rize ışıklı köyü

Işıklı Köyü, Rize-Hopa karayolunun 54. kilometresinde yer alır. Denizden takriben 20-40 metre yükseklikte kurulmuştur. İlçe merkezine 5, il merkezine 51 kilometre uzaktadır. Köyün hemen önünden Karadeniz sahil yolu geçmektedir. 02.08.2015 tarihinde yapılan referandumla Ardeşen ilçesine bağlı mahalle statüsü verilmiş ve merkez Işıklı Mahallesi olmak üzere bazı mahallelere bölünmüştür. Köy statüsündeyken 1018 olan nüfus, mahalle olduktan sonra 602 olarak tespit edilmiştir. Karadeniz sahil şeridi boyunca uzanan Işıklı Köyü, köklü sosyal ve kültürel geçmişinin bugüne kazanımları sayesinde ülkemizin modern yerleşimlerinin başında gelir.

Tarih

Işıklı’nın eski adı olan Ğere, Lazca’da çarşı, şehir, merkez anlamlarına gelmektedir. Işıklı, Osmanlı Devleti’nin tapu tahrir defterlerinde ve resmi yazışmalarında Ğere veya Gare/Ğare olarak geçmekte, halk ağzında ise Ğere veya Ğera olarak kullanılmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yabancı dil ve köklerden gelen ve kullanılmasında büyük karışıklığa yol açan yerleşme yerleri ile tabii yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesine karar verilmiş, 1949 yılında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ile bu uygulama yasal bir dayanağa kavuşmuş ve sonucunda Ğere de Işıklı ismini almıştır.

Köyün tarihini 600 yıl kadar öncesine götürebiliriz. Şu anda bağlı olduğu ilçe olan Ardeşen’den önce kurulan Işıklı Köyü, tarihi camisi, derebeylik konağı ve rüşdiye binası gibi tarihi yapılarla bunu kanıtlamaktadır. Bunun yanında 1940-1950’li yıllarda Işıklı’da gümrük muhafaza memurluğu, iki taş ekmek fırını, iki erkek terzihane, üç berber dükkânı, altı kahvehane, beş bakkaliye, altı manifatura dükkânı, mısır, un, şeker gibi temel gıda malzemeleri satan üç mağaza, bir bahçeli butik otel, bir marangoz atölyesi, meydanında muhtarlık ve halkevi binası bulunmaktaydı.

Işıklı’nın ilk yerlileri; Hacışahinler, Keleşoğulları, Gülhasanlar, -bugün Ergün soyadıyla bilinen- Aǯxoci sülalesi, Efendioğulları, Berberoğulları (Hemşin-Subaşı-Xaçapit Köyü’nden gelmişler ve Işıklı’ya yerleşenler Gültekin soyadını almışlardır)’dır. Bunların haricindeki sülaleler sonradan Işıklı’ya yerleşmişlerdir.

İlk dönemlerde, tüm Karadeniz kıyı kesiminde olduğu gibi Işıklı sahilinde de sıtma hastalığı sebebiyle yerel halk daha çok iç kesimlerde yaşamaktaydı. Yaylalarda kendilerine özgü bir yaşam sürdüren Lazların sahile inmeye cesaretleri yoktu. Işıklı’yı neredeyse tamamen Lazların oluşturması hasebiyle Osmanlı Devleti, önemli politikalarından biri olan iskân politikasını bu bölge için de uygulama gereği duymuştur.

