Kesinleşmeyen kamu alacakları ile haksız fiile dayalı alacakların tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenemeyeceği hakkında.

 T.C.

D A N I Ş T A Y

Sekizinci Daire

Esas No : 2010/4364

Karar No : 2013/7777

 

 

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Gaz Dağıtım Sanayi ve

Ticaret A.Ş.

Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : İnegöl Belediye Başkanlığı

İstemin Özeti : Bursa 3. İdare Mahkemesinin 09/04/2010 gün ve

E:2009/1032, K:2010/292 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne

sürülerek, 2577 sayılı Yasa`nın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek

bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Hilal AKTEMUR DERMANCIOĞLU

Düşüncesi : Davacı şirkete tebliğ edilen ödeme emrinin iptali

istemiyle dava açılmış olup, Mahkemece kısmen iptal-kısmen ret kararı

verilmiş, kararın redde ilişkin kısmı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece reddedilen kısma ilişkin, ödeme emri içeriğindeki

alacaklardan 1.685,00 TL‘si 1608 sayılı Kanuna göre verilmiş idari para

cezası, 6.139,66 TL‘si ise zarar-ziyan bedeline ilişkin olup, her iki alacağın

tahakkuk aşamasında ilgili oldukları Encümen kararı davacı şirkete tebliğ

edilmiş, tebliğin üzerinden iki yıla yakın bir zaman geçtikten sonra da dava

konusu ödeme emri düzenlenmiştir.

6183 sayılı Kanunun 1. Maddesine göre idari para cezaları ödeme

emri ile tahsil edilebilecek amme alacaklarından sayılsa da haksız fiile

dayalı zarar-ziyan bedeli ödeme emrine konu edilemeyecektir.

Davaya konu ödeme emrine konu 1.685,00 TL idari para cezasının

tahakkuk aşamasıyla ilgili olan Encümen kararları 2007 yılı içinde davacı

şirkete tebliğ edilmiş olup, şirketçe, Encümen kararlarının verildiği tarihte

yürürlükte olan 1608 sayılı Kanun uyarınca Sulh Hakimliğine itiraz

edildiğine ilişkin bilgi-belge sunulmamış olup, bu haliyle alacağın (idari para

cezasının) kesinleştiğinin kabulü gerekmektedir.

Bu durumda, kesinleşmiş kamu alacağının tahsiline ilişkin olarak

düzenlenen ödeme emrinin idari para cezasına ilişkin kısmında hukuka

aykırılık bulunmadığından kararın bu kısmının onanması gerektiği

düşünülmektedir.

Ödeme emrinin zarar ziyan bedeline ilişkin kısmı ise; haksız fiilden

kaynaklanıp, ödeme emrine konu edilemeyeceğinden bu kısma ilişkin

kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, davacı şirket adına düzenlenen 01.06.2009 günlü ödeme

emrinin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, ödeme emrine konu alacaklardan 38.674,04

TL kira alacağının ödeme emrine konu edilemeyeceği; 1.169,98 TL hasar

bedelinin ise dayanağı encümen kararının bulunmadığı gerekçesiyle

iptaline; ödeme emrine konu alacaklardan 1.685,00 TL idari para cezasının

1608 sayılı Kanun uyarınca verildiği ve dayanağı encümen kararlarının

davacıya tebliğ edilmiş olduğu; 6.139,66 TL hasar bedeline ilişkin encümen

kararlarının da izinsiz asfaltı bozması, su borusunun patlaması sonucu zarar

verilmesi nedeniyle alındığı ve davacıya tebliğ edilerek kesinleştiği

gerekçesiyle bu kısımlara ilişkin davanın reddine karar verilmiş olup,

kararın reddine ilişkin kısmı davacı tarafça temyiz edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketçe yapılan doğalgaz boru

döşemeleri sırasında belediyeye ait su borularına ve asfalta zarar verilmesi

nedeniyle 24.07.2007 ile 15.04.2008 tarihleri arasında müteaddit defalar

belediye encümeni tarafından 1608 sayılı Yasa uyarınca idari para cezasıyla

cezalandırılmasının yanı sıra aynı encümen kararlarıyla zarar ziyan

bedellerinin ödettirilmesine karar verildiği ve söz konusu encümen

kararlarının davacıya tebliğ edildiği, ilgili bedellerin ödenmemesi üzerine 

dava konusu ödeme emrinin tanzim edilmesi üzerine bakılmakta olan

davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Davaya konu ödeme emrinin 1.685,00 TL idari para cezasına ilişkin

kısmı yönünden;

Anayasa‘nın 11. maddesinde, Anayasa hükümleri yasama, yürütme

ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan

temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, 40. maddesinin 2. fıkrasında

"Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere

başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almıştır.

İdari işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer

alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna

getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede

başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin

gereğidir. Anılan Anayasa hükmü ile de bireylerin yargı ya da idari

makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması

amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere

başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

Olayda; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan tebliğe ilişkin

evraklar incelendiğinde, ilgilinin kaç gün içinde, hangi mercilere

başvurabileceğinin belirtilmediği; bu haliyle işlemlerin Anayasa‘nın

yukarıda belirtilen açık hükmüne aykırı olduğu ve kesinleşmiş bir amme

alacağından söz edilemeyeceği açıktır.

Bu hale göre, kesinleşmeyen alacak için ödeme emri

düzenlenemeyeceğinden davaya konu ödeme emrinin idari para cezasına

ilişkin kısmı da hukuka aykırı bulunmuştur.

Davaya konu ödeme emrinin 6.139,66 TL zarar ziyan bedeline

ilişkin kısmı yönünden;

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun‘un

"Kanunun Şümulu" başlıklı 1.maddesinde; belediyelerin haksız fiilden

doğan alacaklarının bu Kanun kapsamı dışında olduğu düzenlenmiştir.

Davaya konu ödeme emrinde belirtilen 6.139,66 TL zarar ziyan

bedeli, davacının, belediyenin bakım ve gözetimindeki asfalta ve su

borularına verdiği zarar neticesinde oluşmuş olup, davacının bu eyleminin

haksız fiil niteliğinde bulunduğuna kuşku bulunmamaktadır.

Bu duruma göre idare ile zararı veren kişi arasındaki uyuşmazlığın,

haksız fiile ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerlerinde açılacak 

davalarda çözümlenmesi gerektiğinden, idarenin tek yanlı olarak, zarara

uğradığından bahisle davacıyı borçlu kabul etmesi ve re‘sen zarar

hesaplaması yaparak bunu tahsil etmesi olanaklı değildir.

Olayda; davacının eylemi nedeniyle oluşan zarar ve ziyanın,

davacının haksız fiili niteliğinde bulunması ve bu tür fiillerden doğan

alacakların yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca bu Kanunun kapsamı

dışında bulunması nedeniyle, bu alacağın ödeme emrine konu

edilemeyeceği ve ödeme emri ile tahsilinin sağlanamayacağı açık

olduğundan, tek yanlı irade beyanıyla tesis edildiği sabit olan ve davacıdan

belediyeye ait alana verdiği zarara karşılık 6.139,66 TL‘nin ödeme emri ile

istenilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Bu hale göre; kesinleşmemiş bir amme alacağının ve haksız fiile

dayalı alacağın ödeme emrine konu edilemeyeceği anlaşıldığından, aksi

gerekçe ile davayı reddeden Mahkeme kararında hukuki isabet

görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; Bursa 3. İdare Mahkemesinin temyize konu

kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan

mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş)

gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere12/11/2013

tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmetidir.