|
Hazırlayan: Örsan AKBULUT
- 1963 yerel genel seçimleri 17 Kasım 1963 günü yapılmıştır. Bu, 27 Mayıs 1960 ve 1961 Anayasası'nın kabulünden sonra yapılan ilk yerel seçimdir.
- Seçime 6 siyasi parti katılmıştır: AP, CHP, CKMP, MP, TİP, YTP. Bunlardan dördü 1960 sonrasında kurulmuştur. İki siyasi parti, ilk kez bu seçimler ile bir seçime katılmıştır. Seçimin galibi AP olmuştur.
- Seçimlerde, 1030 belediye, 6312 mahalle muhtarı, 35.782 köy muhtarı seçimi için oy kullanılmıştır.
- Belediye meclisi ve il genel meclisi seçimlerinde nispi temsil usulü uygulanmıştır.
- Köy ihtiyar meclisi ve mahalle ihtiyar heyeti seçimlerinde çoğunluk usulü uygulanmıştır.
- Belediye başkanı, köy muhtarı ve mahalle muhtarı seçimlerinde çoğunluk usulü uygulanmıştır.
- Belediye başkanlığı seçimi ilk kez tek dereceli olarak yapılmıştır.
- Mahalle muhtarlığı seçiminde tek dereceli seçime dönülmüştür.
- Seçimler, ilk kez anayasal bir kuruluş olan Yüksek Seçim Kurulunun denetim ve gözetimi altında; İl ve İlçe Seçim Kurulları tarafından bir başka deyişle yargı denetimi ve gözetiminde yapılmıştır.
- Seçimlere bir genel seçim havası içinde gidilmiş ve seçim sonuçları bir genel seçimin doğuracağı etkileri ortaya çıkarmıştır Seçim sonuçlarına göre, hükümetin istifası istenmiş; sonuçta hükümet istifa etmiş, bir hükümet bunalımı yaşanmıştır.
- Seçimlere özellikle de Adalet Partisi, bir referandum, plebisit havası vermiş; seçim kampanyası tüm partiler arasında yerel özellikler ve konulardan çok, genel ve hükümet sorunu ile ilgili konular esasında sürdürülmüştür. Seçim kampanyası süresince üç büyük kentin belediye başkan adayları, gecekondu sorunu ve yaşam pahalılığına (sebze, meyve fiyatları bakımından, narh yetkisi...) vurgu yapmışlardır.
- Tarafsız belediye başkanlığı tartışması özellikle İstanbul için yapılmıştır.
- İstanbul Belediye Başkanlığını kazanan AP'li adayın başkanlığı, seçilme yeterliliği olmadığından iptal edilmiş, yerine başkanlığı CHP'li aday getirilmiştir.
|
1963 yerel genel seçimleri 17 Kasım 1963 günü yapılmıştır. Bu, 27 Mayıs 1960 ve 1961 Anayasası'nın kabulünden sonra yapılan ilk yerel seçimdir.
Seçime 6 siyasi parti katılmıştır: AP, CHP, CKMP, MP, TİP, YTP. Bunlardan dördü 1960 sonrasında kurulmuştur. İki siyasi parti, ilk kez bu seçimler ile bir seçime katılmıştır. Seçimin galibi AP olmuştur.
Seçimlerde, 1030 belediye, 6312 mahalle muhtarı, 35.782 köy muhtarı seçimi için oy kullanılmıştır.
Belediye meclisi ve il genel meclisi seçimlerinde nispi temsil usulü uygulanmıştır.
Köy ihtiyar meclisi ve mahalle ihtiyar heyeti seçimlerinde çoğunluk usulü uygulanmıştır.
Belediye başkanı, köy muhtarı ve mahalle muhtarı seçimlerinde çoğunluk usulü uygulanmıştır.
Belediye başkanlığı seçimi ilk kez tek dereceli olarak yapılmıştır.
Mahalle muhtarlığı seçiminde tek dereceli seçime dönülmüştür.
Seçimler, ilk kez anayasal bir kuruluş olan Yüksek Seçim Kurulunun denetim ve gözetimi altında; İl ve İlçe Seçim Kurulları tarafından bir başka deyişle yargı denetimi ve gözetiminde yapılmıştır.
Seçimlere bir genel seçim havası içinde gidilmiş ve seçim sonuçları bir genel seçimin doğuracağı etkileri ortaya çıkarmıştır Seçim sonuçlarına göre, hükümetin istifası istenmiş; sonuçta hükümet istifa etmiş, bir hükümet bunalımı yaşanmıştır.
Seçimlere özellikle de Adalet Partisi, bir referandum, plebisit havası vermiş; seçim kampanyası tüm partiler arasında yerel özellikler ve konulardan çok, genel ve hükümet sorunu ile ilgili konular esasında sürdürülmüştür. Seçim kampanyası süresince üç büyük kentin belediye başkan adayları, gecekondu sorunu ve yaşam pahalılığına (sebze, meyve fiyatları bakımından, narh yetkisi...) vurgu yapmışlardır.
Tarafsız belediye başkanlığı tartışması özellikle İstanbul için yapılmıştır.
İstanbul Belediye Başkanlığını kazanan AP'li adayın başkanlığı, seçilme yeterliliği olmadığından iptal edilmiş, yerine başkanlığı CHP'li aday getirilmiştir.
1963 YILI YEREL YÖNETİM SEÇİMLERİ
1963 yılı yerel yönetim seçimlerinin üç temel özelliği vardır:
- 27 Mayıs 1960 Devrimi'nden ve 1961 Anayasası'nın kabulünden sonra yapılan ilk yerel yönetim seçimi olması,
- seçime bir genel seçim havasında gidilmesi ve seçim sonuçlarının bir genel seçim sonucunun doğuracağı etkileri ortaya çıkarması
- seçimde uygulanan mevzuatın pek çok yenilikler içermesi.
17 Kasım 1963 yerel yönetim seçimlerinin bütün yönleri ile ortaya koyabilmek ve anlayabilmek açısından bu üç temel özellik büyük önem taşımaktadır. Nitekim, 27 Mayıs Demokrat Parti (DP)nin uygulamalarına karşı yapılmış; bunun sonucunda yeni bir anayasa hazırlanmış, dolayısıyla yeni bir hukuk düzeni ve siyasal düzen yaratılmıştır. 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesi ile birlikte seçim hukuku da yeni Anayasa temelinde şekillenmiştir. 1963 yerel yönetim seçimleri, bu yeni yerel seçim hukuku çerçevesinde yapılan ilk yerel seçimdir.
DP kapatılmıştır. 1960 sonrası dönemde, kapatılan bir siyasi partinin tabanını toparlamaya ve belli bir siyasal oluşumu kanalize etmeye yönelik etkinliklerin en önemlisi, Adalet Partisi'nin (AP) kurulmasıdır. Yapılan ilk genel seçimden istediği sonucu alamayan AP için, 17 Kasım 1963 yerel seçimleri önemli bir fırsat olmuştur.
Bu üç temel özelliğin içerdiği siyasal ve hukuksal etmenler, 1963 yerel seçimlerinin özünü oluşturmaktadır.
DÖNEMİN SEÇİM MEVZUATI
1963 yerel yönetim seçimlerinde uygulanan mevzuatın hukuki açıdan üç belirgin özelliği vardır:
- Yerel yönetim seçimleri tek bir yasa ile hukuki temele oturtulmamıştır. Yerel yönetimlerle ilgili temel kuruluş yasalarındaki seçimlere ilişkin düzenlemelerde, Anayasaya uygun değişiklikler yapılmış dolayısıyla seçimlerde 4 ayrı yasa uygulanmıştır.
- Yerel seçimlerin genel yönetimi ve denetimi yargı organları tarafından yapılmıştır.
- Belediye meclisi ve il genel meclisi seçimlerinde çoğunluk usulünden nispi temsil usulüne geçilmiş; belediye başkanları tek dereceli olarak seçilmeye başlanmıştır.
1961 Anayasası ve Yerel Seçimler
1924 Anayasası döneminde genel seçimler, mülki idare amirlerinin gözetimi ve denetimi altında yapılmaktaydı. 1924 Anayasasında seçimlerle ilgili olarak; Millet Meclisi seçimlerinin 4 yılda bir yapılacağına, süresi biten milletvekillerinin yeniden seçilebileceğine ilişkin hükümler yer almakta, yerel yönetim seçimlerine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktaydı. Uygulamada yerel seçimler, yerel yönetimleri düzenleyen temel yasalardaki hükümlere göre ve genel seçimlerde olduğu gibi, mülki idare amirlerinin gözetim ve denetimi altında yapılıyordu.
1961 Anayasası ise, genel seçimlere ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapmış; yerel seçimlere ilişkin hükümlere de yer vermiştir. 1961 Anayasası'nın, seçimlerin genel yönetimi ve denetimini düzenleyen 75. maddesine göre, seçimler yargı organlarının genel yönetimi ve denetimi altında yapılacaktır. Böylece, seçimlerin yapılması ve seçimlere ilişkin itirazlar konusunda tarafsızlığın sağlanmasında önemli bir adım atılmıştır. 75. maddede "seçimler" şeklinde bir ibare kullanıldığından, yargı organlarının genel yönetim ve denetimine ilişkin temel düzenleme yerel seçimler için de geçerlidir.
1960 öncesi dönemde, Milletvekili Seçim Yasalarından biri ile Yüksek Seçim Kurulu oluşturulmuştur. Ancak kurul, anayasal bir oluşum değildi. 1961 Anayasası ile seçimlerin genel yönetim ve denetimi konusunda görevli ve yetkili bir üst organ olarak Yüksek Seçim Kurulu da oluşturulmuştur.
Anayasa, Yüksek Seçim Kurulu'nun görevlerini sayarken yine "seçimler" ibaresini kullanmış, sadece TBMM üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevini ayrıksı bir hüküm olarak düzenlemiştir. Dolayısıyla, yerel seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konuları ile ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama konusunda Yüksek Seçim Kurulu'nun görevli olduğu açıktır. Nitekim, 1961 Anayasası'nın, yerel yönetimleri düzenleyen 116. Maddesinin 3. Fıkrası da, yerel yönetimlerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanma ve kaybetmeleri konusundaki denetimin ancak "yargı yolu" ile olacağına amirdir. Bu düzenlemeyi de, yerel seçimlerin tarafsız olarak yapılması konusunda önemli bir adım olarak değerlendirmek gerekir.
116. madde, yerel yönetimlerin genel karar organlarının, halk tarafından seçileceğini, yerel yönetim seçimlerinin yasanın gösterdiği zamanlarda ve 55. madde de yazılı esaslara göre yapılacağını hükme bağlamıştır. 55. madde ise, seçimlerin serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yapılacağını; yurttaşların yasada gösterilen şartlara uygun olarak, seçme ve seçilme hakkına sahip olduklarını düzenlemektedir.
1961 Anayasası'nın, genel ve yerel seçimleri kapsayan 55 ve 75. maddeleri ile yerel seçimlere ilişkin hükümler içeren 116. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde, seçimlerin tarafsızlığının sağlanması konusunda önemli hükümler getirdiği; demokratik hukuk devletini yaşama geçirmeyeyönelik temel özelliğinin yerel yönetimler düzeyinde de sağlanmak istendiği belirtilebilir.
Yasal Düzenlemeler
Yukarıda bahsedilen Anayasa'daki temel hükümler esasında, 2.5.1961 tarih ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Yasa ile 25.5.1961 tarih ve 306 sayılı Milletvekili Seçimi Yasası çıkarılmıştır.
298 sayılı yasa, özel yasalarına göre yapılacak Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosu, il genel meclisleri, belediye meclisleri, muhtarlar, ihtiyar meclisleri ve ihtiyar heyetleri seçimlerinde uygulanacaktır .Aynı yasanın seçim esaslarına ilişkin 2. maddesi, seçimlerin serbest, eşit, tek dereceli genel oy esaslarına göre yapılacağını düzenlemiştir.
Hem Anayasa'nın ilgili maddeleri hem de 298 sayılı yasanın hükümleri çerçevesinde, yerel yönetim seçimlerine ilişkin yeni hukuki düzenlemeler yapılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu amaçla, 19.7.1963 tarih ve 307 sayılı yasa ile Belediye Yasası'nda; 19.7.1963 tarih ve 306 sayılı yasa ile İdare-i Umumiye-i Vilayat Yasası'nda; 18.7.1963tarih ve 286 sayılı yasa ile Köy Yasası'nda; 18.7.1963 tarih ve 287 sayılı yasa ile de Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetleri Teşkiline Dair Yasa'da değişiklikler yapılmıştır.
SEÇİM ÖNCESİ SİYASAL ORTAM
27 Mayıs'tan sonra ilk genel seçimler 15 Ekim 1961 tarihinde yapılmıştır. Seçim sonucunda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) oyların %36.7’sini alarak seçimden birinci parti olarak çıkmış, onu %34.8’lik oy oranıyla Adalet Partisi (AP) izlemiş; Cumhuriyetci Köylü Millet Partisi (CKMP) %14, Yeni Türkiye Partisi (YTP) %13.7 ve bağımsızlar %0.8 oy almışlardır. Aynı tarihte yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimi sonuçları ise şöyledir; CHP %36.1, AP %34.5, CKMP %12.5, YTP %13 ve bağımsızlar %3.
Bu seçim sonuçları hiçbir partiye tek başına iktidar olma olanağı vermediğinden koalisyon hükümeti bir zorunluluk olarak ortaya çıkmış ve 20 Kasım 1961 tarihinde CHP ve AP arasında bir koalisyon hükümeti kurulmuştur. Ancak iki parti arasında yaşanan anlaşmazlıklar koalisyonunun ömrünü kısa tutmuş ve koalisyon hükümeti dağılmıştır.
İnönü başkanlığındaki ikinci koalisyon hükümeti, CHP, YTP, CKMP ve bağımsızlar arasında 25 Haziran 1962 tarihinde kurulmuştur. 1963 yerel seçimleri de, bu hükümet döneminde yapılmıştır.
1963 yerel seçimlerine Adalet Partisi ve onu destekleyen basın büyük önem vermiştir. Nitekim bir yazar, bu seçimlerin, Türkiye’nin geleceği ve siyasi istikrarı bakımından ifade ettiği anlamın küçümsenmeyecek kadar büyük olduğunu yazmaktadır:
İlhan BARDAKÇI, “17 Kasım’ın Gerçek Manası”, Son Havadis, 15.10.1963: "... bu seçimler... yıllardan beri milleti temsil ettiğini iddia eden bir siyasi teşekkülün bu fiili tasallutunu ve diğer partilerin niçin halk tarafından umursanmadığını ortaya koyacak”tır demiş ve 17 Kasım’da şu soruların cevabının verileceğini yazmıştır: ... Millet bir çoğunluk halinde kimi tutmaktadır? Milletin tuttuklarına tanınan imkanlar nelerdir? İdareyi elinde tutan zümrenin temsil ediliş nispeti ne civardadır? Millet bu azınlığın idare etmek yolundaki inadına ne diyecektir?".
CHP’ye yakın basın da, 17 kasım seçimlerinin büyük bir önem taşıdığını açıklamış ve bu seçimlerin bir genel seçim veya bir genel seçime gidip gitmeme konusunda referandum mahiyetinde olduğunu ifade etmişlerdir. CHP’ye yakın bir yazar:
Ecvet GÜRESİN, Günün Notları, “Yarınki Referandum”, Cumhuriyet, 16.11.1963: “Yarınki seçimler bir anlamda referandumdur. Vatandaşın oyu yerel yöneticileri belirlerken, aynı zamanda bir genel seçime gidilip gidilmemesi gereğini de ortaya koyacaktır... AP kazandığı takdirde bir hükümet sorunu ortaya çıkabilir...”
Dönemin önemli dergilerinden olan Akis, 17 kasım seçimlerinin önemi üzerinde hiç kimsenin bir tereddüdü olmadığı, sandıklardan çıkan oyların Türkiye’nin hiç olmazsa yakın geleceği üzerinde bir genel seçimde verilmiş oylar kadar hatta onlardan daha fazla etkili olacağını yazmıştır.
Ancak, 17 Kasım seçimlerine asıl büyük önemi Adalet Partisi ve taraftarlarının verdiği aşağıda alıntıladığımız köşe yazısı ortaya koymaktadır:
Mehmet Ali YALÇIN, “Tarhan ve AP’lilere Düşen Önemli Vazife”, Son Havadis, 13.11.1963: “17 kasım seçimlerinin önemi tahmin edildiğinden fazladır. AP’nin kuvvet ve kudretini göstermesi bakımından bu seçimlerin değeri bir başka özellik taşımaktadır. AP iddialıdır... Mitinglerde 17 Kasım’da Halk Partisine ilk dersin verileceği haykırılıyor... Bu seçimlerde AP’nin haysiyeti söz konusudur. Şu veya bu adayın kimliği değil. Bir partinin namusu, şerefi ortadadır. Bunu korumak AP’lilerin görevidir. Siyasi haysiyet meselesidir... 17 Kasım seçimleri AP’nin haysiyet davasıdır...”
Yerel seçimlerin bir tür genel seçim havasında geçmesinin bir diğer kanıtı da, AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala’nın açıklamalarıdır. Gümüşpala bir konuşmasında, “iktidar kazanan partiye verilmez ise, bu diktatörlük olur...” demiştir. Yine Gümüşpala AP’nin Akşehir ve Afyon mitinglerinde, “milli iradeye hürmeti öğreteceğiz” demek suretiyle, seçim propagandasını genel seçim ekseninde yürütmüş, bir anlamda, seçim sonrasında oyların çoğunluğunu elde etmesi halinde iktidar olmak istediğini açıkça ortaya koymuştur. AP yanlısı bir gazete seçimlerden bir gün önce şu manşeti atmıştır: “AP İktidarı Milli Bir Arzudur”
YTP Genel Başkan Vekili Yusuf Azizoğlu, “... seçim sonu koalisyon için AP’yi vazifeye çağıracağız” diyerek, yerel seçimleri bir genel seçim olarak değerlendirmiştir.
CHP Genel Sekreteri Kemal Satır, yerel seçimlerde 1961 seçimlerinden daha fazla oy alacaklarını iddia ederek, alınacak yerel seçim sonucunun genel seçim ile karşılaştırma yoluna gitmektedir. Kimi köşe yazarları, 17 Kasım yerel seçimlerinin ve sonuçlarının neden bir genel seçim esasında değerlendirildiği hakkında şunları yazmışlardır:
Ecvet GÜRESİN, Günün Notları, Cumhuriyet, 2.10.1963: “genel seçimler için tam bir ölçü kabul edilmese dahi mahalli seçimlerde vatandaşın partilere karşı göstereceği ilginin ve dolayısıyla alınacak neticenin genel eğilimi gösteren bir işaret olduğu bilinmektedir.”
Mümtaz Faik FENİK, “Belediye Başkanları Pek Ala Partili Olur”, Son Havadis, 2.10.1963: “1961’de yapılan genel seçimlerden sonra memlekette pek çok olay oldu. Seçmenlerin kanaatinde şu veya bu parti lehinde veya aleyhinde bazı değişiklikler meydana geldi. Bu bakımdan mahalli seçimler, gelecek genel seçimler için bir ölçü, bir mizan olacaktır.”