Politika gereği Işıklı sahiline muhtemelen Yavuz Sultan Selim döneminde, bir Türk boyunun (Bu Türk boyu Çepniler olması olasıdır) parçası olan Hacışahinler sülalesi yerleştirilmiştir. Hacışahinler bu yerleşimden sonra, kendilerine verilen geniş topraklar ve üst düzey ayrıcalıklar sayesinde kısa sürede zenginleşerek tüm Işıklı sahiline egemen olmuşlar, sahilde büyük bir konak inşa ederek derebeyliklerini kurmuşlardır. Tabiî ki Osmanlı devlet yapısı içerisinde derebeylik sisteminden bahsetmek olanaksızdır, fakat Lazların çoğunlukta olduğu bu bölgede Türk orijinli olan Hacışahinlerin nüfuzunu arttırarak Lazları Türk devlet sistemine entegre etmek için böyle bir özerkliğe sınırlı imtiyaz göstererek hoşgörülü yaklaşmıştır.
Türk derebeylerine Türkleştirme amaçlı hoşgörü gösterilmesinin yanında, itibarlı Laz derebeylerinin de geçmişte Osmanlı Devleti’nde varolduğunu ve devletin bunlara belli bir süre hoşgörüyle yaklaştığını görmekteyiz. Osmanlı Devleti bölgenin fethinden sonra Lazların sisteme uyum sürecini yumuşak tutmuş ve bu şekildeki oluşumlara belli zamana kadar ılımlı bakmıştır. Bu konuda, Lazlar hakkında önemli bilimsel araştırmalar yapan Ildiko Beller Hann’ın sözleri konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamızda bize yardımcı olacaktır: “Lazlar’ın yaşadığı bölge XX. yüzyıldan önce hiçbir zaman büyük bir imparatorlukla bütünleşmedi, ama tampon bölge işleviyle onlarla gevşek bir yapıda müttefik kaldı.” Bu sözler de gösteriyor ki Bizans İmparatorluğu gibi Osmanlı İmparatorluğu da Lazlar’a, dolayısıyla bu bölgeye karşı daha serbest bir tutum izledi. İmparatorluğun bu tutumu da yerel derebeylerin güçlenmesini kaçınılmaz hale getirdi. Bakınız Hann bu konuda şunları söyler: “XIX. yüzyıl başları, merkezî Osmanlı hükümetine karşı kendini başarıyla kabul ettiren yerel derebeylerin güçlenmesine tanık oldu.” Kaldı ki bölgedeki yerel Laz derebeylerinin de devlete karşı asice bir davranışı olmamıştır. Işıklı’nın en eski yerlilerinden olan bu bey de muhtemelen diğer Laz beyleriyle benzer özellikleri taşımaktadır.

Yöre halkı bugün, Konak Deresi’ne ismini veren ve derenin hemen batısında bulunan kale biçimindeki harabeden derebeylik şatosu olarak bahseder. İşte bu harabe yaklaşık 500 yıl önce Hacışahinler olarak bilinen sülalenin Işıklı’ya hükmettiği derebeylik merkeziydi. Bugün yöre halkı Hacışahinlerden ‘geçmişte zengin toprak sahipleri ve itibarlı derebeyleriydi’ şeklinde bahseder. Işıklı sahil kesimine hâkim olan ve halkı haraca bağlayarak sömüren Hacışahinler, doğal sebeplerle yapılan mecburî göçenlerin dışında, geriye kalan birçok kişinin baskılar sonucu iç kesimlere göç etmesine sebep olmuştur. Uzun zaman devam eden bu derebeylik, Osmanlı merkezî yönetiminin baskılarını arttırması ve bunun üzerine bir de tüm Karadeniz sahilini olduğu gibi Işıklı sahilini de etkileyen sıtma salgının eklenmesi sonucu dağılmıştır. Sahil kesiminde yaşayan halk iç kısımlara, yaylalara göç etmek ve burada yaşamlarını devam ettirmek zorunda kalmıştır. Hacışahinler ise gene Karadeniz’in çeşitli yerlerinde hüküm sürmüşlerdir.

Hacışahinlerin saltanatından sonra sahil kesimindeki arazilerin büyük bir kısmına Gülhasanlar olarak bilinen aile sahip oldu. Derebeylik sisteminin son bulduğu bölge demografik bakımdan nispeten daha hızlı bir gelişme gösterdi. Geçmişte de önemli bir bölge olan Işıklı aynı şekilde bu özelliğini devam ettirdi. Bölge Laz olmayan unsurları da kabul etti. Fakat bu unsurlar kısa zamanda Laz kültürüyle bütünleşerek Lazlaştı. Bölge bugün, Laz kültürünün en yoğun yaşandığı yerlerin başında gelir.

