REKLAM VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ...

 06 OCAK, SALI

ARAMA:

 YerelNET Yerel Yönetimler Portalı
 Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün hizmetidir.

ANA SAYFA HAKKIMIZDA İLETİŞİM SİTE HARİTASI

  » ABOUT US (ENGLISH) (NEW)

   
   
 

  YEREL YÖNETİMLER EVRENSEL BİLDİRGESİ

YEREL YÖNETİMLER SEMPOZYUMU
OTURUM SONUÇLARI

Tarihsel Değerlendirme Oturumu’nda; Osmanlı taşra yönetimine ilişkin kavramsal değerlendirmelerin ve bunlara dayalı ampirik çalışmaların zaman içinde geçirdikleri değişiklikleri açıklandı ve bu yolla son yaklaşımların eleştirisi yapıldı. 1980’den sonra uluslaşma sürecinin sonlandığını vurgulayan eğilimler karşısında tarihte yeni yaklaşımların ne ölçüde açıklayıcı olduklarını tartışıldı. Tanzimat’tan sonra Osmanlı devlet yönetiminde yapılan düzenlemeler sonucunda yerel yönetimler anlayışının kazandığı yeni boyut ortaya konduktan sonra yerel yönetim-hükümet ilişkilerinin niteliği üzerinde duruldu. Liberal tarih yorumunun merkez-çevre ilişkisine verdiği anlam sorgulanarak Osmanlıda merkezin egemen yönetici sınıfının yarattığı “kültürel hegemonya”nın kendi değerlerini taşraya yayarken, taşra egemenleri olarak eşraf ve ayanının devletin baskı aygıtı ve ideolojik aygıtlarından sayılması gerektiği ve bu üst kültür değerlerinin kabul edilmesi gerektiğinin altı çizildi. Oturumdan tarihsel süreç içinde yaşadığımız dışarıdan model ithalinin, günümüzde tüm canlılığıyla sürdüğü, yapılması gereken şeyin kavramsal inşa görevini üstlenmek olduğu sonucu çıktı .


Yerel Temsil Oturumu’nda; sunulan tebliğler Türkiye'deki yerel yönetimlerde temsil sorununu yasal, tarihsel ve siyasi yönleriyle değerlendirdi. Yasal boyutta, Türkiye'deki genel seçim sisteminin yönetimde istikrar ilkesi üzerinde odaklanmasının yerel yönetim organlarının halkın oy tercihleri doğrultusunda şekillenmesini engellediği belirtilerek yerel seçim sisteminin temsilde adalet ilkesini öne çıkaracak biçimde yeniden yapılanması önerildi. Yabancıların siyasal katılımını özellikle Almanya örneği üzerinde inceleyen diğer bir tebliğde ise Türk vatandaşlarının Almanya'da yabancılara sağlanan temsil hakkından daha geri bir noktada olduğu vurgulandı. Yerel yönetimlere tarihsel boyuttan yaklaşan bir diğer tebliğde özellikle 1970'li yıllarda demokratik katılımcı belediyecilik kavramının geliştiği ve bu dönem deneyimlerinin günümüz belediyecilik anlayışına katkıda bulunduğu örneklerle anlatıldı. Nazilli ve Kahramanmaraş'da yapılan iki alan araştırmasını sunan tebliğlerde yerel yönetimlerde temsil sorunuyla ilgili çarpıcı bulgular verildi. Kahramanmaraş'da bulunan parti örgütlerinin diğer partilerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla etkileşime girmedikleri ve kapalı örgüt ve temsil yapısı sergiledikleri belirtildi. Nazilli'de ise eğitim, parti tercihi, meslek dağılımı ve cinsiyet açısından yerel temsilciler ile Nazilli nüfusu arasında önemli farklılaşmaların olduğundan yola çıkılarak yerel temsil kabiliyetinin düşük olduğu saptandı. Oturumdan yerel temsil sisteminin toplumsal tarafları adil bir biçimde yansıtmadığı sonucu çıktı.


