REKLAM VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ...

 06 OCAK, SALI

ARAMA:

 YerelNET Yerel Yönetimler Portalı
 Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün hizmetidir.

ANA SAYFA HAKKIMIZDA KONUK DEFTERİ İLETİŞİM SİTE HARİTASI

Uzmanlar İçin   

 
 
 
 

SEÇİM CONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ 1946 YILI RAPORU

İl Genel meclisi seçimi: 26 Mayıs 1946
Belediye meclis seçimi: 1 Eylül 1946

Derleyen: Tevfik ÇAVDAR, Zülfiye AMİL

1946 - 1947 YEREL MECLİS SEÇİMLERİ

  • Belediye meclis seçimi: 26 Mayıs 1946
  • Milletvekili seçimi: 21 Temmuz 1946
  • İl genel meclisi seçimi: 1 Eylül 1946
  • Köy muhtarı ve ihtiyar meclisi seçimi: Şubat 1947
  • Mahalle muhtarı ve ihtiyar heyeti seçimi: 30.5.1947

CHP, geleneksel olarak dört yılda bir yaptığı ve 1947 yılında yapılması gereken Büyük Kurultay'ı bir yıl erken toplantıya çağırmış ve 10 Mayıs 1946'da yapılan bu olağanüstü toplantıda üç konu tartışmaya açılmıştır:

"1. Tek dereceli seçime karar vermek,

2. Sınıf esasları üzerine cemiyetler kurulmasını mümkünleştirmek,

3. Parti tüzüğündeki “Değişmez Başkan” maddesini tadil etmek."

Bu düzenlemeler sayesinde tek dereceli seçimler ile TBMM doğrudan halk tarafından seçilmeye başlanacak; örgütlenme hakkına getirilen kısıtlamalar kaldırılarak demokratikleşme süreci hızlandırılacak; parti her kurultayda başkanını seçmek olanağına kavuşturulacaktır. CHPaçısından önemi açık olan bu konuların yanısıra yapılan hazırlıklardan biri de, genel ve yerel seçimlerin öne alınması olmuştur. Sonbaharda yapılması gereken belediye seçimlerinin Mayıs ayına alınması olmuştur. Dönemin yazarlarından Falih Rıfkı Atay, belediye seçimleri konusunu CHP bakış açısından şöyle değerlendirmektedir:

Falih Rıfkı Atay, "Yeni Seçimlere Doğru", Ulus Gazetesi, 27.4.1946."Dünkü Grup toplantısında belediye seçimlerinin, yalnız bu defalık, eylül yerine mayıs ayında yapılmasına ve kanuna bu seçimlerin bir günde bitmesini sağlayan bir madde konmasına karar verilmiştir. Bunun, belki de gelecek kasım ayından önce yeni Meclis seçimine karar verilebilmesi ihtimali ile ilgili olduğu tahmin olunabilir. Eğer bilinmedik ve beklenmedik haller olmaz da Büyük Millet Meclisi böyle bir karar verirse, memleketin ulaştırma ve iklim şartlarına göre yeni seçimler için en elverişli zaman kıştan önceki aylardır. Belediye meclisi seçimlerinin mayıs ayına alınmasının sebebi de, Meclis seçimlerinin tam serbestliği bakımından, içerde ve dışarda, herhangi bir tereddüde imkan bırakılmamasıdır. Meclis seçimlerini, belediye meclislerinin teftiş heyetleri denetleyecek ve idare edecektir. Bugünkü meclisler, doğrudan doğruya Halk Partisi adaylarından kurulmuştur. Muhalifler yada onların iddialarına inananlar, serbest bir seçimde Cumhuriyet Halk Partisi adaylarının kazanamayacağı davasındadırlar. Biz, millet itimadının bizimle beraber olduğu davasındayız. İlk imtihanı belediye seçimleri ile geçirmemiz, ilerde her türlü aykırı tartışmaları yersiz ve manasız kılacaktır. Burada akla gelecek tek sual, muhalefet partilerinin yeni seçimler için hazır olup olmadıklarıdır. Demokrat Parti Lideri Sayın Celal Bayar’ın Tasvir gazetesinin 23 Nisan tarihli sayısında çıkan demeci, hiç kimsenin bu sual üzerinde oynamasına müsaade etmeyecek kadar açıktır. Celal Bayar diyordu ki: “Seçimler önümüzdeki seneden evvel de yapılacak olsa, yukarıda işaret ettiğim şartlar yerine getirilmiş ise, derhal iştirak edebilecek vaziyetteyiz.” Celal Bayar’ın “yukarıda işaret ettiğim” dediği şartlar, seçimin tek dereceli olması ve kanunsuz müdahaleler yapılmamasıdır. Birinci şart, Kurultay karar verince, yerine gelmiş olacaktır. İkinci şartın, uzak bir ihtimal olarak bile, öne sürülmesi için hiç bir sebep yoktur. Bu bakımdan herhangi birinanca vermeyi dahi, Cumhuriyet Halk Partisinin dürüstlüğü ve siyasi savaşlargeleneği hesabına küçüklük sayarız."

Belediye Seçimleri

CHP belediye meclisi seçimlerini Mayıs ayına alma hedefini gerçekleştirmiş, seçim süresini 50 günden 30 güne düşürerek seçimleri üç ay öne almıştır. Hükümet bu öneriyi yasalaştırarak seçim hazırlıklarını hızla başlatmış ve seçimler 26 Mayıs 1946 günü bir günde tamamlanacak biçimde yapılmıştır.

Ancak seçimler DP tarafından boykot edilmiştir. DP, katılmadığı bu seçimleri "dikkatle izleyip usulsüzlükleri, baskıları, vs. 'millet adına' protesto etmiş", seçimlerden bir ay sonra 'Belediye Seçimlerinde Müdahale, Tazyik ve Yolsuzluklara Ait Vesikalar' adlı bir broşür yayınlamıştır. (Cem Eroğul, Demokrat Parti Tarihi ve İdeolojisi, İmge Kitabevi, 3. Baskı Ankara 1998, s.36 ve dipnot 32)

Belediye seçimlerini 21 Temmuz 1946'da milletvekili seçimleri, 1 Eylül 1946'da il genel meclisi seçimleri izlemiş; her üç seçim de baskı ve usulsüzlükler ile gölgelenmiş olarak tarihe geçmiştir. DP, 56 ilçede usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle il genel meclisi seçimlerinden çekilmiş, köylerde yapılan jandarma baskısı geniş bir yakınma konusu olmuştur.

Köy Seçimleri

Köy Yasası, köy muhtarının ve ihtiyar meclisi üyelerinin süreleri dolduğu zaman, seçimi zamanında yapma görevini muhtara vermiştir. Muhtar bu görevini yapmadığı ve seçimlerin geri kalmasına neden olduğunda “…beş liradan yirmi beş liraya kadar para cezası…” alınacaktır. Bu kararı ilçe idare meclisi verecek ve “ idare meclisinin kararına söz…” olmayacaktır. Köy Derneği'ni seçim için toplantıya ihtiyar meclisi çağıracaktır.

Köy seçimlerinin denetimi, büyük ölçüde kaymakamlıkların yetki alanına alınmıştır. Köy Yasası, köy derneğinde seçim sırasında işi bozacak yada geri bırakacak olanlar bulunması durumunda, anlaşma sağlanamazsa derneğin ikinci defa toplanacağını, sorun yine çözülmezse muhtarın haber vermesi ile köyün bağlı olduğu hükümet reisi yada görevlendireceği kimsenin üç gün içinde köye gelip, onun gözü önünde seçim yapılacağını (31.md.) ve kaymakamın köy muhtarının köy işlerini yapamadığını gördüğünde köy muhtarına ihtar göndereceğini, bundan sonra da iş yapmadığını anladığında köy derneğini toplayarak başka bir köy muhtarını seçtireceğini, çıkarılan köy muhtarının gelecek seçimlerde yeniden seçilebileceği (41.md.) gibi hükümler getirmiştir.

Aynı yasanın ilk biçiminde, köylerde büyük toprak sahiplerinin etkisini kırmak ve köylünün özgür iradesinin gerçekleşmesine olanak sağlamak amaçlı özel bir hüküm de yer almıştır. Cumhuriyet kurucularının köye ve köylüye bakışını yansıtan bu madde (madde 32) şöyledir:

“Köylülerin malı olmayıp çiftlik olarak bir mal sahibine ait köylerde muhtarın ve ihtiyar meclisi azasının halk tarafından serbestçe seçilmesine kaymakam ve nahiye müdürü yakından bakmağa mecburdur. Böyle köylerde köy muhtarını ve ihtiyar meclisi azasını seçerken çiftlik sahibinin karışması sebebiyle halkın ezildiği görülürse kaymakamın teklifi üzerine köy muhtarını vilayetin valisi seçer ve köye bildirir. Bu yolda seçilen köy muhtarı tıpkı köylü tarafından seçilen köy muhtarına benzer ve onun bütün işlerini görür."

Bu madde, 1950 yılında Demokrat Parti yönetimince kaldırılmıştır.

Köy yönetimi seçimlerinde parti unsuru, ilk kez 1947 yılında devreye girmiştir. Dört yılda bir yapılmakta olan köy muhtar ve ihtiyar meclisi seçimi, Köy Yasası'na göre, çok ufak ve yakın köyler birleşerek bir tek muhtar seçtikleri için 40.000 küsur köyün muhtar seçiminde 34.055 muhtar seçilmiştir. (Ulus Gazetesi, 2.4.1947) Seçimleri 32.298 köyde CHP, 1289 köyde DP,1 köyde İşçi ve Çiftçi Partisi, 467 köyde de Bağımsızlar kazanmıştır.

Mahalle Yönetimi Seçimi

Mahalle yönetimine son veren ve mahalle muhtarlığınca yürütülen görevleri belediyelere devreden 1933 düzenlemesi, 5 Nisan 1944 gün ve 4541 sayılı "şehir ve kasabalarda mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri teşkiline dair" yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır.

1944 düzenlemesine göre , muhtar ve ihtiyar heyeti seçimi için mülki yönetim amirleri seçilme koşullarını taşıyan mahalle halkından üç kişilik bir seçim encümeni oluşturacak ve mahalle yönetimi seçimlerini bu encümenler yürütecektir. Bu seçimlerde belediye seçimleri için kullanılan seçim defterleri esas alınacaktır.(11.md.)

Mahalle seçimlerinde tamamen mülki yönetim amirlerini yetkili kılan bu düzenleme, 7.5.1947 tarihli 5046 sayılı yasa ile belli ölçüde yumuşatılmış ve seçim yönetimi belediyelere doğru kaydırılmıştır. Buna göre mahalle seçimleri, belediye başkanı başkanlığında olacaktır. Seçim kurulu, belediye meclisi üyelerinin aralarından seçecekleri dört üye ile belediye sınırları içindeki mahalle muhtarlarından ad çekilerek belirlenecek dört kişi olmak üzere sekiz kişiden oluşacaktır. (5046/2-4541/6 md.)

Mahalle Yönetimi Yasası, muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinde yasaya aykırı bir durum görüldüğünde, 1 ay içinde seçimi onaylayan makama başvurulacağını, soruşturma açılarak dosyanın mahallenin bağlı bulunduğu il yada ilçe yönetim kuruluna gönderileceğini ve yönetim kurullarının verecekleri kararın kesin olduğunu, bu karar seçimin iptali yönünde ise, seçimlerinyenileneceğini hükme bağlayarak, belediye başkanlığı seçimine benzer şekilde, seçim işlemi üzerinde bir vesayet denetimi öngörmüştür.

Mahalle muhtarı ve ihtiyar heyetinin asli ve yedek üyelerinin seçimi mülki yönetim amirlerinin onayına tabidir. Seçimi onaylanmayan muhtarın yerine başkası seçilir. Seçimi onaylanmayan üyelerin yerine ise, kendilerinden sonra oy kazanan yedek üyeler getirilir.

14.5.1947 tarihli 5046 sayılı yasa, 4541 sayılı yasanın bu hükümlerini yumuşatarak ve seçim komisyonlarına seçim defterleri ile ilgili yapılan itiraz üzerine verilen karara karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 gün içinde sulh yargıçlığına başvuru olanağı tanımıştır. Bu yasa, seçimlerin mülki yönetim amirlerince onaylanması hükmünü kaldırmış, söz konusu makamlara yalnızca seçim sonuçlarının tebliği görevini vermiştir.

İl genel meclisi, belediye meclisi ve köy seçimlerinden sonra, mahalleler için yapılan seçimler arasında yine 1947 mahalle seçimleri dikkat çekici özellikler sergilemektedir. Demokrat Parti bu seçimleri de boykot etmiştir.

