|
1
SORU: Sizlerden ilçe belediyelerinin veteriner bulundurma zorunluluğu olup olmadığını öğrenmek istiyorum. İspir'de otumaktayım belediyemiz 3 yıldır veteriner bulundurmamakta et kesimlerinin sağlıklı olması düşünülebilir mi?
YANIT: Bilindiği gibi, Resmi Gazetenin 22.04.2005 tarih ve 26147 sayılı nüshasında “Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına İlişkin Esaslar” Bakanlar Kurulunun 2006/9809 Karar Sayısı ile yayımlanmıştır.
Bu karar ile hangi nüfusa sahip belediyelerin veteriner hekim çalıştırabileceği belirtilmiştir. Bu esaslar dahilinde norm kadrosunda veteriner hekim bulunmayan belediyeler yine aynı Esasların 21 inci maddesi uyarınca, vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) fıkrasına göre kısmi süreli sözleşmeli personel istihdam edilebilecektir.
Bu Esasların uygulanmasında, 5393 sayılı Kanunun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49 uncu maddesindeki hükümler dikkate alınacaktır. Belediye Kanunun, 49 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasındaki hüküm şöyledir: “Avukat, mimar, mühendis (inşaat mühendisi ve harita mühendisi olmak kaydıyla) ve veteriner kadrosu bulunmayan veya işlerin azlığı nedeniyle bu unvanlarda kadrolu personel istihdamına ihtiyaç duyulmayan belediyelerde, bu hizmetlerin yürütülmesi amacıyla, haftanın ya da ayın belirli gün veya saatlerinde kısmi zamanlı olarak sözleşme ile personel çalıştırılabilir. Kısmi zamanlı olarak çalıştırılacak personel sayısı yukarıda belirtilen her unvan için birden fazla olamaz ve bunlarla yapılacak sözleşme süresi takvim yılını aşamaz. Bunlara ödenecek net ücret, aynı unvanlı kadroların birinci derecesinin birinci kademesi için yapılması gereken bütün ödemeler toplamının net tutarının yarısını geçmemek ve çalıştırılacak süre ile orantılı olmak üzere belediye meclisi kararı ile tespit edilir”.
Görüldüğü gibi, norm kadrosunda veteriner hekim öngörülmeyen bir belediye 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesindeki esaslar dahilinde kısmi süreli olarak veteriner hekim çalıştırabilecektir. Bu personel ile yapılan sözleşmeler de imzalanmasını izleyen 30 gün içinde İçişleri Bakanlığına ve Maliye Bakanlığına gönderilecektir.
2
SORU: 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu İlgili ceza tutanak örneği ve ceza yazılırken kimlik ve ceza yazılırken çekilen zorluklar nasıl aşılması husunda bilgi rica edecektim.
YANIT: Belediye idarelerince verilecek para cezaları konusunda, İçişleri Bakanlığı tarafından bir genelge yayınlanmış olup genelge metninde şu esas yer almaktadır:
“1.6.2005 tarihinden itibaren 1608 sayılı Kanun uyarınca belediye encümenince verilecek para cezalarının alt ve üst sınırları ile miktarının tespiti hakkında Bakanlığımıza yapılan başvurular nedeniyle, aşağıdaki hususlara açıklık getirilmesine gerek duyulmuştur.
Belediye organlarınca uygulanan idari para cezalarının hesaplanmasında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun (28.07.1999 tarih ve 4421 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile değişik) Ek 1 inci maddesinin (a) ve (b) bendi ile misil uygulaması, Ek 2 nci maddesi ile de yeniden değerleme oranı sistemi getirilmişti. Ancak, 13.11.2004 tarih ve 25642 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 12 nci maddesi ile 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmıştır.
1608 sayılı Kanunun (3.1.1940 tarih ve 3764 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik) 1 inci maddesinde; “Belediye meclisi ve encümenlerinin kendilerine kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği görev ve yetki dairesinde alacakları kararlara aykırı hareket edenlere ve belediye kanun, tüzük ve yönetmeliklerinin yasakladığı veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara 50 liraya kadar hafif para cezası düzenlemeye ve üç günden on beş güne kadar ticaret ve sanat icrasından men'e ve Türk Ceza Kanununun 536, 538, 557, 559 ve 577 nci maddeleriyle 553 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı cezaları tayine belediye encümenleri salahiyettardır….” denilmekte, adı geçen Kanuna 5.12.1960 tarih ve 151 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle ilave edilen Ek 1 inci maddede de; “Belediyelerce tanzim edilmiş olan çeşitli nakil vasıtalarına ait ücret tarifelerine riayet etmeyenler hakkında belediye encümenlerince 1608 sayılı kanuna göre ceza verildikten başka bir aya kadar meslek ve sanattan men cezası da verilir ve bu gibilerin ehliyeti alınmak üzere keyfiyet trafik teşkilatına bildirilir. Bu kararlar aleyhine itiraz 1608 sayılı kanun hükümlerine tabidir.” hükmü yer almaktadır.
