Beğen

Latince Basilica Cisterna olarak da bilinen Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un Avrupa Yakası içerisinde yer almaktadır. Aynı zamanda da bu kentin en büyük kapalı sarnıcı olarak da tabir edilmektedir. Ayasofya’nun güneybatısında yer alan küçük bir bina içerisinden Yerebatan Sarnıcı alanına inebilmek mümkündür. Burası sütunlarla örülü ve tavanı tuğlalarla kaplıdır. Aynı zamanda da çapraz tonozları da içerisinde barındırmaktadır. İstanbul’un en ideal turistik noktaları arasında yer alan Yerebatan Sarnıcı, farklı konserlere de yer verebilmektedir. Turistik ve kültürel gelişmelerin etkin bir şekilde gelişme gösterdiği tarihi bir mekandır. Oldukça ilgi çeken ambiyansıyla da dikkat çeken bir Bizans dönemi eseri olarak da tabir edilmektedir.

Bu sarnıç 532 yılında Bizans İmparatoru Justinianus tarafından yapılmıştır. Bu tarihi alan aynı zamanda da Stoa Bazilikası altında yer almaktadır. Bu alana 52 basamaklı taş merdivenle inilmektedir. Bu sarnıç içerisinde her biri 9 metre olan 336 sütun yer almaktadır. Yaklaşık olarak 5 metre aralıklarla dikilmişlerdir. Bu sütunlar 12 sıra halinde bulunmaktadır. her bir sıra içerisinde de 28 sütun yer almaktadır.

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı içerisine girilmesiyle beraber sütun ormanıyla karşılaşmak mümkündür. Buradaki sütunların büyük bir kısmı tek parça mermerden meydanda getirilmiştir. Aynı zamanda da farklı özellikleri ve figürleri de kapsamaktadırlar. Yerebatan Sarnıcı toplamda 9800 metrekarelik bir alandır. Aynı zamanda da 100 bin ton su bu alanda depolanabilir.

İstanbul’un Osmanlı toprağı haline gelmesinden sonra bu sarnıç bir müddet daha kullanılmıştır. Ancak şehirde su tesisatının olması nedeniyle eski önemini kaybetmiştir. 1550 yılında Bizans kalıntıları için araştırmalar yapan Hollandalı P. Gyllius tarafından yeniden ortaya çıkarılmıştır.

Yerebatan Sarnıcı günümüze kadar farklı tamirat işlemlerinden geçmişlerdir. Osmanlı Devleti döneminde İkinci Ahmet zamanında Kayserili Mehmet Ağa’nın mimarlığını yaptığı bir restorasyon çalışması gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda da yine Osmanlı dönemi içerisinde 19. Yüzyılda İkinci Abdülhamid döneminde de 1885 yılında gündeme getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi içerisinde de bu tip işlemler hayata geçirilmiştir. İçerisinde var olan çamurlar çıkarılarak, ziyarete uygun bir konumda olmaya da başlamıştır.

Holimax


Antalya otelleri
Muğla otelleri