BELEDİYE SEÇİMLERİ MAYISTA YAPILACAK

Ulus Gazetesi, 27.4.1946, s.1

BÜYÜK MİLLET MECLİSİ-SEÇİMLERİNE HAZIRLIK OLMAK ÜZERE BELEDİYE SEÇİMLERİ MAYISTA YAPILACAK BAŞBAKANIMIZIN GRUPTA DEMECİ KURULTAYDA TEK DERECELİ SEÇİM İŞİ DE GÖRÜŞÜLECEK

CHP Meclis Grubu Başkanvekilliğinden:

CHP Meclis Grubu Genel Kurulu 26.4.1946 Cuma günü Konya Milletvekili Saffet Arıkan’ın başkanlığında toplandı.

İlk önce söz alan Başbakan Şükrü Saracoğlu, 10 Mayısta toplanmağa davet edilen Parti Kurultayının bir dereceli seçim esasını da ihtiva eden konuları hakkında izahlarda bulundu ve bu münasebetle bugünkü belediye meclislerine temas ederek yeni yapılacak Büyük Millet Meclisi seçimlerine hazırlık olmak üzere özel kanunu gereğince eylülde yapılması icabeden belediye seçimleri başlangıcının bir defaya mahsus olmak üzere bu yıl 1 mayıs tarihine alınmasını ve prensip olarak belediye seçimlerinde oy vermenin bir günde bitirilmesinin kanunda yer almasını teklif etti.

Bu iki teklif Grupça oybirliğiyle kabul edildi.

Bundan sonra Dışişleri Bakanı Hasan Saka’nın Meclis Grubuna yaptığı demeç münasebetiyle söz alan hatipler, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Anayasasına ve anayasa dolayısıyle ve özel kanunu hükmünce yüklenmiş olduğu vecibelere bağlılığını belirtmiş ve Hükümetin bu baptaki yetkilerini teyidetmişlerdir. Bu bağlılığın teyidi samimi tezahürlere fırsat vermiştir. (a.a.)

BÜYÜK KURULTAY HAZIRLIKLARI BAŞLADI

Ulus Gazetesi, 29.4.1946, s.1

CHP GENEL SEKRETERLİĞİ PARTİ TEŞKİLATINA GEREKLİ TEBLİGAT YAPMIŞTIR. Tek dereceli seçim için yeni bir seçim kanunu tasarısı hazırlandı

Cumhuriyet Halk Partisi Büyük Kurultayının 10 Mayıs günü Ankara’da yapacağı fevkalade toplantı için gereken hazırlıklara başlanmıştır. CHP Genel Sekreterliği, Kurultay dolayısıyla, CHP teşkilatına gerekli tebligatı şimdiden yapmış bulunmaktadır.

Bilindiği üzere, CHP Büyük Kurultayları her 4 yılda bir toplanır. Son toplantı, 1943 yılında yapılmıştır. Gelecek içtima 1 947’de olacaktı. Fakat bu defa, Partinin Değişmez Genel Başkanı, CHP tüzüğü gereğince, Kurultayı fevkalade bir toplantıya davet etmiştir.

Gündem, mahdut konuları ihtiva ettiği için, Kurultay çalışmalarının uzun sürmeyeceği tahmin edilmektedir.

Tek dereceli seçim meselesi, olağanüstü toplantının gündemine giren tekliflerin en önemlilerinden biridir. (Milletvekili Seçimi Kanunu) üzerinde bir müddettir incelemeler yapmakta olan Içişleri Bakanlığı, yeni bir (Milletvekili Seçimi Kanunu) tasarısını şimdiden hazırlamış bulunmaktadır. Büyük Millet Meclisi seçimlerin tek dereceli olarak yapılmasını sağlayacak esasları ihtiva eden bu tasarı, Parti Kurultayı tek dereceli seçim için prensip kararı verdikten ve Parti tüzüğünde bu yolda gereken değişiklikleri yaptıktan sonra, Hükümetçe Meclise sunulacaktır. İl Genel Meclisleri seçimlerinin tek dereceliye çevrilmesini derpiş eden ve İçişleri Bakanlığınca hazırlanmış bulunan diğer bir kanun tasarısı da, buna muvazi olarak, Büyük Millet Meclisinde görüşülecektir.

Büyük Kurultaya iştirak edecek üyeler şunlardır:

1. Genel İdare Kurulu üyeleri.

2. Partili milletvekilleri,

3. İl idare kurulu başkanları,

4. İl kongrelerince seçilen ikişer ve parti üyelerinin sayısı on bini aşan vilayetlerde, fazla her on bin üye için ayrıca gene kongrelerce seçilen birer delege.

BELEDİYE SEÇİMLERİ DEĞİŞİKLİK TASARISI

Ulus Gazetesi, 29.4.1946, s.1 ve 4

YENİ TASARININ BUGÜN MECLİSTE KONUŞULMASI ÇOK MUHTEMELDİR. Yeni değişiklik tasarısı İçişleri Komisyonunda bu sabah incelenecek

Belediye Seçimleri Kanununda yapılacak değişikliklere dair Hükümetçe hazırlanmış olan kanun tasarısı, bu sabah saat 10’da toplanacak olan İçişleri Komisyonunda incelenecektir. Komisyon tetkiklerini öğleden önce bitirebildiği takdirde tasarı Büyük Millet Meclisinin öğleden sonraki toplantısında ivedilikle görüşülebilecektir.

Hükümetçe Meclise sunulmuş olan tasarı, CHP Meclis Grubu toplantısında kararlaşmış olan esasları ihtiva etmektedir. Bu esaslar şunlardır:

Bu yıl önümüzdeki Eylülde yenilenecek olan belediye seçimleri, bir defaya mahsus olmak üzere, Eylül yerine Mayısta yapılacaktır. Elli günlük kanuni seçim süresi, gene bu defaya mahsus olmak üzere, 30 güne indirilecektir. Bu süre sonunda oylar, bir gün içinde verılecektır.

Dört yılda bir yenilenmekte olan belediye seçimlerinde seçim süresi, bilindiği üzere, 50 gündür. Seçim devresi 1 Eylülde başlar, hazırlık ve muameleleri 50 gün devam eder. Ekim ayının yirmisinde de oylar atılarak seçim tamamlanır.

Yeni tasarının Büyük Meclis tarafindan kabulü halinde, seçim devresi bu defa, 1 Mayısta başlayacak ve süre 30 güne indirileceği için, oylar Mayısın 30’uncu günü verilecektir. Yeni tasarı oy vermenin bir günde bitirilmesini yani 30 Mayıs günü tamamlanmış olmasını da sağlayacaktır.

Ankara Belediyesinde Seçim Hazırlığı. Belediye seçimleri için her tarafta hazırlıklara başlanmıştır. Bu cümleden olarak Ankara Belediyesi Belediyeler Kanununa göre belediye seçimleriyle ilgili vatandaşların tesbitine başlamıştır. Bunun için bir beyan kağıdı hazırlanmıştır.

Her aile reisi bu beyan bu beyan kağıdını eksiksiz bir şekilde dolduracaktır. Aile reisleri beyan kağıdına kendisini ve 18 yaşını bitirmiş -1344- 1928 doğumlu erkek ve kadın bütün nüfusları yazacaktır. Kanunen belediye seçimi ile ilgili olmayan subay, er, jandarma ve polis mensupları beyan kağıdına kendileri hariç olmak üzere 18 yaşını doldurmuş olan butun aıle efradını yazacaklardır. Beyan kağıdında her kişinin adı, soyadı, babasının adı, doğum yeri ve tarihi, işi ve ne zamandan beri Ankara’da bulunmakta olduğu yazılacaktır.

İstanbul’da Seçim Hazırlığı. İstanbul, 28 (Telefonla) - Bir müddettenberi Ankara’da bulunmakta olan CHP Vilayet İdare Heyeti Başkanı Alaettin Tiridoğlu bugün şehrimize dönmüştür. Yarın partide bir toplantı yapılarak ay başından itibaren hazırlıklarına başlanması lazım gelen Belediye seçimleri hakkında Partinin faaliyeti etrafinda kararlara varılacağı anlaşılmaktadır. İstanbul Belediye seçimleri için beheri beşer yüz kişilik olmak üzere 1563 seçim dairesi ayrılmıştır. Belediye seçiminde 74 üye seçilecektir.

BELEDİYE SEÇİMİ HAZIRLIĞI

Ulus Gazetesi, 29.4.1946, s.1

ANKARA’DA SEÇMENLERİN TESPİTİNE BAŞLANDI. Evlere beyan kağıtları dağıtıldı

Sayın Ankaralılara Belediye Başkanlığından:

1. Yeni belediye seçimi dolayısıyle şehir sınırları içinde bulunan kanuni vasıfları haiz seçmenlerin tesbiti için bütün evlere beyan kağıtları dağıtılmasına başlanmıştır.

2. Her vatandaş bu beyan kağıtlarını altında nasıl doldurulacağını belirten maddeleri okuduktan sonra 24 saat içinde dolduracak ve bunları toplamağa gelenlere teslim edecektir.

3. Meskenlerine beyan kağıdı bırakılmamış veya bırakıldığı ve doldurulup hazırlandığı halde geri alınmamış vatandaşlar vakit geçirmeksizin keyfiyeti mensup bulunduğu mahallenin muhtarına veya 6983, 2845 numaralı telefonlara haber verecektir.

KÖY MUHTARLIĞI SEÇİM SONUÇLARI

Ulus Gazetesi, 2.4.1947, s.3

32.298 söyde CHP, 1289 köyde DP, 1 köyde İşçi ve Çiftçi Partisi, 467 köyde de Bağımsızlar kazandı.

Dört yılda bir yapılmakta olan köy muhtar ve ihtiyar heyeti seçimi, her tarafta tamamlanmıştır. Köy kanununa göre, çok ufak ve yakın köyler birleşerek bir tek muhtar seçtikleri için 40.000 küsür köyün muhtar seçiminde 34.055 muhtar seçilmiştir. Şehrimize gelen bilgiye göre, bu seçimlerden 32.298’ni Cumhuriyet Halk Partisi, 1289’unu Demokrat Parti, 467’sini bağımsızlar ve 1 ‘ini de işçi ve çiftçi partisi adayları kazanmıştır. İl itibariyle seçim neticeleri şöyledir:

Afyon’da 451 CHP, 23 DP; Ağrı’da 577 CHP; Amasya’da 366 CHP, 18 DP, 1 bağımsız, 1 işçi ve çiftçi; Ankara 1123 CHP, 13 DP; Antalya 583 CHP, 3 DP; Aydın 404 CHP, 44 DP; Balıkesir 880 CHP, 30 DP; Bilecik 224 CHP, 40 DP, 4 bağımsız; Bingöl 299 CHP; Bitlis 271 CHP; Bolu 726 CHP, 17 DP; Burdur 190 CHP, 4 DP, 1 bağımsız; Bursa 751 CHP, 8 DP; Çanakkale 543 CHP, 10 DP, 2 bağımsız; Çankırı 425 CHP, 37 DP, 1 bağımsız; Çoruh 279 CHP, 4 bağımsız; Çorum 617 CHP, 37 DP; Denizli 413 CHP, 12 DP, 2 bağımsız, Diyarbakır 602 CHP, 26 DP; Edirne 240 CHP, 6 DP, Elazığ 611 CHP; Erzincan 519 CHP, 3 DP; Erzurum 913 CHP, 66DP, 17 bağımsız; Eskişehir 347 CHP, 24 DP; Gaziantep 547 CHP, 9 DP, 6 bağımsız; Giresun 427 CHP, 4 DP, 2 bağımsız; Gümüşhane 471 CHP, 5 DP, 20 bağımsız; Hakkari 317 CHP; Hatay 315 CHP, 19 DP, 5 bağımsız; İçel 352 CHP, 117 DP, 27 bağımsız; Isparta 176 CHP, 29 DP, İstanbul 245 CHP, 12 DP; İzmir 568 CHP, 74 DP, 1 bağımsız; Kars 681 CHP, 3 DP, 3 bağımsız; Kastamonu 1059 CHP, 46 DP, 12 bağımsız; Kayseri 448 CHP, 52 DP; Kırklareli 186 CHP, 2 DP; Kırşehir 301 CHP, 3 DP; Kocaeli 611 CHP, 33 DP; Konya 853 CHP, 28 DP; Kütahya 713 CHP, 43 DP; Malatya 743 CHP, 9 DP, 19 bağımsız; Manisa 781 CHP, 89 DP, 11 bağımsız; Maraş 360 CHP, 20 DP; Mardin 683 CHP; Muğla 299 CHP, 34 DP, 9 bağımsız; Muş 361 CHP; Niğde 362 CHP, 5 DP, 2 bağımsız; Ordu 500 CHP, 5 DP, 3 bağımsız; Rize 262 CHP, 5 DP; Samsun 617 CHP, 113 DP, 5 bağımsız; Seyhan 622 CHP, 30 DP, 40 bağımsız; Siirt 490 CHP; Sinop 414 CHP, 6 DP, 13 bağımsız; Sivas 1213 CHP, 5 DP, 2 bağımsız; Tekirdağ 246 CHP, 27 DP, 9 bağımsız; Tokat 68 CHP, 3 DP; Trabzon 580 CHP, 3 DP; Tunceli 353 CHP; Urfa 617 CHP, 12 DP; Van 254 CHP, 247 bağımsız; Yozgat 621 CHP, 15 DP; Zonguldak 711 CHP, 8 DP.

