1/1000 ölçekli uygulama imar planının, 1/5000 ölçekli nazım imar planı olmadan, sadece özel niteliği olan 1/25000 ölçekli plan tarafından yönlendirilmesi imar mevzuatında öngörülen kademeli birliktelik ilkesine uygun düşmediğinden, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı uyarınca hazırlanacak daha somut belirlemelere yer veren 1/5000 ölçekli nazım imar planı sonrasında, buna uygun olarak uygulama imar planı hazırlanması suretiyle uygulamaya geçilmesi gerektiği hakkında

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Altıncı Daire

Esas No : 2012/915

Karar No : 2013/8099

 

 

Temyiz Eden (Davacı): …

Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : 1- Konak Belediye Başkanlığı

Vekili: Av. …

2- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : İzmir 1. İdare Mahkemesince verilen 12/10/2011

tarihli, E:2011/1436, K:2011/1383 sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı

olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı‘nın Savunmanın Özeti:

Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından,

usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Konak Belediye Başkanlığı‘nın Savunmasının Özeti: Savunma

verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakim : Samed Demirbaş

Düşüncesi : Uygulama imar planı hazırlanmasına esas nazım imar

planı bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının

bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin

açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin

gereği görüşüldü:

Dava, İzmir, Konak, 2.Aziziye Mahallesi, … pafta, … ada, … ve …

parsel sayılı taşınmazların yol ve yeşil alandan çıkarılarak konut alanına

dönüştürülmesi istemiyle 1/5000 ölçekli planda değişiklik yapılması

isteminin zımnen reddine ilişkin işlem ile 1/1000 ölçekli plan değişikliği

isteminin reddine ilişkin 04.04.2005 tarihli, 4829 sayılı belediye meclisi

kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, Danıştay Altıncı

Dairesinin 04.05.2011 tarihli, E:2009/11162, K:2011/1135 sayılı bozma

kararına uyularak, İzmir 2. İdare Mahkemesinin E:2011/1616 sayılı

dosyasının birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın

1/25.000 ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planında kentsel yerleşik

(meskun) alanda kaldığı, taşınmazların bulunduğu alana ilişkin olarak

1/5000 ölçekli nazım imar planı bulunmadığı, davacının talebi üzerine

(parsel bazında), idarenin 1/5000 ölçekli nazım imar planı yapması

konusunda yargı kararı ile zorlanamayacağı, olmayan 1/5.000 ölçekli nazım

imar planın, değişikliğinin de söz konusu olamayacağı, dava konusu

taşınmazların bulunduğu yerde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu

bilirkişilerce hazırlanan ve İzmir 2. İdare Mahkemesinin sözü edilen

dosyasında yer alan bilirkişi raporunda, mevcut imar planında yol ve yeşil

alanda kalan taşınmazların konut alanına açılması yönündeki davacı

talebinin şehircilik esasları, planlama ilkeleri ve kamu yararına uygun

olmadığının ayrıntılı bir şekilde belirtildiği, davacının imar planlarında yol

ve yeşil alanda kalan taşınmazların konut alanına açılması yönündeki imar

planı değişikliği isteminin reddine ilişkin dava konusu işlemlerde, hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar

davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu‘nun 5. maddesinde "Nazım İmar Planı;

varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar

üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi 

parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin

gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli

yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım

sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve

uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen,

detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.

Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral

durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli

bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve

uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama

etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır." hükmüne yer

verilmiştir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu‘nun 7/b. maddesinde

çevre düzeni planına uygun olmak kaydıyla büyükşehir belediye ve mücavir

alan sınırları içinde 1/5000 ile 1/25000 arasındaki her ölçekte nazım imar

planını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak büyükşehir

belediyelerinin görevleri arasında sayılmıştır.

Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca arazi ve arsaların imar

planlarında hangi kullanıma ayrılacağı öncelikle nazım imar planında

belirlenmektedir. Nazım imar planında belirlenen ana kararlar

doğrultusunda arazi parçalarının genel kullanış biçimleri ve bölge tipleri

belirlendikten sonra planlamaya konu edilen alanın özelliklerine göre

planlama yapılmaktadır.

1/5000 ölçekli nazım imar planları genel nitelikli planlardır. Bu

planlarda arazi kullanımları ile yerleşme alanları şematik olarak

gösterildiğinden, nazım imar planına göre uygulama yapılamaz. Bununla

birlikte nazım imar planlarında kentsel alan kullanımı ve sosyal ve teknik

donatı alanları ayrıntılı olarak gösterilir.

