 89 uncu maddesindeki hükme göre 442 sayılı Kanun, kadın ve erkek nüfusu yüz elliden yukarı olan köyler içindir. Nüfusu yüz elliden aşağı olan köyler bu kanuna göre köy ahalisinden seçim hakkı olanların yarısından çoğunun istemesiyle etrafındaki bir saat ve ondan aşağı olan köylerden birine bağlanır veya vali veya kaymakam Köy Kanununun hangi maddelerinin söz konusu köyde uygulanacağını emreder. Bu durumda olan köyler, hiçbir köye bağlanmaz ve vali veya kaymakam da hiçbir emir vermezse eski göreneklerine göre işlerini yaparlar.

 Bir köyün kurulması veya tüzel kişiliğinin kaldırılması konusundaki ayrıntılı düzenlemelere ise, Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma Ve Birleşme İle Köy Kurulması Ve Kaldırılması Hakkında Yönetmelikte yer verilmiştir. Bu Yönetmeliğin 40 ila 43 üncü maddelerinde, köy tüzel kişiliğinin sona ermesine ilişkin esaslar açıklanmıştır. Buna göre;

Bir köyde seçim hakkı olanların yansından bir fazlasının, köyün tüzel kişiliğinin kaldırılarak yakın bir köye veya belediyeye bağlanmasını istemeleri,

Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle, Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümlerine göre, tabiî afete uğramış olması veya uğrama tehlikesi sebebiyle, bir köy(ün başka idarî birimler sının içine topluca veya dağınık olarak yerleştirilmesi,

 Orman Kanununa göre ye­rinde kalkındırılması imkânı bulunmayan orman içi köyünün, başka idarî birim­lerin sınırlan içine topluca veya dağınık olarak yerleştirilmesi,

Ekonomik veya sosyal sebeplerle halkın, bulunduğu yerleşik yeri terk ederek ekonomik odaklara göç etmesi sonucunda o köyde yerleşik kimsenin kal­maması,

 Köyün yerleşme yerinin ve arazilerinin baraj gölü altında kalması veya büyük sınaî kuruluşlar için kamulaştırılması,

 Hallerinde, köy tüzel kişiliği sona erdirilir.

 Nüfus yokluğu veya azlığı nedeniyle köyün tüzel kişiliğinin kaldırılması yasal olarak zorunlu değildir. Dolayısıyla, yukarıda sayılan zorunlu hallere ilave olarak, eğer köylülerin yakın bir beldeye veya köye bağlanma talepleri yoksa bu takdirde, köyün tüzel kişiliği devam eder.

 

Soru: 

Nüfusu 2000 in altında olan belediyelerin kapanması ile ilgi son durum nedir? Belediyemiz kapanacak mı? Kapanacak belediyenin taşınmaz malları ne olacak?

Yanıt: 

Resmi Gazetenin 22/03/2008 tarih ve 26824 mükerrer sayısında yayımlanan "Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 5747 sayılı Kanunun" Geçici 1 inci maddesi ile bu Kanuna ekli (44) sayılı listede yer alan belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması ve ilk genel mahalli idareler seçimden geçerli olmak üzere köye dönüştürülmesi öngörülmüş idi.

      Ancak, Kanunun Anayasa Mahkemesine götürülmesi üzerine, E:2008/34, K:2008/153 sayılı kararıyla, 5474 sayılı Kanuna ekli (44) sayılı listede yer alan, yani nüfusu 2000`nin altına düşen belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması konusundaki hüküm iptal edilmiş ve bu karar, 06/12/2008 tarih ve 27076 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle de Kanun hükmünün yürürlüğü durdurulmuştur. Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararına göre nüfusu 2000`in altına düşen ve 5747 sayılı Kanuna ekli (44) sayılı listede yer alan belediyelerden tüzel kişiliğinin kaldırılması iptal edilenler şunlardır: 

     1- Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen adrese dayalı nüfus sayımı sonuçlarına yasal süresi içerisinde iptal davası açan belediyeler,

     2- Yasanın yürürlüğe girdiği 22/03/2008 tarihinden önce 5393 sayılı Belediye Kanununun 8 inci maddesi uyarınca yapılan katılma işlemiyle nüfusunu 2000`nin üzerine çıkaran belediyeler,

     3- Kültür ve Turizm Bakanlığının önerisi ve Bakanlar Kurulunun Kararıyla ilan edilmiş Turizm Bölge Alan ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri kapsamında kalan belediyeler,

     4- Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca tespit edilen 2008 yılı turizm öncelikli yöreler listesinde yer alan belediyeler.

     Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin 19.12.2008 tarih ve E:2008/4826, K: 2008/8384 sayılı kararı ile dava açma süresi Anayasa Mahkemesi Kararının Resmi Gazetede yayınlandığı süre itibariyle yeniden başlatılmış ve bu gelişme üzerine dava açmayan belediyeler de dava açarak tüzel kişiliklerini korumuştur. 

      Öte yandan Yüksek Seçim Kurulu da, 19.2.2009 tarih ve 153 sayılı kararlarıyla bu belediyelerin mahalli idareler seçimlerine katılabileceğine karar vermiştir. Böylece, nüfusu 2000`nin altına düşen belediyelerin 2009 yılı 29 Mart tarihinde yapılan mahalli idareler seçimine katılması sağlanmış ve söz konusu belediyelerin 5747 sayılı Kanundaki düzenlemelerden dolayı tüzel kişiliklerinin kaldırılması mümkün olmamıştır. 2014 yılında yapılacak olan mahalli idareler seçimleri bakımından, 5747 sayılı Yasa hükümleri ileri sürülerek söz konusu yasanın ekindeki (44) sayılı listede yer alan belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılmış olduğunu varsaymak mümkün değildir.

     Ancak, 5393 sayılı Belediye Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre nüfusu 2000`nin altına düşen bir belediyenin Danıştayın da görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararnameyle köye dönüştürülmesi her zaman mümkün bulunmaktadır.

     Belediye Kanununun bu hükmü halen geçerli olduğundan dolayı istenildiği takdirde nüfusu 2000`in altına düşen bir belediyenin tüzel kişiliğinin kaldırılması bakımından hukuki bir engel bulunmadığı değerlendirilmektedir.

      Nüfusu 2000`in altına düşen bir belediyenin tüzel kişiliği kalkarak köye dönüştürüldüğünde, tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin tasfiyesi il özel idaresi tarafından yapılır. Bu belediyenin taşınır ve taşınmaz malları ile hak, alacak ve borçları ilgili köy tüzel kişiliğine intikal eder. İntikal eden borçların karşılanamayan kısımları il özel idaresi tarafından üstlenilir ve vali tarafından İller Bankasına bildirilir. İller Bankası bu miktarı, takip eden ayın genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamının belediyelere ayrılan kısmından keserek ilgili il özel idaresi hesabına aktarır.

       Ancak, tüzel kişiliği kaldırılan belediyelerin bulunduğu yerleşim birimlerinde, hizmetlerin aksamadan yürütülmesi amacıyla, il özel idaresi veya köylere hizmet götürme birlikleri tarafından içme suyu, kanalizasyon, temizlik, çöp toplama, ulaşım, itfaiye ve diğer hizmetlerin yürütülmesi için gerekli tedbirler alınır ve ihtiyaç durumuna göre bu hizmetleri yürütmek üzere hizmet birimleri kurulabilir.

 

Soru: 

Nüfusu 2000`nin altına düşen belediyeler 2009 seçimlerine YSK kararıyla katıldılar. Bu belediyelerin bundan sonra kapanıp kapanmayacağını bilmiyoruz. Önümüzü görmek adına lütfen bizi aydınlatır mısınız?

Yanıt: 

Nüfusu 2000`in altına düşen belediyelerin kapatılması konusundaki, 5747 sayılı Kanunun" Geçici 1 inci maddesi ile bu Kanuna ekli (44) sayılı listede yer alan belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması ve ilk genel mahalli idareler seçimden geçerli olmak üzere köye dönüştürülmesi hususundaki hüküm, Anayasa Mahkemesinin, E:2008/34, K:2008/153 sayılı kararıyla, iptal edilmiştir.

   Anayasa Mahkemesinin bu iptal kararı üzerine Danıştay Sekizinci Dairesinin 19.12.2008 tarih ve E:2008/4826, K: 2008/8384 sayılı kararı ile dava açma süresi Anayasa Mahkemesi Kararının Resmi Gazetede yayınlandığı süre itibariyle yeniden başlatılmış ve bu gelişme üzerine dava açmayan belediyeler de dava açarak tüzel kişiliklerini korumuştur. 