Yekun olarak 32.298 CHP, 1289 DP, 467 bağımsız, 1 İşçi ve Çiftçi Partisi.

AFYON’DA BELEDİYE SEÇİMİ PAZAR GÜNÜ

Ulus Gazetesi, 18. 4. 1947, s.1 ve 4

Bütün hazırlıklar tamamlandı CHP adayları belli oldu

Afyon, 17 (Telefonla) - 20 nisan Pazar günü Afyon’da belediye seçimi yapılacağını daha önce bildirmiştim. Seçim günü yaklaştıkça halkın heyecanı ve partilerin faaliyeti dikkati çekecek kadar artmıştır. CHP bugün adaylarını ilan etmiş ve bir beyanname yayınlamıştır. Beyannamede şu cümleler yazılıdır:

“Sayın hemşeri! Bir yıldan beri kuru vaitlerle, boş laflarla oyalandın. Yapılmayacakları yapar görünenlerin propagandalariyle üzüldün. Zaman her gerçeği birer birer meydana çıkardı. Senin irade ve azminle, senin emek ve himmetinle kurulmuş olan C.H.Partisinin yolundan ayrılma! Türk yurdunu düşman salgınından kurtaran Türk halkının esaret zincirlerini Kocatepe’de kıran Halk Partisi yarınki varlık ve saadetimizin debekçisidir. Bu belediye seçiminde Halk Partisine karşı göstereceğin güven parlak istikbalimizin de ışığı olacaktır.”

CHP seçim hazırlıklarını tamamlamış, Pazar gününü beklemektedir. Halk Partisinin seçimi kazanacağı yolunda halk arasında daha şimdiden kesin olarak tahassül eden kanaat karşısında Demokrat Partinin seçime iştirak etmiyeceği ve geçen hafta içinde şehrimize gelmiş olan Celal Bayar’ın da bulunduğu bir toplantıda Demokratların seçime iştirak etmemek kararını aldıkları söylenmektedir.

Bu söylentilere rağmen buradaki Demokrat Parti idare kurulları arasında üç gündenberi hummalı bir tarzda çalışılmakta ve toplantılar yapılmakta olduğu da haber alınmaktadır. Bu toplantı ve faaliyet seçime iştirak edecekleri hissini de vermektedir.

Onümüzdeki günlerde Halk Partili bazı milletvekillerinin Afyon’a gelecekleri ve gelecek milletvekilleri arasında İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun da bulunduğu ve burada halkevi salonunda bir konferans vereceği haber alınmıştır.

Afyon Belediye Meclisi için CHP’nin gösterdiği adaylar şunlardır: Tevfik İsa, Hamdi Ozkara, Hasan Yebuz, Şükrü Genel, Omer Ozçalışan, Abdullah Arı, Şükrü Ozbay, Nuri Gene. İsmail Dilek, Osman Ozdilek, Fehmi Kterk, Selim Sümer, Kadir Tokman, Emin Yalvaçlı, Hakkı Tüzün, Salih Sevgintürk, Mustafa Sinanoğlu, Kemal Erçelen, Ahmet Köse, Hasan Arabacı, Kemal Bayık, Mustafa Çetin, Abdullah Demirkırkan, Zeki Alptekin, Arif Koç, Omer Dışbudak, Rıza Yamaner, Ragıp Kandilci, Osman Hondu, Kadir Demirbaş, Bekir Urey, Mehmet Mollaoğlu, Basri Oktay, Emin Göbel, Ahmet Gümüş, Emin Kurtaran, Şükrü Olgun, Haydar Toktamış, Ali Genel, Cemal Altıniğne, Mahmut Başar, Hasan Güçlü, İsmail Erkırçak, Faruk Koçkan, Harun Dikmen, Mehmet Sogan, Omer Altınay, Sadri Akın, Hasan Aktin, Mehmet Cedit, Mehmet Sertdemir ve Ali Oztürk.

KÖY MUHTARI SEÇİMİNİN KAT'İ SONUCU

Ulus Gazetesi, 25.4.1947, s.1 ve 4

34098 köyden 30 bin 604’ünde jandarma bulunmadı

İçişleri Bakanlığından bildirilmiştir:

442 sayılı Köy Kanunu hükümlerine göre şubat 1947 ayı içinde köylerimizde yapılan muhtar ve ihtiyar meclisi üye seçimi kesin sonuçları aşağıda gösterilmiştir:

1. 1947-1950 seçim dönemi için 63 ilin 34098 köyünde geçen şubat ayı içinde yapılan muhtar ve ihtiyar meclisi üye seçimlerinin bu kere alınan kesin sonuçları aşağıda bildirilmiştir:

2. 2. Seçimlerde 31.000 köyde Cumhuriyet Halk Partisi, 1328 köyde Demokrat Parti, bir köyde çitçi partisi ve 1869 köyde de bağımsızlar muhtarlık ve üyelikleri kazanmışlardır.

3. Bu sonuca göre 34098 köyün yüzde 91’ini CHP yüzde 4’ünü DP ve yüzde beşini bağımsızlar kazanmışlardır.

4. Seçimlerin başlangıcından bugüne kadar 59 ilin köylerinden Bakanlığa, seçimlere kanunsuzluk, hile ve fesat karıştırıldığına dair 184 şikayet yapılmıştır.

Köylerimizin sayısına göre şikayetlerin nispeti on binde 54’tür.

Partilerin bulunmadığı 1943 yılı seçiminde de bu konuda 194 şikayet alınmıştır. Nispeti on binde 57’dir.

5. 1947 yılı seçimlerinde CHP’den 40, DP’den 112 ve bağımsızlardan 32 kişi şikayette bulunmuşlardır.

6. 1947 köy seçimlerinde 38 ilin 79 köyünde yaka çıkmış ve bu arada yedisi ölüm, 167 yaralama ve 56’sı kavga, hakaret ve muzır propaganda olmak üzere 230 olay kaydedilmiştir.

Çıkan vakaların nispeti köy sayısına göre on binde 23 ve bu vakalardan zarar görenlerin köy sayısına nazaran nispeti de on binde 68’dir.

Umumiyet itibariyle yaka faillerinin yüzde 30’u CHP, yüzde 75’i DP ve yüzde 1 3’ü bağımsız kimselerdir.

7. Köy Kanununun verdiği yetkiye dayanarak ihtiyar meclislerinin isteği üzerine 1733 köye, ötedenberi geçimsizlikleri ve ihtilafları bilinen 1759 köye de idare amirlerince jandarma gönderilmiştir.

İstek üzerine gönderilen jandarma sayısının köy mevcuduna göre nispeti yüzde 5, asayiş ve inzibatı temin için gönderilenlerin nispeti de yüzde 5.1 kadardır.

Kısaca 30604 köyde yapılan seçimlerde jandarma hazır bulunmamıştır. (a.a.)

ŞEHİRLERDE İHTİYAR HEYETİ SEÇİMİ BÜYÜK BİR İNTİZAMLA BİTTİ

Ulus Gazetesi, 31. 5. 1947, s.1 ve 4

ANKARA İÇİNDE İŞTİRAK YÜZDE 38. BUTUN YURTTA SEÇİM CHP ADAYLARI LEHİNE SONA ERDİ.

Yalnız Çorum’da katılmaya durumu müsait gören DP, seçim başlayıp da oyların burada da CHP lehine kullanıldığını görünce mutat bahanelerle seçimden çekildiler.

Mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti seçimi dün yurdun her yerinde ve bu arada başşehrimizde de yapılmıştır. Belediye, Milletvekili, İl Genel Meclisi ve nihayet köy muhtar seçiminden sonra dün yapılan mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti seçiminde de vatandaşlar oylarını kullanmakta memnunluk verici bir şekilde hareket etmişlerdir.

Filhakika bundan önceki seçimlerin Pazar günleri yapılmış olmasına ve dün bütün vatandaşların iş yerlerinde bulunmasına rağmen elde olunan iştirak nispeti bundan bir evvelki mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti seçimine olan iştirakten çok üstündür. Bundan önceki mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti seçiminde iştirak nisbeti binde 46.5 iken bu defaki seçimde elde olunan nisbet %40’ı bulmaktadır. Bu suretle bilhassa şehrimizde muhalif partilerin yalnız Cumhuriyet Halk Partisinin katılmasiyle yapılan seçimde, iştirak nisbetinin düşük olacağına dair iddiaları bu sefer de tahakkuk etmemiştir.

Şehrimizde seçim tam bir intizam içinde geçmiş ve saat 1 8’de fiilen sona ermiştir. Gerek merkez, gerek Çankaya ilçelerinde olduğu gibi yurdun her yerinde vatandaşlar büyük bir intizam içinde oylarını kullanmışlardır. Şehrimizdeki bazı bürolarda bağımsız adaylar da liste dağıtmışlarsa da oyların hemen hepsi CHP adaylarına verilmiştir. Böylece birbirini takibeden nisbeten kısa aralıklarla yapılan beşinci seçimi de Cumhuriyet Halk Partisi kazanmış bulunmaktadır.

Seçime tam saat 8’de başlanmıştır. Seçime başlamazdan önce büro başkanları, sandıkları üyelere ve sandık başında hazır bulunanlara gösterdikten sonra bağlamış ve müteaddit yerlerinden de mühürlemiştir. Merkez ve Çankaya ilçelerindeki birçok sandıklarda seçimin ilk saatinde dikkati çekecek kadar kalabalık toplanmış bulunuyordu. Oğleye kadar oy verenlerin çoğunu bayanlar teşkil etmişse de saat 12-14 arasında dairelerin öğle tatili sırasında faaliyet artmıştır. Oğleden sonra bilhassa saat 16-18 arasında oy atanların sayısı hemen bu saate kadar olan oy tutarına denk bir çoklukta olmuştur. Saat 1 8’den sonra seçim sona erdiğinden tasnife geçilmiş, sandık başındaki sonuçlar bağlı oldukları seçim kuruluna gönderilerek kesin sonuç anlaşılmıştır. Buna göre merkez ilçesinde iştirak nisbeti yüzde 38.8, Çankaya ilçesi ise yüzde 38’dir.

Diğer ilçelerden Ayaş yüzde 56, Beypazarı yüzde 85.5, Keskin yüzde 71.8, Kırıkkale yüzde 62, Kalecik yüzde 65, Çubuk yüzde 91, Bala yüzde 75, Polatlı yüzde 38, Haymana yüzde 53, Kızılcahamam yüzde 76.S’tir. Nallıhan’la Koçhisar’dan geç vakte kadar kesin sonuç alınamamış olmakla beraber bu ilçelerde de iştirak nisbetinin yüksek olduğu bildirilmektedir.

DP Çorum’da seçime girdi ve çıktı . Çorum, 30 (Ozel muhabirimizden) - Durumu müsait buldukları takdirde mahalle ihtiyar heyeti seçimine katılmaları için merkezlerinden emir almış olan Demokrat Parti ilimiz teşkilatının, el altından çalışmakta olduğu ve adaylarını seçmiş bulunduğu kulaktan kulağa işitiliyordu. Nitekim bu söylentilerin doğru olduğu son dakikada anlaşılmış ve dün dairelerin kapanmasına yarım saat kala 16.30’daDemokrat Parti Başkanlığından seçim kurulu başkanlığına bugünkü seçime katılacakları resmen bildirilmiştir.

Bu haber üzerine seçim mücadelesi şimdiye kadar ilimizde görülmemiş bir şekilde başlamış ve gerek CHP merkezinde gerek DP merkezinde -tabii artık açıktan açığa-hummalı bir faaliyet başgöstermiştir.

Bu çalışmalar bugün sabah erken saatlere kadar devam etmiştir ve sabahın ilk saatlerinde her iki parti büroları elan çalışmakta idi.

Sabah tam 8’de seçim sandıkları açılmış kanun formalitesi tamamlandıktan sonra herkesin gözleri önünde bağlanmış, mühürlenmiş ve resmen seçime başlanmıştır.

O dakikadan itibaren her tarafta davul zurna sesleri geliyor, seçmenler kamyonlarla şarkılar söyleyerek seçim sandıkları başlarına gidiyor, her an artan heyecanlı saatler yaşanıyordu. Sandık başlarında CHP oy pusulaları halkımız tarafindan adeta kapışılmağa başlandı. Daha ilk anlarda durumun aleyhlerinde olduğunu gören DP teşkilatı alınacak sonuçtan ümidini kesti ve seçim başladıktan bir buçuk saat sonra 9.30’dan itibaren DP mümessilleri seçim sandıkları başlarını terk etmeye başladılar ve 1 0.3 Oda da mutat ve hiçbir esasa dayanmayan boş bahaneler ileri sürerek seçime iştirakten vazgeçtiklerini seçim kurulu başkanlığına bildirdiler.