Genel olarak bakıldığında, bir askeri hareketin üzerinden iki yıl gibi kısa bir süre geçmiş, DP kapatılmış ve bu partinin oylarını bir siyasal oluşuma kanalize etmek amacı ile mirasçısı olarak AP kurulmuş, siyasal yapı parçalı bir görünüm arzetmiş, bunun sonucunda da koalisyon hükümetleri kurulmuş... Hükümet sorununun yaşandığı böyle bir siyasal ortamda, yerel seçimlerin genel seçim havası içinde geçmesi, tüm siyasi partilerin yapılacak olan yerel seçimi bir tür referandum olarak değerlendirmeleri kaçınılmazdır.
Bununla birlikte, 1963 yerel seçimlerine genel seçim anlamı verilmesinin en önemli nedeni, boşalan milletvekillikleri ve senatörlükler için ve senatonun otomatik olarak değişmesi gereken ve Anayasa gereğince yapılması gereken ara seçimlerin yerel seçimlerden önce yapılmamasıdır. Böylece ülke, kendisini başka isim altında bir genel seçimle karşı karşıya bulmuştur.
Seçim öncesi siyasi ortama ilişkin bir başka saptama, seçimlerin AP ile CHP arasında geçeceği öngörüsüdür. Nitekim, dönemin gazetelerinde, yerel seçimlerde AP ve CHP’nin iddialı olduğu yazılmıştır. Ancak bu değerlendirmeleri YTP Genel Başkanı Ekrem Alican “... iki partinin ayrı kutup halinde çalışmaları yeni yeni 27 Mayısların doğmasına neden olur.” şeklinde eleştirmiştir. Yine Alican, yerel seçimlerin partiler arasında genel seçimlere bir tür hazırlık yarışması halini aldığını da belirtmiştir.
1963 yerel seçimlerinde tartışılan önemli konulardan biri de, bağımsız belediye başkanlığıdır. Özellikle İstanbul’un belediye başkanının tarafsız bir kişi olması gerektiği, kamuyonda basın aracılığı ile yoğun bir şekilde tartışılmıştır.
İstanbul belediye başkanlığı için CHP, AP, YTP ve CKMP il başkanları biraraya gelmiş ancak anlaşamamışlardır. Partiler, İstanbul’da belediye başkanlığı için ayrı ayrı aday göstermeye karar vermişlerdir.
Bir gazete, vatandaşların tarafsız belediye başkanı istediklerini, İstanbul gibi çeşitli güç gruplarının ve çeşitli çıkarların faaliyet gösterdiği bir kentte ancak hiçbir partiye mensup olmayan bir belediye başkanının iş görebileceğini ve tarafsız belediye başkanı olarak şimdiki (1963) belediye başkanı Necdet Uğur’un üzerinde anlaştıklarını yazmıştır. Partilerin belediye başkan adaylarını beğenmeyen MTTB (Milli Türk Talebe Birliği)’nin Necdet Uğur’un bağımsız adaylığını koymasını istedikleri de dönemin gazetelerinde yer almıştır. MTTB, NecdetUğur için çalışacaklarını açıklamıştır.
Bağımsız belediye başkanlığı tartışmasını özellikle İstanbul için CHP yanlısı gazeteler başlatmış; AP yanlısı gazeteler ise bu öneriye tamamen karşı çıkmışlardır. Nitekim bir yazar, belediye başkanının partili olacağını ancak partizan olmayacağını belirtmiş ve;
Mümtaz Faik FENİK, “Belediye Başkanları Pek Ala Partili Olur”, Son Havadis, 2.10.1963: “... Halk Partililerin belediye başkanının partisiz olmasını istemedikleri, Halk Partisinin birçok yerde kazanamayacağını bildiklerinden dolayıdır... Belediye başkanı tek kişidir ve onun seçiminde nispi temsil usulünün faydası yoktur”
Mehmet Ali Yalçın, “Tarhan ve AP’lilere Düşen Önemli Vazife”, Son Havadis, 13.11.1963“... şu veya bu adayın kimliği değil, bir partinin namusu, şerefi ortadadır... Büyük çoğunluğun desteklediği görülen AP, prestijli kişilerin ihtiraslarına kurban edilmemelidir... Tüm AP’liler, her türlü kişisel düşünce dışında ve tek inanç uğruna AP’yi desteklemelidir.”
Bu arada bazı partiler belli illerde doğrudan seçime girmek yerine bağımsız adayları destekleme yolunu seçmişler idi. Örnek olarak; CKMP, İstanbul belediye başkanlığı için Kadri İlkay’ı, CHP,İzmir belediye başkanlığı için Rebii Başol’u desteklemiştir. Bağımsız adaylar arasında, İstanbul belediyebaşkanlığı için adı geçen Necdet Uğur adaylığını koymamıştır.
Bu arada, MP’nin İstanbul Belediye Başkan adayı Sadık Aldoğan, belediye başkanlarının doğrudan halk tarafından seçilmesine karşı çıkarak, “Buna ne halk alışık ne adaylar” demiştir.
SEÇİME KATILAN SİYASİ PARTİLER
1963 yılı yerel yönetim seçimlerine 6 siyasal parti ve bağımsızlar katılmıştır. Bu partiler; AP, CHP, CKMP, YTP, MP ve TİP’tir. 17 Kasım 1963 yerel seçimlerine katılan altı partinin, dördü 1960 sonrasında kurulmuştur. Bunlar AP, YTP, TİP ve MP'dir. Yalnızca CHP ve CKMP 1960 öncesi kurulan partilerdir.
Türkiye İşçi Partisi ve Millet Partisi ilk defa bu seçimler ile siyasal arenaya çıkmıştır.
1960 sonrasında kurulan partilerden hiçbiri bütün illerde seçime katılmamışlardır. CHP 67 ilde, AP 63, YTP 24, CKMP 16, MP 14, TİP 9 ve bağımsızlar 13 ilde seçime katılmışlardır.
Seçime katılan partilerden, CHP merkez, AP merkez sağ, YTP merkez sağ, CKMP ve MP sağ, TİP sol düşünceyi temsil eden partilerdir. CHP'yi merkez sol olarak değerlendirdiğimizde sol düşünceyi TİP de dahil olmak üzere 2; sağ düşünceyi ise, AP, YTP, CKMP ve MP gibi 4 parti temsil etmektedir.
Programları açısından konuya yaklaştığımızda, CHP'nin geleneksel olarak ilkelerini koruduğunu ve 1950'li yıllara göre oldukça reformcu bir özelliği olduğunu (1958 Kurultay kararları açısından); AP'nin de geleneksel merkez sağ çizgisinde bir yaklaşıma sahip olduğunu; YTP'nin de benzer şekilde değerlendirilebileceğini; CKMP'nin "... vatanı yeni baştan kurmak gibi..." radikal söylemleri olmakla birlikte geleneksel sağ düşünce içinde diğer parçası olan MP ile birlikte yer aldığını; TİP'in ise, diğer tüm partilere göre, "devrimci" ve "yenilikçi" özellikler taşıdığı ve farklı bir "renk" olduğunu belirtebiliriz.
Daha önce, seçimlerin AP ile CHP arasında geçeceğinin yazıldığını belirtmiştik. Nitekim, partilerin özellikle de AP ve CHP dışındaki partilerin seçime katıldıkları illerin sayısının azlığı gözönüne alındığında bu değerlendirmenin yerindeliği ortaya çıkmaktadır. Aslında seçimin, bahsedilen iki parti arasında geçmesi hem diğer partilerin az sayıda ilde seçime katılmalarının bir sonucudur hem de özellikle AP’nin yerel seçimler yolu ile CHP ile hesaplaşmayı amaçlamasından kaynaklanmaktadır. AP’nin Konya mitinginde onbinlerce AP’linin “CHP’ne 17 Kasım’da İlk Dersi Vereceğiz” şeklinde haykırdıkları dönemin gazetelerinin manşetleri arasında yer almıştır.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ (CHP)
Türkiye’de bütün partiler içinde en eski ve en uzun geçmişe sahip bir parti olan CHP, 9 Eylül 1923 tarihinde kurulmuştur.
Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin devamı olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş temeli şöyle açıklanmaktadır:
CHP, Millet Hizmetinde 40 Yıl, CHP Yayını, Ankara, 1963, s. 5:“... esir edilmek istenen Türk Milletinin, hür ve bağımsız olmak için (Ya İstiklal, Ya Ölüm) parolasıyla giriştiği Kurtuluş Savaşı azim ve imanına ve Dünya milletleri arasında modern bir yeni Türkiye Devletini kurmak idealine dayanır.”
Partinin adı, Sivas Kongresi'nden 9 Eylül 1923 tarihine kadar Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti; 9 Eylül 1923’den 10 Kasım 1924’e kadar Halk Fırkası, 10 Kasım 1924’den 1931 yılına kadar Cumhuriyet Halk Fırkası ve 1931 Kurultayından sonra Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur.
Onuncu Kurultayca onanmış ve Onbirinci Kurultayca değiştirilmiş Programa göre, CHP altı temel prensip esasında siyasetini yürütecektir. Bunlar; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimciliktir.
Programın seçim sistemi başlıklı 11. maddesine göre, Millet Meclisi seçimlerinde çoğunluk usulü yerine nispi temsil usulü “gerçek demokrasinin tahakkuku için” bir zorunluluktur; aynı sistemin yerel yönetim seçimlerinde de uygulanması gerekir. CHP’nin 1958 yılındaki kurultayında aldığı kararların 1960 sonrası dönemde hukuki yansımalar bulduğu bilinmektedir. Çift meclis, Anayasa Mahkemesi gibi. Belediye meclisi ve il genel meclisi seçimlerinde nispi temsil usulünün uygulanması kararları da bu kurultay kararlarındandır.
