Kuşadası’na Gidip Güvercinada’yı Görmeden Dönmeyin

Güvercinada görülmesi gereken yerlerden birisi. Tatil için popüler şehirlerimiz her yaz milyonlarca turistin akınına uğruyor. Aydın ve muhteşem ilçesi Kuşadası da yazın dolup taşan tatil beldelerinden bir tanesi. Yaz tatilinde dinlenmek ve stresten tamamen uzaklaşmak isteyen kişiler beş yıldızlı otellerde konaklayıp serinletici sulara girerek bunu başarabilirler. Ancak bir yandan da ziyaret edilen şehirlerdeki önemli yerlerin gezilmesi gerekli.

Tatil için Kuşadası’nı tercih eden kişilerin kesinlikle Güvercinada’yı görmeden evlerine dönmemesi gerekli. Kuşadası’na dair yazılan seyahatnamelerin tamamında kendisine yer bulan Güvercinada büyük ihtimalle daha önce hiç görmediğiniz bir mimariye sahip. Çok uzaktan dahi fark edilebilen bu adayı ziyaret ederek tarihe tanıklık etme fırsatını kaçırmamanız gerekli.

Düşman Saldırılarına ve Fırtınalara Karşı Dimdik Duran Bir Ada

Kuşadası bölgesi günümüzün en popüler tatil adreslerinden bir tanesi olurken geçmiş dönemlerde de önemli bir deniz ticareti merkezi olarak işletilmekteydi. Ticari açıdan önem arz eden bu alan düşman saldırıları sebebiyle ciddi şekilde yıpratılabilecek bir yapıya sahiptir. Bunun önüne geçilmek istendi ve çare olarak Güvercinada üzerinde çeşitli mimari çalışmalara başlandı.

Kuşadası bölgesinde tamamı kayalıklardan oluşan bir ada bulunmaktaydı. Güvercinada olarak isimlendirilen bu adaya karadan ulaşım söz konusu olmadığından ve tamamen kayalık olduğundan insanlar rağbet göstermezdi. Yaşanan korsan saldırıları ya da savaş dönemlerinde limanın korumasız kalması Cenevizlileri harekete geçirdi. 13. yüzyılın sonlarını ve 14. yüzyılın başını kapsayan dönemde ada üzerine bir kale inşa edilmeye başlandı.

Güvercinada

Adaya bir kale kuruldu ve kaleye Güvercinada Kalesi ismi verildi. Ancak bazı eksiklikleri vardı ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu eksikliklerin giderilmesi için çalışmalara başlandı. Adada yer alan iç kale ve cephanelik kısımları Barbaros Hayrettin Paşa tarafından yaptırıldı. 1613 senesinde ise adanın da içerisinde bulunduğu alan sadrazam ve damat Öküz Mehmed Paşa’ya mülk olarak verildi. Mehmed Paşa da kalede çeşitli tadilatlar yaparak kaleyi daha iyi bir hale getirdi.

19. yüzyıla gelindiğinde ise Mora İsyanı baş gösterdi. Yaşanan isyanlarda kalenin surları zarar gördü ve İlyas Ağa tarafından surlar 1826-1827 senelerinde yenilendi. 1834 senesinde kalede bir kez daha tadilatlar başladı ve kale güçlendirildi. 1957 senesinde ise kale bir mendirek ile karaya bağlandı ve insanlar artık yürüyerek kaleye ulaşım sağlayabilir hale geldi. 2013 yılında yapılan onarımlar ile bugünkü halini alan kale ziyaretçiler için muhteşem bir adres haline geldi.

Güvercinada ile Muhteşem Mimarinin Keyfini Sürün

Kalenin en önemli kısımlarının başında kule kısmı gelir. Birçok seyahatname içerisinde kale yalnızca kuleden ibaret olacak şekilde tanımlanmış ve resmedilmiştir. 15,7×17,35 metre boyutlarında olan kule oldukça görkemlidir. Güney kısmından kuleye giriş yapılabilir. Dış duvarları top bataryalarının kullanımı için parçalanmıştır. 22 merdiven ile çatıya çıkılabilirken burada yağmur suyunu boşaltmak için oluşturulan sistem göze çarpar.

Kulenin etrafında yer alan surlar da mimari açıdan çok büyük önem taşır. Tarih boyunca koruma ve korunmanın en büyük simgesi olan surlar. Güvercinada bölgesinde de 3 metre yüksekliği ile karşımıza çıkar. Adanın genel yapısı yükselen kayalar ile koni şeklindedir. Koni şeklindeki adanın dört bir yanı surlarla çevrildiğinde muhteşem bir savunma yapısı ortaya çıkar.

Kule kapısının solunda, duvar içine gömülmüş şekilde bir kitabe bulunmaktadır. 1826 tarihinde yazılan bu kitabe 4 satır ve 20 mısradan oluşur. Eski Türkçe ile yazılan kitabede kalenin kimler tarafından inşa edildiği ve malzemelerinin nasıl temin edildiğine dair bilgiler yer alır. Bu kitabe de yapının en önemli parçalarından bir tanesidir.