DP’lilerin seçimden ayrılmaları günün tek hadisesidir. Halk büyük bir intizam ve vekar içinde oylarını kullanmakta devam ediyor. CHP’nin büyük bir çoğunlukla seçimi kazanacağı muhakkaktır. Şimdiden seçime katılma nispeti yüzde yetmişi bulduğu anlaşılmaktadır.

İzmir’de de iştirak nispeti yüksek. İzmir, 30 (Telefonla) - Muhtar seçimlerine şehrimizde bu sabah saat 8’de başlanmış ve akşam 1 7’de son verilmiştir. Merkezde iştirak nispeti yüzde 37 ilçelerde yüzde 75’e kadar çıkmıştır. İzmir’de 93326 seçmenden 34.031 seçmen oyunu kullanmıştır. Seçim normal geçmiş, hiçbir hadise kaydedilmemiştir. Yalnız birkaç oy pusulası nizamsız tanzim edilmiş olduğu için seçim kurulunca reddedilmiştir.

Zonguldak, 30 (Ozel muhabirimizden telefonla) - Muhtar seçimi bugün yapıldı. Şehir bir bayram havası içindeydi. Vatandaşlar sükun ve vakar içerisinde oylarını kullandılar. Zonguldak’ın 6 mahallesine 19 sandık konmuştu. Seçim sandıklarının bulunduğu yerler bayraklar ve defne dallariyle süslenmişti. Demokratlar bu seçime de girmediler. Seçim saat 8’de sona erdi. Halk yüzde 70 CHP adaylarına oy vermiş ve CHP adayları çoğunlukla kazanmıştır.

Adana, 30 (Ozel muhabirimizden) - Mahalle muhtar seçimleri bugün şehrimizde yapılmıştır. Seçim sabahleyin saat 8’de başlamış, 1 8’e kadar devam etmiştir. Mevsimin yaz ve hasat zamanı oluşu, bundan başka bir kısım halkın bağlarda ve yaylalarda bulunmasına rağmen seçim hararetli geçmiş, yapılan tasnif sonunda iştirak nispetinin yüzde 60’ı bulduğu anlaşılmıştır.

Tasnif sonunda anlaşıldığına göre seçim yapılan 27 mahalleden 26’sında seçimi CHP ve bir mahallede de bağımsızlar kazanmışlardır.

İstanbul, 30 (Telefonla) - Bugün şehrimizde muhtar seçimi önemli hiç bir hadise olmaksızın büyük bir intizamla yapılmıştır. Seçime iştirak etmek için memurlara ve işçilere münavebe ile izin verilmiştir. Neticede 493.454 seçmenden 202.647 kişinin oya iştirak ettiği anlaşılmıştır. İştirak nispeti yüzde 41 .6’dır. Bütün ilçelerde CHP adayları büyük bir çoğunluk kazanmışlardır. Yalnız Mecidiye köyünde bağımsız adaylar kazanmışlardır. DP’liler seçime iştirak etmemekle beraber birçok yerlerde bağımsızları desteklemişlerdir. Muhtarlık geliri fazla olan mahallelerde muhtelif aday listeleri etrafinda hararetli münakaşalar oluş, DP’nin iştirak etmemesine rağmen yer yer bağımsızların büyük bir mücadele açtıkları görülmüştür.

Maraş, 30 (Ozel muhabirimizden) - Bugünkü mahalle muhtar seçimlerinde 20 mahalle iştirak etmiştir. Bunlardan 1 8’inde CHP’li adaylar, bir tanesinde bağımsız adaylar kazanmıştır. Mahallelerden birinin seçim tasnifi henüz neticelenmemiştir. Seçimler esnasında kayda değer hiçbir hadise olmamıştır.

Mersin, 30 (Ozel muhabirimizden) - Mahalle ihtiyar heyeti seçimleri büyük bir alaka ile geçti ve 16 sandıkta 14.665 seçmenden 8799’u oylarını kullandı. Demokrat Partinin seçime iştirak etmemek hususundaki kararına rağmen bu parti mensuplarından birçoğunun oylarını kullandıkları defterlerdeki imzaları ile sabit olmuştur. CHP’li adaylar büyük bir çoğunlukla kazanmışlardır.

Afyon, 30 (Ozel muhabirimizden) - Bugün yapılan mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti seçimine DP katılmamıştır. CHP, il merkezindeki 47 mahalleden 46’sında seçime iştirak etmiş, bir mahallede aday gösterilmemiştir. CHP’nin katıldığı 46 mahallede gösterdiği adaylar büyük bir çoğunlukla kazanmışlardır. Seçimi serbest bırakılan mahallede de ihtiyar heyetine seçilen 9 üyeden yedisini CHP’den ikisinin bağımsız oldukları anlaşılmıştır. Merkezdeki 47 mahallenin yekün seçmen sayısı 13561 ‘dir. Bundan 451 9’u kadın ve 3400’ü erkek olmak üzere 7919 seçmen oya iştirak etmiştir. Seçime iştirak nispeti yüzde 58 .4’dür. Seçimler sükun ve intizam içinde geçmiştir. Mülhak ilçelerde de seçimleri CHP adaylarının kazandığı anlaşılmıştır.

Ereğli, 30 (Ozel muhabirimizden) - Bugün ilçemizde yapılan muhtar ve üye seçiminde 2997 seçmenden 2313 ‘ü oya iştirak etmiş. CHP adayları ittifakla seçilmişlerdir.

Giresun, 30 (Ozel muhabirimizden) - İhtiyar heyeti seçimi tam bir sükunet ve intizam içinde geçti. Cumhuriyet Halk Partisi adayları seçimi kazandılar.

Edirne, 30 (Ozel muhabirimizden) - Mahalle muhtarları seçimi bugün Edirne ile kazalarda sükunet içinde yapılmıştır. Tasnif neticesinde seçime iştirakin yüzde kırk nispetinde olduğu anlaşılmıştır.

Isparta, 30 (Ozel muhabirimizden) - Şehrimizdeki Demokrat Parti dün bir beyanname yayınlayarak muhtar seçimlerine girmeyeceğini bildirmiş olmasına rağmen bazı mahallelerdeki DP teşkilatı karışık aday listeleri hazırlayarak sandıklara atmışlar ve seçim hareketlerine katılmışlardır. Seçim umumiyetle sükunet içinde geçmiş ve CHP adayları büyük bir çoğunlukla kazanmışlardır. Seçimin iş gününe rastlamasına rağmen iştirak nisbeti yüzde altmıştır.

Aydın, 30 (Ozel muhabirimizden) - Bugün yapılan mahalle ihtiyar heyetleri seçiminde merkez Aydın ve bütün ilçe ve bucaklarda CHP adayları ittifak ve ittifaka yakın çoğunlukla seçimi kazanmışlardır.

Balıkesir, 30 (Ozel muhabirimizden) - Muhtar ve ihtiyar heyeti seçimi şehrimizde sona vermiş ve CHP adayları çoğunlukla kazanmıştır. Seçim nispetinin yüzde 50’yi geçeceği umulmaktadır.

ISPARTA’DA BELEDİYE SEÇİMİ HADİSESİZ GEÇTİ

Ulus Gazetesi, 14.7.1947, s.1 ve 2

Demokratların menfi propagandasına rağmen iştirak nisbeti yüzde 50’yi buluyor

Isparta, 13 (Seçimi takip için özel surette giden arkadaşımız bildiriyor) - İddialı ve mücüdeleli bir seçim bölgesi olan Isparta İlinde bozulan ve yenilenmesine karar verilen belediye seçimine bu sabah merkez ilçesinde yalnız Halk Partisinin katılmasıyle başlanmıştır.

Her vatandaş bizzat sandık başına gelmekte ve oyunu kullanmaktadır. Seçmen adedi 91 22’dir.

Saat 1 2’den itibaren elde ettiğim rakamların vasatisine göre iştirak nispeti öğleye kadar yüzde 25m üstündedir. Bununla beraber oy vermek için daha sekiz saatlik bir zaman olduğuna göre iştirak nispetinin artacağı kabul edilebilir. Seçim idari makamların tam bir tarafsızlığı içerisinde, aralıksız devam etmektedir. Demokrat Parti İl İdare Kurulu seçime iştirak etmemek kararını vermiş olmakla beraber seçim işlerine açıkça müdahaleden kaçınmamaktadır. Filhakika bu partinin seçim günündeki hareket tarzını tespit için alınan kararlar gayet enteresandır. Umumiyetle sözüne inanılır kimselerden öğrendiğime ve bizzat şahidi olduğum bazı hadiselere göre, demokratların seçime karıştırdıkları ve seçimi karıştırma teşebbüslerinde bulundukları bir vakıadır. Demokrat Parti İl İdare Kurulunun bu hareket tarzı hakkında aldığı kararları şöyle sıralamak mümkündür:

1. Uzaktan seçim sandıklarını gözaltında tutmak,

2. Mahallelerdeki evleri birer birer dolaşıp sandık başına gidilmesini önlemek ve bunun için de her seçim bürosu çevresine üçer kişilik memuru mahsus tayin etmek,

3. Pazar günü halkı Ayazma’daki toplantıya mümkün olduğu kadar fazla sayıda götürmek. Bunu tahakkuk ettirmek için vasıta tedarik etmek,

4. Halkı oy kullanmaya davet edenleri dövmek.

Gerçekten bu kararlardan sonuncusu hariç, diğerlerinin mümkün olduğu kadar sadakatle tatbikine çalışılmaktadır. Demokrat Parti memuru mahsusları bu hususta gayet dikkatli davranmakta, vazifelerini hassasiyetle yapmaktadır. Mamafi ümidedilen muvaffakiyet derecesinin sağlanıp sağlanamadığı münakaşa edilebilir. Halkın çoğu ötenedenberi adet olduğu üzere Ayazma’ya gitmiş, hele bedava denecek kadar ucuz vasıta temin olunması bir kısım halkı teşvik etmiştir. Demokratların temin ettiği vasıtadan istifade edenlerin birçoğu oylarını kullanıp geldikleri zaman otobüsü kaçırmak tehlikesine maruz kalmışlardır.

Katil suçundan onbeş yıl 35 gün hapse mahkum olarak cezasını çeken ve bundan önceki seçimi kazanan demokrat belediyecileri tarafindan belediyede önemli bir vazifeye tayin edilmiş olan İncekara oğlu Mehmet Ali’nin, Piri Mehmet ve Şeyh Ali’lerin oğlu Alı nın Yayla ve Hızırbey mahallesinde Halk Partisine mensup kimselerin yankıda vatandaşları seçime iştirakten menetmeğe uğraştığı görülmüş ve bu şahıslar hakkında kanunsuz hareketlerinden ötürü kovuşturma yapılması için ilgili makamlara müracaat edilmiştir.

Görülüyor ki seçimin devam ettiği ilk dört saatlik süre içerisinde Demokrat Parti seçimi baltalamak için elinden gelen bütün vasıtalara başvurmaktan ne kaçınmış ve ne de çekinmiştir. CHP mahafilinde bunun aksine olarak tam bir sükun ve itidal hakimdir. Seçime yalnız bir parti iştirak ettiğinden ve bağımsız aday da bulunmadığından esasen halkın sempatisini kazanan CHP adaylarının kazanacakları gayet tabiidir. İştirak nispeti hakkında şimdiden bir şey söylenemez.

İştirak nispeti yüzde elliyi bulacak

Isparta, 13 (Seçimi takip için özel surette giden arkadaşımız bildiriyor) - On bir saatten beri aralıksız devam eden seçim saat 1 9’da bitmiştir. Seçimin öğleden sonraki kısmı da sabahki gibi mücadeleli geçmiştir. Dere mahallesinde 4 vatandaşın aileleri adına sandığa oy attıkları yolunda Demokrat Parti İl İdare Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tokoğlu tarafindan gene bir katil suçundan mahkum olan Demokrat Parti üyesi Ömer Ongur’un ihbarına dayanarak Seçim Kurulu Başkanına yapılan müracaat günün tek hadisesidir. Filhakika Kurul Başkanı ve diğer komisyon üyeleri tarafindan sandık mahallerinde bu gibi müracaatlar üzerine soruşturmalar yapılmış ve durum bir tutanakla belirtilmiştir. Aileleri adına oy kullandıkları söylenen Musa Çukurlu ile Emine Çukurlu ve Süleyman Bayram ile Nimet Bayramve Geranlı Mustafa Bozkaya ile Ummühan Bozkaya ve Ali Çukurlu ile karısı Fatma Çukurlu’dan öğrendiğime göre, hadise tamamiyle bir kasıt eseridir. Komisyon Başkanı Zeki Sümer ile diğer üyelerin birlikte yaptıkları soruşturmada gerek erkeklerin, gerek bayanların ifadelerinden herkesin oyunu ayrı ayrı kullandığı anlaşılmıştır. Yalnız Musa Çukurlu, karısının bizzat oy verdiğinden haberi olmadığını, bu sebeple bir zarfta, birisi karısı adına olmak üzere, iki oy attığını söylemiştir.

Daha seçim başlamadan önce kurula karşı güvensizliğini belirten Demokrat Parti Başkanı durumu incelemek üzere sandık yerine giden seçim kurulu başkanının vazifesine müdahale ederek soruşturmanın kendisinin ve ihbarı yapanın da bulunacağı bir heyet önünde cami avlusunda sandık başındayapılmasını istemiş, Zeki Sümer verdiği cevapta, bu işi kendisinin ve komisyona mensup diğer arkadaşlarının birlikte hemen tahkik edeceğini, fakat seçime iştirak etmemiş bir parti başkanının tahkikata müdahaleye kanunen hakkı olmadığını söylemiştir. Bununüzerine Demokrat Parti Başkanı ve arkadaşları hadise yerin manalı bir tarzda terketmişlerdir.

Yenilenen belediye seçiminin kati sonucu ancak devam etmekte olan tasnif sonunda anlaşılacaktır. Bununla beraber aldığım bilgiye göre iştirak nisbeti her iki partinin iştirakleri il genel meclis seçiminin yüzde 31 olan iştirak nispetinden daha fazladır. Elde ettiğim rakamlara göre, bugünkü seçimin iştirak nispeti yüzde elli civarındadır.

OSMANİYE SEÇİMİNİ CHP KAZANDI

Ulus Gazetesi, 24.10.1947, s.1 ve 4

Oy pusulaları Belediye meydanında halkın gözü önünde sayıldı. DP Başkanı seçimin neticesinden ümitlerini kesince tahminlere dayanan mantık dışı itirazlarda bulundu. Seçim ve tasnif baştan sona tam bir hürriyet ve büyük bir intizam içinde yapılmıştır

Osmaniye, 23 (Seçimi takip için giden arkadaşımızdan) - 12 Temmuz beyannamesinin ışığıaltında yapılan ve bizzat orada bulunarak seçimi yakından takip eden CHP’li, DP’li ve tarafsız birçok kimselerin teslim ettikleri gibi tam bir hürriyet ve serbestlik havası içinde Pazar günü yapılan Osmaniye belediye seçiminde DP’nin kaybetmesi üzerine muhalefet basını ve muhalefet çevreleri bu seçimle bir kere daha fiilen tahakkuk eden güzel havayı bulandırma yolunu tutmuşlardır. Seçimden sonra muhalif gazeteler türlü yazı ve haberlerle gerçekleri kendi isteklerine uygun bir yola dökmek için büyük gayret sarfetmektedirler. Bundan dolayıdır ki, bugün Osmaniye seçimlerine ait geniş ve etrafı tafsilat vererek ortaya atılan bir sürü iddia ve isnatların içyüzünü açıklıyorum:

Pazar günü yapılan seçimin normal ve samimi bir hava içinde cereyanından sonra belediye başkan vekili B. Safa Günal’ın başkanlığındaki seçim kurulu belediyedeki başkanlık odasında saat 22’de tasnife başlamak üzere toplanmıştır. Oda, esasen çok küçük olduğundan yedi kişilik seçim kurulu ve oy sandıklarıyle dolduktan sonra kimsenin kıpırdayamayacağı bir hale gelmiştir. Seçim kurulunca davet edilen her iki partinin müşahitlerinin tasnifi yakından takibetmeleri için de gerekli tedbirler alınmış ve zarfar müşahitlerin bulunduğu koridorun kapısı önünde ve onlara ayrıca gösterilmek suretiyle açılmak kararı verilmiş, bu karar gereğince de zarflar açılmaya başlanmıştır. DP müşahitleri biraz sonra bu karara da itiraz ederek oy pusulalarının arkasına imzaların koyacaklarının, hatta tasnif kurulunca tanzim edilmekte olan oy listesinin bir aynının da kendileri tarafindan yapılacağını söylemişlerdir. Kanuni mevzua uymayan bu teklif er kabul edilmemiş, ancak tasnifte müşahit olarak bulunabilecekleri kendilerine bildirilmiştir. Bunun üzerine demokratlar binayı terketmişlerdir. Ertesi gün tek sandık açılmadan seçim kurulu tarafindan DP ilçe başkanlığına müşahit gönderilmesi için davetiye yazılmış ve 20 dakika beklenerek ondan sonra sandıkların açılmasını ve oyların tasnifine geçilmiştir. Buna rağmen DP müşahit göndermekten imtina etmiştir. Bu suretle 4 sandığın tasnifi belediyedeki küçük odada yapılmıştır. DP müşahitlerinin hazır bulunmadığı bu 4 sandığın tasnifinde demokratların CHP’liler kadar oy almış bulunduklarının tespit olunması şayanı dikkattir. Seçim kurulunun mükerrer davetlerine icabet etmeyen DP’li müşahitlerin bu imtinai karşısında kurul tasnifin gündüzleri belediye avlusunda, geceleri de umuma açık 300 kişi alabilecek kadar büyük olan belediye yanındaki kahvede yapılmasının ve halkıngözü önünde cereyan etmesini kararlaştırmış ve bu gece yarısına kadar onuncu sandığın tasnifi işini bitirmiştir. Belediye meydanında yapılan tasnif Halk Partisi ve Demokrat Partiye mensup halkın ve bağımsızların huzuriyle yapılmıştır. Bir sandık açılmadanönce sandığın açılacağı ve numarası tellal vasıtasiyle ilan edilmiş ve sandıklar ondansonra açılmıştır. Yarın sabah da son sandığın tasnifi yapılacak ve böylecetasnif işi sona erecektir. On sandıktaki oyların sayısına göre, CHP adayları1651, DP adayları 1056 CHP ve DP karmalarının da 273 oy aldıklarıtespit edilmiştir.

Onbirinci sandığa 203 kişi oylarını atmıştır ki, bütün bu oylar DP adaylarına atılmış olsa dahi, nihai neticenin CHP lehinde olacağı açıktır.

Osmaniye DP Başkanının beyanatı

Osmaniye seçimleri hakkında DP ilçe başkanı B. Dede Bozdoğan bana şunları söylemiştir:

“Seçimin başlangıcında bize haber verilmeden seçmenlerin yazım işleri muhtarlar tarafindan yapılmıştır. DP’ye bağlı kimseler bu yazım heyetleri tarafindan soyadları ve isimleri yanlış yazılmış olduğu için oylarını kullanamamışlardır.” Burada kendisine sordum: “Yazım işinde yapılacak hatalar için bir itiraz müddeti vardır. İsmi yanlış yazılanlar bu müddet zarfinda itirazlarını yaptılar mı?”

C.Dede Bozdoğan buna cevaben “bu hususta kati birşey bilmiyorum. Yalnız birkaç kişinin müracaat ettiğini duydum” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “CHP aday listelerinde mevcut bulunan şahıslardan seçim kurulu seçildiği için tasnif işinde hile olduğunu tahmin ediyoruz. Tasnif işi için kaymakamla 7 Ocak okulu salonunda konuştuk. DP il başkanı B. Omer Başeğmez de yanımızda idi. Kendisinden tasnife kaç müşahit gönderebileceğimizi sorduk. 0 da iki müşahitle tasnif işlerinde bulunabileceğimizi hatta, üç gazetecinin de bu işlere katılabileceğini bildirdi.Sandıklar belediyeye gelince gazetecilerle birlikte biz de belediyeye geldik. Müşahitlerimize DP’nin müşahidi olduklarına dair resmi vesikalar verdik. Bu sırada kurul siyasi partilerin tasnif odasında müşahit bulundurup bulunduramayacağı hakkında bir karar vermek üzere bir toplantı yaptı. Biz kaymakamla beraber dışarda bulunuyorduk. Kurul başkanı B. Ziya Günal kurulun müşahitlerin odada bulunup bulunmaması hakkında münakaşa halinde olduğunu söyledi. Bunun üzerine kaymakam araya girerek müşahitlerin koridordan ve açık bırakılacak kapıdan tasnifi takib etmelerini teklif etti. Ben de görmediğim bir tasnif işinde müşahit olarak bulunamayacağımı bildirerek salondaki muhalif gazetecilerle birlikte ayrıldım. Tasnif başladığı zaman elektrikler üç dakika için sönmüştür. Bu üç dakikalık an içinde sandıkların anahtarları kendilerinde bulunan seçim kurulunun, oy pusulaları üzerinde değiştirmeler yapmış olduğunu tahmin ediyoruz.”

DP ilçe başkanı B. Dede Bozdoğan’ın en çok itimat ettiğini söylediği seçim kurulu üyelerinden Dr. Yahya Dermancı, bu elektrik sönmesi işine dair bana şu açıklamada bulunmuştur:

“Uç dakikalık elektrik sönmesi fabrikada çıkan veya kasten yapılan bir arıza olmayıp tasnif odasındaki ampulün yetersizliğinden dolayı çıkarılan 200 mumluk bir ampulle değiştirilmesine kadar geçen zamanda olmuştur ve bu anda da on sandık açılmamış bir vaziyette DP’lilerin yanında bulunuyordu. Açılmış olan bir numaralı sandıkta ise demokratların büyük sayıda oy almış olmaları da onların bu iddiasını çürütmeye kafidir.”

CHP Başkanı Osman Kaya’nın beyanatı

CHP başkanı B. Osman Kaya’da bana şunları söyledi:

“Seçimlerin cereyan şeklini bundan öncede açıklamıştık. Demokratlar o günkü seçimde sandık başlarında grup grup toplanarak halk üzerinde pisikolojik bir baskı yapmak taktiği kullanmışlardır. Ancak u taktikleri de muvaffak olamayınca, seçim işlerine bilfiil müdahale yolunu tutmuşlar ve bilhassa Cumhuriyet mahallesindeki sandığın başında müşahit olarak bulunan bır demokrat, seçim defterlerini kontrol edeceğini söylemiştir. Bütünbunlar da demokratların sandık başında sinirli bir hava yaratmak ve sonra da seçim kurulunun işlerini güçleştirmek gayesini güftükleri anlaşılmaktadır. Seçim esnasında biz meşru bir hakkımız olan propagandayı bile yapmaktan çekindik.”

Kaymakam B. Kazım Atakul’un sözleri

Seçim hakkında Kaymakam B. Kazım Atakul da şunları söylemiştir:

“DP’lilerin ileri sürdükleri elektrik hadisesi katiyen varit değildir. Kurul odasında bulunan küçük ampulün değiştirilmesi gibi kısa bir an içinde herhangi bir hile yapıldığını mantık kabul edemez. Kaldı ki o anda açılmış bulunan sandıkta DP’liler daha fazla oy almışlardır. Seçim kurulu tamamen kanun çerçevesi içinde ve her mahalleden gösterilen ikişer grup arasından kura ile seçilmiştir. Bundan bir ay öncedenberi seçim hazırlıkları devam ettiğine ve bu durum kendileri tarafindan da bilindiğine göre, hiçbir itirazın yapılmaması çok gariptir. Şu ana kadar seçim ve tasnif işleri tam dürüstlük içinde başarılmıştır. Son kalan sandığı da yarın açıp kati neticeyi alacağız.”

Bir istifa

Adana’da çıkmakta olan ve DP’nin organlığını yapmakta bulunan Demokrat adlı gazetenin yazı işlerini fiilen idare eden B. Celal Tevfik Saymen, bilhassa Osmaniye seçimlerinden sonra Demokrat gazetelerin yaptığı demagojik yayınlar üzerine bugün istifa ederek gazeteden ayrılmıştır.

SİNCANLI BUCAĞINDA BELEDİYE SEÇİMİNİ CHP KAZANDI

Ulus Gazetesi, 16.12.1947, s.1 ve 3

DP, mutat üzere kayıp alametleri belirince temsilcilerini sandık başlarından topladı -Halkın ortasında yapılan tasnifte gene temsilci bulundurmadı

Afyon, 15 (Telefonla) - Afyon Merkez İlçesine bağlı Sincanlı Bucağında yeniden belediye teşkilatı kurulması kararlaştırılmış ve bu karara binaen dünkü Pazar günü bucakta Belediye Meclisi seçimi yapılmıştır. Seçime Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti, adaylarını ilan etmek suretiyle iştirak etmişlerdir. Şehrimizde bulunmakta olan Demokrat Partili Afyon Milletvekillerinden emekli general Sadık Aldoğan ve B. Hasan Dinçer seçimden bir gün evvel bucak merkezine giderek bazı temaslarda bulunduktan sonra geridönmüşlerdir. Şehrimizde misafir bulunan Kırşehir Milletvekili B. İsmail Hakkı Baltacıoğlu ve Samsun Milletvekili B. Naşit Fırat ile Afyon’dan CHP İl ve Merkez İlçe İdare Kurulları Başkan ve üyelerinden bir grup ve Demokrat Parti Merkez İlçe İdare Kurulu Başkan ve üyeleri seçim günü bucak merkezinde hazır bulunmuşlardır.

Seçim çok sakin ve samimi bir hava içinde yapılmış, Afyon’dan gelen her iki partiye mensup müşahitler sandık başlarını beraberce dolaşmışlardır. Ayrıca sandık başlarında partilerin temsilcileri hazır bulunmuşlardır. Ancak, Demokrat Parti, seçimin sonların doğru ve saat 15 sularında seçimi kaybettiklerini anlayınca sandık başlarından temsilcilerini çekmiş ve halkodasında bütün bucak halkının gözü önünde yapılan tasnife de, seçim kurulu başkanlığının ve bucak müdürlüğünün müteaddit davetlerine rağmen temsilci göndermemiştir.

Esasen seçim kurulu CHP ve Demokrat Parti mensuplarından teşkil edilmiş bulunuyordu. Yapılan tasnif sonunda 1097 seçmenden 837 seçmenin oya iştirak ettiği ve 580 oyla CHP asil ve yedek adaylarının seçimi kazandıkları ve Demokrat Parti adaylarının da 257 oy aldıkları anlaşılmıştır.

Belediye Meclisine seçilen Halk Partili üyeler yarın toplanarak Belediye Başkanını seçeceklerdir.

EK - 1: İNÖNÜ’NÜN MAKALESİNDEN 1940'lı YILLAR

Ulus Gazetesi, 15.9.1947, s.1 ve s.2.

CUMHURBAŞKANIMIZ TÜRKİYE’Yİ İLGİLENDİREN ON YILLIK SİYASİ OLAYLARA DAİR YAZDIĞI ÖNEMLİ BİR MAKALEDE MEMLEKETİMİZİN SON DÜNYA SAVAŞINDA-MÜTTEFİKLER DAVASINA OLAN BÜYÜK YARDIMINI DA BİLHASSA BELİRTTİ

İKİNCİ CİHAN SAVAŞINDA Türkler, Stalingrad ve Elalemeyn muharebeleri kazanılıncaya kadar ve Kuzey Afrika, Birleşik Amerika tarafından işgal olununcaya kadar, Ortaşark yolunu kapalı tutmağa muvaffak olmuşlardır.

İnönü diyor ki: Türkiye, barışa, gelecekte ciddi hizmetler yapacağına inanıyor

Ankara, 14 a.a. - “Encyclopaedia Britannica” tarafindan “Hadiselerle Dolu On Yıl” namiyle ansiklopedi şeklinde neşredilen ve Chicagı’da basılan kıymetli eserde Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün mühim bir makaleleri çıkmıştır. 1937 yılından 1946 yılına kadar Türkiye’ye müteallik on senelik siyasi olayları beliğ bir surette belirten bu tarihi yazının Türkçe aslının metnini aynen dercediyoruz:

Giriş

1914’te patlayan Birinci Cihan Harbi, 1918 sonbaharında nihayetlenmiş ve 1919 ve 1920’de muharipler barış imzalamışlardır. Yalnız Türkler istisna teşkil ediyorlardı. Osmanlı İmparatorluğu olarak harbe iştirak eden Türkiye, 1918 sonunda ve 1919 başında müttefikler tarafindan geniş mikyasta istilaya uğrayınca, Türk milleti, galiplere karşı mevcudiyetini müdafaa için heyecanla ayaklanmıştı. Türklerin “İstiklal Savaşı” dedikleri milli mücadele dört sene sürmüş ve bu suretle Birinci Cihan Harbi Türkler için, 1923 ‘te Lozan muahedesiyle sona ermiş bulunuyordu.

Türkler, dokuz senelik harp halinden, arazice bir imparatorluk kaybetmiş en mamur memleketleri büyük tahribata uğramış ve maddeten yorgun bir halde çıkmışlardı. Fakat, milli davalarını bütün dünyaya kabul ettirmiş olmanın verdiği manevi kuvvetler ve itimadınefis, kendilerini büyük kazançla çıkmış kadar azimli ve iradeli kılmıştı. Türkiye Cumhuriyeti, milli iradenin bu azimli karariyle meydana gelmiştir. (1923)

Cumhuriyetin getirdiği değişiklik, sade devlet şekline münhasır kalmamış milletin siyasi ve sosyal bünyesinde engin ve derin değişiklikler yaratmıştır. Osmanlı İmparatorluğu, din ve şeriata istinat ediyordu. Yeni Türk devleti, laik cumhuriyet olmuş, üst üste kabul edilen reformlar, devletin şeklini, ortaçağ esaslarından, tamamiyle modern esaslara çevirmiştir. Kadınları kapalı bir cemiyetin, şahsi hükümlerini tanzim için İsviçre Code Civil’i kabul olunmuş, kadın, cemiyet hayatında her vazifeye girmiş, Büyük Millet Meelisine kadar, seçmek ve seçilmek hakları almıştır.

Türk dilinin yazılması için o zamana kadar kullanılan alfabe terkolunarak latin harfleri kabul edilmiştir. (1928) Bunun gibi esaslı devrimler, reformlar yanında, başlık olarak şapkanın kabul edilmesi, memleketin şeklini dış görünüşte de değiştirmiştir.

İşte, asırların geleneklerini beş olta sene içinde değiştirmek üzere kurulan Türkiye Cumhuriyeti, memleketi imar etmek, ekonomik, kültürel ihtiyaçlarını kendi membalarından temin etmek mecburiyetinde de bulunuyordu.

Umumi bilgiler

Türkiye Cumhuriyeti arazisi, Greenwich’e nazaran 26 derece 44 derece 48 dakika tul daireleri, 36 derece 42 derece arz dairesi arasındadır. 768.000 kilometre karedir. Cumhuriyetin başkenti Ankara’dır. Nüfusu 226.000’dir. Başlıca şehirleri şunlardır: İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, Konya, Sivas, Erzurum, Kars, Diyorbakır, Trabzon, Samsun. Türkiye Cumhuriyetinin nüfusu 1945 sayımına nazaran 18.861 .609’dur. Son sayımın tasnifi henüz bitmediğinden, 1935 sayımının tasnifini ele alırsak, Türkiye’de ana dili Türkçe olan nüfus takriben yüzde 90 ve müslüman dini yüzde 98 nisbetindedir.

Türk anayasasına göre, egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Türk milletini, ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsil eder ve millet adına egemenlik hakkını yalnız o kullanır.

Türkiye Cumhuriyetinde yasama yetkisi ve yürütme erki, Büyük Millet Meclisinin elindedir. Meclis, yasama yetkisini kendisi, yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır. Cumhurbaşkanı, dört yıl süre ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi üyeleri arasındanseçilir. Türkiye’de 22 yaşını bitiren her kadın ve erkek, milletvekili seçebilir. Millet Meclisinin seçimi dört yılda bir yapılır.

1937 - 1946 yılları arasında Türkiye Cumhuriyetinin devlet başkanları şunlardır: Kemal Atatürk (29 Ekim 1923 - 10 Kasım 1938). İsmet İnönü (11 Kasım 1938).

1937’den beri Hükümet Başkanları şunlardır: Celal Bayar (25 Ekim 1937 - 25 Ocak 1939). Dr. Refik Saydam (25 Ocak 1939 - 8 Temmuz 1942). Şükrü Saracoğlu (9 Temmuz 1942 - 6 Ağustos 1946). Recep Peker (6 Ağustos 1946).

İç Politikada büyük hadise

1937 - 1938 senelerinin iç hayata talluk eden en mühim tarih hadisesi, Cumhurbaşkanı Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de ölmesidir. İstiklal Harbinin eşsiz kahramanı ve büyük reformlar devrinin idealist ve cesaretli kılavuzu, Türk milletinin yürekten minnetleriyle ağırlanmıştır. Medeni milletler, eski dostları ve düşmanları ayrılmaksızın, Atatürk’e kadirşinaslığın hürmetini göstererek Türkleri müftehir etmişlerdir. Atatürk’ten sonra, Türk devletinin siyasi ve sosyal alanda nasıl bir gelişme göstereceği, dünyanın merak ettiği bir şeydi. Türk milleti, Cumhuriyette istikrarı ispat etmiştir.

Dış Politika

Türkiye Cumhuriyetinin dış politikası, bütün komşulariyle ciddi ve kalbi olarak iyi geçinmeye müstenit, samimi bir barış siyasetine dayanmakta idi. Yunanlılarla 500 senelik bir mücadele, iki tarafin yürekten arzusu ile terkedilmiş ve onun yerine dostluk ve müşterek emniyet dileği hakim olmuştu.

Arap ülkeleri ile, İran’la iyi komşuluk havası vücut bulduğu gibi, Bulgaristan’la da, diğer Balkan devletlerinden farklı olarak, Türkiye’nin, arası, nisbetle, en iyi ve normal sayılırdı.

1937 senelerine doğru Türkiye’nin büyük devletlerle münasebeti, şu şekilde hulasa olunabilir:

Sovyetlerle, iyi dostluk münasebetleri devam ediyordu.

İngiltere ile, İstiklal Harbinin düşmanlığından eser kalmamış; iki memleket arasında, yakın bir dostluk, göze çarpacak surette teessüs etmişti.

Fransa ile tek ihtilaf mevzuu olan Hatay meselesinin adalet yolunda inkişafi üzerine, Türkiye ve Fransa arasındaki münasebetler iyileşmeye yüz tutmuştu.

İtalya ile Türkiye Cumhuriyetinin münasebetleri dalgalı idi. İki tarafta da, karşılıklı ziyaretler ve dostluk jestleri, vakit vakit görülürdü. Fakat, faşist idaresinin genişleme politikası ve çalımlı nutukları, Türkleri ciddi olarak şüphelendiriyordu. Habeşistan seferi esnasında, Türklerin Milletler Cemiyeti kararına uyarak sanksiyonlara katılması ve Akdeniz emniyeti için İngiltere ile açıktan açığa görüş ve tedbir birliğine gitmesi, Türkiye ve İtalya’nın durumlarını, birbirine karşı zıt ve emniyetsiz bir hale getirmişti.

Türkiye’nin Almaya ile münasebetleri, 1 937’ye kadar, daha ziyade ekonomik idi. 1 929’dan beri tesirleri devam eden büyük ekonomik krizin neticesi olarak, Türkiye de dış ticaretini güdümlü bir istikamete sokmuş ve döviz müşkülatı, Almanya ile alışverişe, kendisini mecbur etmişti. Bu sebeple, Almanya ile ticaret Türkiye için ehemmiyetli bir mevki tutuyordu.

Birleşik Amerika, Türkiye Cumhuriyetinin inkişafinı ve reformlarını sempatiyle takip etmiştir. Cumhuriyetin başından beri, Türkiye’de Amerika’yı temsil eden bütün büyükelçiler, Türkleri, yeni hayatlarında açık bir surette takdir ve teşvik etmişlerdir. Türkler, Amiral Bristol, Mr. Grew ve General Sherrill adlarını anmaktan zevk duyarlar.

Kollektif barış çalışmaları

Türkler, kollektif emniyet için, milletler cemiyetinde çok hevesle çalışmışlardır. Kendi etraflarında kollektif emniyeti sağlayacak teşekkülleri kolaylaştırmışlardır.

1934’te, Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya ile beraber Balkan Antantını kurmuşlardır. Balkan antantının asıl maksadı, bu dört devletin içi hudutlarında emniyeti sağlamak ve zamanla Bulgaristan’ı dost olarak, içine almaya çalışmak; mümkün olmazsa, Bulgaristan ın bir karışıklık çıkarmasına mahal vermemekti. Fakat, Balkan devletlerinin dış hudutlarındaki büyükdevletlerle münasebetlerinde, Bulgaristan’la bir ihtilaf çıkmadıkça, kimseye bir taahhüt yüklemiyordu. Hatta, İtalya’ya karşı Yunanistan, Rusya’ya karşı Türkiye, ayrıca reserve koymuşlardı. Hele Balkan Antantı devletlerinden birinin, Almanya veya İtalya ile, yalnız başına muharebeye tutuşması halinde, diğer akitlere bir külfet vermiyordu.

Ortaşark’taki siyasi tertipler arasında, Sadabat Paktını da zikredebiliriz. Türkiye, İran, İrak ve Afganistan bu pakta dahil idi. Dostluk, iyi münasebetler ve bunların icabı olarak siyasi ve içtimai sahalarda birbirine yardım ve yakınlık pakttan bekleniyordu. Fakat, otomatik işleyecek bir askeri taahhüt, bu paktta yoktu.

Türkiye Cumhuriyeti için mühim bir siyasi hadise, 1936 Montrö muahedesinin akdolunmasıdır.

Lozan muahedesiyle Türkiye’ye yüklenmiş olan Boğazlar rejimi, Montrö ile tadil olunmuştur. Lozan muahedesinde, Boğazlar gayri askeri idi ve harp gemileri için geçit, en kuvvetli Karadeniz devletinin tonajı nisbetinde olmak şartiyle, Akdeniz devletlerine açık bulunuyordu. Bunu, Sovyetler tasdik etmemişlerdi. Sovyetlerin de müzakeresine katılarakimza ve tasdik ettikleri Montrö mukavelesinde ise, Boğazların tahkim ve müdafaası hakkı, Türklere tanınmıştır. Ticaret gemilerine tam serbestlik tanınmış, harp gemileri, için barış zamanında Karadeniz’de kıyısı olan devletlerin gemileri tonaj tahdidi olmaksızın, serbest gireceklerdir. Diğer devletler, kaideten 30.000 tondan yukarı mecmu tonajda gemi geçirmeyeceklerdir. Harp zamanında, Türkiye muharip değilse, muharip devletlerin gemileri geçemez. Türkiye muharip~ ise, veya kendisini yakın bir harf tehdidi altında sayarsa, harp gemilerinin geçirilip geçirilmemesi, Türk hükümetinin ihtiyarına bırakılmıştır.

Montrö mukavelesine bir lahika eklenmişti. (2.no.lu) Bunda, 1936 tarihli Londra deniz antlaşması esasları, hemen aynen kabul edilmişti. Yani, hangi tonajda ve hangi evsafta gemilerin, harp gemisi veya muavin gemi sayılacağı tarif ediliyordu.

İkinci Cihan Harbi esnasında, bu tariflerin kafi olmadığı sabit olmuştur.

1937 - 1938 senelerinin, İkinci Cihan Harbinin işaretleriyle dolu olduğu, Türkiye’den de görülmüştür.

Türkiye, hem Sovyetlerle, hem İngilizlerle iyi münasebette bulunmaya ehemmiyet veriyordu. Türkiye Cumhuriyetini memnun eden bir nokta da, İngilizlerle Ruslar arasında, bu senelerde iyi münasebetlerin inkişaf etmesiydi. Birbirine zıt iki dost arasında kalmak tatsızlığından, Türkiye sakınıyordu. Bu bakımdan siyasi durum, 1938 Münih anlaşmasından sonra, endişeli görünmeye başladı. Fakat, Mihver devletlerine karşı, gerek Sovyetlerin ve gerek İngiltere ile Fransa’nın durumlarında esaslı bir fark olmayacağını, Türkiye zannediyordu.

İkinci Cihan Harbi başlarken

1939 ilkbaharı, Türkiye’de ve Balkan memleketlerinde büyük heyecana sebep oldu. Almanya Çekoslovakya’yı ve İtalya Arnavutluk’u işgal etmişlerdi. İngiltere, Almanya’ya inanmaktan ümidini keserek, Avrupa şarkında taarruza maruz bulunan küçük devletlere, bir taraflı olarak, garanti veriyordu. Ancak, Polonya’dan başka kendisine garanti verilmiş olan hiç bir devlet, mukabele etmiyordu. Hatta, bazı küçük devletler garantileri de kabul etmemişlerdi.

Bu esnada, Türkiye Cumhuriyeti ile İngiltere ve Fransa arasında karşılıklı garanti beyannameleri müzakere edilmeye başlandı. Bu beyannameler, imza edenlerin birbirine karşı vaziyetlerini bütün dünya önünde tayin ediyor ve bunların, ittifak muahedeleriyle ikmal edileceğini tasrih ediyordu. Türkler, beyanname müzakeresi açılır açılmaz, Sovyetlerle de, bu müzakerelerde işbirliği yapmak lüzumunu, ilk anda ileri sürdüler. İngilizlerle Fransızların, Ruslarla da işbirliği yapmak niyetinde olduklarına mütmain oldular.

Türklerle İngilizler arasındaki beyanname 12 Mayıs 1939 tarihinde ve Fransızlar arasında 23 Haziran 1939 tarihinde imza edilmiştir. Sıkı çalışma ile, süratle meydana gelen bu beyannamelerden sonra, ittifak muahedesi hazırlığı, nisbetle, yavaş yürümüş ve uzun sürmüştür. Bu arada, İngiliz ve Fransız heyetleri Moskova’ya giderek, Ruslarla müzakereye başlamış bulunuyorlardı.

Türkiye, Sovyetlerle İngiliz ve Fransızlar arasındaki 1939 müzakeresinin içyüzünü bilmiyordu. Fakat, müsbet bir neticeye varılacağına çok kuvvetle ümitli idi. Almanya ve İtalya, Türklerin İngilizlerle ve Fransızlarla bir beyanname ile bağlanmasını büyük hiddetle karşıladılar. Türklere, radyolarda ve gazelerde, ağır tehditler ve ithamlar yapıldı. Bu hava içinde. Moskova’da cereyan eden İngiliz-Fransız-Sovyet müzakerelerinin neticesibekleniyordu. Günün birinde, müzakerenin kesildiği ilan olundu. Sovyet Rusya ile Almanya arasında bir pakt imza edildiği öğrenildi.

1 Eylülde Polonya harbi başladığı zaman, Türkiye Cumhuriyeti, Sovyetlerle İngilizler arasında işbirliği ve siyaset birliği için beslediği şiddetli arzunun tam tersini görmek gibi bir desillusion içinde bulundu.

1939 Eylülünde Polonya seferi devam ederken, Türkiye ile İngiltere ve Fransa arasında ittifak muahedesi müzakeresi yeniden başladı ve süratle ilerledi. Projeye göre de, İngiltere ve Fransa, Türkiye’nin tayin olunan bir nisbette silahlandırılmasını ve Türkiye ~nın Sovyetlerle silahlı bir ihtilafa sürüklenmemesini, şart olarak kabul ediyorlardı.

Bu esnada Sovyetler, Türklerle bir ittifak muahedesi akdedilmek üzere, Türkiye Hariciye Vekilini Moskova’ya çağırdılar. Türkiye Hariciye Vekili, İngiliz ve Fransızlarla müzakeresi tekemmül eden proj eden Sovyetleri haberdar etti ve muhtemel Sovyet muahedesine, İngiliz ve Fransızlar için bir reserve isteyeceğini söyledi. Bundan sonra, İngiliz ve Fransızlarla hazırlığı bitmiş muahedeyi imza etmeden, Moskova’ya gidip, Sovyetlerle görüşeceğini ve dostluğuna ehemmiyet verdiğiiki tarfla münasebetini korumak için, acele emrivakilerden sakınmak istediğini İngiliz ve Fransızlara söyledi.

Hariciye Vekili Moskova’ya 25 Eylül’de gitmiş ve 17 Ekim’de ayrılmıştır. İlk müzakereler müsbet cereyan etmiş ve Sovyetler, Türklerle bir ittifak muahedesi yapmak için, İngilizlerle hazırlanan projede bir iki tadilat istemişlerdir. Türkiye, bu tadilatı, İngiliz ve Fransızlardan istedi. Uzun müzakerelerden sonra, İngiliz ve Fransızlar, bu tadilatı kabul ettiler.

Şu halde, Sovyetlerle bir muahede yapmak için lazım olan şartlar tamamlanmış olduğunu, Türkler zannettiler. Tam bu anda Sovyetler, Montrö muahedesinin hükümlerinde, Sovyetler lehine bir anlaşma ileri sürdüler ve bundan başka, muahedeye Almanya için bir reserve koymak istediler ve bunlar kabul olunduktan sonra, daha bir iki nokta görüşüleceğini de bildirdiler. Büsbütün yeni ve beklenmedik bu vaziyet karşısında, Türkiye ile Sovyetler arasında ittifak muahedesi müzakeresi kesildi ve Hariciye Vekili Saracoğlu Moskova’dan ayrıldı.

19 Ekim 1 939’da Türk-İngiliz-Fransız muahedesi Ankara’da imza edildi. Bu muahedenin, imzasından Sovyetlerin memnun olmadığı, resmi demeçlerden anlaşılıyordu.

1940 senesi

Bu sene, Fransa’nın harpten çekildiğini ve İngiltere’nin yalnız başına adaları müdafaa ettiğini herkes bilir. Bu sene, Romanya ilk taksime uğramış ve Almanya’ya kapılarını açmıştır. Suriye’de, Vişi hükümeti, otoritesini muhafaza etmiş, yani Türkiye’nin müttefiki olan İngiltere’ye karşı cehpe almıştır. Kezalik İrak’ta Raşit Ali hareketi baş göstermiştir.

Türkiye, bu suretle, yalnız olarak Suriye ve İrak hudutlarından çevrilmiş bulunuyordu. Türkiye Cumhuriyeti için en mühim hadise de, Almanya’nın Türkiye aleyhinde en tehditli siyasi taarruza geçmesidir. Fransa’nın işgali esnasında, Almanların eline vesikalargeçmiş ve bunlara göre, İngiliz ve Fransızların, Ruslar aleyhine bazı tasavvurlarına, Türklerin taraftar oldukları ilan olunmuştu. Alman-Sovyet anlaşması gereğince, Rusya’dan Almanya’ya gönderilen maddelerden, İngiliz ve Fransızlar memnun değildiler. İngiliz ve Fransızlarla Türklerin müttefik bulunmasından, Sovyetler, memnuniyetsizliklerini saklamıyorlardı. Almanlar, Fransız vesikalarını neşrederlerken, gergin ve sinirli siyasi hava içinde, Ruslarla Türklerin arasında bir silahlı ihtilal çıkarmaya, yürekten çalışıyorlardı. Yahut, Türkler yalnız kalmış oldukları için, bir Sovyet tecavüzüne karşı, Romanya gibi, kendilerine yaklaşacağını tahmin ediyorlardı. Türkler, hadiseleri sükunetle aldılar. Neşrolunan vesikaların kıymeti olmadığını ve Sovyetlere karşı dürüst politikalarını, Türkler, Moskova’ya anlatmaya çalıştılar. Hadiselere intizar ederken, Almanya’nın umduğu gibi, kendisine yaklaşmak istidadını asla göstermediler. Aksine, İtalya’nın Ekim 1 940’ta Yunanistan’a taarruzu üzerine, vaziyetlerini daha ziyade kararlı ve cesaretli olarak ilan ettiler.

Türkiye Cumhurbaşkanı, 1 Kasım 1 940’ta, Büyük Millet Meclisinde verdiği nutukta, İngiltere için şunu söyledi: “İngiltere’nin, zor şartlar içinde kahramanca bir mevcudiyet harbi içinde bulunduğu bir zamanda, onunla ittifak bağlarımızın sağlam ve sarsılmaz olduğunu söylemek benim için bir borçtur.”

1941 - 1942 seneleri

1941 ilkbaharı, Almanya’nın Balkanlara inmesi, Yunanistan ve Yugoslavya’yı işgal etmesiyle geçti. Bu suretle, Almanya ve İtalya, karadan ve denizden, Türkiye hududunu sarmış bulunuyorlardı. Almanya, gerek Suriye’ye ve gerek İrak’a, Türkiye içinden ve üzerinden yardım vasıtaları göndermek için çok çalıştı. Her vesile ile müzakerelerin ve teşebbüslerin arkası kesilmiyor, çok ısrarlı oluyordu. Türkiye, 1941 Nisanında, bütün ordusunu, seferber etmiş olarak Trakya’da ve İzmir kıyılarında bulunduruyordu. Balkan devletlerinden sonra, kendi sırasını, azimle bekliyordu. Meriç nehri üzerindeki köprüleri atmış ve Trakya’daki kıtalarını müdafaa hatlarına çekmişti. Bu askeri durum içinde Alman taleplerini reddediyordu.

Romanya’nın işgalinden sonra, bir aralık durgun bir şekil almış gibi görünen Sovyet -Alman münasebetleri, 1941 kışında tekrar sıcak manzara göstermeye başladı. İki memleketin devlet adamları mülakatlar yapıyor ve bu mülakatlardan sonra, hususiyle, Türkler aleyhinde bir çok havadis yayılıyordu.

1941 Şubat ve Martında, Sovyetlerle Bulgaristan arasındaki münasebetler de gösterişli idi. Bazı Sovyet siyasilerinin Bulgaristan’a memuren gitmeleri üzerine, Bulgaristan’da Türkler aleyhine türlü havadisler yayılıyordu. Hülasa, her şey, Türkiye aleyhinde bir taarruz hazırlığı işaretleriyle dolu idi. İngilizler, İrak’ta, Suriye’de uğraşıyorlardı ve muvaffak oluyorlardı.

Bu esnada, almanlar, Türklere taarruz etmeyeceklerini ve bir dostluk muahedesi teklifini bildirdiler. Türkler, geniş hükümlerle istedikleri bu muahedeyi, İngiltere ile ittifak muahedesinin hükümleri mahfuz kalmak şartıyla yapabileceklerini söylediler. Almanlar bu şartı kabul etti. Anlaşılıyordu ki, Almanlar, Türklere taarruzu, münasip görecekleri zamana tehir etmişlerdi ve Türkler de, zaman kazanmayı kendi emniyetleri ve müttefiklerine yardım bakımından zaruri saymışlardı.

Alman ordularının Rusya’ya karşı uzun taarruzları ve Afrika’da, Mısır’a karşı hücumları ile geçen bu senelerde, Türkiye, Almanlara yol vermemek vazifesini ifa ediyordu. Bir taraftan, Montrö mukavelesinin bekçisi olarak, Akdeniz’den İtalya donanmasını Karadeniz’e geçirmiyor, diğer taraftan, denizden ve karadan bir baskına karşı bütün kuvvetleriyle hudutları bekliyordu. Sovyetler ve İngilizler, Alman tecavüzlerine karşı savaşırken, Arap memleketlerinde, İran’da, kendi aralarında emniyetle münasebette bulunuyorlar ve bütün kuvvetlerini dış cephede düşmana karşı kullanıyorlardı.

1941 sonunda, Amerika tecavüze uğrayarak harbe girdikten sonra, üç büyük müttefik, Türkiye’nin vaziyeti ile alakalı olmaya başladılar. Türkiye’nin durumundan büyük müttefikler memnundular.

Amerika Cumhurbaşkanı, 4 Aralık 1941 ‘de, Türkiye’nin savunması Amerika’nın savunmasına faydalı olduğundan, iare ve icareden ona yardım edeceğini ilan etti ve 1942 Ocak ayının 1 9’uncu günü Sovyet Hükümeti, Ankara’daki Büyükelçisi vasıtasiyle, Türkiye Hükümetine, durumundan dolayı memnuyetlerini ve sadece tarafsızlığına karşı mükafatlandırılması kanaatinde bulunduğunu tebliğ ediyordu.

Mihver devletleri 1941 ve 1 942’de Türkiye’ye kaişı fikirlerini birleştirememişlerdi. İtalya, bütün felaketlerinin sebebini, Türkiye’nin çiğnenip Arabistan’a karadan girilmesinde buluyordu. Japonya, Türkiye üzerinden tecavüze geçilerek, Hint denizine inilmesini şiddetle arzu ediyor ve geçirilecek zamanların, telafi edilmeyeceğini söylüyordu. Elalemeyn günlerinde, Türkiye’ye bir ültimatom verilmesi ciddi olarak düşünüldüğü anlaşılmıştır. Bütün bu tasavvurlar bir noktaya dayanıyordu: Türkiye’yi zorla ve büyük kuvvetle geçmek lazımdı. Bu imkanı bulmaya da, henüz müsaid zaman gelmemişti.

Türkiye Cumhuriyeti, harbin dördüncü senesinde, yalnız kendi mali kaynaklarıyla, kendi memleketini türlü ihtimallere karşı korumaya çalışırken, Amerika, İngiltere ve Sovyetlere memnunluklarını söyletecek hizmetleri ifa etmiş oluyordu.

Almanlar, Elalemeyn’den ve Stalingrat’tan geri dönmüşlerdi. Amerikalılar Afrika’ya çıkmıştı. (Kasım 1942)

1942 bu suretle bitti.

1943 - 1944 seneleri

1943 başında, Mr. Çörçil Adana’ya geldiği vakit, Türklerin vaziyetini takdir ettiğini bildiriyordu. Kazablanka’dan, Mr. Roosevelt’in de vekaletini alarak gelmişti. Türklere, istedikleri, alabildikleri kadar harf silahı verecekti. Türkler, Almanlara yolu kapamıştı. Türklerin vaziyetini çok iyi anladığını söylüyordu. Türklerin teslihi için, büyük bir program süratle yapılacak ve hemen tatbike konulacaktı. Harbin bundan sonraki cereyanında, Türkler harbe girmek zamanının tayinine kendileri karar verecekti.

İkinci Cihan Savaşında, Türkiye’nin müttefikler davasına yapabileceği en büyük hizmet 1943 başında temin edilmişti. Bütün Avrupa’ya hakim olan Almanlar ve İtalyanlar, Orta Ş ark’a girememişlerdi. Bu hal, harbin siyasi ve askeri neticeleri üzerine başlı başına bir tesir yapan unsurlar arasındadır. Türkler, 1939, 1940, 1941, 1942 senesi sonuna, yani Stalingrat ve Elalemeyn muharebeleri kazanılıncaya kadar ve Kuzey Afrika, Birleşik Amerika ve İngiltere tarafindan işgal olununcaya kadar, Ortaşark yolunu kapalı tutmaya muvaffak olmuşlardır.

1943 senesi, müttefiklerin, Akdeniz’de ve Rus ovalarında ileri hareketleriyle geçti. Büyük devletlerin liderleri sık görüştüler. Her görüşmede Türklerden bahsolunuyordu. 1943 sonunda, Türkiye Cumhuriyetinin harbe davet olunmasını, Tahran’da görüştüler ve bunu Türklere haber verdiler. Türkiye Cumhurbaşkanı Kahire’ye davet olundu ve orada Mr. Roosevelt ve Mr. Churchill ile bu meseleyi konuştu.

Türkiye, 1 943’te kararlaştırılan silahlandırma işinin tatbik edilememiş olduğunu gösterdi. Bununla beraber, eski programda ısrar etmeyerek, harbe girmeyi esas itibariyle kabul ediyor. Almanlarla Bulgarların müşterek hücum ihtimaline karşı, iki üç ay zarfinda mümkün olan asgari vasıtalarla techiz olunmasını ve hareket ve işbirliği tarzının kararlaştırılmasını istiyordu.

Bir İngiliz askeri heyeti, Ankara’da bu meseleyi uzun uzun görüştü. İngilizler, Türklerin muhtaç oldukları malzemeyi veremiyorlardı. Türkler de İngilizlerin vermek istediklerini kafi bulamıyorlardı.

Harbe davet olunan Türkiye ile konuşma tarzı da talihsizdi. Türkiye’nin harbe girmesi konusu Tahranda görüşülmüş, hatta yazılmış. Fakat, ne görüşülüp ne yazıldığı söylenmiyordu.

1944 Şubatında, Ankara müzakeresi neticesiz kaldı ve Türkiye aleyhinde basın polemiği başladı. Geçen beş sene unutulmuştu.

1944 Ağustosunda, İngilizler ve Amerikalılar, Almanya ile siyasi ve iktisadi münasebetlerin kesilmesini, Türkiye’den talep ettiler. Türkiye, münasebetleri kesti, hatta harbe derhal girmek temayülünü gösterdi. İngilizler, harbe girmek için, birinci adımın atılmış olduğunu ve zamanı gelince bunu da isteyeceklerini bildirdiler. Anlaşılan, bu esnada Türkiye’nin harbe girmesi, İngilizler, Amerikalılar ve Ruslar arasında ihtilaflı bir mesele idi.

1945 Şubatında, İngiltere ve Amerika’nın teklifi üzerine Türkiye, Almanya ve Japonya’ya harp ilan etti. Türkiye, Birleşmiş Milletlere aza oldu ve San Francisco’ya davet edildi.

1945- 1946 seneleri

Bu senelerde, Türkiye Cumhuriyetinin en mühim meselesi, Sovyetlerle münasebetleri olmuştur. Türkiye ile Sovyet Rusya arasında 1 925’ten beri mevcut olan dostluk ve saldırmazlık paktının yenilenmeyeceği, 1945 Martında Türkiye’ye bildirilmiştir. Kasım 1 945’te sona erecek olan bu muahedenin, yeni şartlara uymadığını ve esaslı surette iyileştirilmesi icabettiğini, Sovyet Hükümeti bildirdi. Türkler esaslı surette iyileştirilmiş yeni bir muahede yapılmasını kabul ettiklerini, cevapta söylediler. Yeni şartların ne olduğu, uzun müddet meçhul kaldı ve nihayet, 1945 Haziranında yeni şartlar hakkında alınan ilk malumat,Türkler için büyük bir desillusion oldu. Bu esnada, Türkiye aleyhinde radyo ve gazetelerde devamlı sinir harbi açıldı. 1945 Mayıs ve Haziranında, Türklerin cihan harbi içindeki hizmetlerinden, fedakarlıklarından hiçbir şey hatırlamıyordu. Türkler, bu haksız propaganda devrini sabırla geçirmeye çalıştılar. 1945 yazında Potsdam’da üçbüyük devlet Montrö muahedesinin değiştirilmesi için, Türklerle görüşmeye karar verdiler. Ingiltere ve Amerika, fikirlerini söylediler. Bu fikirlerde, Montrö muahedesinin tayin ettiği usul içinde bir görüşme ve tadil arzusu meydana çıkıyordu.

Sovyetler, 7.8.1946 tarihinde bir nota vererek, fikirlerini söylediler. Onlar, esaslı fark olarak, Boğazlar rejiminin yalnız Karadeniz devletleri arasında görüşülmesini ve Boğazların Türkler ve Ruslar tarafindan müşterek olarak müdafaa olunmasını teklif ettiler. İkinci bir nota ile bu teklifi teyit ettiler. Türkiye, bu talepleri kabul etmedi. Montrö mukavelesinin tayin ettiği procedure’le, hükümlerinin değiştirilmesi tezini müdafaa etti.

Sovyet Rusya ile Türkiye arasındaki münasebetler bu durumdadır. Gelecek inkişafların, Sulh ve adalet içinde, Birleşmiş Milletler prensipleri içinde zuhura gelmesi ümit olunur. 1 945’ten beri Avrupa’da ve Ortaşark’ta geçen hadiseler, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler içinde, insanlığın hayrına olarak, bir emniyet ve istikrar unsuru olduğunu göstermiştir. İngiliz milleti, Türkiye’nin geçmişte hizmetini ve iyi dostluk rabıtalarını daha iyi kavramış görünüyor. Amerika’nın, Türkiye’nin dürüst siyasetine itimadı da yenilenmiş ve artmıştır. Türkiye, barışa, gelecekte ciddi hizmetler yapabileceğine inanmaktadır.

Türkiye’nin içerde gelişmesi

İkinci Cihan Savaşında Türkiye, mali ve ekonomik bakımdan çok ıstırap çekti. Kendi sosyal hayatını ilerletmek için ciddi gayretler gösterdi. İlk öğretimden başlayarak, kültürün her sahasında tesisler yaptı ve büyük programlar tatbike koydu. Toprak reformuna cesaretle girişti. Siyasi hayatında tek dereceli suffrage universeli kabul etti ve Türkiye’de siyasi partiler faaliyete geçti.

Türkiye, çalışma hayatını düzenlemek ve teşkilatlandırmak için ciddi reformlara girişmiştir. Şimdiye kadar, her nevi sosyal sigortalar için mühim kanunlar çıkarmış ve işiçler, garp demokrasiler modelinde teşkilat yoluna girmişlerdir.

EK - 2: KALKINMA PLANI SON ŞEKLİ ALDI

Ulus Gazetesi, 25.8.1947, s.1

Bakanlar Kurulu yeniden inceliyor. Uzun müddetten beri üzerinde çalışılmakta olan kalkınma planı son şeklini almış ve hükümetin tasvibine sunulmuştur. İlgili Bakanlıkların yetkili uzmanları tarafindan hazırlanan plan ve tasarılar, özel ve teknik bir komitede birbirleriyle ahenkli bir hale konulmuştur. Bakanlıklararası uzmanlar komisyonu kalkınma planını hazırlarken Türkiye’yi hem bir tarım memleketi, hem de bir sanayi memleketi olarak mütalaa etmiştir. Birleşik Amerika’dan sağlanacağı ümit edilen kredi bu işe tahsis olunduğu takdirde bunun beşte biri tarım işlerine sarfolunacaktır.

 YerelNET Yerel Yönetimler Portalı Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından desteklenmektedir.
 

 
YerelNET Kullanım İlkeleri

İLLER:
ADANA ADIYAMAN AFYONKARAHİSAR AĞRI AKSARAY AMASYA ANKARA ANTALYA ARDAHAN ARTVİN AYDIN BALIKESİR BARTIN BATMAN BAYBURT BİLECİK BİNGÖL BİTLİS BOLU BURDUR BURSA ÇANAKKALE ÇANKIRI ÇORUM DENİZLİ DİYARBAKIR DÜZCE EDİRNE ELAZIĞ ERZİNCAN ERZURUM ESKİŞEHİR GAZİANTEP GİRESUN GÜMÜŞHANE HAKKARİ HATAY IĞDIR ISPARTA İSTANBUL İZMİR KAHRAMANMARAŞ KARABÜK KARAMAN KARS KASTAMONU KAYSERİ KIRIKKALE KIRKLARELİ KIRŞEHİR KİLİS KOCAELİ KONYA KÜTAHYA MALATYA MANİSA MARDİN MERSİN MUĞLA MUŞ NEVŞEHİR NİĞDE ORDU OSMANİYE RİZE SAKARYA SAMSUN SİİRT SİNOP SİVAS ŞANLIURFA ŞIRNAK TEKİRDAĞ TOKAT TRABZON TUNCELİ UŞAK VAN YALOVA YOZGAT ZONGULDAK

 
 

Tasarım ve Programlama: 

KEY İnternet Hizmetleri