ADALET PARTİSİ (AP)
11 Şubat 1961 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Kurucuları arasında, Ragıp Gümüşpala, Necmi Öktem, Edhem Menemencioğlu, Tahsin Demiray,... vb. isimler yer almıştır.
Adalet Partisi, Demokrat Parti’nin kapatılması ile ülkenin siyasal yaşamında ortaya çıkan boşluğu doldurmak için “eski demokratlar ve yeni şahsiyetlerin” kurduğu bir siyasal partidir.
Partinin programında, “çağdaş batı medeniyeti hukukuna ve insan hakları evrensel bildirisinde ifadesini bulan anlayışa uygun bir cemiyet düzeni ve hukuk devletinin gereği gibi kurulması ve tekemmül ettirilmesi...” gibi esaslara yer verilmiştir.
TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ (TİP)
13 Şubat 1961 tarihinde Türk işçileri tarafından kurulan Türkiye İşçi Partisi, 1963 yerel seçimlerinin “enteresan partisi” olarak değerlendirilmiştir. (Akis, 16.11.1963, S. 490, C. XXVIII, s. 8)
Kurucuları, İstanbul İşçi Sendikaları Birliği Genel Sekreteri Şaban Yıldız, Basın Teknisyenleri Sendikası Başkanı Salih Özkarabay, OLEYİS Sendikası Üyesi Kemal Nebioğlu, Türkiye Lastik İş Sendikası Başkanı Rıza Kuas... gibi isimlerdir.
TİP'in programında; hükümet etmede prensibin "halkın halk tarafından halk için yönetilmesi", ekonomik kuvvet toplanmalarının (sermaye birikimi, tröst, kartel vs.) demokratik devlet kontrolünde olması gerektiği; doğal kaynaklar, bankalar, özel teşebbüsler, enerji kaynaklarının yurttaşların çıkarlarının gerektirdiği oranda kamulaştırılacağı veya kamu kontrolüne alınacağı; modern toprak rejiminin gerçekleştirileceği, toprak reformunun yapılacağı, toprak ağalığına son verileceği; sanayileşmenin özgür ve bağımsız devlet olmanın başlıca şartı olarak kabul edildiği..gibi konulara yer verilmiştir.
TİP; Türkiye'de ekonomik gelişmenin özel teşebbüsle gerçekleşeceği baklentisinin boşuna olduğu, bütün az gelişmiş ülkelerin kalkınma hamlelerinin -bu arada Türkiye'nin de- devletçe yürütüldüğü; sosyalist bir parti olan TİP'in Türkiye'nin ancak emekten yana planlı bir devletçilikle kalkınacağına inandığı ve böyle bir düzende kamu sektörünün esas olacağı, ekonomiye hakim olacak kadar geniş olacağı ve özel sektörün plan çerçevesi içinde kamu sektörünün yardımcısı olarak çalışıp gelişeceği görüşündedir.
YENİ TÜRKİYE PARTİSİ (YTP)
12 Şubat 1961 tarihinde Ankara'da kurulmuştur. Kurucuları arasında, Ekrem Alican, Prof. Cahit Talas, Prof. Aydın Yalçın, Hasan Kangal gibi isimler yer almıştır.
YTP, aslında, AP ile aynı tabanı paylaşmakta idi. Hatta YTP'liler, partilerinin "DP'nin kapatılması üzerine, Türk siyasi hayatında hasıl olan boşluğu doldurmak üzere" kurulduğunu ifade etmişler; AP'nin işlevini kaybettiğini, AP'nin yerini alabilecek tek siyasi oluşumun YTP olduğunuda iddia etmişlerdir. Parti, karma ekonomiye yer veren, "önce vatan sonra parti" sloganını esas alan, bölgelerarası dengeyi Türkiye'nin bir numaralı sorunu olarak gören bir bakış açısına sahiptir.
Bu arada AP ve YTP, eski Demokratların oylarını yöneltebilmek için kuruluşları "Komite"ce desteklenen partiler olarak değerlendirilmektedir.
CUMHURİYETÇİ KÖYLÜ MİLLET PARTİSİ (CKMP)
Bu parti, 10 Şubat 1954 tarihinde kurulan Cumhuriyetçi Millet Partisi'ne, 1957 seçimlerinden sonra Köylü Partisi'nin katılması ile CKMP adını almıştır.
1950 yılında kurulup faaliyet gösteremeyen Liberal Köylü Partisi 19 Mayıs 1952 tarihinde kurulan Türkiye Köylü Partisi'ne katılmıştır. Türkiye Köylü Partisi, CKMP'nin orijinini oluşturan bir parti olma özelliği taşımaktadır. Kurucuları arasında, Prof. Edhem Menemencioğlu, Prof. Remzi Oğuz Arık, Tahsin Demiray gibi daha sonra Adalet Partisi'nin de kurucuları arasında yer alacak isimler bulunmaktadır.
CKMP'nin temel ilkeleri arasında ilk hedef olarak belirlenen, toplumsal adaleti ve toplumsal güvenliği gerçekleştirebilecek ve güvenceye bağlayacak bir devlet düzeni ve yönetimini tüm kurumları ile birlikte hızla kurmaktır. Yeni baştan örgütlenme ve vatanın yeniden kurulması davasının devletin yönetimi ve milletin denetlemesi altında, bilimseldüşünce ve planlı hareket ilkeleri ışığında yürütülmesi gerektiği, çağdaş iktisadi düzen içinde özel kişilerin teşebbüslerine ne kadar yer varsa kamu teşekküllerine de o kadar gereksinim olduğu savunulmaktadır.
MİLLET PARTİSİ (MP)
Millet Partisi 20 Temmuz 1948 tarihinde Ankara'da kurulmuştur. Demokrat Parti içinde çeşitli nedenlerle meydana gelen düşünce ve görüş ayrılıkları sonucunda ayrılanlar Millet Partisini kurmuşlardır. Kurucuları; Mareşal Fevzi Çakmak, Hikmet Bayur, Osman Bölükbaşı, Sadık Aldoğan, Yusuf Kemal Tengirşek gibi isimlerdir.
Millet Partisi, siyasi mücadelede dini temel olarak alan ve siyasi davalarını bunun üzerine kuran, halkın duygularını bu yoldan sömüren bir parti olarak görülmeye başlanmış ve 8 Temmuz 1953 tarihinde kapatılmıştır.
1963 yerel seçimlerine katılan MP ise, 15 Haziren 1962 tarihinde CKMP'den ayrılan Osman Bölükbaşı tarafından kurulmuştur. Partinin ana prensipleri, Türkiye'de insan haklarını hakim kılacak ve bunları güvenceye bağlayacak bir devlet düzeni kurmaktır.
SEÇİM PROPAGANDASI
1963 yılı yerel yönetim seçimlerinde yapılan seçim propagandalarını, adayların verdikleri demeçler itibariyle ancak İstanbul belediye başkan adayları açısından takip edebildik.
MP İstanbul Belediye Başkan adayı Sadık Aldoğan, "...herşeyden önce meclisin programı, mesainin esasını teşkil edecektir..." diyerek, belediye başkanlığı seçiminde ilk kez güçlü başkanlık sistemine geçilmesine rağmen, meclisin programını esas alacağını belirtmiştir.
TİP İstanbul Belediye Başkan adayı Orhan Arsal, İstanbul'un trafik sorununu çözeceğini; AP adayı Nuri Eroğan, "...belediyecilikte başarılı olmak için ille de paraya dayanan işler yapmak şart değildir. ...En büyük prensibim fikri takip olacaktır" demiş; CHP adayı Haşim İşcan da İstanbul için hayati düşünceleri olduğunu, "...İstanbul halkının bütün dert ve dilekleri ile sonuna kadar meşgul olacağından kimsenin şüphesi bulunmasın" demiştir.
Seçimi AP adayının kazanacağını söylemiş olan MP adayı Sadık Aldoğan "...biz seçimi kazanmak için değil, parti olarak bu görevden kaçma durumuna düşmemek için giriyoruz..." demiştir.
YTP İstanbul Belediye Başkan adayı Burhan Apaydın, "...belediyeciliği ceza kesmek suretiyle gelir teminine zorlamak gibi bir ortaçağ zihniyetinden kurtarmak ve işletmecilik konusunda müteşebbis hale getirmek şart..." diye görüşlerini açıklamıştır.
TİP adayı Orhan Arsal, vatandaşı gecekondudan kurtarmak için tek çıkar yolun, blok apartmanlar yapmak olduğunu belirtmiştir.
CHP adayı Haşim İŞCAN'ın programından kimi maddeler şunlardır: (1) pahalılıkla teşkilatlı mücadele yapmak, gıda ve diğer zaruri ihtiyaç maddelerinde ucuzluğu temine çalışmak, (2) elektrik, su, çöp, yollar, kanalizasyon ilk ele alınacak konular olacaktır, (3) şoför vatandaşların ıstırapları devam ettirilmeyecek, bütün esnafın rahat çalışması temin edilecektir, (4) kırtasiyeciliğe son verilecektir. Yine, Haşim İşcan demecinde, "...nasıl ki otomobilden anlamayan biri şoför olarak direksiyon başına oturamaz ise, imarla uğraşmamış bir kimseyi de belediye başkanı yapmak doğru olmaz" demiştir.
CKMP'nin desteklediği İstanbul Belediye Başkan adayı Kadri İlkay, bağımsızların parti adaylarından daha şanslı olduklarını söylemiştir.
