Kentsel dönüşüm ve gelişim alanında bulunan bir taşınmazın kamulaştırılmasında öncelikle anlaşma yolunun denenmesi gerektiği, ayrıca imar planında konut alanı olarak belirlenen bir taşınmazdaki bu kullanım türünü davacının da uygulamaya geçirebileceği göz önüne alındığında, sadece kentsel dönüşüm ve gelişim alanında kaldığından bahisle taşınmazın kamulaştırılamayacağı hakkında.

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Altıncı Daire

Esas No : 2012/3492

Karar No : 2013/5107

 

 

Temyiz Eden (Davacı): …

Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …- Av. …

İstemin Özeti : Kocaeli 2. İdare Mahkemesince verilen 19/04/2012

tarihli, E:2011/871, K:2012/404 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu

ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden

hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması

gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Nejdet Bayram

Düşüncesi : 5393 sayılı Belediye Kanunu`nun 73. maddesinde

kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların

boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas

olduğunun belirtilmiş olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, bu

projelerin uygulanmasında öncelikle anlaşma yoluna gidilmesi gerektiği,

anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması

gerekmektedir.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu`nun 3. maddesinde "İdareler,

kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya

teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları

ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda

belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma

yapabilirler" ve 6. maddesinin son fırkasında "Onaylı imar planına veya ilgili

bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için

ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur."

hükümlerine yer verilmiştir.

İmar planlama teknikleri açısından geçerli ve yeterli bir ifade biçimi

olmayan "kentsel dönüşüm ve gelişim alanı" kesin kullanım türünün

belirlenememesi nedeniyle, planlama ilkeleri yönünden önerildikleri

konumlara uygun olup olmadıklarının denetimini engellemektedir.

Bu nedenle kentsel gelişim ve dönüşüm alanı olarak belirlenen bir

alanda taşınmazın imar planıyla getirilen kullanım türü önem

kazanmaktadır. Buna göre imar planında kamu kullanım alanları ile sosyal

ve teknik altyapı alanlarına ayrılan taşınmazların kamulaştırılması esas iken

konut, ticaret vb. kullanımlara ayrılmış bir taşınmazın sadece kentsel

gelişim ve dönüşüm alanında kaldığı nedeniyle kamulaştırılıp

kamulaştırılmayacağının tartışılması gerekmektedir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın 125. maddesinin 1.

fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık

olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve

işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanarak

idarenin hukuki sorumluluğunun çerçevesi çizilmiştir.

Dairemizin 04.02.2013 günlü, E:2012/3492 sayılı ara kararına

verilen cevaplardan davaya konu taşınmazın kentsel gelişim ve dönüşüm

alanında yer almakla beraber yürürlükte bulunan 1/1000 ölçekli uygulama

imar planında konut alanı olarak belirlendiği ve 3 katlı konut yapma

olanağının tanındığı öngörülmektedir.

Uyuşmazlıkta, davalı idarece imar planında konut alanında kalan

taşınmazın kentsel gelişim ve dönüşüm alanında kaldığından bahisle ve bu

nedenle davacı ile 5393 sayılı Yasa`nın 73. Maddesinde yer alan proje

alanında yer alan taşınmazların kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır

hükmü uygulanmayarak kamulaştırma işlemi tesis edilip kamulaştırma

bedelinin tespiti amacıyla davacı uzlaşmaya davet edilmek suretiyle 

uzlaşmanın sağlanmasını öngören yasa hükmüne aykırı işlem tesis edildiği

açıktır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanında bulunan bir taşınmazın

kamulaştırılması amacıyla uzlaşma yolunun denenmesi ve davacının

uzlaşma yoluna yanaşmaması durumunda kamulaştırma yapılıp

yapılmayacağına gelince,

Kamulaştırmanın imar planına ya da kamu yararı kararına dayalı

olarak idarelerin görmekle yükümlü bulundukları görevleri yerine getirmek

amacıyla ancak kamu yararı amacıyla yapılabileceği, İnsan Haklarının ve

Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi`nin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere her hangi bir kimsenin

ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası

hukukun genel ilkelerine göre mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği ve

imar planında konut alanı olarak belirlenen bir taşınmazdaki bu kullanım

türünü davacının da uygulamaya geçirebileceği göz önüne alındığında

sadece kentsel dönüşüm ve gelişim alanında kaldığından bahisle

kamulaştırılamayacağı sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde

hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyize konu kararın bozulması gerektiği

düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin

açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin

gereği görüşüldü:

Dava, Kocaeli İli, İzmit İlçesi, Cedit Mahallesi‘nde davacının maliki

olduğu … ada, … parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki binanın

kamulaştırılmasına ilişkin 26.05.2010 tarihli, 2376 sayılı belediye encümeni

kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davalı idarenin

belediye ve mücavir alan sınırları içinde kentsel dönüşüm ve gelişim projesi

alanı ilan etmeye yetkili olduğu açık olup, söz konusu kentsel dönüşüm ve

gelişim alanı projesinin gerçekleştirilebilmesi için hazırlanan imar planına

dayalı olarak tesis edilen dava konusu kamulaştırma işleminde mevzuata

ve hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu`nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan

73. maddesinde: "Belediye, kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent

kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek; konut alanları, sanayi ve ticaret

alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine

karşı tedbirler almak veya kentin tarihî ve kültürel dokusunu korumak

amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Kentsel

dönüşüm ve gelişim projelerine konu olacak alanlar, meclis üye tam

sayısının salt çoğunluğunun kararı ile ilân edilir. Kentsel dönüşüm ve

gelişim proje alanlarında yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılarda

ilgili resim ve harçların dörtte biri alınır. Bir yerin kentsel dönüşüm ve

gelişim proje alanı olarak ilân edilebilmesi için; o yerin belediye veya

mücavir alan sınırları içerisinde bulunması ve en az ellibin metrekare

olması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan

yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan mülk sahipleri

tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara

bağlanır." kuralına yer verilmiştir.

Anayasa‘nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet

hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla

sınırlandırılması mümkündür. Bu hükümlerden hareketle bir taşınmaz

üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin

el değiştirmesi) ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel

mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.

5393 sayılı Belediye Kanunu`nun 73. maddesinde kentsel dönüşüm

ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve

kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğunun belirtilmiş olduğu da

göz önünde bulundurulduğunda, bu projelerin uygulanmasında öncelikle

anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşma sağlanamayan durumlarda

kamulaştırma yapılması gerekmektedir.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu‘nun 3. maddesinde "İdareler,

kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya

teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları

ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda

belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma

yapabilirler" ve 6. maddesinin son fırkasında "Onaylı imar planına veya ilgili

bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için 

ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur."

hükümlerine yer verilmiştir.

İmar planlama teknikleri açısından geçerli ve yeterli bir ifade biçimi

olmayan "kentsel dönüşüm ve gelişim alanı" kesin kullanım türünün

belirlenememesi nedeniyle, planlama ilkeleri yönünden önerildikleri

konumlara uygun olup olmadıklarının denetimini engellediğinden, kentsel

gelişim ve dönüşüm alanı olarak belirlenen bir alanda taşınmazın imar

planıyla getirilen kullanım türü önem kazanmaktadır. Buna göre imar

planında kamu kullanım alanları ile sosyal ve teknik altyapı alanlarına

ayrılan taşınmazların kamulaştırılması esas iken konut, ticaret vb.

kullanımlara ayrılmış bir taşınmazın sadece kentsel gelişim ve dönüşüm

alanında kaldığı nedeniyle kamulaştırılıp kamulaştırılmayacağının

tartışılması gerekmektedir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın 125. maddesinin 1.

fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık

olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve

işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanarak

idarenin hukuki sorumluluğunun çerçevesi çizilmiştir.

Anayasa‘nın Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma başlıklı 90.

maddenin 1. fıkrasında: "Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve

milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır."

son fıkrasında ise: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası

antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık

iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07.05.2004

günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş

temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların

aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek

uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır." kuralıyla

usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmaların iç hukuk

sistemine yansıtılma yöntemi belirlenerek, bu antlaşmalardan temel hak ve

özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi

durumunda uluslararası antlaşma kurallarının esas alınması anayasal

gerekliliktir.

20.03.1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel

Özgürlüklerinin Korunması‘na İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye

tarafından 19.03.1954 günü onaylanmıştır. Anılan Protokol‘ un Mülkiyetin

Korunması başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve

mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi

bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve

uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden

yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu

yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez." kuralı yer almıştır.

Uyuşmazlıkta, Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin 16/04/2010

tarihli, 215 sayılı kararı ile İzmit İlçesi, … nazım imar plan paftası, …

uygulama imar planı paftalarında dava konusu … sayılı parselin de

bulunduğu … sayılı ada ile … nolu ada …, …, …, …, …, …, … ve … sayılı

parseller ve … sayılı ada …, …, … ve …, …, … sayılı parselleri kapsayan alan

ile ilgili hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli

uygulama imar planı değişikliği ile söz konusu parselleri kapsayan alanın da

‘Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı‘ sınırlarına dahil edilmesine karar

verildiği, belirtilen kentsel dönüşüm gelişim alanının sınırlarının Y: … X: …

ve Y: … X: … koordinatları arasındaki kısmının, … ve … nolu adaların

kuzeyinden geçen 12.00 metrelik imar yolu sınırından ve Y: … X: … ve Y: …

X: … koordinatları arasındaki kısmının ise …, …, …, …, … , …, …, …, … ve …

nolu adaların batısından geçen 20,00 metrelik imar yolunun ortasından

geçecek şekilde düzenlenmesi suretiyle ilave edilen alanın ‘Kentsel

Dönüşüm ve Gelişim Alanı‘ olarak ilan edilmesinin tadilen uygunluğuna

karar verildiği, plan değişikliğinin 07/05/2010 ve 07/06/2010 tarihleri

arasında askıya çıkarıldığı ve yasal askı süresi içinde itiraz edilmediğinden

kesinleştiği, kamulaştırma işleminin ise kentsel gelişim ve dönüşümün

amacını gerçekleştirmek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.

Dairemizin 04.02.2013 günlü, E:2012/3492 sayılı ara kararına

verilen cevaplardan davaya konu taşınmazın kentsel gelişim ve dönüşüm

alanında yer almakla beraber yürürlükte bulunan 1/1000 ölçekli uygulama

imar planında konut alanı olarak belirlendiği ve 3 katlı konut yapma

olanağının tanındığı öngörülmektedir.

Uyuşmazlıkta, davalı idarece imar planında konut alanında kalan

taşınmazın kentsel gelişim ve dönüşüm alanında kaldığından bahisle ve bu

nedenle davacı ile 5393 sayılı Yasa`nın 73. maddesinde yer alan proje

alanında yer alan taşınmazların kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır

hükmü uygulanmayarak kamulaştırma işlemi tesis edilip kamulaştırma

bedelinin tespiti amacıyla davacı uzlaşmaya davet edilmek suretiyle

anlaşmanın sağlanmasını öngören yasa hükmüne aykırı işlem tesis edildiği

açıktır.

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanında bulunan bir taşınmazın

kamulaştırılması amacıyla anlaşma yolunun denenmesi ve davacının

anlaşma yoluna yanaşmaması durumunda kamulaştırma yapılıp

yapılmayacağına gelince;

Kamulaştırmanın imar planına ya da kamu yararı kararına dayalı

olarak idarelerin görmekle yükümlü bulundukları görevleri yerine getirmek

amacıyla ancak kamu yararı amacıyla yapılabileceği, İnsan Haklarının ve

Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere herhangi bir kimsenin

ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası

hukukun genel ilkelerine göre mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği ve

imar planında konut alanı olarak belirlenen bir taşınmazdaki bu kullanım

türünü davacının da uygulamaya geçirebileceği göz önüne alındığında

sadece kentsel dönüşüm ve gelişim alanında kaldığından bahisle

taşınmazın kamulaştırılamayacağı sonucuna ulaşıldığından dava konusu

işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Kocaeli 2. İdare Mahkemesince verilen

19/04/2012 tarihli, E:2011/871, K:2012/404 sayılı kararın bozulmasına,

dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık

olmak üzere, 23/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmetidir.