Göbeklitepe

4.8571428571429 (14 Yorum)

Yakın tarihte dizilere dâhi konu olan Göbeklitepe bütün arkeologların gözdesi. Mistik havası ve birçok sırrı içinde barındırması gizemine gizem katıyor. Ancak burayı ortaya çıkaran başka bir arkeoloğun takıntılı tavrı. İyiki böyle bir tavırla karşı karşıya kalınmış yoksa böylesi bir alan ortaya çıkmayacaktı. Gelinen noktada yeni yeni yazıtların vs. Ortaya çıkacağı söyleniyor. Ve ordan çıkan herbir bilgi bizim bildiğimiz doğruların hepsine çizik atıyor. Yani doğru bildiğimiz yanlış oluyor bir anda. Bundan dolayı Göbeklitepe’ye gitmeyen herkes gitmeli ve oradaki atmosfere şahit olmalı.

Piramitlerden 7000 yıl, İngiltere’deki meşhur Stonehenge’den 6000 yıl daha eski… Üstelik onlar gibi gizemli, şaşırtıcı ve gökyüzüyle bağlantılı… Bilinen insanlık tarihini alt üst eden, ders kitaplarını yeniden yazdıran Göbeklitepe’ye, ~12.000 yıl önceye gidiyoruz…

Buzul çağından kalan tortuları inceleyen arkeologlar, buralarda kemikler ve aletler bulmuşlar ve bu döneme Yontma Taş Devri ismini vermişlerdi. Buzul çağından sonraki Cilalı Taş Devri (Neolitik dönem) ise Karbon-14 testlerine göre M.Ö.9600 yılında başlıyordu.

Göbeklitepe

Cilalı Taş Devri’nde tarımın başladığı ve hayvanların evcilleştirildiği varsayılıyordu. Arkeologlar, bu varsayımı doğrulamak için medeniyetin beşiği sayılan Mezopotamya’da (Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölgede) iz aramaya başlamışlar ve “Bereketli Hilal”e yoğunlaşmışlardı.

Bu alanda baktıkları bölgeler daha çok Irak’ın güneyiydi, ancak sonuç alamayınca, botanistlerden ve zoologlardan yardım istediler. Onlara göre ilk buğday, arpa gibi bitkileri ya da koyun ve keçi gibi hayvanları aramak için daha yüksek rakımlara ve orta karar yağmur alan yerlere bakılmalıydı.

Böylece “hilal”in daha yukarısına, Türkiye’nin güneyi ile İran civarındaki bölgelere yoğunlaşıldı, alanlar belirlendi. Bu alanlardan biri de aslında Göbeklitepe idi ama öncelik sıralamasında gerilerdeydi. Ta ki 1995’de Alman arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt, bu bölgeyi fark edene kadar.

Havadan çekilen görüntülerde, üzerinde hiçbir arkeolojik kalıntı olmayan bir höyük dikkat çekiyordu. Schmidt’e göre kireçtaşı platformu üzerindeki bu tepe doğal olamazdı, yapay bir höyük olmalıydı. Sonradan yaptığı kazılar Schmidt’i haklı çıkarmış, üstelik büyük bir keşfe imza atmıştı.

Kazılarda Ortaya Çıkanlar

Kazılarda ortaya çıkan şeyler ilginçti: Dairesel veya eliptik olarak hizalanmış 12 monolitik sütun ve bunların ortasında duran, onlardan daha yüksek (5,5m yükseklikte) karşılıklı 2 ayrı sütun. Sütunların hepsi de T şeklindeydi. Üstelik bu yapılar(tapınaklar), höyük boyunca kendini tekrarlıyordu.

T Şeklindeki sütunlar, diğerleri gibi “tek parçadan” yapılmıştı ve ağırlıkları 16 ton civarındaydı. Taş devri insanları diye küçümsenen insanlar, 5,5m yüksekliğinde ve 16 ton ağırlığındaki bu devasa yapıları nasıl yapmışlar ve buraya kadar taşımışlardı?

Üstelik sütunların üzerine insan eli ve kolu nakşedilmişti. Yüz kısımları yoktu ama T şeklin üst kısmının, başı temsil ettiği sonucuna varıldı. Yani insanı andıran ama ondan daha yüce varlıkları temsil ediyordu: tanrıları. Tüm bunların anlamı açıktı, burası bir tapınaktı, üstelik dünyanın en eski tapınağı.