Bu husus dışında ilgili kanunlarında bahsi geçen para cezalarının, 5252 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen artırım uygulanarak, yine ilgili kanunlarında öngörülen kişi yada organlarca bildirilmesi halinde 5393 sayılı Belediye Kanununun 34 üncü e maddesinin (e) bendi uyarınca belediye encümenince verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda sayılan mevzuat hükümleri çerçevesinde;
a)1608 sayılı Kanunun (3.1.1940 tarih ve 3764 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişik) 1 inci maddesine göre; belediye meclisi ve encümenlerinin kendilerine kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği görev ve yetki dairesinde alacakları kararlara aykırı hareket edenlere ve belediye kanun, tüzük ve yönetmeliklerinin yasakladığı veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara 50 liraya kadar hafif para cezası düzenlemeye ve üç günden on beş güne kadar ticaret ve sanat faaliyetinden yasaklamaya belediye encümenlerinin yetkili olduğu belirtildiğinden ve buradaki para cezası 5252 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca 85.715 katına çıkarıldığından (08.01.1940 tarihinde yapılan değişiklikle para cezasında herhangi bir değişiklik yapılmadığından, kat uygulanmasında Kanunun ilk yürürlüğe girdiği 15.05.1930 tarihi esas alınmıştır.) 01.06.2005 tarihinden itibaren (50x85.715= 4.285.750.-TL) 4,29.- YTL olarak uygulanacaktır.
b) 1608 sayılı Kanunun 5.12.1960 tarih ve 151 sayılı Kanunla eklenen 2 nci maddesinde, 1608 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde kayıtlı cezayı gerektiren hususları bizzat gördükleri taktirde il merkezi olan yerlerdeki belediye başkanları ile bulunduğu takdirde başkan yardımcıları, şube müdürleri ve belediye başkanlarının bizzat yetki verdikleri müdürler seviyesindeki ilgili görevliler re'sen 25 liraya kadar hafif para cezası tertibine ve 4 güne kadar ticaret ve sanat icrasından men'e, diğer yerlerdeki belediye başkanları ile bulunduğu takdirde başkan yardımcılarının re'sen 10 liraya kadar hafif para cezası tertibine ve bir gün ticaret ve sanat icrasından men'e yetkili olduğu öngörülmektedir.
Ancak burada öngörülen ve 5252 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi uyarınca 14.285 katına çıkarılan 25 ve 10 liraya kadar hafif para cezasının, il merkezlerinde 0,36.- YTL, diğer yerlerde 0,14.- YTL olarak uygulanması gerekmekle birlikte, 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun değişik 2 nci maddesine 5335 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile eklenen fıkraya göre 1 YTL’nin altındaki tutarlar dikkate alınmayacağından, 1608 sayılı Kanuna göre herhangi bir para cezası uygulaması yapılsa bile, cezanın tahsili imkansız bulunmaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanununa aykırı eylemler hakkında Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen cezaların belediye zabıtasınca verilebileceği, ancak bu cezaların tahsili aynı Kanunun 17 nci maddesi uyarınca Devlet Hazinesince (illerde defterdarlık muhasebe müdürlüğü, ilçelerde mal müdürlüklerince) yapılacağından, düzenlenen ceza tutanaklarının bir örneğinin ilgili kuruma gönderilmesi sağlanmalıdır.
Bilgilerinizi ve konu hakkında iliniz dahilindeki belediyelere bilgi verilmesini rica ederim.”
Dolayısıyla uygulamanın buna göre yapılması lazımdır.
3
SORU: İl özel idaremizin tapulu mülkü olan bir gayrimenkulü bir şirket sıcak su araştırıp turizm amaçlı kullanmak için satın almak istiyor. Tapuda bu yer taş ocağı olarak görülüyor. Burada kükürtlü su var. Şirket bu suyu çıkartıp turizm amaçlı bir tesis yapmak istiyor . Bu gayrimenkulün satılmasında bir sakınca varmıdır? Yoksa kiraya verilmesi mi daha uygundur?
CEVAP: Bu taşınmaz üzerinde daha önce kimseye verilmiş bir ruhsat yoksa ve özel idare tarafından değerlendirilmesi düşünülüyorsa bu durumda, 927 sayılı Sıcak Ve Soğuk Maden Sularının İstismarı İle Kaplıcalar Tesisatı Hakkında Kanun’un Ek 5 inci maddesinde yer alan “İçmeye ve yıkanmaya mahsus olup halen mekşuf veya henüz keşfedilmemiş şifalı sıcak ve soğuk maden sularının rüsum ve temettü hisseleri vilayet hususi idarelerine aittir. Hususi idareler bu suları doğrudan doğruya işletebilecekleri gibi, taliplerine işletme ruhsatnamesi vermek suretiyle ihale de edebilirler. Hususi idarelerce işletilmek istenilmiyen veya ihale edilmeyenlerin rüsum ve temettü hisseleri vilayetçe belediyelere, köylere devredilebilir.
Bu sulardan terkibi itibariyle kıymetli veya mevkii bakımından ehemmiyetli olanlar lüzum görüldüğü takdirde doğrudan doğruya Devletçe işletilebileceği gibi imtiyaz suretiyle taliplerine de ihale edilebilirler. Bu hususta 927 sayılı kanun hükümleri caridir. Bu kanunun neşrinden evvel gerek hususi kanunlarla ve gerek imtiyaz suretiyle hakiki veya hükmi şahıslara verilmiş olan haklar mahfuzdur.
Bu idareler bu suların mülkiyetini hakiki ve hükmi şahıslara devir ve temlik edemezler”. Hükmüne göre hareket edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu kaynağın satılması yerine 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 927 sayılı Sıcak Ve Soğuk Maden Sularının İstismarı İle Kaplıcalar Tesisatı Hakkında Kanun hükmü uyarınca, bu kaynaklar imtiyaz ya da kiralama suretiyle işletilmelidir.
4
SORU: Soyadı değişikliği gerçekleştikten sonra evlilik cüzdanımı değiştirmek için ne tür belgeler istenmektdir?
CEVAP: Bu konudaki esaslar, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre tespit edilmektedir. Aynı Kanunun, Nüfus ve Uluslararası Aile Cüzdanları
Düzenlenmesi ve dağıtılması başlıklı 41 inci maddesine göre;
Nüfus ve uluslararası aile cüzdanları, Bakanlıkça tespit edilen şekil, ebat ve örneğine uygun olarak Maliye Bakanlığınca bastırılır ve nüfus müdürlüklerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere muhasebe yetkililerine, dış temsilciliklerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere de Dışişleri Bakanlığına gönderilir.
Evlenen her çifte, evlendirme işlemi ile görevli memur tarafından uluslararası aile cüzdanı verilir. Evli olduğu halde uluslararası aile cüzdanı almamış olanlara ise istekleri üzerine nüfus müdürlüklerince cüzdan verilir. Eşlerden birinin talebi halinde, kendilerinin veya aile fertlerinin kişisel durumlarında meydana gelen değişiklikleri bu cüzdana işletmekle, nüfus müdürlükleri de işlemek ve gerekli açıklamaları yapmakla görevlidirler.
Görüldüğü gibi, bu hususta yetkili nüfus idaresine başvurulması gerekmektedir. Hangi belgelerin isteneceği de bu müdürlüklerce ilgiliye bildirilecektir.
5
SORU: Belediyeler su tahsilatını hangi yönetmeliklere veya kanunlara göre yapar? Resmi dairelerin gecikmeli ödedikleri su faturalarından gecikme zammı alınır mı? Ödenmeyen su borcundan dolayı resmi dairelerin suları kesilir mi? Özellikle okullar…
CEVAP: Belediyelerin su bağlantı sözleşmeleri bir özel hukuk işlemidir. Dolayısıyla bunun için Borçlar Kanunu hükümleri uygulanabilir. Ayrıca bir özel kanunu yoktur. Yapılan içme suyu bağlantı sözleşmesi dahilinde, belediye meclisince belirlenen su bedelleri tahsil edilir.
Tahsilatı geciken ödemeler için, genel hükümler veya sözleşme esaslarına göre gecikme zammı alınmalıdır. İstenirse ücretini ödemeyen resmi kurumların da suyu kesilebilir. Bunun takdiri tamamen ilgili belediyeye aittir.
6
SORU: TEDAŞ ve Belediyelerin aboneleri ile yapacakları şözleşmelerde istenecek belgeler arasında "kiracı ise kira kontratosu, ev sahibi ise tapu" istenir mi?
CEVAP: Sözleşmeyi yapacak idarenin, taşınmazın mülkiyet durumunun belgelenmesini istemesine engel bir durum yoktur. Çünkü, ileride idarenin taraf olacağı bir davada muhatabın hukuki durumunun tespiti gerekebilir. Keza, Türk ceza Kanununun 184 üncü maddesi uyarınca yapı kullanma izni olmayan bir yere bu hizmetin verilmemesi gerekmektedir. Dolayısıyla kira sözleşmesi veya tapu suretinden ziyade, yapı kullanma izin belgesinin istenmesi uygun olacaktır.
7
SORU: Merzifon'da 42 dairelik bir sitede oturuyorum. Bu sitede herkes kafasına göre iş yapmaktadır. Site sakinin biri kendisine garaj yapmakta; birisi kendine özel kamelya yapmakta, kimisi de kendisine ait ağaç dikmekte hatta sebze yetiştirmektedir. Bu işler herkesin kafasına göre yapılabilir mi? Bu keyfi uygulamaları engellemek için ne yapılabilir? Nereye, hangi kuruma başvurulmalıdır?
CEVAP: Bu konuda 23.06.1965 tarih ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre hareket edilecektir. 634 sayılı Kanunun ortak alanlar olarak belirlediği yerlerde bir yapı yapılması için kat maliklerinin alacağı karardan sonra, 3194 sayılı İmar Kanununa göre belediye ve mücavir alanlarda belediyeden, bunların dışındaki yerlerde ise 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre, il özel idaresinden, yapılan imalatın niteliğine göre yapı veya tadilat ruhsatı alınması gerekebilir.
Genel olarak, bu kanunlarda ortaya konulan yasaklara aykırı hareket edilmesi halinde yönetici veya herhangi bir kat maliki tarafından duruma göre; ilgili belediye, özel idare veya mahkemeye şikayette bulunulabilir.
8
SORU: Belediye meclis üyesi olarak belediyemizde olan yolsuzlukları denetlemek için bir araştırma komisyonu kurmak istiyoruz. Belediye meclis araştırma komisyonu kurmak için ne yapmalıyız?
CEVAP: Bilindiği gibi 5393 sayılı Belediye Kanununun, 24,25 ve 26 ncı maddelerindeki mekanizmalar sayesinde meclisin belediye idaresini denetim altında bulundurması mümkün bulunmaktadır.
Belediye Kanununun 24 üncü maddesi” Belediye meclisi, üyeleri arasından en az üç en fazla beş kişiden oluşan ihtisas komisyonları kurabilir. Komisyonların bir yılı geçmemek üzere ne kadar süre için kurulacağı aynı meclis kararında belirtilir.
İhtisas komisyonları, her siyasî parti grubunun ve bağımsız üyelerin meclisteki üye sayısının meclis üye tam sayısına oranlanması suretiyle oluşturulur. İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000'in üzerindeki belediyelerde plân ve bütçe ile imar komisyonlarının kurulması zorunludur.
Meclis toplantısını müteakip imar komisyonu en fazla on iş günü, diğer komisyonlar ise beş iş günü içinde kendilerine havale edilen işleri sonuçlandırır. Komisyonlar kendilerine havale edilen işlerle ilgili raporlarını bu sürenin sonunda meclise sunmadıkları takdirde, konu meclis başkanı tarafından doğrudan gündeme alınır.
İhtisas komisyonlarının görev alanına giren işler bu komisyonlarda görüşüldükten sonra belediye meclisinde karara bağlanır…
Komisyon çalışmalarında uzman kişilerden yararlanılabilir.
Komisyon raporları alenîdir, çeşitli yollarla halka duyurulur ve isteyenlere meclis tarafından maliyetlerini aşmamak üzere belirlenecek bedel karşılığında verilir”. Hükmünü taşımaktadır. Bu çerçevede belediye işleriyle ilgili olarak bir komisyon kurulması mümkündür.
Kanunun 25 inci maddesine göre denetim komisyonu kurulması için; İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000'in üzerindeki belediyeler bakımından zorunlu bir düzenleme öngörülmüş olmakla beraber, belediye meclisinin alacağı kararla bu nüfusun altındaki belediyeler için de denetim komisyonu kurulmasını engelleyen bir durum söz konusu değildir.
Aynı şekilde, Kanunun 26 ncı maddesinde ortaya konulan bilgi edinme ve denetim yolları kullanılarak da belediyenin denetimi mümkün bulunmaktadır. Bütün bunların yapılabilmesi için Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliğine göre hareket edilir. Bu Yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre; meclis, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Ancak karar yeter sayısı üye tam sayısının dörtte birinden az olamaz. Belediye başkanı, meclis üye tam sayısına dâhildir. Oyların eşitliği halinde başkanın kullandığı oy yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır. Toplantı ve karar yeter sayılarının hesabında kesirli sayılar tam sayıya yükseltilir. Dolayısıyla bu esas dahilinde önerge ile komisyon kurulması sağlanabilecektir.
9
SORU: Bizim ilçede TKİ'ye bağlı Kömür İşletmeleri var. Belediye olarak, biz buradan kömür getirip, Belediye Meclisi kararı ile belli bir ücretle vatandaşa satış yapabilir miyiz? Birkaç yere sorduk, çok çelişkili cevaplar aldık. Hatta bu satışı taksitli yapabilir miyiz? Personele de verebilir miyiz? Bu konunun yasal dayanağı nedir?
