REKLAM VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ...

 06 OCAK, SALI

ARAMA:

 YerelNET Yerel Yönetimler Portalı
 Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün hizmetidir.

ANA SAYFA HAKKIMIZDA İLETİŞİM SİTE HARİTASI

  » ABOUT US (ENGLISH) (NEW)

   
   
 

  YEREL YÖNETİMLER EVRENSEL BİLDİRGESİ

SEMPOZYUM AÇILIŞ KONUŞMASI

Sadettin TANTAN

İçişleri Bakanı

Sempozyum Açılış Konuşması (1 Kasım 2000-Çarşamba Saat:10.00)

Değerli konuklar, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Yıllardan beri bürokratlarımızın eğitimine büyük katkı sağlayan TODAİE’nin düzenlemiş olduğu bu sempozyum yerel yönetimler konusunda yürütülen çalışmalara ışık tutacaktır. Bu nedenle sempozyumu kararlaştıran ve bugün burada gerçekleşmesini sağlayan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Değerli konuklar,

Yerel yönetimlerin amacı; halkın kendi yaşadığı bölgede kendi geleceği ile ilgili kararları kendisinin vererek ekonomik, sosyal, eğitim ve kültür düzeyinin yükseltilmesidir. Bu anlayış içerisinde yerel yönetimlere verilen yetkilerin zamanla tamamen çıkar düzlemi üzerinde algılanma şekline dönüştüğü ve halkın menfaatine doğru değil bireysel menfaatlere doğru aktığı gözlemlenmiştir.

Ülkemizin süratle kalkınma hamlesi içerisinde köyden kente akışın getirdiği hareketlilik çarpık yapılaşmanın had safhaya ulaşmasına neden olmuştur. Bugün geldiğimiz noktada; yaşadığımız şehirler insanlara adeta çile çektirmekte ve insan hayatını tehdit etmektedir.

Bunun bu şekilde devam etmesine göz yumacak mıyız? Yoksa buna bir noktada dur mu diyeceğiz?

Yerel yönetimlerin güçlenmesi için 55. Hükümet zamanında başlatılmış olan yerel yönetimler yasa tasarısına son şekli verilmiştir. Bu yerel yönetimler yasa tasarısı, alandaki 20’ye yakın yasal düzenlemede birtakım değişiklikler içermektedir. Tasarı, Bakanlar Kurulu’ndan geçtikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderildiğinde eğer Meclis tarafından kabul görür ve yasalaşırsa, en azından birtakım olumsuzlukların, illegal hareketliliğin yaptırımları getirilmiş olacaktır.

Geçmişten bugüne bakıldığında belediyelerin sayısal olarak 3228’e ulaştığı ancak, işlev açısından ekonomik gücü son derece aşağılarda seyreden, halka hizmet sunamayan bir yapıya büründükleri görülmektedir. Bu niteliksiz yapılanma belediyelerin sadece 3-5 işe bakmasına, alt-yapı gibi temel konular yerine gösterişe yönelmesine, halka hizmet yerine tamamen belli gruplara hizmet etme anlayışının hakim olmasına neden olmuştur. Halkın feryatları bu gidişe dur demenin zamanı geldiğini bize göstermektedir.

Onun için süratle radikal çözümlere ihtiyaç vardır. Türkiye’de de, batı toplumlarında olduğu gibi niteliği daha çok arttıran, hizmeti halkın ayağına daha iyi getiren anlayışın hakim kılınması zorunluluğu vardır.

Burada siyasi çıkar değil sadece hizmet anlayışı öne çıkmak mecburiyetindedir. Belediye sayısını artırmak yerine, aksine düşürmek, köylerimizi çağdaş, yaşanabilir, kendi ekonomisini kendi elde edebilir konuma getirmek mecburiyeti doğmuştur. Çıkaracağımız yasada nüfus ölçütü olarak getirdiğimiz 5000 rakamı göz önüne alındığında, bugün bu rakamın altında kalan 2000 belediyenin kapatılması gerekir. Köylerimiz maalesef siyasi çıkarlar doğrultusunda süratle belde belediyelerine dönüştürülmüş, plansız belde belediyeleri de insanların ekonomik değerlerine katkı sağlayabilecek kullanılabilir tarım arazilerini yapılaşmaya açarak büyük bir katliama neden olmuşlardır.

Tabi kim belediye başkanı veya meclis üyesi olursa olsun bugünkü sistem içerisinde kendi bulunduğu bölgede kendisine verilen yetkileri kullanabilme şansına sahip değildir. Sistem onu da bozmuştur. Çünkü yük çok fazladır, halkın talepleri çok fazladır. Belediyelerin finans gücü ise çok düşüktür, belediyeler bu finans gücü içerisinde batma noktasındadırlar. Halkın taleplerine cevap veremez durumdadırlar. Halkın taleplerine cevap verebilmek için de belediye başkanı ve meclisleri illegal oluşumlara doğru kaymaktadır. Bunun önüne geçilme mecburiyeti vardır.

Türkiye’de alt yapı hizmetleri belli bir sistem doğrultusunda, bir havza boyutu bir bölge boyutu kapsamı içerisinde düşünülmediğinden, sadece kentin belediye başkanının ve belediye personelinin kendi düşünceleri ve planlamaları çerçevesinde uygulamaya sokulmuş, entegre bir düşünce olmadığı için de tabii afetlerde süratle ortadan kalkabilen ve süreklilik arz etmeyen bir yapıya dönüşmüştür.

Onun için altyapı hizmetlerinin behemahal kaçınılmaz bir şekilde devlet politikası olarak Edirne’den Kars’a kadar aynı anlayışla, coğrafi sistemlerin ve bilimin bize vermiş olduğu veriler de dikkate alınmak suretiyle projelendirilip süreklilik içerisinde uygulamaya sokulması gerekmektedir.

Çünkü altyapı hizmetlerine plansız bir şekilde yatırılan para hepimizin cebinden çıkmaktadır. Ve sonuç olarak bakıldığında çok büyük rakamlara mal olmaktadır. Artık bu ülke altyapı hizmetlerini süratle bitirmek zorundadır. Altyapı hizmetleri sadece, belli hizmetlerin görülmesi açısından değil, gelecekte olası kimyasal ve biyolojik savaşlarda insan hayatını kurtarabilecek özellikleri de içeren bir yaklaşımla planlanıp uygulamaya sokulmalıdır.

Bugün altyapı hizmetlerine baktığımızda bütün cehaletimizi sergileyen mühendislik hizmetlerini görmek mümkündür. Fatih belediye başkanlığım döneminde oradaki altyapı hizmetlerine baktığımızda 1500 yıl önce yapılan altyapı hizmetlerinin bugünkü mühendislik hizmetlerinin kat be kat ilerisinde olduğunu görmekte ve hayranlık duymaktaydık. Bugün altyapı hizmetlerinde kullanılan malzemelere, uygulanan teknolojiye halkımızın nasıl müsaade etmektedir, buna haykırmamak elde değildir. Bu iğrençlikten mutlak surette kurtulmak gerekmektedir.

Onun için ben diyorum ki altyapı hizmetlerini belediye başkanlıklarının çözebilme yansı yoktur. Belki birkaç belediye başkanımız elindeki lojistik imkanları ile teknoloji ve nitelikli elemanlarıyla bunu çözebilme şansına sahip olabilir ama sadece o, sadece kendi bölgesi için bunu yapabilir.

Oysa bizim arzumuz ülkenin bir ucundan diğer ucuna kadar coğrafi yapı da dikkate alınmak suretiyle entegre bir anlayışın hakim kılınması ve böylece finans kaynağının fazla zaiyattan kurtarılarak halkın refahı için kullanılması şeklindedir.

Ümit ediyorum ki bugün burada çok değerli konuşmacılarımız bizlere değişik konularda ufkumuzu açan bilgiler sunacaktır. Bizim süreklilik arzeden bir bilgi akışına ihtiyacımız vardır. Bu bilgi akışı bizim gelecek açısından düşüncelerimize, uygulamada vereceğimiz hareketliliğe katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Halkımızın, yerel yönetimleri halkın ve ülkenin çıkarları doğrultusunda düşünebilen, hareket edebilen bir yapıya kavuşturulması yolundaki çalışmaları sahiplenme duygusunun yükseltilmesi gerekmektedir. Belediye başkanlıkları sadece imar düzenlemeleri açısından değil, tamamen halkın sosyal, kültürel, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını önde tutan bir yaklaşım içerisinde hareket etmek zorunda olduğunu da düşünmelidir.

Bu işi temele inmek suretiyle yapmak durumundadırlar. Şimdi böyle herhangi bir belde belediyesine ya da belediyeye gittiğinizde sorun bakalım;

Bölgesindeki insanların düşünceleri nelerdir?

İhtiyaçları nedir?

Onların ekonomik durumları hangi boyuttadır?

Sosyal çıkış durumları hangi boyuttadır?

Kültürel hareketlilik içerisindeki durumları nedir?

İnançları hangi düzeydedir?

Ne tip çalışma yapmışlardır ve bu tip çalışmayı yapabilecek nitelikli personelle donatılmışlar mıdır?

Bu sorulara cevap alma şansınız yoktur.

Nitelikli personeli yoksa belediye başkanından, meclisinden iyi hizmet bekleme şansınız olamaz. Halk da böyle bir şey bekleyemez. Halkımız kendi bireysel çıkarları için bir takım istekleri olabilir ama belediye başkanları ve meclisleri bütünü düşünmek mecburiyetindedir. Bireysel yaklaşımdan uzaklaşmak durumundadır.

Toplum içerisinde bakıldığında toplumumuza renk verecek hareketlilik verebilecek yetişmiş dinamik insanlarımız vardır. Onlar kendi bulundukları bölgede hizmet edebilme aşkı ile yanmaktadırlar. Belediye başkanlarımızın ve meclisimizin görevi bu insanlarımızı eylemin içine sokmaktan geçmektedir. Burada asla siyasi düşünmemek zorunluluğu vardır. O insanlarımız gönüllü olarak hizmetin içine sokulduğunda gönüllü kuruluşların yapılanmaları, sivil toplum hareketliliği ortaya çıkacaktır. Böylece belediye başkanlarımız siviltoplum hareketliliği içerisinde birlikte hareket edebildiği zaman hizmet daha da büyüyerek gelişecektir. Çünkü sivil toplum hareketi içerisinde geri dönmeksizin gerek manevi gerek bilimsel gerekse ekonomik katılım öne çıkmaktadır.

Tabi bu arada her şeyi yerel yönetimlerden, yerel yöneticilerden beklemek şansına da sahip değiliz.

O bölge içerisinde meslek odaları var. Şöyle bir kendi kendimize sorgulayalım, meslek odaları bu ülkeye iyi hizmet edebilmeleri açısından son derece iyi kurulmuş birer örgütlenme modelidir. Ama bugün gelinen noktaya bakıldığında meslek odalarının yöneticileri kendi meslek dallarındaki üyelerini çağın gerekleri doğrultusunda yetiştirmişler midir? Yetiştirmek için en ufak bir katkıları olmuş mudur? Ona bir baktığınız zaman çok acı bir gerçek ki sadece o makamlar ideolojik ve siyasi bir çıkar doğrultusunda yıllardan beri kullanıla gelmiş ve kendi meslek mensuplarının ileriye gitmesi yönünde en ufak bir katkıda bulunmamışlardır. Bunlardan birkaç meslek odası kendi meslek mensuplarının ileri gitmesi noktasında çaba içerisinde olmuş ama onların da bugünkü gelinen noktada son derece iyi noktada olduğunu ifade etmemiz mümkün değildir.

Böyle bir yaklaşım içerisinde bulunamayan meslek odalarından halkımız nasıl hizmet bekleyecektir. Eğer siz kendi personelinizi, kendi üyenizi yetiştiremezseniz ve çağın gereklerini yakalama şansını ona veremezseniz, o bilgi eksikliği halka cehaleti süreklilik içerisinde aşılamakta ve halkın yurttaşlık bilincini, yükseklik bilincini sürekli olarak köreltmektedir. Bir meslek odası mensubu; “hukuk düzeni sarsılmaktadır, avukatlarımız aranmaktadır” diyebilmektedir. Halkımızın bunlara; “Peki siz avukat olarak gayri yasal hareketlilik içerisinde olamazsınız, hukukun gereği budur, hukuku ileri götürmek noktasında kendi mensuplarınızı yüceltmek ve o yücelik içerisinde halkı aydınlatmak gerekir diye hangi mensubunuzu eğittiniz ve çağın gerekleri doğrultusunda halka hizmet aşılamaya önderlik ettiniz?” diye sorması gerekir. Sadece o meslek mensubu için demiyorum, diğer bütün meslek odalarında aynı rahatsızlık ve hastalık vardır.

Bu ülkenin ileriye gitmesi için bütünüyle her şeyin her kurumda yeniden yapılanması ve yeni bir anlayışın getirilmesi mecburiyeti vardır. İçişleri Bakanlığı görevine geldiğimiz günden beri bütün idarecilerimiz, bütün bağlı kuruluşlardaki idarecilerimiz, en büyüğünden en küçüğüne kadar kendini çağın gereklerinin de ötesine götürebilecek yapılanma içerisinde mücadele etmektedir. Bu mücadele gösteriş şeklinde değil, tamamen tabana dayalı ve gelecek nesillerin önünü açacak şekilde gelişmektedir.

İçişleri Bakanlığı’nda kurulmuş bulunan Strateji Merkezi bütün bakanlık mensuplarının ve üniversitedeki araştırmacıların önünü açacak, onların ürettikleri bütün fikirleri ulusal ve uluslararası boyutlara taşıyabilecek her türlü desteği vermek üzere konuşlandırılmış ve eyleme girmiş vaziyettedir.

Bunu niçin yapıyoruz? Çünkü inanıyoruz ki, bugünkü koşullarda devletin kendi kurumları kendi gücünü daha ileriye götürdükleri takdirde halkına daha iyi hizmet verebilecek şansa sahip olacaktır. Bakanlığımız bu çalışmayı başlatmış durumdadır. Ve bu çalışmalardan biri İstanbul’la ilgilidir. İstanbul’un bütün bilgi verilerini bir havuz içerisinde toplayacak bilimsel çalışma oradaki bir yerel örgütlenmeyle birlikte yürütülmektedir. Biliyoruz ki, bilimin bütün verileri bir havuzda toplanmadan hiç kimse belli bir yönetim anlayışını uygulamaya sokacak hukuksal alt yapıyı asla gerçekleştiremez.

İçişleri Bakanlığı; ayrıca, toplumun yurttaşlık bilinci yükselsin diye Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü bünyesinde kültür ve tabiat varlıklarını yaşatmak için sivil toplum girişimleri ile birlikte hareket eden bir yapılanmayı da uygulamaya sokmuş durumdadır. Geçtiğimiz son bir yıl içerisinde, mülki idare amirlerini de teşvik etmekve talimatlandırmak suretiyle sivil toplum örgütleri ve diğer bakanlıklarla birlikte yürüttüğümüz bu çalışma sayesinde, ilkokul çağındaki öğrencilerimizden evlerdeki ailelerine kadar herkes kendi bulunduğu bölgedeki kültür ve tabiat varlıklarını hem okuyarak hem de bizatihi yerinde görerek kabullenmeye ve o kabulleniş duygusu içerisinde sahiplenmeye başlamıştır.

Buna son derecede büyük önem veriyoruz. Ancak ne yazık ki, klasik anlayış içerisinde olan ve bu çalışmaya bütünüyle yaklaşmayan idarecilerimiz var. Bunlar kendilerini düzeltmezse, bu anlayışa hakim olan idarecilerimiz o görevlere süratle gelecektir. Hiç kimseye taviz verme şansımız yoktur, vakit kaybetmeye de şansımız yoktur. Ne kadar süratle halkımızı bilinçlendirip yurttaşlık bilincimizi yükseltirsek, belli noktalara hakim güç olarak gelmiş, kendi menfaatlerini önde tutan oluşumları da yok edebilme şansımız daha da süratli olabilir diye düşünüyoruz. Onun için topluma yön verme durumunda olması gereken idarecilerimizin artık klasik anlayıştan kurtularak bütün zamanlarını ülke ve millet menfaatleri doğrultusunda yoğunlaştırmaları zorunludur ve bu yöndeki çaba ve katkıları bizlere de daha büyük güç verecektir. Ülke yönetiminde söz sahibi olan bürokrasinin değişik kesimlerindeki kişiler kendilerini gerçek anlamda ülkemizin menfaatlerine verirlerse halkımızın istifadesi daha yüksek olacaktır. Bunu da vermek mecburiyetindesiniz, vermezseniz size birileri gelir, hakim güç olarak emreder ve siz de bunların önünde yıllardır olduğu gibi ceketleriniziiliklemeye devam edersiniz. Nesillerinize de devam ettirirsiniz. Ama tarih bir gün sizi yargılamaktan asla kaçınmaz. Onun için buna dur demek mecburiyetiniz vardır.

Her şeyi siyasi iradeden beklemeyeceksiniz. Siyasi irade ülkenin ve milletin önünü açmak için büyük mücadele vermektedir. Bugün gelinen noktaya bakıldığında 57. Hükümetin ülke ve millet menfaatine vermiş olduğu mücadele çok üst boyutlara çıkmıştır. Bu mücadeleye mutlak surette destek vermemiz gerekmektedir. Bireysel çıkarları artık ortadan kaldırmak durumundayız. Bunu yapabilecek güç ve iradeye sahibiz. Yapılan operasyonlar da göstermiştir ki, halkın iradesinin önünde hiçbir güç duramaz. Çünkü bu ülkeyi soyan insanlar son derece zayıf ve korkaktırlar. Bu soyguna dur demek mecburiyetimiz vardır. Eğer bu soygun hala devam ediyorsa, ki sizler de bizler de devam ettiğini biliyoruz, bunu durdurmak durumundayız ve durdurmak için de mücadelemizi kesintisiz olarak sürdüreceğimizden, bu yöndeki kararlılığımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın diyoruz.

Yürüttüğümüz çalışmalara yapacağınız katkılar, bize güç verecektir. Halkımızın bizlere ve idarecilerimize güvenmelerini ve desteklemelerini istiyoruz. Her türlü illegal oluşum ve hareketlilikle ilgili bütün bilgi ve belgelerini başta mülki idare amirlerimize, güvenlik güçlerimize, cumhuriyet savcılarımıza çekinmeden gidip iletsinler. Bir yerde bir tıkanıklık varsa bizim de kapımız sonsuza kadar açık, bizlere kadar gelsinler. Bütün bilgi ve desteklerini bizlere aktarsınlar. Biz her olayın üzerine hiçbir ard niyet olmaksızın, hukukun bize verdiği yetkileri eksiksiz ve nitelikli olarak kullanmak suretiyle, adaletli bir yaklaşım içerisinde gidiyoruz ve gitmek kararlılığı içerisindeyiz. Bu noktada bugüne kadar destek veren bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Onlar büyük bir yoğunluk içerisinde gece gündüz demeksizin, kendilerine verilen son derecede az ekonomik imkanlara rağmen yurttaşlık bilinçleri yüksek olduğu için bu savaşın içerisinde yer alarak mücadele etmektedirler.

Şu anda bakıldığında ülkede örtülü bir savaş vardır. Bu örtülü savaşın taraflarından biri olan menfaat grupları, kendi birlikteliklerinin ortaya çıkmamasına, bu birlikteliklerinin çözülmemesine ve ellerindeki gücün kaybolmamasına çalışmaktadır. Ve bu menfaat grupları, sadece bu ulusun içerisinde değil, uluslararası boyutta, işbirlikçi olarak tabir edilebilecek menfaatleri önde tutan bayrağı asla düşünmeyen organize bir oluşum içerisindedirler. Bu savaşın galibi mutlaka milletin kendisi olmak mecburiyetindedir. Onun için yapacağımız işlerçoktur ve çok çalışmak mecburiyetindeyiz,

Eğer bu soygun düzeni içinde olan, bu soygun düzenine katkı sağlayan bürokrat ve idareci varsa mutlak surette kendi hatasından vazgeçip halkına dönmek mecburiyetindedir.

Eğer bu hırsızlığı adi suç niteliğinde göstermeye çalışan birtakım uzmanlar varsa bunlara da dur demek mecburiyetindesiniz. Çünkü bu milletin parasını hiç kimse milletin iradesi dışında kullanma şansına sahip değildir. Onun için biz yolsuzluk ekonomisi ile savaşı başlattık. Bu savaş milletimiz için hayırlı olsun.

Bu düşüncelerle; sempozyumun ülkemiz, milletimiz açısından önemli olduğunu bir kez daha ifade ediyor, toplantıda bize katkı sağlayacak uzmanlarımıza, bilim adamlarımıza teşekkür ediyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

 YerelNET Yerel Yönetimler Portalı Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından desteklenmektedir.
 

 
YerelNET Kullanım İlkeleri | Reklam Başvurusu ve Reklam Koşulları

İLLER:
ADANA ADIYAMAN AFYONKARAHİSAR AĞRI AKSARAY AMASYA ANKARA ANTALYA ARDAHAN ARTVİN AYDIN BALIKESİR BARTIN BATMAN BAYBURT BİLECİK BİNGÖL BİTLİS BOLU BURDUR BURSA ÇANAKKALE ÇANKIRI ÇORUM DENİZLİ DİYARBAKIR DÜZCE EDİRNE ELAZIĞ ERZİNCAN ERZURUM ESKİŞEHİR GAZİANTEP GİRESUN GÜMÜŞHANE HAKKARİ HATAY IĞDIR ISPARTA İSTANBUL İZMİR KAHRAMANMARAŞ KARABÜK KARAMAN KARS KASTAMONU KAYSERİ KIRIKKALE KIRKLARELİ KIRŞEHİR KİLİS KOCAELİ KONYA KÜTAHYA MALATYA MANİSA MARDİN MERSİN MUĞLA MUŞ NEVŞEHİR NİĞDE ORDU OSMANİYE RİZE SAKARYA SAMSUN SİİRT SİNOP SİVAS ŞANLIURFA ŞIRNAK TEKİRDAĞ TOKAT TRABZON TUNCELİ UŞAK VAN YALOVA YOZGAT ZONGULDAK

 

Tasarım ve Programlama: 

KEY İnternet Hizmetleri