|
Belediye personel sistemi, genel kamu personel sisteminin parçasıdır. Genel olarak kamu personel sisteminin sahip olduğu özellikler ve sorunlar, belediye personel sistemi için de geçerlidir. Ancak belediyeler, öteden beri yerel yönetim türü olmaktan kaynaklanan kimi ek özellik ve sorunlar sergilemektedir. Bunlardan birisi 657 Memurluk Rejimi'nin sınıflandırma yapısı bakımından belediyelere uygun olmaması, ikincisi personel istihdamında merkezi yönetimin tahsisçilik işlevine sıkışmış belirleyici konumudur.
Eskiden bu yana gelen özellik ve sorunlar, son yirmi yıldan bu yana ilerleyen kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması çalışmaları çerçevesinde yeni boyutlar kazanmıştır. Personel sistemi konusunda üzerinde uzlaşmaya varılmış bir model yoktur. Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasına yön veren görüşe göre, kamu istihdamında Weberci bürokrasinin kurucu unsuru olan memurluk rejiminden vazgeçilmesi; istihdamın esnek örgütlenme ilkelerine uygun olarak sözleşmeler temeline dayandırılması gerekmektedir. Ancak bu görüş, 20. yüzyılın Weberci bürokrasisini yaratan ve günümüzde geçerli olan anayasal ve yasal düzenlemeler engeli ile karşı karşıyadır. Yeniden yapılandırma çalışmaları sistemi bütün olarak değiştirmeksizin, kamu kesiminde parçalı uygulamalar olarak yürürlüğe girmiştir. Parçalı uygulamalar, merkezi yönetim ve özellikle KİT bünyesinde "sözleşmeli personel"; yerel yönetim ve özellikle belediyeler bünyesinde "geçici işçi" kategorisinin yaygınlaştırılması ile gerçekleştirilmiştir. Memur istihdamı zorlaştırılmış, memurluk statüsü gerek yükseltme ilkeleri gerek aylık ve ödemelerde yapılan değişikliklerle çekici olmaktan uzaklaştırılmıştır. Bu durum, personel sisteminde genel ilkelerin geçersiz hale gelmesine ve sistematik bütünlüğünün ortadan kalkmasına yol açmıştır. Günümüzde, bu uygulamaları yönlendiren görüş çerçevesinde biçimlenmiş bütüncül bir model ortaya koyulmamıştır.
Belediye bürokrasisinin sert çekirdeği memurlar, hizmetlerde sürekliliği "kadrolu" işçilerin desteğinde sağlamışlardır. Geçici işçiliğin sürekli işçiliğin yerine geçmesi ve yer yer memurlar eliyle görülmesi gereken hizmetlerin geçici işçilere gördürülmesi, hem çalışma ilişkilerini hem de hizmetlerde süreklilik ve verimliliği doğrudan etkileyecek boyutlara gelmiştir. Belediye ana bünyelerinde ortaya çıkan bu özellik, belediye ana bünyesinin şirketleşme, ortaklıklar, vakıflar, hizmetlerin ihale edilerek özelleştirilmesi uygulamaları sayesinde daraltılması ile birlikte ortaya çıkmaktadır. Gerek şirket kurma gerek taşeron kullanma, belediyelerin istihdam alanını kamu hukuku kapsamından çıkararak genişletmektedir. Ancak bu genişleme ne denetlenebilmekte ne de gerçeğe yakın şekilde hesaplanabilmektedir. Daha önemlisi, belediyelerin, belediyeleri özel hukuk kapsamına çeken bu halkalarda istihdam ile ilgili yetki ve sorumlulukları boşluğa düşmektedir.
Son onbeş yıldan bu yana, yerel yönetimlere daha fazla yetki ve kaynak aktarılmasını sağlayan çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Yetki ve kaynak aktarımının sürdürüleceği açıktır; bu amaçla hazırlanmış "Mahalli İdareler Reformu Yasa tasarısı" TBMM gündeminde bulunmaktadır. Geliştirilecek görev alanı, yüksek kapasiteli ve yeterli bir bürokratik yapının yaratılmasını her zamankinden daha gerekli hale getirmiştir. Belediye istihdam türleri ve belediye ana bünyesi dışına taşan istihdamda belediyelerin sorumluluğu, hızla yeniden formüle edilmelidir.
1) Belediye bürokrasisi, geçici değil kalıcı statülere dayanan bir istihdam yapısına sahip kılınmalıdır. Belediyeler "yerel", "süreli" ve "siyasal" olmak niteliklerine sahip karar organları tarafından yönetilmektedir. Belediye bürokrasisinin sürekliliği, bu niteliklerden kaynaklanabilecek hizmet kesintileri ve hukuk dışı uygulamaları etkisiz kılma araçlarından birisidir.
- Memurluk sistemi, belediyelere özgü görevler (itfaiye, zabıta, planlama gibi) ile ana ve yardımcı hizmet birimlerince yürütülen yönetsel görevlerde (hesap işleri, personel yönetimi gibi) istihdam edilecek personel tanımlarını içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir. Her görev grubu için ayrı hizmet-içi eğitim kursları düzenlenmeli, personelin bu kurslardan sertifika alması zorunlu sayılmalıdır.
- Büyükşehir belediyeleri dışındaki belediyelerde atanmış yöneticilik kademeleri orta ve alt kademelerden oluşmaktadır. Bu kademelere atanma, ülke genelinde özel amaçlı kurs sertifikası edinme ve sınav verme koşullarına bağlanmalıdır.
- Memur ve işçi istihdamının tüm genel yapı ve kuralları merkezi yönetim tarafından belirlenmelidir. Merkezi yönetim bugünkü tahsisçi konumundan uzaklaştırılarak sistem, kural, kadro kılavuzu geliştirme konusunda yetkili olmalı; belediyeler hangi kadrolar için ne kadar personel istihdam edeceğine doğrudan kendisi karar vermelidir. Her belediyenin personel uygulamaları (1) merkezi yetkili organlar, (2) belediye çalışanları örgütü, (3) yargı organları tarafından denetime açık tutulmalıdır.
- Memur kadro sistemindeki dağınıklık, işçi pozisyonları için de geçerlidir. Belediyeler için memur kadro sınıflandırmasına ek olarak, işçi pozisyonlarını belirleme amaçlı standartlaştırma çalışmasının da yapılması gerekmektedir. Kadro - pozisyon tanımlama çalışmaları, (1) nüfusu 5000'den az, (2) nüfusu 5000-50.000 arasında, (3) nüfusu 50.000'den çok olan belediyeler ve (4) büyükşehir belediyeleri grubu olmak üzere dört kategoride sürdürülmelidir.
- Belediyelerde personelin çalıştırılacağı işlerde değişiklik, belediye yöneticileri ile belediye çalışanları örgütünün ortaklaşa kararına bırakılmalıdır. Taraflar arasında uzlaşma, işgücünün belediye örgütü içinde esnek bir şekilde kullanılmasını sağlayacak; şikayet ve dava yolunun enaz düzeye indirilmesi güvence altına alınabilecektir.
2) Belediye
personel sistemi, merkezi yönetim - yerel yönetim - belediye personel
örgütlerinin yer alacağı üç taraflı bir ortak konsey yönetiminde
oluşturulmalıdır.
- Böyle bir konseyde yer alacak merkezi yönetim kurumları bellidir: Devlet Personel Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı. İşçileri temsil edecek Konfederasyonlar ve bunların ilgili sendikaları da bellidir: TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİşK. Buna karşın, belediyelerin ülke genelinde temsili ve memur statüsünde çalışanların temsili boşlukta kalmaktadır. Belediyeler, ülke genelinde kurulacak bir "yerel yönetimler birliği" eliyle, memurlar ise sendikaları aracılığıyla temsil edilebilirler.
- Belediye personel planlaması ve personel sisteminin sürekli geliştirilmesi için çalışma yapmak görevi, belediyelerce oluşturulacak "yerel yönetimler birliği"ne verilmelidir. Bu birlik çalışmalarını merkezi yönetim ve belediye çalışanlarının örgütleri ile beraber yürütmelidir.
- Birlik, belediyelerde tek tek yürütülmekte olan örgütlenme ve toplu iş sözleşmeleri sürecinde, işçi / memur konfederasyonlarının ülke genelinde muhatabı olarak, günümüzde belediyeler cephesinden var olan boşluğu doldurmalıdır.
3) Belediyelerde yetişmiş ve yeterli insangücü istihdamı, başlıca sorun alanlarından birisidir.
- Yetişmiş işgücü sağlamak üzere hizmet-içi eğitim görevini yüklenmiş bir ulusal merkez yoktur.
- Hizmet-öncesi eğitim vermek amacıyla oluşturulmuş mesleki liseler kaynak israfına neden olmuştur.
- Meslek yüksekokulu çerçevesinde kurulmuş olan itfaiye ve zabıta okulları boşluk doldurmuş; buna karşın genel amaçlı mahalli idareler meslek okulları amaca hizmet etmekten uzak kalmıştır.
- Gerek hizmet-öncesi gerek hizmet-içi eğitim planlaması ve yürütümünün, ulusal düzeyde planlı ve sürekli olarak yürütülmesi gerekmektedir. Bu amaçla ulusal bir eğitim merkezi kurulması gerekmektedir. Bu merkez yerel yönetim, merkezi yönetim, belediye çalışanları örgütü ve üniversite temsilcilerinden oluşan özerk bir eğitim ve araştırma kurumu olarak tasarlanmalıdır.
Türkiye'de yerel yönetimler, ulusal bütün içinde genel geçerli ilkeler temelinde özerk hareket etme olanağı sağlayacak bir yapılanma ihtiyacı içindedirler. Bu formülde vurgu, "özerk hareket etme" unsuru üzerinde kalmıştır. Oysa günümüzde yaşanan boşluk, "ulusal bütün içinde genel geçerli ilkeler" boyutundadır. Bu boyut, tarafların -merkezi yönetim, yerel yönetimler ve çalışanlar- ortak çabaları ile hızla açıklığa kavuşturulmalıdır.
|