CEVAP: Belediyenin görevleri arasında belde halkına ticari bir faaliyet olarak kömür satışı yapmak gibi bir vazife yer almamaktadır. Belde dahilinde bunun ticaretini yapan esnaf var ise, bu durumda belediyenin kömür alıp satmak gibi bir yola girmemesi uygun olacaktır. Zira belediye idareleri kendi görevleri haricinde ticari faaliyet yapmakla yetkili değildir. Ancak, belde dahilinde bu ticaret yapılmıyor ve belde halkına kömür temini yapılması yararlı görülüyor ise, o takdirde kaymakamlık tarafından oluşturulacak kömür tevzi komisyonun kararına istinaden makul bir kâr ile belediyenin bunu yapması mümkündür.
10
SORU: Bir belde belediyesinde olması gereken bütçe ve imar komisyonu kurulmaz ise ne olur? Bu komisyonlarda alınması gereken kararlar ne olacak?
CEVAP: Bütçe yapmak belediye idaresinin faaliyeti için zorunlu bir husustur. Dolayısıyla bütçe komisyonunun nüfusu on bini aşan belediyeler için yasal olarak kurulması zorunlu bir komisyondur, ama bu nüfusun altındaki belediyeler için Belediye Kanunu, bu komisyonun kurulmasını zorunlu tutmamıştır.
Aynı şekilde, İmar Kanununun 7 nci maddesi uyarınca nüfusu on bini aşan yerlerin imar planı yaptırması zorunludur. Uygulamada belediyelerin önemli bir görevi de imar olduğu için ve imar planı olmadan işyerleri dahil ruhsatlandırma işlemleri sıkıntı yaratacağından imar planı yapılıp uygulanması gerekmektedir. Belediye Kanunu da nüfusu on bini aşan yerler için, imar komisyonunu kurulması zorunlu komisyonlar arasında saymaktadır, ancak, nüfusu on bini aşmayan yerler için imar komisyonunun da kurulması mecburi değildir.
Bu komisyonların kurulmadığı durumda, komisyon kararı olmaksızın meclis ve encümen Belediye Kanunda sayılan görevleri yapacak ve doğrudan karar alacaktır.
11
SORU: Belediye meclis üyeleri (belediye ile ilgili olmayan) hangi görevleri yapamazlar? Yani, meclis üyesi sürücü kursu müdürü gibi buna benzer görevleri yapabilir mi?
CEVAP: Belediye Kanununun 28 ini maddesine göre, belediye başkanı görevi süresince ve görevinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle, meclis üyeleri ise görevleri süresince ve görevlerinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle, belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamazlar.
Görüldüğü gibi Kanunun yasakladığı işler; doğrudan veya dolaylı olarak belediyeye karşı taahhüde girilmesini gerektiren işlerdir. Dolayısıyla belediyeye karşı bir taahhüde girilmesini gerektirmeyen sürücü kursu müdürlüğü gibi görevler meclis üyeleri tarafından yerine getirilebilir.
12
SORU: 2205 nüfuslu kasaba belediyesiyiz, 2007 mali yılı bütçesini Eylül ayının il haftasında İçişleri Bakanlığı'na posta ile göndermemiz gerekiyor mu? 2006 yılı bütçesi ile 2007 bütçesi arasında ne gibi farklar var? 2007 mali yılı bütçesi gelir kodlarında değişiklik yapılacak mı? 2007 mali yılı gider bütçesinde sosyal güvenlik primlerinde farklılık var mı?
CEVAP: Bütçe İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü ne doğrudan gönderilmeyecek, ancak Yerelbilgi internet sitesine girilecektir. 2007 yılında bütçenin yapılmasında uyulacak esaslar ve kullanılacak kodlar konusu bir Bakanlık genelgesiyle belediyelere duyurulmuştur.
1.1.2007 tarihinden itibaren uygulanacak yeni sosyal güvenlik sistemi, 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile ortaya konulmuştur. Bu Kanunun kapsamında; sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanacak kişiler, işverenler, sağlık hizmeti sunucuları, gerçek kişiler ile her türlü kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ve tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşlar bulunmaktadır. Dolayısıyla belediyeler de Kanun kapsamındadır. Kanunla oluşturulan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ( SGKB ), genel işleyişe dair gerekli düzenlemeleri yapmaktadır. Uygulama hakkında Kurumun taşra birimleri bilgilendirilmiş olup, belediyelerin bu birimlerle ilişkide olması uygun olacaktır. Ayrıca uygulamada ortaya çıkan sorunlarla ilgili olarak, SGKB’nin 0 312 458 75 09 nolu telefonundan bilgi alınabilecektir.