    Öte yandan Yüksek Seçim Kurulu da, 19.2.2009 tarih ve 153 sayılı kararlarıyla bu belediyelerin mahalli idareler seçimlerine katılabileceğine karar vermiştir. Böylece, nüfusu 2000`nin altına düşen belediyelerin 2009 yılı 29 Mart tarihinde yapılan mahalli idareler seçimine katılması sağlanmış ve söz konusu belediyelerin 5747 sayılı Kanundaki düzenlemelerden dolayı tüzel kişiliklerinin kaldırılması mümkün olmamıştır. 2014 yılında yapılacak olan mahalli idareler seçimleri bakımından, 5747 sayılı Yasa hükümleri ileri sürülerek söz konusu yasanın ekindeki (44) sayılı listede yer alan belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılmış olduğunu varsaymak mümkün değildir.

   Ancak, 5393 sayılı Belediye Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre nüfusu 2000`nin altına düşen bir belediyenin Danıştay`ın da görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararnameyle köye dönüştürülmesi her zaman mümkün bulunmaktadır.

   Belediye Kanununun bu hükmü halen geçerli olduğundan dolayı istenildiği takdirde nüfusu 2000`in altına düşen bir belediyenin tüzel kişiliğinin kaldırılması bakımından hukuki bir engel bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ancak bu işlem yapılmaz ise, belediyeniz 2014 mahalli idareler seçimine de katılacaktır. Yani 2014 yılına gelindiğinde kendiliğinden tüzel kişiliği kaldırılmış sayılmayacaktır.

 

Soru: 

Seçimlerden iki sene sonra belediye başkanı vefat ederse belediye başkanlık seçimi nasıl olur?

Yanıt: 

Belediye başkanlığının boşalması hâlinde yapılacak işlemler, 5393 sayılı Belediye Kanununun 45 ve 46 ncı maddelerinde açıklanmıştır. Bu kapsamda; Belediye Kanununun 45 inci maddesine göre, belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması durumunda, vali tarafından belediye meclisinin on gün içinde toplantıya çağrılması gerekir. Bu durumda belediye meclisi toplantısı, birinci başkan vekilinin, onun bulunmaması durumunda ikinci başkan vekilinin, onun da bulunmaması durumunda en yaşlı üyenin başkanlığında yapılır.

      Eğer belediye başkanlığı bir seçim dönemini aşacak biçimde boşalmış veya başkan hakkında mevcut seçim dönemini aşacak şekilde kamu hizmetinden yasaklanma cezası verilmiş ise, belediye meclisi bu toplantıda, üyeleri arasından gizli oyla bir belediye başkanı seçer. Seçilen başkan yapılacak ilk seçime kadar görev yapar.

     Belediye başkanın görevden uzaklaştırılması, tutuklanması veya seçim dönemini aşmayacak biçimde kamu hizmetinden yasaklama cezası alması söz konusu ise, bu durumda yine belediye meclisi üyeleri arasından gizli oyla bir başkan vekili seçilir. Dolayısıyla asıl başkan göreve dönünceye kadar bu kişi başkanlığı yürütür.

      Bu seçimin yapılmasında; belediye meclisinin ilk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, belediye başkanı veya başkan vekili seçilmiş olur. Oyların eşitliği durumunda ise kur`a çekilmesi yoluna gidilir.

     Bir belediyede başkan vekili seçildikten sonra belediye başkanlığının tamamen boşalması söz konusu olursa, yeniden yukarıdaki usule göre belediye başkanı seçilmesi sağlanır. Yani vekil olarak seçilen kişi, belediye başkanlığının yasal olarak boşalması halinde seçim dönemi sonuna kadar görevini sürdüremez.

      Kural bu olmakla beraber, belediye başkanı veya başkan vekili seçilinceye kadar belediye başkanlığı görevi, meclis birinci başkan vekili, bulunmaması durumunda ikinci başkan vekili, onun da bulunmaması durumunda vali tarafından görevlendirilecek bir kamu görevlisi tarafından yürütülür.

    Bu maddede öngörülen diğer bir husus da belediye başkanı veya başkan vekili seçiminin belli bir sürede yapılacak olmasıdır. Eğer, belediye meclisi başkan veya başkan vekili seçimini en geç on beş gün içinde tamamlayamaz ise bu durumda belediye meclisinin feshine ilişkin hükümler uygulanacaktır.

      Belediye başkanlığının doldurulamaması hususunda bazı ihtimaller de söz konusudur. Şöyle ki; mahalli idare seçimlerinin yapılması sırasında eski başkanın görevinin sona ermesi ve yeni başkanın da mazbatasını alamaması, belediye meclisinin başkan ya da vekil seçmemesi/seçememesi veya meclisin feshinde başkanın da düşürülmesi gibi durumlar söz konusu olursa, bu hallerde Belediye Kanununun 46 ncı maddesi devreye girecektir.

     5393 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine göre, belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması ve yeni bir belediye başkanı veya belediye başkan vekili seçiminin yapılamaması durumunda, seçim yapılıncaya kadar belediye başkanlığına büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde o ilin valisi tarafından görevlendirilecek kişi tarafından yürütülür. Bu görevlendirmede dikkat edilecek husus, belediye başkanı yerine görevlendirilecek kişinin belediye başkanı seçilme yeterliğine sahip olması gerektiğidir.

Soru: 

Nüfusu 2200 olan bir kasabada yaşamaktayız, bu beladiyeye hiç mi hesap soran yok? Nereye şikayette buluna bilinir?

Yanıt: 

Belediye başkanı ve diğer belediye görevlilerinin işledikleri suçlar bakımından yargılanmasında; suçun mahiyetine göre bazı hallerde genel hükümlerin, bazı hallerde ise özel yasalarda tespit edilen usullerin izlenmesi ve ona göre şikayet ve kovuşturma yapılması gerekir. Ağır cezayı gerektiren suçüstü halinde yine genel hükümler uygulanacaktır. 

    Biz burada bir kamu görevlisi olarak belediye başkanı ve belediye görevlileri açısından, bunların kamu görevi yürütmesini dikkate alarak, soruşturma bakımından temel hükümler getiren iki kanundan bahsedeceğiz.

    Bu kanunlardan birisi, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunudur. Bu Kanun uyarınca, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadele cümlesinden olarak; haksız mal edilmelerin denetlenmesi ve özellik taşıyan; irtikâp, rüşvet, basit ve nitelikli zimmet, görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve  satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme suçlarından veya bu suçlara iştirak etmekten sanık olanlar hakkında, bu suçlara ilişkin ihbarlar doğrudan Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılacaktır. Cumhuriyet Savcıları, bu suçların işlendiğini öğrendiğinde sanıklar hakkında doğrudan doğruya ve bizzat soruşturmaya yapmakla yetkilendirilmiştir. Dolayısıyla bu tür suçların işlenmesi söz konusu ise, ilgililer hakkında doğrudan Cumhuriyet savcılıklarına şikayette bulunmak mümkündür.

   Bahsetmemiz gereken ikinci Kanun ise,  4483 sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanundur. Bu Kanuna göre, belediye başkanı ve belediye görevlilerinin görevleri sebebiyle bir suç işlemeleri halinde, yargılanmaları için ön bir izin gerekir. Bu Kanunun 3 üncü maddesindeki hükme göre, büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanının;

     İlçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında kaymakamın, merkez ilçelerdeki belde belediye başkanları ve belde belediye meclisi üyeleri hakkında bulundukları ilin valisinin, soruşturma izni vermesi gerekir.

    Bu makamlara şikayet ulaştığında,  gerekli ön inceleme yaptırılıp, belediye başkanı veya belediye görevlileri hakkında soruşturma izni verildikten sonra, Cumhuriyet savcılıklarınca yasal işlemlere başlanılır. Dolayısıyla bu Kanun uyarınca, yetki durumuna göre İçişleri Bakanlığına, valiliğe veya kaymakamlığa şikayette bulunulması gerekir.

    Ancak, belediye başkanı veya belediye çalışanları hakkında şikayette bulunmadan önce konunun iyice araştırılması, öncelikle görülen aksaklığın belediyeye iletilerek çözüm istenmesi en doğru yoldur.

 

Soru Formu

Soru-Yanıt bölümünde, sorularınızı yanıtlanması için bize yollayabilirsiniz.
Sorular ilgili uzmanlarımızca incelenerek yanıtlanacaktır. Yanıtlar yine bu bölümde soru ile birlikte yayınlacaktır.

Adınız, Soyadınız: 

Kurumunuz: 

Göreviniz: 

E-posta Adresiniz: 

Telefonunuz: 

Sorunuz:

Uzman

- Dr.Hasan Hüseyin CAN

Sorulara verilen yanıtlar, ilgili uzmanın şahsi kanaati olup, buna istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. Yanıtlar ile ilgili “Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü” ve uzmanlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YerelNET Yerel Yönetimler Portalı;
Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup
T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından da desteklenmektedir.

 

 
COPYRIGHT © 2000-2014 TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü)
Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde No:8 Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA

 

"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne (YERYÖM) aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir/güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir ve TODAİE - YERYÖM her türlü sorumluluğu reddeder.


Tasarım ve Programlama: Key İnternet Hizmetleri Ltd.Şti.