Buna karşın 5216 sayılı Yasa gereğince hazırlanan 1/25000 ölçekli

nazım imar planları ise 1/5000 ölçekli planlara göre daha az ayrıntı içeren

planlardır. Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik eki lejant

gösterimlerinde de yer aldığı üzere, 1/25.000 ölçekli nazım imar

planlarında öngörülen mekansal kullanım kararları daha soyut ve genel

niteliktedir. Bu planlarda alt ölçekli planlara yön veren ana ilke ve

stratejiler belirlenerek bölgesel anlamda arazi kullanım belirlemelerine yer

verildiği, bölgesel kullanım kararlarının plan notlarıyla anlam kazandığı, 

1/1000 ölçekli plan hazırlamaya yetecek düzeyde detaylı kullanımlara yer

verilmeyen planlar olduğu görülmektedir.

1/25000 ölçekli nazım imar planı, daha soyut bilgileri ve plan

kararlarını içeren bir plandır. Söz konusu planda daha geniş alana ilişkin

bilgiler ve plan kararları bulunur.

Bu anlamda, 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarında plan sınırları

içindeki ana arazi kullanım kararlarının geliştirildiği, korunması gerekli

doğal alanların belirlendiği, ana ulaşım sisteminin kurgulandığı, 1/25.000

ölçeğinin teknik anlatımının gereği olarak düzenlemeye ilişkin ayrıntıya

gidilemediği; dolayısıyla arazi kullanım detayları alt ölçekli 1/5000 ölçekli

nazım imar planına devredildiğinden, alanın bütününü kapsayacak bir

1/5000 ölçekli nazım imar planının yapılması gerekmektedir. 1/5000 ölçekli

nazım imar planının, bir üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli nazım imar

planına göre daha büyük ölçekli olduğundan, üst ölçekte alınan plan

kararlarının daha ayrıntılı olarak belirlenmesi ve bir alt ölçek olan 1/1000

ölçekli planlara ışık tutacak bir biçimde düzenlemesini teknik açıdan

olanaklı kılan plandır. Başka bir deyişle 1/5000 ölçekte bir imar planı

düzenlenmesinin teknik açıdan kaçınılmaz olduğu, bunun imar mevzuatı

açısından da gereklilik olduğu açıktır.

Aksi halde, 1/25000 ölçekli planda öngörülen kullanım kararı

doğrultusunda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı hazırlanması halinde

taşınmazların kullanım kararlarının somutlaşmasının uygulama imar

planına bırakılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu da kanunun öngördüğü

şekilde daha somut kullanım kararları üreten nazım imar planı bulunmadan

planlama yapılması sonucunu doğuracaktır. Uyuşmazlıkta olduğu üzere,

1/25000 ölçekli planda meskun alan olarak belirlenen bölge içerisinde

sosyal teknik altyapı alanlarının ve konut alanlarının dağılımının ve yer

seçiminin ne şekilde olacağı, hangi ada ve parselleri kapsayacağı 1/1000

ölçekli uygulama imar planı ile belirlenebilecektir. Bu durum kanunun

öngördüğü nazım imar planı ve uygulama imar planı hiyerarşik uyumuna

aykırı olarak uygulama imar planı ile arazi kullanım kararlarının

belirlenmesi sonucunu doğuracaktır.

Kentsel planlamanın en temel unsurlarından birisi olan imar

planların kademeli birlikteliği ilkesine göre, 1/1000 ölçekli uygulama imar

planlarının uygun olması gereken üst ölçekli plan kademeli olarak 1/5000

ölçekli nazım imar planıdır. Söz konusu planda, daha üst ölçekli 1/25000 

ölçekli plana uygunluk göstermelidir. Hiyerarşik planlama ilişkisine göre, bir

plan bir üst ölçekli plan tarafından yönlendirilmeli ve ona uyumu

noktasında denetlenmelidir. Bu kapsamda 1/1000 ölçekli uygulama imar

planının, 1/5000 ölçekli nazım imar planı olmadan, sadece özel niteliği olan

1/25000 ölçekli plan tarafından yönlendirilmesi imar mevzuatında

öngörülen kademeli birliktelik ilkesine uygun düşmez.