Kültür

Halk Pazarı: Bölgenin merkezi bir özellik taşıması, burada kurulan pazar yerinin önemini büyük oranda arttırdı. Bugün son bulan Işıklı’nın meşhur Cuma Pazarı, Trabzon’dan Hopa’ya kadar birçok kişi tarafından ziyaret edilirdi. Yöre halkının anlatımına göre Cuma günlerine Işıklı merkezine Trabzon’dan bile pazar kurmaya gelirler, gün aydınlanmadan yer kaparlardı. Kalabalık sebebiyle yürümekte bile zorlanan halk oluşan bu kalabalığı ‘Cuma günleri Işıklı’da iğne atsan yere düşmezdi’ şeklinde tanımlar. Bu veriler ticaretin yanında kültürel alışverişin de yaşandığını ve sosyal, dışa açık bir yapının varolduğunu kanıtlar. Işıklı’nın, sahilde kurulmuş olması da bu bakımdan bölge için büyük avantajdır. Pazar Yerinin yanı sıra, halk mübarek Cuma günleri civar köylerden, tarihi özelliği bilinen ve manevi olarak apayrı bir değeri olan Işıklı Cami’ye gelir ve Cuma namazını burada kılardı. Cuma günleri Işıklı’nın böylesine kalabalık olmasının temelinde bu iki unsur yatmaktadır.

Işıklı Merkez Cami (Ğere Oxvame)

Işıklı Merkez Cami köyün en eski ikinci camisidir. Bu caminin bulunduğu yerde olan ilk cami ahşap olduğundan dolayı çeşitli olaylar neticesinde zamana yenik düşerek yıkıldı. Işıklı’nın gerek mimari özellikleri, gerekse geçmişi bakımından var olan en önemli tarihi yapısı olma özelliğini taşıyan caminin yapımı 1887 yılında tamamlanmıştır. Cami kalın taş duvarlı, 10.60×12.25 metre ölçüsünde dikdörtgen plandadır. Arka kısmında büyük bir mezarlığı bulunmaktadır. Sonradan sağ tarafına eklenen şadırvan yıkılarak geniş bir avlu oluşturulmuş, caminin arka kısmına daha teşekküllü yeni bir şadırvan inşa edilmiştir. Sol tarafına ek olarak yapılan minaresi genel mimariyle örtüşmeyen basit bir yapıdır. Oldukça eskiyen yapı 2005 yıllarında geniş bir restorasyon geçirmiş ve bugünkü halini almıştır. Cami ahşap ve betonarme kısımlardan oluşmaktadır. Mimari özellikleri, yapılışındaki büyük ustalığı gözler önüne sermektedir.

Işıklı Camiî’nin müsebbinin Seydioğulları olduğu bilinmektedir. Fikir ve proje olarak ilk girişimi bu aile yapmıştır. Ekonomik desteği veren ise Ekşioğulları olmuştur. Ekşioğulları’nın camiî yapımıyla böylesine yakından ilgilenmesi, Işıklı’yla o günlerde de önemli yakınlıklarının olduğunu göstermektedir. Ahşap olarak inşa edilen ilk caminin yıkılışından sonra, Seydioğullarının telkini ve Ekşioğullarının mali desteğiyle bugünkü cami inşa edilmiştir.
Kim tarafından yapıldığı isim olarak bilinmemesine rağmen, ustanın Türk olduğu söylenmektedir. Bu usta hakkında bilinen rivayetlerden biri ise şöyledir: Usta cami duvarlarının inşaatını tamamladıktan sonra, çatıyı örtmeden köy halkından habersiz Işıklı’dan ayrılır. 6 ay sonra dönüşünde halk ona kızgınlığını dile getirir ve habersiz ayrılmasının nedenini sorar. Usta da, ‘duvarın inşaâdan sonra sağlamlığı için belli bir süre kalıp oturması gerekiyordu. Siz ise inşaatın bir an önce bitirilerek ibadete başlamasını isteyecektiniz. Eğer ben burada kalsaydım siz beni çatıyı öretmem için zorlayacaktınız, oysa ben bu şekilde çatıyı örtemezdim, bu yüzden de ayrılmak zorunda kaldım’ şeklinde cevap vermiştir ve geri kalan çatı kısmını da tamamlayarak cami ibadete hazır hale getirilmiştir. Halk cami duvarının I. Dünya Savaşı sırasında atılan toplarla bile yıkılamamasını bu rivayete bağlamaktadır.

Yapılış sürecine ait en bilindik rivayet şöyledir: Caminin malzeme olarak büyük kaya taşlarından yapılması planlanmış olmasının yanında, inşaatın yaklaşık 30-40 metre aşağı kısmında bulunan denizden bu kayaları taşımak o günün şartlarında neredeyse imkânsızdı. Yapılış aşamasında en büyük sorunu teşkil eden bu konunun bir yandan muhakemesi yürütülüyor, diğer yandan da Allah’tan yardım dileniyor, dualar ediliyordu. Tam bu esnada bir gece patlak veren kuvvetli fırtına ve akabinde oluşan yüksek dalgalar cami inşaatının önüne yeterli miktarda kayanın yığılmasını sağlamış ve bu kayalar sayesinde cami inşaatı kolaylıkla yapılmıştır.

Caminin arka tarafında bulunan ve Işıklı tarihinin tüm gizlerini içinde barındıran mezarlık kısmının şu ankinden daha büyük olduğu bilinmektedir. Mezarlık kısmı eski anayola kadar uzanmaktaydı ve yol yapım çalışmalarında bu eski mezarlara ait kemiklere rastlanmış, buna karşın yol çalışmalarına devam edilmiş, kemikler yüzeye saçılmış ve bu mezarlar tamamen yok edilmiştir. Anayolun eski bir mezarlığın üstünde geçmesine karşı çıkılması ise sonuç vermemiş ve yol yapım çalışmaları tamamlanmıştır. İşte bu anayol üzerinde her yıl kesinlikle kazalar yaşanır ve ölümler olurdu. Yöre halkı da bunu mezarlara karşı yapılan saygısızlığın bir sonucu olarak nitelendirmekteydi. Neticede bu anayolun Işıklı’ya yarar sağladığını pek söyleyemeyiz. Karadeniz Sahil Yolu Projesi’ni destekleyenlerin de en büyük gerekçesi her yıl yaşanan bu kazaların ve ölümlerin yapılan yeni anayolla bir son bulacağı düşüncesiydi.

Caminin tanıtılabilmesi için dış kısmından başlayarak incelemek yerinde olacaktır:

Dış görünüm: Cami, yapı olarak kare biçimindeyken eklenen kısmıyla birlikte bugün dikdörtgen bir görünüm kazanmıştır. Dış görünüm olarak rivayet edilen şekle de uygunluk gösterir bir tarzda 1-1,5 metre genişliğinde kaya bloklarından oluşmaktadır.

Çatı kısmı: Çatı kısmı geleneksel Laz mimarisinden taviz vermeyen bir yapıya sahiptir. Ahşap oymalar ve desenler yöresel Laz evleriyle paralel özellikler taşımaktadır.

Ön kısım: Caminin yaklaşık 3 metre genişliğinde olan ön kısmı sonradan eklenmiştir. Ön yüzünde bulunan giriş kapısını araladığımızda sağ tarafımızda sohbet odası ve sol tarafımızda ayak kaplık kısmı bulunur. Orijinal giriş kapısı ise bundan sonraki kısımdır. Asıl giriş kapısı açık, halıyla örtülmüş bir şekildeyken, yenilemeden sonra normal ahşap kapı şeklini almıştır. Bu kapıdan içeri girildiğinde hemen sol tarafta balkon kısmına çıkan merdivenler görülür.

Minber: Orijinalinde 2-3 metre sol tarafta yer alan minber, bugün tamamen sağa kaydırılmıştır. Minber, yerel ahşap oymacılığın muhteşem örneklerinden biridir.

Mihrap: Orijinali değiştirilmemiş olan cami mihrabı granit taş oymacılığının güzel örneklerindendir. Barok tarzı üslup göze çarpan bir içeriktir. Silmelerle çevrili mihrap üzerine bazı ayetler nakşedilmiştir. Cami içerisindeki yenileme çalışmalarında diğer yazılar tekrar elden geçirilmesine rağmen mihrap kısmının üstünde bulunan Allah yazısı değiştirilmemiştir. Onun da hemen üstünde yer alan küçük yuvarlak delik ve diğer kısımlarda bulunan eşit çaptaki delikler o günün teknolojisiyle caminin akustiğini sağlamak, sesin yankı yapmasını önlemek amacıyla düşünülmüş bir ayrıntıdır.

Pencereler: Pencerelerin dış kısmı küçük, fakat iç kısma doğru genişleme gösterir niteliktedir. Aşağıya doğru eğik yapılmış bu pencereler standart boydaki pencerelerin yaydığı ışığı rahatlıkla yaymaktadır.

Kürsü: Kürsü önceden beton bir yapıdan oluşmaktayken yenileme işleminden sonra caminin genel mimarisine uygun ahşap bir yapıyla değiştirilmiştir.

Sütunlar: Yaklaşık 0,5 metre çapında, yuvarlak, içi beton, dışı ahşapla kaplanmış olan sütunlar kubbenin ve ikinci cemaat yerinin ağırlığını taşımaktadır.

Kubbe: Caminin estetik açıdan en can alıcı kısmı ise kubbesidir. Kubbe kısmı takdire şayan bir mimari ustalık göstermektedir. Kubbe içerisinde bitkisel motifli kalem işleri görülmektedir. Kubbenin orta kısmında, avizenin çıkış bölümünde bulunan büyük yıldız ve çevresindeki küçük yıldız motifleri birçok medeniyet tarafından kullanılan Davud Yıldızı’nı andırmaktadır.

Işıklı Merkez Cami yapılışından bu yana çeşitli zorunluluklarla yenileme işlemlerine tabi tutulmuş, fakat bu işlemler orijinal yapıya zarar vermeden özenle gerçekleştirmiştir. Tamamen cemaatin katkılarıyla 2005 yılında tamamlanan son yenileme çalışmalarıyla cami hoş bir görünüm kazanmıştır. Özellikle Osmanlı-Rus Harbi sırasında, eski giriş kapısının hemen üstündeki çatı kısmı ve balkon (kadın cemaat) kısmını ayakta tutan sol sütun büyük zarar görmüştür. Çatı tamiratı belli bir süre sonra yapılmasına rağmen, sütunun tamiratı bu son yenileme işlemleri sonucunda yapılmıştır.

Işıklı Merkez Cami, tarihi olması ve kutsal olduğu söylencelerinin günümüze kadar gelmesi hasebiyle köy dışından birçok ziyaretçi çekmektedir. Özellikle mübarek Cuma günleri, Cuma namazı vesilesiyle çevre köylerden namaz kılacak olan erkeklerin birçoğu ve ilçelerden gelen vatandaşlar da bu camide toplanır. Cuma günlerinin böylesine kalabalık olması, Cuma pazarının kurulmasındaki en büyük etkendir. Kadınlarsa bir kült olmamakla birlikte bedensel veya zihinsel özürlü olan veya da çeşitli fobileri olan ve hekimlerce tedavi edilemeyen çocuklarını okutmak için hala bu camiye götürürler.

Köy Mezarlığı: Işıklı Merkez Cami’nin hemen karşısında bulunan ve görenleri cezbeden heybetiyle mekânına gelenleri adeta selâmlayan, geçmişi yüzyılı aşkın tarihi ıhlamur ağacı ile cami arasından uzanan eski anayol ise mezarlıkların üstünden geçmiş, hatta yol yapım çalışmalarında insan kemikleriyle karşılaşılmış, fakat yol her şeye rağmen tamamlanmıştı. Yöre halkı her yıl yaşanan kazaların sebebini bu olaya bağlamaktaydı. Bu açıdan baktığımızda Sahil Yolu Projesinin Işıklı’ya kazanımlarından en önemlisi yeni anayolun her yıl yaşanan bu kazalara bir son verecek işlevde tasarlanmasıydı.

Eğitim

Işıklı ilçe düzeyinde ilk rüşdiye açılan yerdir. Bu rüşdiyeyi bugün Işıklı 60. yıl İlköğretim Okulu seyretmektedir. Bu köklü eğitim kurumu sebebiyle halkın eğitim düzeyi ve kültürel gelişimi oldukça yüksektir. Köyde lise mezunu olmayan genç hemen hiç yoktur. Bölge ilköğretim okulundan mezun olanların yaklaşık %60’ı üniversite eğitimlerini tamamlamış veya da devam ettirmektedirler. Bu istatistik köy düzeyinde baktığımızda ulaşılması güç bir rakamdır.

Rüşdiye Binası: Karadeniz Sahil Yolu Projesi sonucunda yıkılan Işıklı İlköğretim Okulu’nun batısında yer alan ve en son atölye olarak hizmet veren tarihi bir bina da, Osmanlı döneminde ve cumhuriyetin ilk yıllarında rüşdiye (ortaokul) olarak kullanılan binadır. Yıkılan bu bina iki katlı olup alt katı köy ambarı, üst katı ise rüşdiye binası olarak kullanıldı. Yapının üst katı 1945’ten sonra yıkıldı. Rüşdiyeye çevre köylerden birçok kişi gelirdi. Bu da Işıklı’nın eğitim ve kültür yününden merkezî bir özellik taşıdığını kanıtlar niteliktedir.

Işıklı 60. Yıl İlköğretim Bölge Okulu: Okul Cumhuriyetin kuruluşunun 60. yılına denk geldiği için bu ismi almıştır. 1983 yılında hizmete açılan bu eğitin kurumu, çevre köylerden taşımalı sistemle öğrenci alan merkezi bir okul olması bakımından da önemli bir konuma sahiptir. Eğitim kalitesi, başarıları ve sosyal faaliyetleri göz önüne alındığında, bir köy okulu olmasına rağmen çevre okullarla rekabet edebilecek, hatta birçok alanda onlardan üst düzeyde faaliyet gösterebilecek seviyededir. Okulun bahçesinde bulunan futbol sahası bir zamanlar Işıklı Spor Kulübü’nün resmi stadı olarak kullanılmıştır. Karadeniz Sahil Yolu Projesi kapsamında yıkılan okul artık eski Akfa arazisi olarak bilinen arazide inşa edilen yeni binasında eğitim-öğretim faaliyetine devam etmektedir.

Işıklı Denizcilik Meslek Lisesi: Işıklı Köyü’nün merkezi bir özellik taşıması ve denizle iç içe olması sebebiyle MEB burada bir denizcilik okulu açılmasını uygun görmüştür. Işıklı Denizcilik Meslek Lisesi 2008-2009 eğitim-öğretim yılında hizmete açılmıştır. METEM bünyesinde hizmet verecek olan okul, muhtarlık tarafından yeni inşa edilen binanın Denizcilik Meslek Lisesi’ne tahsisiyle eğitimine başlamış ve hâlihazırda faaliyetine devam etmektedir.

Ekonomi

Çay Tarımı: Köyün ekonomisi tarım ve balıkçılığa, kısmen de hayvancılığa dayanır. Hemen herkes belli büyüklükte çay bahçesine sahiptir. Bunun yanında son yıllarda kivi üretiminde gözle görülür bir artı yaşanmaktadır. Kivi üretimi çaya alternatif olması açısından çok önemlidir. Yok denecek kadar az da olsa direkt olarak çay bahçelerinden geçimini sağlayanların yanında çay, çoğu kişinin yan geliridir. Halkın temel gelirinin yanında böyle bir yan gelire sahip olması refah yönünden iyi bir düzeyde olmasında ana etkendir.

Işıklı Çay Fabrikası: Köyün en önemli sanayi kuruluşu, 1980 öncesinde inşa edilen ve depo olarak kullanılan, 1990’larda ise faal duruma geçirilerek işletmeye açılan Işıklı Çay Fabrikası’dır. Halkın önemli bir kısmı bu fabrikada istihdam edilmiştir.

Limanlar: Köyde, Işıklı Merkez Limanı ve Taşbaşı Limanı olmak üzere iki de liman bulunmaktadır. Merkez limanda irili ufaklı yaklaşık 35, Taşbaşı Limanındaysa 15 tekne bulunmaktadır. Balıkçılık, özellikle kış aylarında sezonunun açılmasıyla beraber yöre halkı tarafından yoğun olarak yapılan bir faaliyettir. Asıl mesleklerinin haricinde yaz mevsiminde çayla meşgul olan halk, kış geldiğinde balıkçılığa yönelir.

Coğrafya ve Yaşam

Bölge, doğa ve iklim şartları olarak Doğu Karadeniz coğrafyasının tipik özelliklerine sahiptir. Mikro-klimanın sunduğu ayrıcalıklardan payını en iyi şekilde almıştır. Karadeniz’in nadide sahillerinden biri olan Işıklı sahili de tüm sahil şeridiyle beraber aynı kadere razı olmak zorunda kalmış, Sahil Yolu Projesi sonucunda denizin iç kesimlerine kadar kayalarla doldurulmak suretiyle sahil yok edilmiştir. Bunun yanında eski anayolun alt kısmında kalan tüm yapılar, özelliklerine bakılmaksızın yıkılmıştır. Sağlık ocağı eski anayolun biraz daha alt kısmına yeniden inşa edilirken, ilköğretim okulu eski Akfa arazisine taşınmıştır. Bu yıkım sonucunda sahil kısmında sadece yıkılan okulun bitişiğinde bulunan ve konferans salonu olarak kullanılan bina ayakta kalabilmiştir. Karadeniz Sahil Yolu Projesinin Işıklı’ya nadir kazanımlarından biri de, Taşbaşı’nda bulunan eski limanın yerine iki tane daha büyük ve modern limanlar inşa edilmesi olmuştur. Anayolun üst kısmında kalan, 1968’lerde köy muhtarı Ethem Yakıcı’nın İller Bankası’na müracaatı sonucunda inşa edilen blok dükkânlar da yıkılmıştır.

Atmacacılık Kültürü: Lazların ata sporu olan atmacacılık kültürü ilk olarak zor bir coğrafyada yaşayan Lazların kendi iaşelerini karşılamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Belli tekniklerle yakalanan atmacaların en büyük güçlü ve iyi huylu olanı seçilerek kısa süreli itaat eğitiminden sonra sahibine alıştırılır ve kanatlı yaban hayvanlarını yakalamak üzere eğitilirdi. Eğitimli atmacalarla yapılan avlar temizlenerek kurutulur veya salamura haline getirilerek kışlık erzak yapılırdı. Geçmiş tarihlerde yaban hayvanlarının bolluğundan dolayı yüksek miktarda yapılan avlar merkezden uzak yaşayan insanların iaşesini uzun bir süre karşılamaya yetmekteydi. Eğitimli atmacalar ise kışlatılarak kafes atmacacılığı tekniğiyle yıllarca bu amaç için kullanılırdı. Bu şekilde uzun yıllardır süregelen atmacacılık, söz konusu erzak depolama ihtiyacının ortadan kalkması sebebiyle sadece bir hobi olarak yapılmaya devam etmiş, yakalanan atmacaların gücünden ziyade güzelliği önem kazanmıştır. Günümüzde ise atmaca bu sporu yapanların önemli bir kısmı sadece yakaladıkları atmacalara eğitim vererek kısmen avda kullanmakta ve sezon sonunda doğaya salmakta, az bir kısmı da eğlence ve spor amaçlı bıldırcın avı yaparak atmacayı kışlatmakta ve gelecek sezona ‘tüylek’ adayı olarak hazırlamaktadır.

Köy halkının en önemli ilgi alanı Lazların ata sporu olan atmacacılıktır. Lazların tutkusu ve özgürlüklerinin simgesi olan atmaca Işıklı halkının adeta sevgilisidir. Yaz aylarının sonu ve sonbahar başlangıcında bu ata sporunu yaşatanlar, atmaca yakalamak için bölgenin yüksek kesimlerinde kendilerine özel olarak hazırladıkları ‘tenta’ olarak adlandırılan yerlere çıkarlar ve boş vakitlerini buralarda değerlendirirler. Yüksek sırtların hemen hepsinde bir tentaya rastlamak mümkündür. Bu tenta yerleri nesilden nesile aktarıldığı için tecrübeyle sabit olan en uygun yerlerde kurulur.

Atmacacılık sporu özellikle orta yaş ve üzeri halk tarafından geleneksel öğretiler izlenerek doğal yaşamı koruma içgüdüsüyle ve oldukça bilinçli olarak yapılmaktaydı. Son dönemlerde ise doğal yaşama verilebilecek olan olası zararların önüne geçmek adına Çevre ve Orman Müdürlüğü Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nce Halk Eğitim Müdürlükleri tarafından verilen kurslarla birlikte sertifikalı ve profesyonel olarak yapılmaya başlanmıştır. Işıklı’da atmacacılık derneklerine üye olanlar nispeten az olsa da derneklerden bağımsız olarak yapılan bu spor, tamamen doğal dengenin korunması, atmaca ve diğer yaban hayvanlarının neslini sağlıklı bir şekilde devam ettirme üzerine kurulmuştur. Tutulan atmacaların çok büyük bir kısmı tekrar doğaya bırakılır veya belli bir süre saklandıktan sonra kış gelmeden salınarak göçe devam etmesi sağlanır. Bunun için sezon sonunda özellikle atmaca dernekleri tarafından atmacaların toplu olarak doğaya salınması festivali yapılmaktadır. Bunun yanında belli dönemlerde o yıl tutulan en güzel atmacayı seçmek için atmaca güzellik yarışmaları da yapılır. Kafes atmacacılığının ise özellikle son yıllarda nispeten azaldığı görülür.

Afyon Tepe (Baba): Işıklı’nın güneydoğusunda bulunan ve tüm köyü seyredebildiğimiz ender noktalardan biri olan Afyon Tepe bakanları cezbeden heybetli bir görünüme sahiptir. Dağın bu ismi alması ilginç bir rivayete dayandırılmaktadır. Şöyle ki; bu yörede yaşayan bir genç, güzel bir kıza âşık olmuş, fakat çok sevmesine rağmen kızı kendisine vermemişler. Bu âşık da kimsesiz bu tepeye gelip küçük bir kulübe yaparak yaşamını devam ettirmeye başlamıştır. Aşkının acısını bir nebze de olsa dindireceğini düşünerek de afyon yetiştirerek içmeye başlar. İnsanlardan ırak, sakin bir ortamda kimsesiz olarak yaşayan bu âşık babası gibi gördüğü bu dağda yaşadığı ve tek tesellisi afyonu da burada yetiştirdiği için bu dağa ‘Afyon Baba’ ismini vermiştir. İşte bu dağ günümüze Afyon Baba veya Afyon Tepe olarak söylenegelmiştir. 1980’li yıllarda yapılan profesyonel ağaçlandırma projesiyle ladin ve çam ağaçlarıyla kaplanan ormanda 2014 yılında çıkan ve yaklaşık 16 saat devam eden büyük yangın sonucunda 70 hektarlık alan zarar görmüştür.

Sağlık ve Spor

Işıklı Sağlık Ocağı: Kuruluşu 1970 yıllarına rastlar. Sağlık ocağıyla birlikte 3 batısında, 3 kuzeyinde olmak üzere 6 blok lojman inşa edilmiştir. Fakat sahil Yolu Projesi sebebiyle 2007’de bu yapılar yıkılmıştır. Yeni sağlık ocağı 10 metre kıyı kısmına yeniden yapılırken, eskisine ek olarak mevcut bulunan kamu lojmanlarının yenisi inşa edilmemiştir.

Işıklı Spor Kulübü: Eski ilköğretim okuluyla, rüşdiye arasında kalan ve diğer yapılar gibi proje sonucu yıkılan binanın üst katı yıllarca spor kulübü olarak Işıklı’ya hizmet vermiş, fakat 1995 yıllarında mali kaynak sıkıntısı ve dış göçler sonucunda yaşanan eleman sıkıntısı sebebiyle kulüp faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır.

Görseller

Daha fazla görsel için lütfen instagram’dan bizi takip edin. https://www.instagram.com/isiklikoyu/

Ekler

Ek 1: Işıklı 60. Yıl İlköğretim Bölge Okulu’na uzun yıllar öğretmen olarak emek veren Ahmet Kan’ın kamerasından 2005 tarihli 5 bölümlük Işıklı Belgeseli. Belgeselde görünen ana yolun alt kısmındaki bütün yapılar Karadeniz sahil yolu yapımı sebebiyle yıkılmıştır. Belgesel bu değişim öncesini yansıtması bakımından önemlidir.

Bölüm        I        https://www.youtube.com/watch?v=bXjTe60fp68

Bölüm        II       https://www.youtube.com/watch?v=WWO6zZ6RUIE

Bölüm        III     https://www.youtube.com/watch?v=0MoPrVGI1gk

Bölüm        IV     https://www.youtube.com/watch?v=0G6AdxWRXjU

Bölüm        V      https://www.youtube.com/watch?v=S0whc75HfNk

Ek 2: Işıklı’nın 1993 yılına ait görüntüleri

https://www.youtube.com/watch?v=-loIejr56NA

Ek 3: TRT Yörelerimiz Türkülerimiz programı. Işıklı Köyü’nde yaşayan TRT sanatçısı Reşat Karaoğlu’nun şarkılarıyla.

https://www.youtube.com/watch?v=wap5Po01eeI

Ek 5: Afyon Tepe’de yaşanan orman yangını

https://www.youtube.com/watch?v=QmwYCr7eyg0

Ek 6: Afyon Tepe’de atmaca avı

https://www.youtube.com/watch?v=JP8GxojPl5Y

Ek 7: Karadağ’da atmaca avı DHA’nın Işıklı Köyü’nden Turhan Eskiçırak’la yaptığı röportaj

https://www.youtube.com/watch?v=FZ0BQ9Z4kYE

Ek 8:

Işıklı Köyü Facebook Sayfası

https://www.facebook.com/isiklikoyu53

Katkılarından ötürü Ahmet ÇIRAKOĞLU ‘na teşekkürlerimizi sunarız.

Bu makale 6 Şubat 2020 tarihinde oluşturuldu.
Bu makaledeki yazım hataları ve güncellemeler için Düzenleme önerebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir