http://www.yerelnet.org.tr
http://www.yerelnet.org.tr Raporlar:

Çöp hizmetleri, 1930 tarihinden bu yana Belediye Kanunu ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile belediyelerin başlıca görevlerinden biri sayılmıştır. Belediyeler bu görevi kamu bütçesinden finanse edilen bir kamu hizmeti olarak yürütmüşlerdir. İnsan ve toplum sağlığı odaklı yaklaşım nedeniyle merkezi düzeyde sorumlu kuruluş Sağlık Bakanlığı olmuştur. Bu çerçeve, çöp hizmetlerine ürün odaklı yaklaşımın ön plana çıkması ile birlikte değişmiştir. 1980'li yıllardan başlayarak ve özellikle 1990'lı yıllarda merkezi düzeyde sorumluluk Çevre Bakanlığı'na doğru kaymıştır. Yerel düzeyde işin tek sahibi olan belediyelerin tekelci konumu da sarsılmaya başlamıştır. Ürüne odaklanmış yaklaşım ve Çevre Bakanlığı faktörü, çöp hizmetlerinin birlikler eliyle yürütülmesini ve bölgesel düzeyde kurgulanmasını gündeme getirirken hizmetin piyasa mekanizması içinde şirketler eliyle görülmesini teşvik etmiştir. Çöp hizmetlerinde anlayış, örgütlenme, işbölümü ve iş görme usulü bakımından ortaya çıkan kapsamlı dönüşüm, 1990'lı yılların tanımlayıcı özelliği olmuştur.
Çöp hizmetleri, uluslararası çöp ticareti ve hizmetleri liberalize etmeyi amaçlayan uluslararası anlaşma faktörlerinin doğrudan etkisi yerel olmaktan çıkmış hizmet alanlarından biri olmak özelliğine sahiptir.
Çöp, 20. yüzyıldan farklı olarak, 21. yüzyılda yalnızca yerel bir sorun ve görev alanı değildir. 1995 yılında, Uruguay Görüşmeleri sonunda ortaya çıkan GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) metni, çöp hizmetlerini uluslararası ticarette tam liberalizasyona konu edilecek hizmet alanlarından biri saymakta; Türkiye bu başlıkta sınırötesi ticaret dışında hiçbir konuda sınırlama koymama taahhüdü vermiş bulunmaktadır. Bir başka deyişle çöp işlerinde yabancı şirketler ticari varlık sahibi olabilir; yabancı işgücü istihdam edebilir sayılmıştır.
Öte yandan özellikle sınai ve tehlikeli atıkların uluslararası ticareti, gelişmiş ülkelerden daha az gelişmiş ülkelere doğru hareket eden çöp satımı biçiminde hızlanmış ve genişlemiştir. Bunun nedenlerinden biri, gelişmiş ülkelerde önemli bir sorun haline gelen sınai ve tehlikeli atıkları yakma yoluyla bertaraf etmeye dönük politikalara karşı etkili ve sürekli bir kamuoyu muhalefeti doğmuş olmasıdır. Yakma yönteminin neden olduğu daha büyük kirlilik tehdidini gidermenin bir yolu olabilecek olan depolama ise, bir yandan yeraltı sularında geri dönülmez zararlara neden olması, bir yandan da çok sayıda ülkenin yeterli depolama alanına sahip olmaması nedeniyle sorunlu bir alternatif durumundadır. Gelişmiş ülkeler açısından ortaya çıkan bu sıkışma, bu kategoride yer alan ülkeler için sorundan çöpleri ihraç ederek kurtulma alternatifini önemli hale getirmiştir. Türkiye, çok sayıda başka ülke ile birlikte, çöp ihracatçısı ülkelerin pazar arayışlarında uygun adaylardan biri olarak görünmektedir. 1980'li yılların sonlarından bu yana çeşitli belediyelerin çöp ithaline dayanan depolama tesisleri yapmayı içeren öneriler ile karşılaşması, bu durumun uygulamada sonuçlar yarattığını göstermektedir.
Çöp hizmetlerinin ikinci özelliği, bu alanda ulusal düzeyde, teknik ve mali planlama gücüyle donatılmış merkezi uzman kurumların bulunmamasıdır. Uluslararası çöp ticaretinin aktörleri doğrudan belediyeler ile temasa geçebilmektedir. Bu durum, uluslararası ticarete ilişkin yeterli bilgiye, alana ilişkin teknik donanıma sahip olmayan belediyeler bakımından önemli boşluklar doğurmaktadır.
Hizmet alanının üçüncü özelliği, Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesi'nde de geliştirilmesi istenen ulusal stratejinin geliştirilmemiş olmasıdır. Ulusal strateji belirlemek amacıyla yapılan çalışmalar Türkiye'nin yasama süreci içinde yer almayan kanal ve araçlarla yapılmış; Çevre Bakanlığı alana ilişkin temel özellikteki düzenlemeleri yönetmelik ve genelgeler ile düzenlemiştir. Yasa düzeyinde hazırlanması gereken ulusal strateji yokluğunda çıkarılan bu yönetmelik ve genelgeler, temel anayasal ilkeler bakımından boşlukta asılı kalmış durumdadır.
Hizmet alanına dönük küresel liberalizasyon baskısı altında ulusal strateji yokluğu, çöp hizmetlerinde yaşanan her türlü sorundan daha önemli bir sorun durumundadır. Ulusal stratejinin, dönemin koşulları özenle analiz edilerek ve kamuoyunun etkili katılımı sağlanarak hızla belirlenmesi gerekmektedir.
Katı atık yönetimi yaklaşımı, Türkiye'de çöp hizmetinin bölgesel düzeyde yönetilmesini ve özelleştirilmesini öngörmektedir.
Hizmetin bölgesel düzeyden yönlendirilmesi, ülke genelinde 5-8 arasında bertaraf tesisi kurulması ve bölge içinde kalacak belediyelerin bu merkezlerin uyduları olarak yerleştirilmesini öngörmektedir. Öngörülen bertaraf tesislerinin yalnızca evsel değil, aynı zamanda tehlikeli atığı da içereceği tahmin edilebilir. Açıkça dile getirilmemekle birlikte, bu tesisler yakma - depolama ikilisinden oluşabilecektir. Yaklaşımın özelleştirme hedefi, hem bölgesel düzeydeki tesislerin yapımı ve işletilmesi, hem de belediye düzeyinde sokak süpürme - toplama - taşıma işlerinin yapılması için öngörülmektedir. Böyle bir işletme tarzı, hizmetin piyasa malı olarak fiyatlandırılmasını (üretilen her birim çöp için piyasada oluşacak fiyat üzerinden bir bedel ödenerek alınıp satılmasını) gerektirir.
Bu yaklaşımda önemli sorunlar vardır.
Birincisi, çöp hizmetinde ilk sıraya bertaraf aşaması yerleştirilmektedir. Böylece çöp sorunu, bertaraf tesislerinin kârlı biçimde işletilmesini sağlamaya endekslenmektedir. Tesislerin belli bir karlılık düzeyinde işletilmesi gereği, temiz üretim - çöpü kaynağında azaltma çalışmalarını engelleyebileceği gibi çöp ithalatının gerekçesi haline gelebilecek ve bölgeden belediyeye doğru yukarıdan aşağıya tüm çöp hizmeti örgütlenmesinde alternatifleri ortadan kaldırabilecektir.
İkincisi, Türkiye idari örgütlenmesinde bölge yönetiminin yeri yoktur. Çöp hizmetleri enerji, su, toprak kullanımı ve ulaştırma başta olmak üzere başlıca unsurlar bakımından entegre yaklaşım gerektirir. Bu kurgu, bir sonraki adımda, bölge yönetimi örgütlenmesini adeta bir "teknik zorunluluk" olarak gündeme getirme özelliği taşımaktadır. Oysa devlet örgütlenmesinin bölge kademesinde kurgulanıp kurgulanmayacağı özü bakımından siyasal bir sorundur; siyasal sorunların gerekçesi teknik olan zorunluluklar ile ipotek altına alınması önlenmelidir.
Üçüncüsü, günümüzde belediyeler tarafından bir kamu hizmeti olarak görülen çöp hizmetlerinin özelleştirilmesi, her zaman ve her durumda olumlu sonuçlar doğurmaz. Ülkemizde bu hizmeti ihale eden kimi belediyeler, ihale etmekten vazgeçerek hizmeti kendi bünyelerinde yürütmenin daha uygun olduğunu görmüşlerdir. Ayrıca çöp hizmetleri, belediyelerin bünyesinde ve sendikalaşma oranı yüksek toplu çalışma ilişkileri içinde yürütülmesine karşın, çalışma koşulları hala iç açıcı olmayan hizmet alanlarından biridir. Günümüzde taşeronlara devredilen örnekler, çalışma koşullarında standartların kaygı verici ölçülerde düştüğünü göstermektedir.
Dördüncüsü, ortalama hane halkı gelirlerinin düşük ve gelir dağılımının sorunlu olduğu bir ortamda, çöp gibi insan ve toplum sağlığı ile doğrudan ilgili bir alanın piyasa mekanizmasına terk edilmesi, önemli riskler taşımaktadır. Bu riskler ortadan kaldırılmadan girişilecek bir finansman sisteminin toplumsal maliyetlerinin hesaba katılması zorunludur.
Beşincisi, çöp sektörü su, atıksu, enerji sektörleri ile birlikte küresel ölçekte iş yapan az sayıda dev tekelin etkinlik alanıdır. Özelleştirme ve yap - işlet - devret yöntemi, ülkemizde alanı bu şirketlerin doğrudan etki ve yönetimine açacaktır.
Çöp hizmetlerinin insan ve toplum sağlığı kaygısı ile düzenlenmesi ve yürütülmesi, ülkemiz bakımından özel bir önem taşımaktadır. Yukarıda yapılan değerlendirme özetlenirse, yapılması gereken çalışmalar şöyle sıralanabilir:
- Çöp hizmetleri için, kamuoyunun açık ve etkili katılımı ile bir ulusal politika belirlenmelidir.
- Ulusal politika, uluslararası çöp ticaretine ilişkin tavrı açıkça ortaya koymalı; azaltma, geri kazanma, bertaraf etme işlemlerinin her biri için ülke koşullarına uygun yöntem ve teknolojiler geliştirmeyi hedeflemeli; hizmetin bir kamu hizmeti olarak yürütülmesini güvence altına almalıdır.
- Ulusal politika bir yasa ile yürürlüğe girmelidir.
- Ulusal politika, merkezi düzeyde yöntem ve teknoloji geliştirme görevi üstlenmiş, planlayıcı, yatırımcı ve finansman sağlayan bir uzman kurum eliyle yaşama geçirilmelidir. Hizmet alanına ilişkin ulusal planlama bu kurum tarafından yapılarak DPT kanalıyla yürürlüğe girmelidir.
- Hizmet, kamu hizmeti olarak, belediyelerin asli görevi olmaya devam etmelidir.
- Evlerde üretilen çöplerin finansmanı ilkece belediye bütçesinden karşılanmalı, belediyelerin halkla en yakın temas içinde olan kuruluşlar oldukları göz önünde bulundurularak, çöp üretiminin azaltılması bilinci belediyeler kanalıyla yaygınlaştırılmalıdır.
- Sanayi atıkları, tehlikeli atıklar ve büyük işletme atıkları, tarifeye dayalı olarak bunları üretenlerden alınacak bedel karşılığında Sanayi Bakanlığı ile işbirliği halinde belediye hizmeti olarak giderilmelidir.
- Sektördeki uluslararası gelişmeler; şirketler ve bunların küresel stratejileri yakından ve özenle izlenmeli; ulusal karar ve örgütlenme yapısı bu baskın değişken gözönünde tutularak kurulmalı ve işletilmelidir.
|