Bu nedenle, imar mevzuatımızın öngördüğü planlama süreci

doğrultusunda, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı uyarınca hazırlanacak

daha somut belirlemelere yer veren 1/5000 ölçekli nazım imar planı

sonrasında, buna uygun olarak uygulama imar planı hazırlanması suretiyle

uygulamaya geçilmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu planlamaya konu edilen

taşınmazın imar planında yol ve yeşil alanda kalması nedeniyle davalı

idarelere başvuruda bulunularak plan değişikliği yapılmasının talep edildiği,

anılan başvuruların davalı idarelerce reddedildiği, taşınmazı da kapsayan

alanda 1/5000 ölçekli nazım imar planının bulunmadığı, 1/25000 ölçekli

nazım imar planında taşınmazın kentsel yerleşim alanında kaldığı, 1/1000

ölçekli uygulama imar planında ise kısmen yol ve yeşil alan olarak

belirlendiği, davacı tarafından aynı istemle yapılan başvurunun reddine

ilişkin 29/07/2002 tarihli 79 sayılı büyükşehir belediye meclisi kararıyla,

26.04.2002 tarihli, 3278 sayılı ilçe belediye başkanlığı işleminin iptali

istemiyle açılan davada İzmir 2. İdare Mahkemesinin 21/09/2011 tarihli,

E:2011/1616, K:2011/1178 sayılı kararıyla dava konusu işlemlerin iptaline

karar verildiği, anılan kararın Dairemizin 04.11.2013 tarihli, E:2012/1039,

K:2013/6293 sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır.

Olayda, taşınmazın kısmen yol ve yeşil alan olarak kullanılmasına

ilişkin kararın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında belirlendiği, davalı

idareler tarafından 1/25000 ölçekli nazım imar planında meskun alanda

kaldığından bahisle 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üst ölçekli imar

planına uygun olduğunun ileri sürüldüğü, davalı büyükşehir belediye

başkanlığı tarafından kabul edilerek yürürlüğe konulan uygulama imar

planı hazırlamaya esas teşkil edecek nitelikte 1/5000 ölçekli somut

belirlemeler içeren nazım imar planı bulunmadığı, yukarıda açıklanan

planlama süreci çerçevesinde planlamanın sadece uygulama imar planı

üretilmesi yoluyla sürdürüldüğü; ancak davalı idarelerce 1/5000 ölçekli

nazım imar planı varmış gibi davacının 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve

1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği taleplerinin değerlendirildiği

görülmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, planlama kademeleri

bakımından 1/1000 ölçekli uygulama imar planına yön veren ve somut

arazi kullanım kararı getiren 1/5000 ölçekli nazım imar planı üretilmeden,

davacının 1/1000 ve 1/5000 ölçekli planlarda değişiklik yapılması isteminin,

mevcut 1/1000 ölçekli imar planı ölçeğinde değerlendirilmek suretiyle

reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık; anılan

işlemlerin hukuka uygun olduğu yolundaki mahkeme kararında hukuki

isabet bulunmamıştır.

Diğer taraftan, Dairemizce verilen karar planlama sürecine ilişkin

olduğu, davaya konu taşınmazların sosyal donatı alanından çıkartılarak

yapılaşmaya açılması anlamına gelmeyeceğinden, davalı idare tarafından

taşınmazı da kapsayan alanda uygulama imar planına esas olacak 1/5000

ölçekli nazım imar planı hazırlanırken taşınmazın kullanım kararı, arazinin

mevcut yapısı, hali hazır durumu, sosyal ve teknik alt yapı alanlarının

yeterliliği gibi hususlar göz önüne alınarak şehircilik ilkeleri, planlama

esasları ve kamu yararı çerçevesinde yeniden belirlenebilecektir.

Açıklanan nedenlerle, İzmir 1. İdare Mahkemesince verilen

12/10/2011 tarihli, E:2011/1436, K:2011/1383 sayılı kararın bozulmasına,

dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık

olmak üzere, 09/12/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

3194 sayılı İmar Kanunu`n 5. maddesinin 1. fıkrasında "Nazım İmar

Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır

haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve

arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini,

bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı

yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile

ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları

göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere

düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan

plandır." hükmüne yer verilmiştir.

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu`nun 7. maddesinin 1.

fıkrasının (b) bendinde de, çevre düzeni planına uygun olmak kaydıyla,

büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5000 ile 1/25.000

arasındaki her ölçekte nazım imar planını yapmak, yaptırmak ve

onaylayarak uygulamak, büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve

sorumlulukları arasında sayılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın 1/25.000

ölçekli İzmir Kentsel Bölge Nazım İmar Planında kentsel yerleşik (meskun)

alanda kaldığı, taşınmazların bulunduğu alana ilişkin olarak 1/5000 ölçekli

nazım imar planı bulunmadığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise

davacının talebi üzerine (parsel bazında), idarenin 1/5000 ölçekli nazım

imar planı yapması konusunda yargı kararı ile zorlanamayacağı, olmayan

1/5.000 ölçekli nazım imar planın, değişikliğinin de söz konusu

olamayacağı, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yapılan keşif ve

bilirkişi incelemesi sonucu bilirkişilerce hazırlanan ve İzmir 2. İdare

Mahkemesinin E:2011/1616 sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporunda,

mevcut imar planında yol ve yeşil alanda kalan taşınmazların konut alanına

açılması yönündeki davacı talebinin şehircilik esasları, planlama ilkeleri ve

kamu yararına uygun olmadığının ayrıntılı bir şekilde belirtildiği

anlaşılmaktadır.

Yukarıda anılan Yasa maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, 1/5000

ile 1/25.000 arasında her ölçekte nazım imar planı yapılabileceği, idarenin

1/25.000 ölçekli nazım imar planı yapması halinde mutlaka 1/5000 ölçekli

nazım imar planı yapma zorunluluğunun bulunmadığı, 1/25.000 ölçekli

nazım imar planının bulunduğu alanlarda 1/5000 ölçekli nazım imar planı

yapılması halinde de bunun parçacıl veya bir bütünlük arz edecek şekilde

yapabileceği sonucuna varılmaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu edilen taşınmazları da

kapsayan alanda 1/25.000 ölçekli nazım imar planının da bulunduğu

dikkate alındığında idarenin artık 1/5000 ölçekli nazım imar planı yapma

zorunluluğunun bulunmadığı, nazım imar planı bulunmaması nedeniyle

davacı talebi doğrultusunda nazım imar planı değişikliğinin de söz konusu

olamayacağı, öte yandan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üst ölçekli

nazım imar planı olan 1/25000 ölçekli nazım imar planına uygun olduğu,

mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda plan değişiklik

talebinin ise sosyal donatı alanlarını azaltıcı mahiyette olması nedeniyle 

şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun bulunmadığı

görüldüğünden, davanın bu kısmına ilişkin olarak verilen davanın reddi

yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının bu kısmının onanması

gerekeceği oyuyla karara katılmıyorum.

Diğer taraftan, imar planlarında kamu hizmet tesislerine tahsis

edilmiş olan yerlerde kalan taşınmazlar üzerinde maliklerin tasarruf hakları

kısıtlanmakta, bu yerler kamulaştırma işlemine konu teşkil edeceğinden

satış değerleri düşmekte, rayiç değerinden satılamamakta, ancak

kamulaştırma bedeli alınmak suretiyle yarar sağlanabilmektedir.

Kamulaştırma yapılmadığı takdirde, kişilerin temel haklarından biri olan

mülkiyet hakkı süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanmakta ve bu

durum mülkiyet hakkının özünün zedelemesine neden olmaktadır.

İmar Kanunu`nun 10. maddesi hükmüyle, belediyelere imar planının

yürürlüğe girmesinden itibaren en geç üç ay içinde imar programını

hazırlama, yatırımcı kuruluşlara imar planlarında kamu hizmetine ayrılan

arsaları imar programı süresi içerisinde kamulaştırma, yine yetkili idari

makamlara kamulaştırmaya ilişkin ödeneği yatırımcı kuruluşun bütçesine

koyma mükellefiyeti yüklenmek suretiyle kanun koyucu tarafından kamu

yararı adına fedakarlığa katlanmak durumunda kalan taşınmaz maliklerinin

mülkiyet haklarının ihlal edilmesi sonucunu doğuracak şekilde uzun süre

taşınmazlarının imar programlarına alınmadan bekletilmesi uygun

görülmemiş ve idareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmaksızın bağlayıcı

sürelerle gerekli işlemleri yapma görevi yüklenmiştir.

Bu anlamda, dava dilekçesinde, davacı tarafından imar planında 18

yılı aşkın bir süredir yol ve yeşil alan olarak öngörülen taşınmazının

mülkiyet hakkı kapsamında kamulaştırılması talebi de yer aldığından

mülkiyet hakkına ilişkin bu iddianın da mahkemece dikkate alınması

gerekirken, bu konuda hüküm kurulmaması usul ve hukuka aykırı

görüldüğünden bu kısma ilişkin bozma kararı verilmesi gerekeceği

görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmetidir.