Turizm merkezi ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının düzenleyici işlem niteliğinde olduğu, bu bölgedeki otel fonksiyonuna ilişkin olarak verilen inşaat ruhsatının da turizm merkezi ilanının uygulama işlemi olduğu sonucuna varıldığından, inşaat ruhsatının turizm merkezi ilanı işleminden bağımsız bir işlem olarak kabul edilemeyeceği, turizm merkezi ilanı işlemine karşı dava açma ehliyeti bulunan davacının inşaat ruhsatının iptali istemiyle de dava açabileceği; inşaat ruhsatına ıttıla tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde dava açılmış olması nedeniyle turizm merkezi ilanına ilişkin olarak açılan davada süre aşımı bulunmadığı hakkında.

  T.C.

D A N I Ş T A Y

İdari Dava Daireleri

Genel Kurulu

Esas  No : 2004/741

Karar No : 2004/1854

 

Özeti : Turizm merkezi ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının düzenleyici işlem niteliğinde olduğu, bu bölgedeki otel fonksiyonuna ilişkin olarak verilen inşaat ruhsatının da turizm merkezi ilanının uygulama işlemi olduğu sonucuna varıldığından, inşaat ruhsatının turizm merkezi ilanı işleminden bağımsız bir işlem olarak kabul edilemeyeceği, turizm merkezi ilanı işlemine karşı dava açma ehliyeti bulunan davacının inşaat ruhsatının iptali istemiyle de dava açabileceği; inşaat ruhsatına ıttıla tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde dava açılmış olması nedeniyle turizm merkezi ilanına ilişkin olarak açılan davada süre aşımı bulunmadığı hakkında.

 

            Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı )     :

            Vekili                                                   : Av. …

            Karşı Taraf (Davalılar)                           : 1- Başbakanlık

                                                                         2- Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

                                                                         3- Kültür ve Turizm Bakanlığı-

                                                                         4- Sarıyer Belediye Başkanlığı

            Vekili    : Av. …

            Davalı İdareler Yanında Davaya Katılanlar:

            Vekili                : Av. ...

            İstemin Özeti    : Danıştay Altıncı Dairesinin 21.11.2003 günlü, E:2003/1950, K:2003/6117 sayılı kararının süre ret ve ehliyet redde ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

            Davalı İdareler ve Müdahillerin Savunmalarının Özeti: Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

            Danıştay Tetkik Hakimi Aylin Bayram`ın Düşüncesi: Turizm merkezi ilanına ilişkin işlem düzenleyici işlem olması nedeniyle, bu işlemin uygulanması niteliğindeki inşaat ruhsatı üzerine açılan dava hakkında bu kapsamda yeniden değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi düşüncesiyle Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

            Danıştay Savcısı Aynur Şahinok`un Düşüncesi: İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... bölgesi, ... Bayır, (398) ada, (40) sayılı parselin bulunduğu yerin Turizm merkezi alanı ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların ve anılan parsel için verilen inşaat ruhsatının iptali istemiyle açılan davayı 30.8.1989 günlü 89/14499 sayılı Bakanlar kurulu Kararına ilişkin kısmını süre inşaat ruhsatına ilişkin kısmını ehliyet yönünden reddeden Danıştay 6. Dairesinin 21.11.2003 günlü E:2000/1950 K:2003/6117 sayılı kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

            Temyiz dosyasının incelenmesinden; Boğaziçi bölgesinde ve turistik konaklama alanında kalan 40 sayılı parsel üzerine inşaat yapılması amacıyla düzenlenen inşaat ruhsatının, bölgenin turizm merkezi alanı ilan edilmesine ilişkin düzenleyici işlem niteliğinde olan Bakanlar kurulu Kararının uygulanmasına ilişkin bir işlem olduğu, dolayısıyla 2577 sayılı yasanın 7/4. maddesi uyarınca olaya ıttıla tarihini takiben düzenleyici işlemle birlikte uygulama işlemine karşı davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.

            Diğer taraftan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 8.6.2000 günlü, 4577 sayılı Kanunla değişik 2. maddesinde belirtildiği üzere, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davası olarak tanımlanmış olup, bu davalar idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli araçlardandır. Bu nedenledir ki iptal davasında davacı olabilmek için "menfaat ihlali" yeterli görülmüş, davacı ile dava konusu işlem arasında sadece meşru, kişisel ve güncel bir ilişkinin varlığı aranmıştır.

            Bu anlayışla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10.6.1994 günlü, 4001 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin 1. maddesiyle değiştirilen 2. maddesinin 1. bendinin (a) alt-bendinde yer alan ".... kişisel hakları ihlal edilenler..." ibaresi nedeniyle söz konusu (a) altbent Anayasa Mahkemesinin 21.9.1995 günlü, E:19995/27, K:1995/47 sayılı kararıyla Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş, iptal davalarında menfaatleri ihlal edilenlerin dava açabilecekleri esası benimsenmiştir. Kaldı ki, söz konusu iptal kararına esas olan düzenlemede dahi "...çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere..." şeklinde sınırlama ile çevre tarihi ve kültürel değerlerin korunması konularında açılacak davalarda dava açma ehliyeti önceki düzenlemede olduğu gibi korunmuştur.

            İdarenin bütün eylem ve işlemlerinin yargısal denetime açık olduğu hukuk devletinde idarenin hukuka uygunluğunun sağlanmasında en etkin araçlardan birisinin iptal davaları olması anılan davaların açılmasında davacı olabilmek için menfaat ihlalinin yeterli bulunması karşısında tarihi ve kültürel değeri olan Boğaz bölgesinde yapılacak inşaat için verilen inşaat ruhsatının İstanbul`da yaşayan hemşehri olarak iptalini istemekte davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

            Nitekim; çevre tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda sübjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları mevcuttur.

            Bu durumda, bir bölgenin turizm merkezi ilanına ilişkin kararı kamu yararını ilgilendiren genel nitelikte düzenleyici bir işlem olduğundan davacının semt sakini sıfatıyla menfaatinin ihlal edildiğinden bahisle dava açma hakkı bulunmaktadır.

            Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile temyiz konusu Danıştay 6.Daire kararının süre ve ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği görülmekle davacının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü:

            Dava, İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, ... Bölgesi, ... Bayırı, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerin turizm merkezi olarak ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların ve anılan parsel için verilen inşaat ruhsatının iptali istemiyle açılmıştır.

            Danıştay Altıncı Dairesi, 21.11.2003 günlü, E:2003/1950, K:2003/6117 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun değişik 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka  aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların iptal davası olarak tanımlandığı, bu davaların idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli araçlardan olduğu, ancak, yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç olduğu, her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdirinin de yargı merciilerine bırakıldığı, iptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisinin kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşeceği, başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunmasının gerektiği, aksi halde kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkının doğacağı ki, bu durumun idarenin işleyişini olumsuz etkileyeceği, herne  kadar çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatlarıyla belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüş ise de inşaat ruhsatının bu kapsamda düşünülmesinin mümkün olmadığı, inşaat ruhsatının iptali istemiyle dava açabilmek için komşu, bitişik parsel maliki ya da en azından mahalle sakini olmak gerektiği, olayda ise, ikamet ettiği yere uzak bir konumdaki bölgede adına kayıtlı taşınmazı bulunmayan, dolayısıyla işlem ile doğrudan hiç bir menfaat ilişkisi olmayan davacının, İstanbul İlinde yaşayan biri olarak inşaat ruhsatının iptali istemiyle açtığı bu davadaki isteminin, çevre, tarihi, kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı, davanın turizm merkezine ilişkin kısmına gelince; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinde, Bakanlar Kurulu kararlarına ve bakanlıkların düzenleyici işlemleri ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal davalarına Danıştay`ın ilk derece mahkemesi olarak bakacağının hükme bağlandığı, bu durumda, düzenleyici işlem niteliğinde olmayan ve Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen turizm merkezi alanı ilanının iptali istemiyle anılan kararın Resmi Gazete`de yayımlanmasından itibaren yasal dava açma süresi içinde Danıştay`da dava açılmasını gerektiği, dolayısıyla, düzenleyici işlem niteliğinde olmayan turizm merkezi alanı ilanı kararının iptali istemiyle bu alanda yer alan taşınmaz için verilen ruhsatın uygulama işlemi olduğu kabul edilerek dava açılmasının mümkün olmadığı, olayda, turizm merkezi alanına ilişkin karar 13.9.1989 günlü Resmi Gazete`de yayımlandığından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesi uyarınca izleyen altmış gün içinde  dava açılması gerekirken bu kararın iptali istemiyle 7.4.2003 gününde kayda giren dilekçeyle açılan davada süre aşımı bulunduğu, öte yandan, olay tarihinde yürürlükte olan 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu hükümlerine göre turizm merkezi ilanından sonra Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylı 1/5000 ölçekli, Turizm ve Kültür Bakanlığınca onaylı 1/1000 ölçekli planların bulunmadığı anlaşıldığından 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların iptali istemiyle açılan davanın konusu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın inşaat ruhsatına ilişkin kısmının ehliyet, turizm merkezi alanına ilişkin kısmının süre yönünden reddine, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlara  ilişkin dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

            Davacı, bu kararın ehliyet ve süre redde  ilişkin kısmını temyiz etmekte ve uyuşmazlığa konu inşaatın Boğaziçi`nin görüntüsünü bozacağı, kamu yararı gözetilerek davanın açıldığı, bu nedenle ehliyeti bulunduğu, turizm merkezi ilanına ilişkin işlemin düzenleyici işlem olmaması halinde öğrenme üzerine dava açılabileceği, bu nedenle davanın süresinde bulunduğu iddialarıyla bozulmasını istemektedir.

            Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen İstanbul Sarıyer İstinye Turizm Merkezi sınırları içerisinde kaldığı ve bu kararın 13.9.1989 günlü, 20281 sayılı Resmi Gazete`de yayımlandığı, turizm merkezi ilanından önce 18.2.1988 tarihinde 1/5000 ve 15.7.1988 tarihinde 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının onaylandığı, buna göre parselin turizm konaklama alanı olarak öngörüldüğü, plan notu ile avan projeye göre uygulama yapılacağının belirtilmesi nedeniyle hazırlanan avan projenin 31.3.1988 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesince, 27.10.1989 tarihinde (Turizm merkezi ilanından sonra) Turizm Bakanlığınca onaylandığı, İstanbul III Nolu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 30.3.1990 günlü, 1863 sayılı kararı ile de plan şartlarına, avan proje ve Bakanlar Kurulu Kararına göre otel fonksiyonunun uygun olduğunun belirtildiği, avan proje uyarınca H:87:60 metre yüksekliğindeki otel inşaatı için Sarıyer Belediye Başkanlığınca 1.12.1992`de inşaat ruhsatı verildiği ve ruhsatın 21.7.1995 ile 14.9.2000 tarihlerinde yenilendiği, davacı tarafından inşaatın 12.4.2003 tarihinde görülmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

            Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için dava konusu işlemlerin niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir.

            Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu`nun 3. maddesinde, turizm merkezlerinin, turizm bölgeleri içinde veya dışında yeri, mevkii ve sınırları Bakanlığın önerisi, Bakanlar Kurulu kararı ile tespit ve ilan edilen turizm yönünden önem taşıyan yerleri veya bölümlerini ifade ettiği belirtilmiştir. Turizmi Teşvik Yasası`nda öngörülen nitelikleri haiz olan bir yerin Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi ilan edilmesi suretiyle bu yerin artık 2634 sayılı Yasa kapsamına dahil olacağı ve turizm merkezi sınırları içerisinde yapılacak olan bütün imar uygulamalarının anılan Yasal düzenlemeye tabi olacağı, bu nedenle turizm merkezi ilanına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının (karar ile belirlenen bölgeye yönelik olarak yerel nitelikte) düzenleyici işlem olduğu tartışmasızdır.

            2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 7. maddesinin 4. fıkrasında yer alan, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri yolundaki hüküm uyarınca, bir düzenleyici işlemin iptali istemiyle uygulama işlemi nedeniyle dava açılmasının istenilmesi halinde ortada mutlaka bir uygulama işleminin bulunması gerekmektedir.

            Olayda, uyuşmazlığa konu taşınmaz turizm merkezi olarak ilan edildikten sonra, kural olarak 2634 sayılı Yasa uyarınca bu yere ilişkin imar planlarının hazırlanıp onaylanması ve daha sonra turizm merkezi kararı ve imar planı koşulları uyarınca da öngörülen turizm fonksiyonuna uygun olarak inşaat ruhsatının verilmesi ve böylece turizm merkezi ilanı ile başlayarak inşaat ruhsatı verilmesine ilişkin bulunan birbirini takip eden uygulama işlemlerinin sonuçlandırılması gerekmekte iken, turizm merkezi ilanından sonra yapılmış 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının bulunmadığı, daha önce yapılmış olan imar planlarında yer alan koşullara göre avan projenin hazırlandığı ve inşaat ruhsatının verildiği anlaşılmakta ise de, avan projenin turizm merkezi ilanından sonra Turizm Bakanlığınca da onaylandığı ve inşaat ruhsatının turizm konaklama alanına ilişkin olup, yenileme işlemlerinin de turizm merkezi ilanından sonraki tarihli olduğu gözönünde bulundurulduğunda, verilen inşaat ruhsatının tamamen turizm merkezi olarak belirlenen alandaki fonksiyona ilişkin olduğu, dolayısıyla her iki işlemin birbirinden ayrılmasının mümkün olmayıp, inşaat ruhsatının turizm merkezi kararının uygulanması yönünde tesis edilmiş bir uygulama işlemi olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemler hakkında işlemlerin bağımsız olarak değil bir bütün halinde  değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.

            2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu`nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davaları olarak tanımlanmıştır.

            İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasında en etkin araçlardan biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında "menfaat ihlali" olarak tanımlanan subjektif ehliyet koşulunun subjektif hak ihlallerinin giderilmesiyle birlikte idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında belirlenmesi gerektiği açıktır. Bu bağlamda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gereği şeklinde tanımlanmış olup, dava açma ehliyetinin iptal davasına konu olan kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.

            Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda vatandaş, belde veya semt sakini sıfatıyla dava açılabileceği Danıştay İçtihatlarıyla kabul edilmiştir.

            Dava konusu turizm merkezi ilanına ilişkin kararda, kamu yararını yakından ilgilendiren konular kapsamında bulunması nedeniyle, aynı kentte yaşayan davacı tarafından dava konusu edilebileceği, davacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren dava konusu karar arasında meşru, kişisel ve güncel menfaat ilgisinin olduğu açıktır.

            Nitekim, Danıştay Altıncı Dairesince de, davacının turizm merkezi ilanına ilişkin karara karşı dava açma ehliyeti kabul edilmiştir. Düzenleyici işlem niteliğindeki bu işleme karşı dava açma ehliyeti bulunan bir kişinin, uygulama işlemini dava edemeyeceği düşünülemeyeceğinden, Dairece inşaat ruhsatının turizm merkezi ilanı işleminden bağımsız bir işlem olarak kabul edilmek suretiyle davacının bu işleme karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmasında isabet görülmemektedir.

            Davanın yasal süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususunun da yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde değerlendirilmesi ve 2577 sayılı Yasanın yukarıda anılan 7. maddesinin 4. fıkrası hükmü uyarınca, dava konusu düzenleyici işleme karşı, uygulama işlemi niteliğindeki inşaat ruhsatına ilişkin olarak yasal süresi içerisinde davanın açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekecektir.

            Danıştay Altıncı Daire içtihatları ile de kabul edildiği üzere, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine her iki işlemin de iptali istemiyle vatandaş sıfatıyla dava açılması halinde, uygulama işleminin (olayda inşaat ruhsatı) başka şekilde öğrenildiğinin kanıtlanamaması durumunda bu işleme ıttıla tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde açılan davaların süresinde olduğu kabul edilmektedir.

            Olayda da, davacı tarafından uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin inşaat ruhsatından haberdar olunduğu tarihten itibaren yasal  süresi içerisinde dava açılmış olması nedeniyle, işin esasının incelenmesi gerekirken, turizm merkezi ilanına ilişkin olarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

            Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin 21.11.2003 günlü, E:2003/1950, K:2003/6117 sayılı kararının temyiz edilen bölümünün bozulmasına, işin esası hakkında karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine, 11.11.2004 günü, esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

 

K A R Ş I  O Y

            X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Danıştay Altıncı Dairesinin 21.11.2003 günlü, E:2003/1950, K:2003/6117 sayılı kararının temyiz edilen bölümünün onanması oyuyla, karara karşıyız.

 

K A R Ş I  O Y

            XX- İstanbul İli Sarıyer İlçesi, … Bölgesi, … Bayırı, … ada, … parsel sayılı uyuşmazlığa konu taşınmazın 2634 sayılı Yasa ile öngörülen nitelikleri taşıdığı sonucuna varılarak Bakanlar Kurulu Kararı ile turizm merkezi olarak ilan edildiği ve kararın Resmi Gazete`de yayımlandığı anlaşıldığından, işlemin düzenleyici işlem niteliğinde olduğu tartışmasızdır.

            Bu durumda Danıştay Altıncı Dairesince bu düzenleyici işleme karşı açılan davanın yasal süresi içerisinde bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken süre aşımı  yönünden reddedilmesinde isabet görülmemiştir.

            Açıklanan nedenle, temyize, konu Danıştay Altıncı Daire kararının bu gerekçeyle bozulması oyuyla karara  gerekçe yönünden karşıyım.

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmeti olup T.C. Kalkınma Bakanlığı tarafından finansal açıdan desteklenmektedir.