13
SORU: İlimizde faaliyette bulunan mahalli idare birliklerinden bir sulama birliğinin başkanlık seçim tarihi 11.09.2003 tarihinde yapılmış, ancak idare mahkemesince iptal edilerek 01.04.2004 tarihinde yeniden yapılmıştır. Yeni yasaya göre tüzük değişikliğine gidilerek meclis üyeleri yenilenecektir. Başkanlık seçimi yapılacak mı? Veya iptal olan seçim tarihi mi yeniden esas alınır?
CEVAP: Bilindiği gibi 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu bu alandaki temel düzenlemeleri ortaya koymuştur. Buna göre;
Mahallî idare birliği: Birden fazla mahallî idarenin, yürütmekle görevli oldukları hizmetlerden bazılarını birlikte görmek üzere kendi aralarında kurdukları kamu tüzel kişisi olarak tanımlanmış olup, mahalli idare birliğinin organları; meclis, encümen ve başkandan oluşmaktadır.
Kanunun 10 uncu maddesine göre; birlik meclisi, birliğin kuruluşundan ve mahallî idare genel seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca ilânından itibaren otuz gün içinde birlik merkezinin bulunduğu mahallin mülkî idare amiri tarafından birlik merkezinde toplantıya davet edilir. Meclis, en yaşlı üyenin başkanlığında toplanarak ilk iki yıl için görev yapmak üzere, üyeleri arasından ve gizli oyla birlik başkanını, meclis birinci ve ikinci başkan vekili ile kâtip üyeleri seçer. İlk iki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı üyeleri yapılacak ilk mahallî idareler seçimine kadar görev yapar. Üyelerinin tamamı il özel idarelerinden oluşan birliklerde birlik başkanı, birlik merkezinin bulunduğu ilin valisidir.
Birlik başkanlığının sona ermesi ile ilgili olarak Belediye Kanununun belediye başkanlığının göreve devamsızlık dışındaki sebeplerle sona ermesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Köylere hizmet götürme birliklerinde ise, birlik başkanı merkez ilçelerde vali veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde kaymakamdır. Köylere hizmet götürme birliğinin meclisi, birlik başkanı başkanlığında, birliğe üye köylerin muhtarları ve o ilçeden seçilen il genel meclisi üyelerinden oluşur.
Sulama birlikleri ise Kanunun 19 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; sadece sulama amaçlı olarak kurulan mahallî idare birliklerinde birlik meclisi; Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen doğal üyeler ile (Birliğin üyesi olan il özel idaresi için vali, belediye için belediye başkanı ve köy için muhtar, birlik meclisinin doğal üyesidir) belediye meclisi üyeliğine seçilme şartlarına sahip olan ve birliğin sulama faaliyetinden faydalanan mülk sahibi çiftçiler arasından birlik tüzüğünde gösterilen sayıda seçilecek üyelerden oluşur. Bu birliklerde birlik başkanı, ilk mahallî idareler genel seçimlerine kadar görev yapmak üzere seçilir. Ancak, Mahalli İdare Birlikleri Kanununda değişiklik yapan, 5445 sayılı Kanunun Geçici maddesine göre;birlik meclisi üyeliğine seçilme şartlarını taşımak şartıyla 30/3/2004 tarihinden önce seçilen birlik başkanları bu tarihten itibaren üç yılı geçmemek kaydıyla seçildikleri sürenin sonuna kadar; bu tarihten sonra seçilenler ise ilk mahallî idareler genel seçimlerine kadar görevlerine devam edeceklerdir.
14
SORU: Emekli bankacıyım, amatör balıkçı belgem var ve 36/2 sir. İle balık avcılıgı yapıyorum. Başımdan geçen bir olay ile bağlantılı bir soru.. Bir belde belediyesi denize dökülen bir dereye "Balık avlamak yasaktır" şeklinde tabela koymuş.... Bir belediye yerel yönetim sınırları içinde olan bir dereyi veya göleti içindeki balıkları korumak amacı ile balık avı yasağı koyabilir mi? Buna yetkisi var mı? Bildiğim kadarı ile bu konu Tarım Köyişleri Bakanlığı ve Doğal Hayatı Koruma Müdürlüğü yapar. Belediyenin böyle bir yetkisi var ise neye istinaden yapar? Eğer yapma yetkisi yok ise böyle bir durumda vatandaş olarak ben nereye başvurabilirim? Hakkımı nasıl ararım?
CEVAP: Belediyelerin balıkçılık konusunda av yağsı uygulama yetkisi bulunmamaktadır. Ancak, bir kamu kurumunun yetkisi hilafına işlem tesis etmesi halinde yapılacak işlem öncelikle idareye konuyu sorup açıklama istemek ve alacağı cevaba göre kararın iptali için ilgili idari yargı yerine dava açmalı ve ayrıca görev ve yetki gaspı dolayısıyla ilgili cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda da bulunulabilir.
15
SORU: Belediye, sınırları içerisinde bulunan firmaların, elinde bulunan fiyat listesinin altında bir fiyatla satış yapmasını isteyebilir mi?
CEVAP: Serbest piyasa şartları dahilinde oluşan fiyatlara belediyelerin müdahale hakkı söz konusu değildir. Ancak, toplu ulaşım ve içme suyu fiyatları gibi alanlarda belediyelere tanınan yetkiye göre fiyat tespitleri bu idarelerce yapılır. Ancak, bunun dışında bir belediyenin münhasıran piyasaya müdahale yapma hakkı yoktur.
16
SORU: 31.05.2006 tarihinde yayınlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası hükümleri çerçevesinde, 15 Temmuz 2006 tarihli bütçe çağrısı (bütçe hazırlama rehberi)'nda, çalışanların ilaç ve tedavi ile tedavi yollukları ve cenaze giderleri için ödenek teklifi yapılmayacaktır denilmekte, Mahalli idareler olarak bizler 2007 bütçesini hazırlarken ne yapmalıyız ödenek teklif edelim mi, yoksa bütçe hazırlama rehberinin 02- Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri bölümündeki hükümlere uyalım mı?
CEVAP: Genel İdarede olduğu gibi, mahalli idare bütçesinde yer alacak personel ilaç ve tedavi hizmetleri giderinin Sosyal Güvenlik başkanlığınca ödeneceği 5510 sayılı Kanunun hükmü olduğundan ve bu Kanun da 2007 itibariyle yürürlüğe gireceğinden dolayı, mahalli idare bütçelerine bu ödeneğin konulmasına gerek bulunmamaktadır. Bu işlemler için kesilecek karşılığın ise hazineden ödenmesi yolunda aynı Kanunda hüküm yer almıştır.
17
SORU: 5393 sayılı Belediye Kanununun Belediyenin Görev Yetki ve Sorumlulukları ile ilgili 14 üncü maddesinde "sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir" hükmü yer almaktadır.
1) Anılan maddede yer alan "işletme" ne tür bir işletme niteliğindedir?
2) Döner sermayeli işletme midir?
3) Belediyelerce kurulan ve işletilen sağlık tesisleri kar amacı güderek sağlık hizmeti satabilir mi?
4) Sağlık hizmeti satmaya yönelik Kurum/Kuruluşlarla anlaşmalar yapabilir mi?
CEVAP: Belediye Kanununun 71 inci maddesine göre kurulan işletmeler bütçe içerisinde kurulacağından, bütçenin tabi olduğu esaslara göre tabidir.
Yeni Belediye Kanunu döner sermaye kurulmasını öngörmemiştir.
Belediyenin kuracağı sağlık tesisi hizmet üretip satabilir. Bu çerçevede kurum ve kuruluşlarla hizmet anlaşması yapılmasına engel bir durum yoktur. Ancak, belediye bir resmi kurum olması dolayısıyla, kuracağı ve ileteceği hastane de kamu hastanesi konumundadır. Dolayısıyla kamu görevlilerine hizmet sunumunda belirlenen fiyatların tatbiki gerekecektir.
18
SORU: Biliyorsunuz Türkiye'de toplam 16 adet büyükşehir belediyesi mevcut. 2004 yılı Temmuz ayında değiştirilen yerel yönetmler kanunu gereği büyükşehir mücavir alan sınırları 50 km.'ye çıkarıldı. Bu bazı illerde 20 km. olarak belirlendi. Sorum şu:
1-Böyle bir uygulamaya neden geçildi?
2-Diğer illerde mesela Sakarya'da 20 km olmasının sebebi nedir?
3-Kanunun uygulamadan kaldırılması gibi bir durum olabilir mi?
4-Bu kanunun büyükşehir belediyelerine avantaj ve dezavantajları nelerdir?
5-Bu illerde yaşayan halk bu durumdan nasıl etkilenir?
CEVAP: Bu konuda bilindiği gibi 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun Geçici 2 nci maddesine göre; Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve Kocaeli ilinde, il mülkî sınırıdır. Diğer büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülkî sınırları içinde kalmak şartıyla, nüfusu birmilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu birmilyondan ikimilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı otuz kilometre, nüfusu ikimilyondan fazla olan büyükşehirlerde yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturacaktır. Bu sınırlar içerisinde kalan ilçeler büyükşehir ilçe belediyeleri, beldeler büyükşehir ilk kademe belediyeleri haline gelir. Bu belediyeler hakkında bu Kanun ile Belediye Kanununun belediyelerin tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına veya başka bir belediyeye katılmasına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır. Buradaki tercihler tamamen TBMM’nin takdiriyle oluşan bir tercihtir.
Bu Kanunun hükmü ancak yeni bir kanunla kaldırılabilir.
19
SORU: Aydın il sağlık müdürlüğünden 1998 yılında aldığımız GSM ruhsatımıza LPG ruhsatı ilave etmek istiyoruz. Şu anki mevzuata göre yeni AKARYAKIT VE LPG istasyonu ruhsatını almak için nereye başvurmamız gerekiyor? Yakın tarihe kadar bu ruhsatı belediyeler veriyordu. Değişti mi, değişti ise hangi tarihte değişti?
CEVAP: Ruhsat alınması için, tesisin bulunduğu belediyeye müracaat edilmesi lazımdır. Eğer tesis, belediye ve mücavir alan dışındaysa o durumda il özel idaresine müracaat gerekmektedir. Bu ruhsatlandırmada; Bakanlar Kurulunun 2002/3563 Sayılı Kararıyla yürürlüğe konulan “Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) İle Çalışan Motorlu Taşıtlar İçin İkmal İstasyonlarının Kuruluş, Denetim, Emniyet Ve Ruhsatlandırılma İşlemlerine İlişkin Yönetmelik” ile getirilen Yönetmelikteki şartların da yerine getirilmesi lazımdır.
20
SORU: 5393 Sayılı Belediye Kanunu ve akabinde yayımlanan Meclis Çalışma Yönetmeliğinde Meclis Kararlarının deftere yazılması konusunda herhangi bir açıklama getirilmemiş, sadece 1 nüsha saklanır denilmektedir.
CEVAP:. Bilindiği gibi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 20 nci maddesine göre, Meclis görüşmeleri görevlilerce tutanağa geçirilir, başkan ve kâtip üyeler tarafından imzalanır. Toplantılar, meclisin kararıyla sesli ve görüntülü cihazlarla da kaydedilebilir. Dolayısıyla istendiği takdirde, meclis kararlarının çeşitli usullerle kayıt altına alınmasına engel bir husus bulunmayıp, bir deftere kayıt yapılması da mümkündür
21
SORU: 1- Ben belediyede fen işleri kadrosunda sözleşmeli inşaat mühendisi olarak çalışmaktayım. Acaba benim yetki alanıma girmeyen yazı işlerinin yürütmesi gereken bir iş olan yasama ve yürütme işlerinin tahakkuk memuru olarak başkanlıkça görevlendirilmem doğrumudur?
2- Belediye ile yapmış olduğum sözleşmeye göre 1 sene çalıştıktan sonra ancak yıllık izin hakkım doğar. Ancak ben 2005 yılının 8. ayından yıl sonuna kadar sözleşme imzalamıştım. Sene başında tekrar sözleşme yenileyerek 1 yıllık sözleşme imzaladım. Acaba benim yıllık izin hakkım bu iki sözleşmeye göre toplam 1 yılık görev yaptıktan sonra doğar mı?
CEVAP: Belediyelerde inşaat mühendisi olarak çalışan birisinin öncelikle kendi uzmanlık alanında çalışması esastır. Ancak, belediyenin personel yetersizliği var ise, bu durumda gerekli görevlendirme ile ihtiyacın giderilmesi sağlanabilir. İzin hakkı konusunda sözleşmede öngörülen hükmün uygulanması gerekir. Bu durumda izin kullanma için, mutlaka yıl sonunu beklemek gerekmemektedir.
22
SORU: 5393 sayılı kanuna göre Belediye Başkanının kullanacağı yıllık izin günü belirlenmiş midir? Bir Başkan geçen senelerdeki izinlerini de kullanabilir mi? İzin süresi Belediye meclisi tarafından tespit edilebilir mi? Bir aydan fazla izin kullanabilir mi?
CEVAP: 5393 sayılı Belediye Kanununun 40 ıncı maddesine göre; belediye başkanı izin, hastalık veya başka bir sebeple görev başında bulunmadığı hâllerde, bu süre içinde kendisine vekâlet etmek üzere, belediye meclisi üyeleri arasından birini başkan vekili olarak görevlendirecektir. Maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere belediye başkanının izin kullanması mümkündür. Bu iznin kullanılmasını ve zamanını belediye başkanı kendisi takdir edecektir. Süre olarak devlet memurlarının kullandığı gibi en fazla bir aylık süre esas alınabilir, ama buna ilişkin zorlayıcı bir yasal hüküm bulunmamaktadır.
|