Mahalle Yönetimi Oturumu’nda; Yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin atomize kurumu olan mahalle ve mahalle muhtarlığının tartışıldı. Yerinden yönetimin ve katılımcı demokrasinin hayata geçirilmesinde mahalle'nin bir kamusal mekan olarak önemi üzerinde duruldu. Mahallenin demokrasinin derinleştirilmesi ve geliştirilmesi hedefi açısından ilk hareketi verebilecek potansiyeli taşıdığı vurgulandı. Bu anlamda mahallenin yalnızca bir temsil aracı olarak düşünülmemesi bir iletişim mekanı olarak toplumu dönüştürme potansiyelinin göz önüne alınmasının gerekliliğine değinildi. Mahalle muhtarlığının kuruluşunun ve gelişiminin yasal süreçleri üzerine vurgu yapılan diğer bir sunuşta, mahalle muhtarının de facto olarak kazandığı fonksiyonların yeni yerel yönetimler yasasında göz önüne alınmasının gerekliliği ifade edildi. Belediye yönetimleriyle muhtarlar arasında bir diyalogun olduğunu ama bunun yeterli olmadığı vurgulandı. Semt İletişim Merkezi olarak adlandırılan yeni bir model sunuldu. Sonuçta yerel demokrasinin önemi vurgulandı ve yeni yerel yönetimler yasasının bu açıdan yeterli olmadığı belirtildi .


Katılım Oturumu’nda; Yerel yönetimlerde katılım sorununun teorik ve pratik yanlarına değinildi ve temsil teorisini formel ve informel temsil olarak gruplandırmanın da mümkün olduğu ifade edildi. Artık formel temsilin yerini informel temsilin aldığı kaydedildi. Türkiye’de 1980 sonrası informel temsile kayıldığı ve bir tehlike belirtisi olarak kabul edilen “yerel siyasetin esnaflaşması” olgusunun, bugün ulusal ölçekte dikkate alınması gereken bir tehlike haline geldiği öne sürüldü. Yerel yönetimlerde halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımını sağlamak gerektiği belirtildi. Etkin katılımın önemi tekrar tekrar vurgulanırken yurttaş kavramı da “değiştiren, dönüştüren ve yönetimin her aşamasına katılan” olarak tanımlandı. Oturumdan katılım önemli ancak toplumsal örgütlenme hakkı sınırlı ve kullanılması oldukça sorunlu. Toplumsal örgütlenmenin önündeki engellerin ortadan kaldırılması gerekir sonucu çıktı.


Ölçek Sorunsalı Oturumu’nda; yerel hizmetlerin en etken biçimde yerine getirilebilmesi için yerel yönetimlerin hangi büyüklüklere göre örgütlenmesi gerektiğine ilişkin tartışmalar yapıldı. Bu çerçevede, İl Özel İdareleri yerine önerilen bölge yönetimlerinin, üniter devlet yapısına zarar verip vermeyeceği, bölgesel dengesizliğin önlenmesinde yararlı olup olmayacağı, bürokrasiyi azaltacağı mı yoksa artıracağı mı gibi sorunlar ele alındı. Belediyeler konusunda, belediyelerin mevcut örgütlenme çerçevesinin çok farklı büyüklükte ve çok farklı sorunları olan çok büyük metropoller ile çok küçük kasabalara birlikte uygulanmasının yarattığı sorunlar dile getirildi. Kırsal kesimin sorunları konusunda da köy yerel yönetiminin işlevsiz olduğu, köy belediyelerinin yararlı olup olmadığı konusu tartışıldı. Oturum, köy, belde, belediye, il özel idareleri gibi ölçekler konusunda daha çok bir durum saptaması ve yaşanan sorunlar üzerineydi.


Belediye Hizmetleri Oturumu’nda; belediye hizmetleri konusunda alan araştırmalarına yer verildi. Öte yandan sağlık hizmetinin yerelleşmesinin “sağlıksızlığa”, içme suyunun özelleştirilmesinin “su yoksulluğuna” yol açtığı vurgulandı . Güvenlik hizmetlerinin yerel olarak sunulabileceği de ifade edildi; ancak yapının buna ne derece uygun olduğu tereddüdü tekrarlandı.


Özelleştirme Oturumu’nda; belediye hizmetlerinin özelleştirilmesi, yap-işlet-devret modeli üzerine sunuşlar yapıldı. Belediye iktisadi teşebbüslerinde de özelleştirmenin arttığına dikkat çekildi. Özelleştirmenin sendikal süreç üzerine olumsuz etkisi olduğu belirtildi. Oturumda yöntem olarak özelleştirme ve onun teknik yanı, nasıl yapılacağı ortaya konmakla birlikte, toplumsal maliyet konusuna da yer verildi. Özelleştirmenin toplumsal maliyeti üç boyutludur: 1. Ücretlerin düşüklüğü, 2. Kâr ödemeleri doğması ve bunların yüksekliği, 3. Özelleştirme ile birlikte, “dışlanan”, hizmetleri edinemeyen nüfusun giderek büyüyeceği. Bu toplumsal maliyetler, özelleştirmenin göz önünde bulundurulması, en önemli olan boyuttur.


Mali Sorunlar Oturumu’nda; belediyelerin yatırım alanları ve bunları gerçekleştirmek için kullandıkları kaynaklar konu edildi. Oturum en ilginç yanı; belediyelerin bütçeden aldıkları payın, nüfus üzerinden değil çeşitli değişkenler çerçevesinde regresyon analizi ile belirlenebileceği ekonometrik yaklaşım oldu. Küreselleşme etkileri çerçevesinde İller Bankası konusunda yeniden gözden geçirme gerekliliğinin dile getirlidiği oturumda belediyelerde dış borçlanmanın da çok hızlı bir artış gösterdiği ifade edilerek bunun olumsuz yanlarının çeşitli dış yaptırımlara katlanmak olduğu ifade edildi. Oturumda, artan finansman sorununu dış borçlanma ile karşılamanın ekonomik ve sosyal maliyetleri yükselttiği, bunun yerine kendi kaynaklarımızı kullanmanın yollarının aranması üzerinde duruldu .


Küreselleşme-Yerelleşme Oturumu’nda; küreselleşme süreci; yönetimin yeniden yapılandırılması, yerel hakların gelişimi, toplumsal muhalefetin geçirdiği dönüşüm, subsidiarite ilkesinin getirdikleri, ve sürecin kentsel mekana etkileri açısından tartışıldı. Küreselleşme sürecinin ekonomi politik alanındaki gelişmelerle kültür politikalarının bir bütün olarak ele alınmasını zorunlu hale getirdiği, bu çerçevede yönetimin yeniden yapılandırılmasını da zorunlu kıldığı belirtildi. Küreselleşmenin kaçınılmaz bir süreç olduğu, bu süreci mümkün olduğunca kendi avantajımıza olacak biçimde yönlendirmemiz gerektiği ve insan hakları beyannamesi benzeri bir yerel haklar beyannamesinin ortaya çıkarılması gerektiği belirtildi. Sermayenin küreselleşmesinin toplumsal muhalefeti de etkileyip etkilemediğinin sorgulandığı oturumda muhalefetin de küresel araçlar kullanmaya başladığı ifade edildi. Son günlerin çok tartışılan subsidiarite ilkesini olumlu ve olumsuz yönleri açısından değerlendirilerek Türkiye’de ne ölçüde uygulanabileceği sorgulandı. Öte yandan küreselleşmenin kentsel mekandaki kutuplaşmaları ve eşitsizlikleri de artırdığı vurgulandı.

 YerelNET Yerel Yönetimler Portalı Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından desteklenmektedir.
 

 
YerelNET Kullanım İlkeleri | Reklam Başvurusu ve Reklam Koşulları

İLLER:
ADANA ADIYAMAN AFYONKARAHİSAR AĞRI AKSARAY AMASYA ANKARA ANTALYA ARDAHAN ARTVİN AYDIN BALIKESİR BARTIN BATMAN BAYBURT BİLECİK BİNGÖL BİTLİS BOLU BURDUR BURSA ÇANAKKALE ÇANKIRI ÇORUM DENİZLİ DİYARBAKIR DÜZCE EDİRNE ELAZIĞ ERZİNCAN ERZURUM ESKİŞEHİR GAZİANTEP GİRESUN GÜMÜŞHANE HAKKARİ HATAY IĞDIR ISPARTA İSTANBUL İZMİR KAHRAMANMARAŞ KARABÜK KARAMAN KARS KASTAMONU KAYSERİ KIRIKKALE KIRKLARELİ KIRŞEHİR KİLİS KOCAELİ KONYA KÜTAHYA MALATYA MANİSA MARDİN MERSİN MUĞLA MUŞ NEVŞEHİR NİĞDE ORDU OSMANİYE RİZE SAKARYA SAMSUN SİİRT SİNOP SİVAS ŞANLIURFA ŞIRNAK TEKİRDAĞ TOKAT TRABZON TUNCELİ UŞAK VAN YALOVA YOZGAT ZONGULDAK

 

Tasarım ve Programlama: 

KEY İnternet Hizmetleri