Seçim kampanyası süresince bir gazetenin başlıklarını sıralamak anlamlı olacaktır:
Son Havadis, 2.10.1963: "Mahalli seçimler yaklaştıkça AP'ye iltihaklar da çoğalmaya başladı",
Son Havadis, 15.10.1963:"AP adaylarının seçim şansı büyük"
Son Havadis, 20.10.1963:"CHP adayı İşcan herşeyi vaadetti"
Son Havadis, 27.10.1963:"Bütün bölgelerde AP'nin büyük seçim şansına sahip olduğu ilgililerce ifade ediliyor"
Son Havadis, 28.10.1963:"kampanyanın ilk gününde...AP'nin bütün yurtta kesin bir zafer kazanacağı belirtiliyor"
Son Havadis, 30.10.1963:"Doğuda CHP ve YTP'nin seçim şansı kalmadı"
Son Havadis, 23.10.1963:"seçimi kazanmak için CHP'lilerin yeni oyunu. Fatsa'nın AP'li bir mahallesi gizlice köy haline getirildi"
"Doğuda Gümüşpala'ya büyük tezahürat. AP lideri sevgiyle karşılanıyor"
Son Havadis, 15.11.1963: "AP Ege mitingi muhteşem oldu"
Son Havadis, 16.11.1963: "Adana'da seçimin sonucu şimdiden belli oldu"
Aday yoklamaları sonucuna ilişkin iki ayrı gazetenin haberi de dikkat çekicidir:
Cumhuriyet, 16.10.1963: "Aday yoklamalarının sonucu İstanbulluları memnun etmedi"
Son Havadis, 15.10.1963: "En demokratik usulle seçilen adaylar müsbet karşılandılar"
Adalet Partisi'nin yerel seçim beyannamesinden kimi alıntılar ise şöyledir:
"Türkiyemizin Devlet yapısı 17 Kasım 1963 günü yapılacak olan mahalli seçimlerle gerçek demokratik hüviyetine kavuşmuş olacaktır... Bu bakımdan mahalli seçimler, köy, kasaba ve şehire yeniden şahsiyet ve hüviyet kazandırarak, vatandaşlarımızın vazife ve mesuliyet duygusunun sağlamlığını bir kere daha ortaya koyacak ve aynı zamanda milli kalkınmamızın da maddi, manevi mesnedini teşkil edecektir... En küçük köyden, en büyük şehre kadar vatan sathında mahalli idarelerin, kendi kendilerini, seçilmiş organlarla yönetmeyi sabırsızlıkla beklemeleri Adalet Partisinin seçim şansını artıran faktörlerin başında gelmektedir. Bu defa mahalli seçim neticeleri sadece milli iradenin hangi partiye teveccüh ettiğini tespit etmekle kalmayarak aynı zamanda siyasi partilerin dayandıkları mahalli zeminin karakterini de ortaya koyacaktır. Mahalli teşkilatımıza batı ülkelerinin idari vasıflarını kazandırmak, onları kendi gelişmiş bütçeleriyle idare edilir, kendi imkanlarını kendi kalkınmalarına sarfeder görmek, yani Türkiye'yi gerçek bir mahalli idareye ve temelli demokrasiye kavuşmuş görmek emelimizdir."
Adalet Partisi'nin radyo konuşmalarından kimi alıntılar ise şöyledir:
"Adalet Partisi adayları seçildikleri takdirde, çalışmalarında halkın isteklerini ve Adalet Partisinin program ve prensiplerini daima göz önünde tutacaklardır... Her türlü anayasa dışı cereyanlara karşı büyük meclisin ve üyelerinin sadece Hükümet kuvvetleriyle değil, millet olarak ta ihtimam ve dikkatle korunması lüzumuna kaniiz" Seyfi Kurtbek'in konuşması.
"...mahalli seçimler, iç bünyemizdeki huzursuzluğun, endişe ve ızdırapların asıl kaynağı olan, tahakküm etmek arzu ve ihtiraslarına ve zihniyetine son verecek ve milletin güven ve sevgisini kazanmaktan ümidini kesmiş siyasi teşekküllere milletimizin cevabını teşkil edecektir" Dr. Faruk SÜKAN'ın konuşması.
"... iktisadi devlet teşekküllerinin uzun yıllardan beri devam eden tatbikatı göstermiştir ki, bu kurumlar milli gelir artışında müspet hiçbir tesir yapmadıktan başka, milyarlarca liralık yatırımlarına rağmen her yıl bütçeye yük olmaktadır." Ali Naili ERDEM'in konuşması.
"...kuvvetin hangi tarafta olduğu, millet tarafından tasfiye edildikleri endişesi içinde, seçim neticelerini heyecanla bekleyenlerin ibret gözleri önüne elbette ki 17 Kasım'da serilmiş olacaktır." İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL'in konuşması.
"Bugün Türkiye'yi tehdit eden iki mühim tehlikeyi vatandaşlarımızın gözü önüne sermek istiyoruz. Bu tehlikelerden birisi komünizm, diğeri ise diktadır" Dr. Faruk SÜKAN'ın konuşması.
Görüldüğü gibi konuşmaların büyük bölümünde, bir tür genel seçim propagandası yapılmakta, KİT'lerin durumundan bahsedilmekte ve seçimlerin CHP ile hesaplaşma anlamına geleceği vurgulanmaktadır.
Radyo konuşmalarında genel meselelerin ele alınmasını bir konuşmacı şöyle değerlendirmektedir;
"mahalli seçimler üzerine siyasi partilerin açtıkları propaganda kampanyalarını ve kapalı salon toplantıları ile radyo konuşmalarını takip edenler, bu vesile ile ileri sürülen fikirlerin ancak onda birinin, doğrudan doğruya mahalli seçimler konusu olduğunu tesbit etmiş olmalılar...
Vatandaşla doğrudan doğruya konuşmak fırsatını ele geçirilmiş bulunması dolayısıyla parti sözcüleri, mahalli seçimler münasebetiyle, millete duyurmak istedikleri her şeyi sırası gelmişken söylemek istemekte haklıdırlar" deyip, konuşmacı da genel konular hakkında görüşlerini açıklamıştır." Gökhan EVLİYAOĞLU'nun konuşması
Bununla birlikte, belediye başkan adayları, konuşmalarının tamamında yerel sorunlardan bahsetmişlerdir. Örnek olarak,
"...İstanbul'un hayatına karışmış ve bölünmez parçaları olan... gecekonduları medeni vasıta ve imkanlara sahip kılmak içtimai bir vazifedir.
İmar planları, imar durumları ve buna ek mevzularda aleniyet prensibimizdir..." Nuri EROĞAN'ın konuşması (İst.B.B.adayı),
"...gecekondu denilen meskenler bir ihtiyaçtan ve zaruretten doğmuştur. Bu ihtiyaç, normal bir şekilde karşılanmadıktan sonra, bu mevzu halledilemez... Evvelemirde mevcut gecekonduları hukukileştirmek, belediye hizmetlerinden istifade ettirmek ve iyi bir şekle sokmak icabeder" Cevat ÖNDER'in konuşması (Ank.B.B.adayı),
"...mahalli idareler üzerindeki Devlet merkezi vesayet sisteminde bu idarelerin makul surette muhtariyetini temin edecek esaslı bir değişikliğe ihtiyaç olduğu..." Osman KİBAR'ın konuşması (İzm.B.B.adayı),
Adalet Partisi senatör ve milletvekillerine, il ve ilçe idare kurullarına yerel seçimlerle ilgili bir genelge göndererek, özellikle milletvekili ve senatörlerin, bölge özelliklerine göre seçim hazırlıklarına yardımcı olmaları istenmiştir. (AP, Mahalli İdareler Seçimi Münasebetiyle Teşkilata Tamim, AP Gn. Merk., Ankara 1963)
Türkiye İşçi Partisi'nin radyo konuşmaları ;
"Türkiye İşçi Partisi adaylarına oy vermekle, ilk defa olarak senden olanlara, yani kendine oy vermiş olacaksın. Ve ilk defa olarak, meclislere kendin girip, yurt işlerinde doğrudan doğruya söz ve karar sahibi olmak fırsatını bulacaksın" Mehmet Ali AYBAR'ın konuşması (Yurt Sorunları ve Çözüm Yolu, TİP Radyo Konuşmaları, Ankara 1964, s.10)
"Türkiye İşçi Partisi adaylarını kazandıralım ki, onlar Türkiye'de toprak reformunu gerçekleştirebilsinler. Hiç toprağı olmayanlarla az topraklı köylülere, ailelerini geçindirmeye evlerine su, ışık, yakacak alabilmeye yetecek kadar mahsul veren toprak dağıtılabilsin...
Bu seçimler ne ki deme. Kanun yapanların yolu da bu sandıklardan geçer. Büyük seçimlere gidiş de, vilayet ve belediye seçimlerinde başlar" Orhan ARSAL'ın konuşması.
"gecekondulardan yolu, suyu, ışığı, taşıtı, bakımı, ucuz yiyecek bulma hizmetlerini esirgeyenler ne demeye oy için bu semtleri aşındırırlar" Kemal SÜLKER'in konuşması.
"Doğu ancak derebeylik düzenini yaratan ağalık müessesenin baskısından kurtularak doğulu yurttaşlarımızın ekonomik ve siyasal bakımdan tam bir hürriyete kavuşmalarıyla kalkınma yoluna girebilir... TİP, topraksız veya az topraklı köylü ailelerinin hemen topraklandırılması için köklü bir toprak reformunu savunuyor" Dr. Tarık Ziya EKİNCİ'nin konuşması
"Belediye ve İl Genel Meclislerinde çoğunluğu kazanınca, TİP, senin geçimini bir ihtikar konusu yapan aracıları ortadan kaldıracak olan halk pazarları kurmayı vaad ediyor. Kentlerde görülen Belediye hizmetlerinden en çok kim yararlanıyorsa, bu hizmetlerin görülmesi için gerekli paranın büyük kısmını da onlar verecektir. Yani varlıklı vatandaşlar" Ahmet TOP'un konuşması
"Atatürk'ün dediği gibi, köylü ağanın köleliğinden kurtulup kendi kendisinin efendisi olacaktır" Yaşar KEMAL'in konuşması
"Anayasanın tam uygulanmasını istiyorsan TİP adaylarını bugün belediye ve vilayet meclislerine yarın da parlamentoya sokmaya çalış" Esat ÇAĞA'nın konuşması
Görüldüğü gibi ilk kez seçimlere katılan bir parti bu fırsatı değerlendirip genel konular hakkındaki görüşlerini de açıklamıştır. Yerel seçimleri ve yerel yönetimleri, genel seçimler ve merkezi yönetim için bir ön aşama olarak değerlendiren Türkiye İşçi Partisi, toprak reformu konusuna özel olarak değinmiştir.
TİP'in kendisinden, önce sözcülerinin radyo konuşmaları ile sonra da bu konuşmaların çeşitli akisleriyle bahsettirdiği de belirtilmiştir.
CHP'nin Yalova Belediyesi Seçim Beyannamesinde, yapılacak hizmetlerden "davamız" şeklinde bahsedilmesi dikkat çekicidir.
YTP'li başkan adayının Ümraniyelilere açık mektup başlıklı beyannamesinde, belediyelerin tarafsız, herkes için çalışan kamu kurumları olduklarından söz edilmektedir.
Seçim propagandalarını genel olarak değerlendirdiğimizde, parti yöneticilerinin ve partilerin bir bütün olarak genel konular üzerinde durup, yerel seçimleri bir tür referandum olarak değerlendirdiklerini; aynı zamanda da yerel yönetici adaylarının yerel sorunlardan bahsettiklerini fakat partilerinin anlayışlarını yansıtmaktan ve anlatmaktan kaçınmadıklarını da belirtebiliriz.
SEÇİM SONRASI SİYASAL ORTAM
Seçim sonrası siyasal ortamı değerlendirmeden önce, Cumhuriyet Gazetesi Halk Eğilimleri Servisi (HES) tarafından gerçekleştirilen anket sonuçlarını aktarmak yararlı olacaktır.
Anketlere göre, yerel seçimlerde Türkiye çapında muhtemel netice: CHP %36, AP %31.35, CKMP %3.50, MP %2.60, YTP %5.95, TİP % 1.11, fikri yok % 18.91.
Anketin yorumunda, CHP'nin bu seçimlerden sonra, normal süreden öncel genel seçime gidip gitmemeye karar verme durumunda olacağı; YTP'nin iktidardan muhalefete geçme tercihini yapacağı; AP'nin de genel seçim isteme konusunda karar alacağı yorumu yapılmıştır.
Ankara muhtemel sonuçları: CHP %55.34, AP %28 diğer %12.32, fikri yok %24.34.
Belediye ve il genel meclisi seçimleri: AP %26.34, CHP %36, CKMP %4.66, MP %1.66, YTP %5.34, TİP %3, fikri yok, %23.
İstanbul muhtemel sonuçları: AP %17.20, CHP %39.60, CKMP'nin desteklediği bağımsız aday Mümtaz TARHAN, % 29.40, MP %1.60, YTP %3.60, TİP %1, fikri yok %7.60.
Belediye ve il genel meclislerinde: AP %28, CHP %47.20, CKMP %2, MP %1, YTP %4, TİP %6, fikri yok %17.20.
Bu sonuçlardan çıkan en önemli veri, seçime giderken seçmenin %20'ye yakınının kararsız durumda oluşudur.
Son Havadis, yerel seçimlerin geniş ilgi gördüğünü yazarken, Cumhuriyet seçime katılma oranının düşük olduğunu, Hürriyet ise katılımın %60'ın üstünde olduğunu yazmışlardır.
Basında seçim sonrası ilk değerlendirmeler ve görüşler ise şöyledir:
Son Havadis, 18.11.1963:"seçmen kütüklerindeki çeşitli oyunlara rağmen AP bütün yurtta önde gidiyor"
Cumhuriyet, 18.11.1963:"ilk sonuçlara göre AP seçimi kazanıyor"
Hürriyet, 18.11.1963:"42 ilde AP, 23 ilde ise CHP kazandı"
Adalet Partisi seçimlerde en fazla oyu aldığından, koalisyonun küçük ortakları CKMP ve YTP hükümetten çekilme doğrultusunda açıklamalar yapmışlardır. CKMP Genel Başkan Vekili ve Başbakan Yardımcısı Hasan Dinçer, AP oyların %50'sini alırsa birlikte hükümet kurabileceklerini; YTP Genel Başkanı Ekrem Alican son seçim sonuçları karşısında koalisyondan çekilebileceklerini belirtmiştir. CHP Genel Sekreteri Kemal Satır'ın koalisyona milletin saadeti için katlanıyoruz, şeklindeki açıklaması da bunlara eklenirse, yerel seçim sonuçlarından önce, koalisyon ortakları arasında bir sorun olduğu açığa çıkmakta, yerel seçimin ise bir tür "bahane" olarak yorumlandığı izlenimi edinilmektedir.
1963 yerel seçimlerine en başından beri, bir genel seçim anlamı yükleyen AP ve Genel Başkanı Gümüşpala seçim sonrasında, "partim her zaman iktidara hazırdır. Eger hükümeti kurmaya davet edilirsek vazifemizi derhal yapacağız" diyerek amacına ulaştığını göstermektedir.
CHP kanadından ise Başbakan İnönü "mahalli seçimin parlamento seçimleri ile alakası(nın)" olmadığını belirterek hükümette kalma niyetinde olduğunu açıklamıştır.
1963 yerel yönetim seçimlerinin bir başka özelliği, seçim sonrasında bir hükümet buhranının yaşanması ve bunun sonucunda da, yerel seçimlerden genel sonuçların çıkıp çıkamayacağı tartışmasının hararetli bir şekilde yapılmış olmasıdır. Dönemin dergilerinden birinin konu ile ilgili olarak yaptığı değerlendirme şöyledir:
Akis, 23.11.1963, S.191: "İngiltere'de bir ara bütün belediye seçimlerini Muhafazakarlar kaybetmekteydiler. İşçiler kazanıyorlardı. Bir tek gün işçilerin lideri, Gaitskell veya Wilson, siyah ceketleriyle çizgili pantolonlarını giyip te "vazife kabul etmeye hazırız" diye ortaya çıkmadılar."
Bir başka yazarın değerlendirmesi de şöyledir:
Cemil Sait BARLAS, "Milli Koalisyon Değil, AP Hükümeti", Cumhuriyet, 25.11.1963"17 Kasım'da yerel seçimler yapıldı. Fakat sanırsınız ki, bu seçim milletvekili seçimiydi. Seçimler bir plebisit mahiyetinde olmuştur. Seçimden önce yapılan radyo konuşmalarında parti sözcüleri, hükümet politikalarını elden geçirdiler. Seçim sonrası durum meydanda ...ne illerin derdinden bahseden var ne belediyelerin..."
Türkiye Sanayi ve Ticaret Odaları Umumi Katibi Berin BEYDAĞI, Hürriyet, 7.12.1963"mahalli seçimlerin sonuçları, normal işleyen ve oturmuş düzenlerde bir hesap meselesi olabilir. Fakat, Türkiye gibi, daha kurumlarını yerleştirmemiş bir ülkede, yerel seçim sonuçlarına bakarak, genel seçimlere gidilmesini istemek hatalı bir yoldur... Bir mahalli seçim, bir kabine buhranı piyasayı durdurmuş...
Seçimlerin kesin sonuçları da açıklanmıştır. Buna göre, AP %45.87, CHP %36.97, YTP %6.51, CKMP %2.81, MP %3.10, TİP %0.38 ve bağımsızlar %4.3.
Bu sonuçlar karşısında CKMP ve YTP'nin koalisyondan çekilme kararı almaları ile koalisyon hükümet dağılmıştır. Bir süre sonra da İNÖNÜ, istifasını vermiştir.
Ecvet GÜRESİN, Günün Notları- "Sonrası...", Cumhuriyet, 19.11.1963"...seçim sonucu yalnız meclisin 1961'deki teşekkül tarzına göre Türkiye'de halen mevcut siyasi kuvvet ayrımını alt üst etmekle kalmamış aynı zamanda nispi temsil sistemine rağmen memleketin yine fiilen ikili parti düzeni içinde olduğunu ortaya koymuştur. Küçük partiler silinmiş, oyları büyük ölçüde AP'ye geçmiştir... Toplam oyları gösteren il genel meclisi sonuçlarına göre, statüko ve kuvvet dengesi AP lehine değişmiştir."
CHP'ye yakın bazı yazarlar da, yerel seçimlerden bir genel sonuç çıkarılacaksa bunun ancak ilg enel meclisi seçimi sonuçları esas alınarak yapılabileceğini belirtmektedirler.
Metin TOKER, Haftanın İçinden- "Demokratik Usullerin Gerektirdiği", AKİS, 23.11.1963, S.191"...verilen oyların en ziyade ilgi çekeni, İl Genel Meclisleriyle alakalı olanıdır. Zira o oylar doğrudan doğruya milletvekili seçimlerinin seçmen kütlesi tarafından verilmektedir. Her partinin İl Genel Meclisi seçimlerinde ne nispette oy aldığının bilinmesi memleketin, 1961 seçimlerinden iki yıl sonra siyasi görüş bakımından nasıl bir manzara gösterdiğini ortaya koyacaktır. Tabii bu manzara, siyaset hayatımız üzerinde son derece önemli bir tesir icra edecektir."
İlk kez bir seçime giren Türkiye İşçi Partisi'nin seçimlerden aldığı sonuçların değerlendirmesini yapan bir yazar, "...TİP bu seçimlerde umutların ve tahminlerin üstünde bir başarı sağlamıştır."diye yazarak, 9 ilde seçime katılmasına rağmen Türkiye İşçi Partisi'nin, en azından adını kitlelere duyurabildiğini, kamuoyunun ilgi ve dikkatini çekebildiğini vurgulamaktadır.
İnönü'nün istifasından sonra, yeni hükümet ile ilgili tartışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu arada, genel seçim yapılıp yapılmaması da yoğun bir şekilde tartışılmaya başlanmıştı.
Bir süre sonra, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala'yı hükümeti kurmakla görevlendirmiş, ancak yine bir süre sonra Gümüşpala, YTP ve CKMP'nin samimiyetsizliği yüzünden hükümeti kuramayacağını açıklamış, bu açıklama üzerine hükümeti kurma görevi İNÖNÜ'ye verilmiştir.
Adalet Partisi'nin hükümet kurma çalışmalarındaki tutumunu değerlendiren bir yazıda, "...AP'nin koalisyon kurmak ya da kurmamaktan önce asıl üzerinde durduğu şart erken seçimdir ve bu şartı ileride daha kuvvetli bir hükümete imkan hazırlamak gerekçesiyle..." ortaya getirdiği belirtilmiştir. Başka bir yazıda da, "...hiçbir şekilde koalisyona gitmemek için karar alan AP'lilerin kanaatine göre, tek çıkar yol: seçim..."
AP'nin 1964 Haziranında seçim istediği şeklinde haberler gazetelerde yer almakta idi. Hatta, yerel seçimler sonucunda CHP ile diğer küçük partilerin, baraj sistemini de kaldıracak bir seçim yasası değişikliği hazırlığında oldukları da yazılmıştır.
İnönü'nün hükümeti kuracağı, yeni hükümetin, CHP ile YTP ve bağımsızlardan oluşacağı, yazılmış ve sonuçta İnönü'nün kabineyi kurduğu ve kabine listesini açıkladığı, şeklindeki haberler ile bir yerel seçim sonrasında oluşan hükümet bunalımı, belki de önemli dış sorunlarnedeniyle aşılmıştı. ("Jet Uçaklarımız Dün Kıbrıs Göklerinde Uçtu" Cumhuriyet, 26.12.1963)
1963 seçimlerinin önemli gelişmelerinden biri İstanbul belediye başkanlığında yaşanmıştır.İl seçim kurulu, İstanbul Belediye Başkanlığı'nı kazanan AP adayı Nuri Eroğan'ın memuriyetten istifa etmemesi nedeniyle seçilme yeterliliği olmadığı gerekçesiyel başkanlığını iptal etmiştir.Nuri EROĞAN, alınan kararın milli iradeye aykırı olduğunu belirtmiştir.İstanbul Belediye Başkanlığı, Yüksek Seçim Kurulu Kararı ile ikinci sırada en çok oyu alan Haşim İşcan'a (CHP) verilmiştir.
Başkanı belli olmadığından, İstanbul Belediye Meclisi de bir süre toplanamamıştı. İstanbul Belediye Meclisi, ilk toplantısını 18.12.1963 tarihinde yani seçimden yaklaşık olarak 1 ay sonra yapmıştır.
DEĞERLENDİRME
1961 Anayasası, yerel yönetim birimlerini il (özel idare), belediye ve köy olarak belirlemiştir. Bu yerel yönetim birimlerinin karar ve yürütme organları, istisnalar dışında, doğrudan halk tarafından seçilmektedir.
Dolayısı ile bir yerel seçim yapıldığında belediye meclisi, belediye başkanı, il genel meclisi, köy muhtarı, köy ihtiyar meclisi, mahalle muhtarı ve mahalle ihtiyar heyetlerinin seçimi yapılmaktadır. Bu noktada, yerel seçimden çok yerel seçimlerden bahsetmek daha doğru olur.
Yerel seçimler içerisinde özellikle belediye seçimlerinin ayrı bir önemi vardır. Çünkü bu seçimler ile belde halkı belediye meclisi üyelerini ve belediye başkanını seçerek, o beldeye ilişkin yerel kamusal yöneltileri oluşturacak kişileri belirlemektedirler. Genel olarak yerel yönetimlerin özelde ise belediyelerin üzerinde yoğun bir yönetsel vesayet uygulaması olsa da, doğrudan halk tarafından seçilen bir belediye başkanını ya da belediye meclisinde çoğunluğu oluşturan bir siyasal parti grubunun belli bir programı vardır. Bunlar, esas olarak, bu programı uygulamaya yönelik olarak seçilirler.
1963 yılında, temel yerel yönetim yasalarının seçimlere ilişkin hükümlerinde değişiklik yapan yasalar, belediye meclislerinin nispi temsil usulü ile oluşmasını; belediye başkanının ise, doğrudan halk tarafından seçilmesini öngörmüştür. Bu tür bir düzenleme, kentsel siyaset ve yerel yöneltilerin belirlenmesi süreci üzerinde önemli etkiler yapabilecek güçte görünmektedir.
Nitekim, belediye başkanının doğrudan halk tarafından seçilmesiyle, başkan meclisten bağımsız olarak hareket etme olanağını elde etmiştir. Böylece, seçilebilmek için herşeyden önce, programını/düşüncelerini/ kişiliğini yerel seçmenlere beğendirmek zorundadır. Belediye başkanlığı için siyasal partiler aday gösterebildiklerinden, seçilen bir başkan adayının, hem seçiminde hem de seçim sonrası yapacağı işlerde, bağlı olduğu siyasal parti önemli bir role sahiptir. Ancak genel olarak, yerel seçimlerde adayların, bağlı oldukları siyasal partilerden daha çok ön planda oldukları kabul edilmektedir. Ya da, bağımsız adayların kazanması, yerel seçimlerin kendine özgü özelliklerini daha çok ön plana çıkarmaktadır.
Belediye meclisi seçiminde ise, nispi temsil usulü öngörülmüştür. Böylece, güçlü ve meclisten bağımsız bir başkan karşısında, parçalı bir meclis yapısı yaratılmak istenmiş olabilir. Belediye yasasında değişiklik yapan yasanın meclis görüşmelerinde görüşlerini açıklayan milletvekilleri, nispi temsil usulünün her partinin temsiline olanak vermesi ve çoğunluğun egemenliğine engel olması bakımından savunmuşlardır. Bu usulün uygulanmasına karşı çıkan milletvekilleri ise, özellikle nüfusu az olan beldelerde nispi temsilin uygulanamayacağını ayrıca bu usulün belediyenin hızlı çalışmasına engel olacağını belirtmişlerdir. Bu tartışmalarda öne çıkan bir konu, seçim sistemi usulleri uygulanırken yerel seçimin niteliklerinin dikkate alınmasıdır. Bu noktada ise, ölçek sorunu önem kazanmaktadır. Bununla birlikte, yerel/beledi kamusal yöneltilerin oluşturulması bakımından, belediye meclislerinin nispi temsil usulü ile seçilmesi önemlidir. Aslında çoğunluk usulü de uygulansa değişen çok fazla birşey olmayacak. Çünkü, Türkiye'deki siyasal partiler, disiplinli partilerdir. Dolayısıyla, bir partinin belediye meclis grubu genellikle, eğer başkan kendi partisinden ise, onun lehinde hareket etmekte; farklı partiden ise, aleyhinde. Burada önemli olan bir diğer noktada, meclis grubunu belediye başkanının mı yoksa partinin il/ilçe başkanlarının mı yönlendirdiğidir.
Getirilen düzenleme ile güçlü başkanlık sistemi yaratılarak, belediye başkanı belediye üzerinde tam bir hakimiyet kurmuştur. 1963 değişiklik yasası bunu iki şekilde sağlamıştır:
- belediye başkanının tek dereceli olarak seçimini öngörerek ve
- belediye yasasındaki, belediye meclisinin başkanı denetleme mekanizmaları olan*gensoru ve yıllık çalışma raporu hakkındaki yetersizlik önergelerinin oy nisaplarını değiştirip, oldukça zor ulaşılabilecek düzeye çekmesidir. Aslında, nispi temsil usulünün öngörülmesi ile mecliste parçalı bir yapının olabileceği varsayımına rağmen, 1963 yılı yerel seçim sonuçları göstermektedir ki, seçmen oyunu iki parti, AP ve CHP arasında paylaştırmıştır. Dolayısı ile belediye meclislerinde iki parti grubu ağırlıklı olarak yer almıştır. Dönemin gazetelerinde yayınlanan çeşitli köşe yazılarında da, nispi temsilusulüne rağmen, oyların iki parti arasında dağıldığı yazılmıştır. AP, nispi temsil usulüne baştan beri karşı çıkmış ve bu usulü özellikle AP yanlısı basın, bir "payanda" olarak değerlendirmiş ancak uygulanan sisteme rağmen iki partili siyasi yapı değişmemiştir.
1963 yılı yerel seçimlerinde uygulanan mevzuatın öngördüğü seçim sistemi ve alınan seçim sonuçları çerçevesinde, yerel yönetim/belediye sistemimizde, güçlü başkanlık modelinin ilk örneğinin yaşama geçirildiği belirtilebilir. Ancak, alınan seçim sonuçları değerlendirilirken, seçim öncesi siyasal ortamın, seçime katılan siyasal partilerin özelliklerinin, seçim propagandalarının ve seçim sonrası siyasal ortamın iyi analiz edilmesi gerekmektedir.
Nitekim, 1963 yılı yerel yönetim seçimlerine, askeri bir hareketten 1 yıl sonra yapılan genel seçimlerden yaklaşık iki yıl sonra gidilmiş olunması; seçime katılan siyasi partilerden 6'sından 4'ünün 1960 sonrası kurulan partiler olması; 1961 genel seçim sonuçlarına göre, hiçbir partinin tek başına iktidar olamaması ve koalisyonlar döneminin başladığı belirsiz ve sancılı bir siyasal ortamın oluşması; Adalet Partisi'nin 1961 seçimlerinden sonra hem örgütlenmesini tamamlaması ve hem de DP'nin siyasi mirasını ve askeri hareketin kimi sonuçlarını lehine değerlendirmek isteyip oya çevirme ve CHP'yi eritme noktasındaki bir anlamda "hırsı" gibi etmenler; seçimi, genel seçime gidip gitmeme konusunda bir referandum niteliğine büründürmüş, mevcut hükümetin görevde kalıp kalmaması için yapılan bir plebisit özelliği vermiş, seçime katılan bir siyasi partini (AP), bir başka siyasi partiye (CHP) karşı yürüttüğü olumsuz propagandanın sonuçlarının alındığı bir tür kamuoyu yoklaması haline dönüştürmüştür.
Genel olarak, seçim öncesi siyasal ortamın temel özellikleri bu şekilde idi. Seçimde yapılan propagandalarda da, yoğun bir şekilde, hükümet sorunundan, KİT'lerin durumundan, ekonomiden ve 1963 seçimlerinin taşıdığı anlamdan (bir tür refarandum veya plebisit olmasından) bahsedilmiştir. Bununla birlikte, özellikle belediye başkan adayları, seçime katıldıkları beldelere ilişkin konulara ve sorunlara değinmişlerdir. Bunlar arasında özellikle, üç büyük kent açısından (İstanbul, Ankara ve İzmir...) gecekondu sorununa çokça değinilmiştir. Yine belediye başkan adaylarının pahalılıktan söz edip, sebze ve meyve fiyatları konusunda vaadde bulunmaları ve halk pazarlarının kurulmasından bahsetmeleri de dikkat çekicidir.
TİP ve MP'nin ilk kez bu seçimler ile seçime katılmış olmaları da seçimin havasını önemli derecede etkilemiştir. Özellikle de, Türkiye İşçi Partisi, bu seçim kampanyasını iyi değerlendirmiş ve bu seçimler ile özellikle de radyo konuşmaları ile kendisini tanıtabilmiştir.
İncelemede yoğun olarak, AP ve TİP'in seçim propagandası ele alınmıştır. Bu daha çok elde edilen kaynaklarla ilgili bir durum olsa da, diğer partilerin propagandaları gazeteler esas alınarak incelenmiştir. Seçime illerin yarısından çoğunda AP'nin katılması ve CHP'nin de tamamında katılması, propaganda incelemesinde bu partilere ağırlık verilmesini haklı kılabilir. Fakat, taranan gazetelerin tamamı İstanbul baskısı olduğundan diğer illeri takip edebilmek mümkün olmamış dolayısıyla Ankara ve İstanbul baskılı gazetelerin belki de, "genel konular" ağırlıklı haberleri incelenmiştir. Bununla birlikte, yukarıda bahsedilen etmenler dikkate alındığında, seçimin tüm yurtta benzer bir hava içerisinde geçtiğini söylemek zor almayacaktır.
Nitekim, seçim sonrası siyasal ortam analiz edildiğinde de görülebileceği gibi, seçim öncesi siyasal etmenler, seçim sonrasında hemen etkilerini göstermiş ve mevcut hükümet dağılmış, bir hükümet sorunu ortaya çıkmış, genel seçime gidilmesi yönünde öneriler ortaya atılmıştır.
Seçim öncesinde olduğu gibi seçim sonrasında da, 1963 yılı yerel yönetim seçimlerinin "yerel" niteliği yoğun en önemli olayı, İstanbul Belediye Başkanlığı olmuştur. Seçim öncesinde bu görevi, tarafsız bir başkanın yürütmesi gerektiği öne sürülmüş, seçim sonrasında ise, seçimi kazanan adayın (AP adayı N.EROĞAN) seçilme yeterliliğinin olmaması nedeni ile başkanlığı iptal edilmiş ikinci sırada yer alan adaya (CHP'li Haşim İŞCAN) verilmiştir.
Daha önce, yerel seçimler içerisinde özellikle belediye organlarının seçiminin önemli olduğundan bahsetmiş idik. İl genel meclisi seçimleri ise, daha çok, genel seçimler açısından bir gösterge olarak değerlendirilmektedir. Aynı zamanda il özel idareleri, il düzeyinde yerel kamusal yönelti oluşturma bakımından da son derece zayıf yerel birimlerdir. Merkezi yönetimin denetimi ve etkinliği bu kurumlarda oldukça baskındır.
1963 yılı yerel seçimlerinde, il genel meclisi üyeleri nispi temsil usulü ile belirlenmiştir. Bununla birlikte, bu seçimlerde de, iki parti il genel meclislerinde egemenliğini korumuştur.
Köy muhtarlığı ve köy ihtiyar meclisi ile mahalle muhtarlığı ve mahalle ihtiyar heyeti seçimleri ise, ayrı bir özellik taşımaktadırlar. Çünkü, Türk Anayasa ve yönetim sistemine göre, bir yerel yönetim birimi olan köy ve mahalle (Anayasal olarak yerel birim değildir, yönetsel açıdan da tüzel kişiliği yoktur ama niteliği gereği bir yerel yönetim birimidir) yerel nitelikli görevler ile birlikte genel yönetime ait bir takım görevler de yerine getirmektedirler. Ayrıca bu seçimler için, siyasi partiler aday gösterememektedir. Dolayısıyla, köy ve mahalle muhtarlarını yerel siyaset sürecinde etkinliklerinin olmadığı ileri sürülebilir. Oysa olguda, özellikle mahalle muhtarları, bulundukları belde içerisinde belediye yönetimlerine önemli derecede etkide bulunabilmektedirler. Kısacası, köy ve mahalle seçimleri ile bir anlamda, merkezi yönetim görevlileri de (bu tanımlama özellikle muhtarlar için yapılmakta, yaptıkları kimi görevler açısından) seçilmektedir.
Köy ve mahalle seçimlerinde, çoğunluk usulü uygulanmıştır.
Sonuç olarak, 1963 yılı yerel yönetim seçimleri, siyasi konjoktürün yoğun etkisi ve baskısı altında geçen ve belediye başkanlığı seçimlerinin sonuçları açısından yerel nitelikleri öne çıkan bir seçim olma özelliği taşımaktadır.
Son sözümüz, bir gazeteden aldığımız köşe yazısından küçük bir kısım olacaktır:
"...1963 seçimleri Türk siyasi hayatında müstesna önemi olan bir olay olarak tarihe geçmiştir. Seçimler, genel seçim gibi görülmüştür."**
KAYNAKÇA
Adalet Partisi, Radyoda Adalet Partisi I, AP Genel Merkezi Yayını, Ankara 1964.
Adalet Partisi, Mahalli İdareler Seçimi Münasebetile Teşkilata Tamim, AP Genel Merkezi Yayını, Ankara 1963.
Adalet Partisi, Seçimlerde Adalet Partisi, AP Genel Merkezi Yayını, Ankara 1967.
Akis, 191, 488, 490 sayılar 1963 Kasım-Aralık.
Cumhuriyet Halk Partisi, CHP'nin El Kitabı, CHP Beyoğlu İlçesi Evliya Çelebi Ocağı Yayını, İstanbul 1958.
Cumhuriyet Halk Partisi, Millet Hizmetinde 40 Yıl, CHP Yayını, Ankara 1963.
Cumhuriyet Halk Partisi, CHP Yalova Belediyesi Seçim Beyannamesi, 1963.
Cumhuriyet, Eylül-Kasım-Ekim-Aralık 1963, Tüm Sayılar.
Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, Temel İlkelerimiz, Ana Davalarımız, İcraat Planımız, Ankara 1965.
Düstur, Düstur Ciltleri.
Hürriyet, Eylül-Ekim-Kasım-Aralık 1963, Tüm Sayılar.
KONGAR, Emre, İmparatorluktan Günümüze Türkiye'nin Toplumsal Yapısı, Remzi Kitabevi, C.1-2, 9.Basım, İstanbul 1995.
Millet Partisi, MP Programı, Ankara 1963.
Resmi Gazete, 1930-1940-1950-1960 ve 1980'li Yıllara Ait Sayılar.
SARICA, Murat; DEVRİM, Nurkalp, Türkiye İşçi Partisini Tanıyalım, TİP İstanbul İl Yönetim Kurulu Eğitim Bürosu, İstanbul 1968.
Son Havadis, Eylül-Ekim-Kasım-Aralık 1963, Tüm Sayılar.
Türkiye İşçi Partisi, TİP Programı, İstanbul 1961.
Türkiye İşçi Partisi, Yurt Sorunları ve Çözüm Yolu, TİP Radyo Konuşmaları, Ankara 1964.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, TBMM Tutanak Dergileri, 1930-1950-1960'lı yıllara Ait Sayılar.
TÖKİN, Füruzan Husrev, Türkiye'de Siyasi Partiler ve Siyasi Düşüncenin Gelişmesi (1839-1965), Elif Yay., İstanbul 1965.
Yeni Türkiye Partisi, YTP 4.Büyük Kongresi'nin Açış Konuşması ve Büyük Türk Milletine Bildirisi, 1969.
Yeni Türkiye Partisi, Muhterem Ümraniyeli Vatandaşlarıma Açık Mektup, 1963.
|