Kazılarda arkeologları şaşırtan bir şey daha vardı: yabani hayvan kemikleri. Yani burayı yapanlar, avcılıkla yaşayan insanlardı ve bu durum, gizemi daha da artırıyordu, çünkü mevcut teoriye göre avcılıktan tarıma, oradan da yerleşik düzene geçilmiş, sonra dinler ortaya çıkmıştı.

Oysa Göbeklitepe, bu teoriyi yani bilinen insanlık tarihini alt üst etmişti, çünkü ortaya çıkarılan şeyler, dinlerin sonradan ortaya çıkmadığını, taş devrini bitiren etken olduğunu gösteriyor, Prof. Schmidt dinin insanları tarım hayatına sevk etttiğini söylüyordu.

Göbeklitepe’deki en ilginç ve gizemli şeylerden biri, sütunların üzerine büyük ustalıkla işlenmiş olan figürlerdi. Boğa, tilki, farklı tipte kuşlar, yaban domuzu, akrep, başsız insan figürleri ya da soyut figürler… Hepsinin ortak noktası ise, birer sanat eseri kadar güzel olmalarıydı.

Bu figürler, devasa sütunlarla yekpareyeydi, yani bunları yapabilmek için büyük ustalık gerekiyordu. Hem Göbeklitepe’deki mühendislik, hem de bu figürlerdeki sanat, insanların çok uzun yıllar önce bu civarlarda olduğunu ve bu bilgileri kazandığını gösteriyordu.

Peki ama tüm bu sembollerin anlamı neydi? İnsanı stilize eden ve üzerinde figürler olan daire şeklinde dizilmiş T sütunlar, bunların ortasında ve onlardan daha büyük 2 T sütun daha? Üstelik böyle en az 20 tapınak vardı. Çalışmalar, sembolik açıdan en zengin olan D Tapınağına yoğunlaştı.

Arkeologlar, tarihçiler ve gökbilimciler (evet, gökbilimciler) farklı teoriler geliştirdiler, tahminler yaptılar. Burada hepsini anlatmam mümkün değil ama en önemli olanlarını özetleyeceğim. Gizemin merkezinde, her tapınağın ortasında karşılıklı duran 2 büyük T sütun vardı

İnsanı sembolize eden bu sütunlar, tam olarak doğu-batı yönünde dikilmişlerdi, yani 21 Mart’ta ya da 23 Eylül’de (ekinoks zamanlarında), Güneş tam bu sütunlarla hizalanıyordu. Güneş’in doğuşu ya da batışı, yılın diğer zamanlarında tapınaktaki diğer 12 sütunla eşleşiyordu.

12 Sütunun üzerinde, bugün astrolojide sıkça kullanılan ve zodyakı temsil eden hayvan figürlerinin bulunması buranın aynı zamanda gökyüzünü izlemek için de kullanıldığını düşündürdü ama bunun için daha fazla kanıt gerekiyordu. Bu konudaki en önemli iddia, Hindistan’dan geldi.

Hindistan’ın önemli astronom ve fizikçilerinden Prof. Sidharth, en eski Hint-Avrupa metninin M.Ö.10.000 yılında yazıldığını söylüyor ve Rig Veda isimli bu kutsal metinlerindeki içeriklerin ve figürlerin, Göbeklitepe’de bulunanlarla tamamen örtüştüğünü söylüyordu.

Prof. Sidharth, sütunlardaki figürlerin büyük kısmının gökyüzündeki olaylar ya da gök cisimleriyle bağlantılı olduğunu ve bunun Rig Veda’da anlatıldığını örneklerle açıklıyordu. Mesela Güneş taşıyan kuş figürünün Rig Veda’daki hikayesinden, tilki ile sembolize edilen Ay’a kadar.

Tapınaktaki 12 sütun, bir yıldaki 12 ayı temsil ediyor, sütunlar üzerindeki figürler ise hangi ayda olunduğunu, gökyüzündeki sembollerle ilişiklendiriyordu. Eski Türklerin “12 hayvanlı takvimi” buradan gelmiş olabilir mi? Peki ya 12 sayısının pek çok dindeki ve inanıştaki önemi?

Sütunlardaki hilal şeklindeki Ay ve önündeki Güneş ise, Güneş tutulmasını temsil ediyordu. Bu sembol, yine Rig Veda başta olmak üzere, sonraki yıllarda pek çok medeniyetin farklı eserlerinde, hikayelerinde yer almıştı, hatta günümüzdeki bazı bayraklarda bile.

Göbeklitepe Müzesi

Prof.Sidharth, Rig Veda’nın Göbeklitepe civarında yaşayan insanlar tarafından yazıldığını iddia ediyor ve tüm kanıtlara ek olarak, vedik rahiplerinin bugünkü resmiyle, Göbeklitepe’de bulunan bir heykelin fotoğrafını da gösteriyordu.

İtalyan arkeo-astronom Giulio Magli ise Göbeklitepe’nin Siriüs yıldızı için yapıldığını iddia ediyordu (Siriüs yine karşımıza çıktı). Magli’ye göre Siriüs, M.Ö.9100 yıllarında ufuk çizgisini geçerek göğe çıkmış ve insanlar bu çok parlak yıldız için bu devasa yapıları yapmıştı.

Göbeklitepe’tede bulunan 20 tapınaktan şimdiye kadar 6 tanesi tamamen günyüzüne çıkartıldı, radarla tespit edilen ölçümlere göre bazı tapınakların tarihi 14000–15000 yıl önceye ait ve alanın tamamı ortaya çıkarılmadan Göbeklitepe’nin gizemi çözülemeyecek.

Ancak şimdiye kadar ortaya çıkarılanlar, mağaralarda yaşadığı ve avcılıkla beslendiği varsayılan insanlar hakkında fena halde yanıldığımızı kanıtlıyor. Üstelik Göbeklitepe’deki medeniyet, sonraki yıllarda başta Sümerler ve Akadlar olmak üzere, tüm medeniyetlere yön verdi.

Göbeklitepe: Dünyanın en eski ve en büyük tapınağı, bilinen insanlık tarihinin sıfır noktası, medeniyetlerin beşiği… Şanlıurfa’da… Gidin, görün, anlatın, tanıtın ve koruyun…

Göbeklitepe Nerede ?

Göbeklitepe, Şanlıurfa'nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında bulunmaktadır. Haftanın her günü saat 08:00 ila 19:00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Açık Adresi : Örencik, 63290 Haliliye/Şanlıurfa

Göbeklitepe Giriş Ücreti

Bu tarihi mekanı ziyaret etmek hayatınızda yapacağınız en iyi şeylerden biri olacaktır. Göbeklitepe ‘ye giriş ücreti 1 yetişkin için 90 TL ’dir. Ayrıca Müze Kart sahipleri ücretsiz olarak giriş yapabilirler. 

Hazır Gelmişken

Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ni mutlaka ziyaret edin. Zira Göbeklitepe kazılarından çıkan görkemli sanat eserleri ve heykelcikler burada sergileniyor. Tapınak yapılarındaki leopar rölyefi, yaban domuzları, leylek, tilki, ceylan, akrep, yılan ve kafası olmayan insan kabartması dönemin inancıyla ilgili önemli bulgular. Ayrıca Göbeklitepe’nin etkileyici bir replikası da ayrı bir bölümde ziyaretçilerini bekliyor.

Kaynaklar:
Göbeklitepe — Dünyanın İlk Tapınağı Belgeseli
Kayıp Medeniyet — Göbeklitepe National Geographic Belgeseli

Daha fazla göster

Göbeklitepe Kredi Kartı
Göbeklitepe Park Yeri
Göbeklitepe Müze
Göbeklitepe Rezervasyon
+(4)

Fiyatlar


Konum

Dağeteği, 63290 Haliliye/Şanlıurfa, Türkiye Yol Tarifi

Sıkça Sorulan Sorular

Göbeklitepe 12.000 yıl önce inşa edilmiş. Kazılar sonucunda elde edilen verilere göre bu yapılar yerleşim amaçlı kullanılmamışlar. Göbeklitepe'de toplam 20 adet olduğu belirlenen bu üzeri açık yapıların dini amaçlı yapılmış olduğu biliniyor, dünyanın ilk tapınakları
Günümüze kadar yapılan kazılar sonucunda Göbeklitepe'nin Neolitik Çağ yerleşimi olduğu anlaşıldı. Neolitik Çağ'dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar gün yüzüne çıkarıldı.
Göbeklitepe veya Göbekli Tepe, Türkiye'nin Şanlıurfa il merkezinin 18 km kuzeydoğusunda, Haliliye ilçesine bağlı Örencik köyü yakınlarında yer alan, dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur.
Yaklaşık 12.000 senelik tarihi ile, Mısır Piramitleri'nden ve İngiltere'deki Stonehenge'den yaklaşık 7.500 yıl önce inşa edilmiş Göbeklitepe'nin keşfi ile dünya sallandı. İnsanlık tarihinin bilinen en eski tapınağı oldu.

Yorumlar 4.8571428571429 Puan

  • avatar

    Nesim Solmaz

    Göbeklitepe’de parkı T olarak gösterilen ata - kahramanların merkezinde olan ikiz kahraman dikilitaşların üzerindeki dairesel şekiller belirgindir. Bize göre bu şekillerin Ay ve Güneş’i ifade ettiklerini söyleyebiliriz. Yazılı kültür tarihinde de Şamaş (Güneş) ve Sin (Ay), göksel tanrı ve tanrıça çifti inanışı, ilkin Mezopotamya ve Anadolu’da karşımıza çıkar. Hadi hep beraber bu Çarşamba saat 21.00'da Ali Canip Hoca ile Göbeklitepe'yi Dinle'yelim. Bakalım Göbeklitepe bizlere neler anlatacak. Anadolu'nun Bilgesi ile Anadolu'ya kulak verelim. Program Zoom uygulaması üzerinden gerçekleşecektir. Detaylar için yorum yapabilir yada bizlerle iletişime geçebilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz.???????????? . . . Sanat , heykel , müze , park , orman , arkeoloji , kitap, resim, kafe , çay

  • avatar

    Burak Bakar

    "Alman arkeolog Klaus Schmidt 25 yıl önce Urfa'da bir tepede kazıya başladığında, burada ortaya çıkardığı yapıların olağandışı ve müstesna olduğuna inanıyordu. Urfa'daki Göbeklitepe'de kireçtaşı platonun üzerinde Schmidt 20'den fazla anıtsal yuvarlak yapılar keşfetti. Bunların en büyüğü 20 metre çapındaydı ve 5,5 metre yüksekliği olan iki oymalı sütuna sahipti. İnsan ve el figürleri oymalı sütunlar 10 ton ağırlıktaydı. Bunları oymak ve dikmek, teknik olarak büyük zorlukların aşılmasını gerektirmiş olmalıydı. Zira bu yapılar en az 11 bin yıl önce inşa edilmişti ve o dönem insanlarının henüz hayvanları evcilleştirmediği, metal aletler bir yana, çanak çömleğe bile sahip olmadığı biliniyordu. Göbeklitepe, insanlığın en eski anıtsal yapılarına sahipti ve bunlar barınma amacıyla değil başka bir maksatla inşa edilmişti." BBC den alıntıdır.

  • avatar

    Emine Arda

     Anasayfa Haberler Gündem  Dünyanın İlk Tapınağı Göbeklitepe Hakkında Bilmemiz Gereken 14 Şey 18.05.2021  sadecegeciyorum Onedio Editörü 1M 25  İnsanlık tarihi hakkında bildiklerimizi yeniden düşünmemizi sağlayacak, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştirip, dinler tarihini sorgulatacak, bir kısmımızın varlığından haberi dahi olmadığı bir arkeolojik çalışma 1995 yılından beri Urfa Göbeklitepe'de devam ediyor. İnşası Milattan önce 10000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere'de bulunan Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.

  • avatar

    Ahmet Furkan Bulut

    Urfa merkeze yaklaşık yarım saat mesafede. Giriş muzekarta ücretsiz. Başlangıçta ekranlardan ve tabletlerden bilgilendiriliyorsunuz kapalı bir alanda. Daha sonra servislerle ören yerine gidiyorsunuz. Ören yeri ziyareti için yarım saat fazlasıyla yetiyor. 4 adet yuvarlak oda şeklinde ibadethane? Var yan yana. Hepsinde dikilitaş lar mevcut. Taşların üstünde kabartmalar ve hayvan figürleri var. Yapıldığı tarih M.Ö. 12 bin olarak geçiyor. Üstüne büyük tente çekilen bır alan daha var galiba ancak orası henüz gezilemiyor. Dönüşte yine servisle 2-3 dk lik bir yol yapıp geldiğiniz yere dönüyorsunuz. Eksi yanları. Servisler daha sık olabilir insanlar sıra bekliyor ve ayakta gidiyor. Müze ve büfeler aşırı pahalı. Bı tane Dikilitaş figürü 250-350 TL civarında.

  • avatar

    Atilla ÜSTÜN

    İnsanlığın sıfır noktasında insanlık bir kez daha sınavda. Bu muazzam çalışmaya 65tl den 130 TL vererek girdik. İlk önceleri fiyat çok gelmedi değil ama içerde gördüğüm hizmetler kazı alanına devamlı sefer ve heryerde bulunan görevlileri görünce miktar neden yüksek anlıyor insan. Dedik ya zamanın sıfır nontasında insan yine sınavda bu güzelim kazı çalışmasını gezerken sağ solda atılan maskeleri görünce insan demeden edemiyor acaba hiç bulunmasamıydı :( eminim toprak altında daha temizdi:( yinede bu konularda daha duyarlı olmamız lazım. İnsan tarihin her dönemine damgasını vurmuş. Kalıcı olmak için bir sürü şey denemiş lakin yıllar sonra bizim toplumumuzla alakalı tek kalıcı şey umarım etrafın kirliliği olmaz. Bu muazzam çalışmaya herkesi davet ediyorum.

  • avatar

    Glory Çevre

    Tarihin Sıfır Noktası, Urfa merkezden araçla yaklaşık 20dk sürüyor, otoparktan belediye otobüsler ücretsiz servis yapıyor. Görülmesi gereken yerlerden. Kazılar halen farklı alanlarda devam ediyor tapınak deniyor fakat rehberler net bişeyler söylemek için daha fazla somut bulguya ihtiyaç olduğu söylüyor. T şeklindeki taşların üzerinde oluklar var, bunların çatıyı tutmak için olduğu tahmin ediliyor.

  • avatar

    Samet Aslan

    Müzecilik kültürünü fazlasıyla yaşatıyorlar. Panaroma odası gerçekten muazzam bayıldım. Noktalar arası ücretsiz servis imkanı mükemmel. Zaten müzenin içeriğini konuşmaya gerek olduğunu düşünmüyorum, muazzam.

  • avatar

    Nural Doyduk

    Urfa’daki 12.000 Yıllık bir mucize. Gezip görülmesi gereken sırlarla dolu olağan üstü bir yer.

  • avatar

    İSMAİL ÇELİK

    Çok güzel,görmenizi dilerim.En az 3-4 saatinizi ayırın.Gitmeden Urfa arkeoloji müzesini gezmenizi tavsiye ederim.

  • avatar

    Burak Demirci

    Yol merkeze aşırı uzun değil. Gittikten sonra dolmuş sırası ya da 15 dak yürüme tercihi sunuluyor.. Göremeye değer mi? Vaktiniz varsa evet.. Ama şart mı? Değil..

  • avatar

    Burhan öz

    Göbeklitepe , Şanlıurfa il merkezine 18-20 km uzaklıktadır. Müze kart geçerlidir. Öğretmenler personel kimlikleriniz ibraz ederek ücretsiz giriş yapabiliyor. Yol gidiş gelişlidir. Yolu kötü değil ortalama 70-90 km hızla gidebilirsiniz. Otopark sıkıntısı yok. Yazın ortasında gitmeyin. Gitmek için ilkbahar veya sonbaharı tercih edebilirsiniz. Kazı alanına 15-25 dakika aralıklarla servisler var. Beklemek istemezseniz kendiniz de 30 dakika yürüyerek gidebilirsiniz. Kazı alanını gezdikten sonra sinema şeklinde Göbeklitepe tanıtım videosu izleyebilirsiniz. Örencik köyü yakınlarında yer alan Göbeklitepe dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur. Bu yapılar T biçimindeki 10-12 dikilitaşın yuvarlak planda dizilmiş, araları da taş duvarla örülmüştür. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartılarak veya oyularak betimlenmiştir. Bu motifler yer yer bir süsleme olamayacak kadar yoğundur. Hayvan motiflerinde boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördeği ve akbaba en sık görülen motiflerdir.

  • avatar

    MEHMET ABACI

    Gerçekten çok etkileyici bir müze. Must See Place Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarındadır. Alan 1963 yılında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklığıyla gerçekleştirilen bir yüzey araştırması sırasında keşfedilmiş ve “V52 Neolitik Yerleşimi” olarak tanımlanmıştır. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonrasında, Göbeklitepe’nin 12000 yıl öncesine uzanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır.

  • avatar

    Gulsah Kisa

    Çook güzel, söylenecek başka birşey gerçekten yok ❤️ Giderken Urfa içinden geçin, tabela var genelde. Arabayla gittik, park yerine arabayı koyup az bişey yürüyüp minibüse biniyosunuz,çok kısa mesafe halbuki. Çok şaşırdım, yürünebilir de, ama güzel tabiki böyle birşey olması. Kesinlikle gidin. Bu ülkede gidilmesi gereken ilk yer.. ❤️Ne küçük ne büyük bir yer ama adım adım durup çok dikkatli bakılmalı, kaçırabileceğiniz figürler çok olabilir.

  • avatar

    Mehmet Akif Ateş

    Tarih kokuyor anlatmaya gerek yok Karagül kolonyası çarşıda 35₺ burda 109₺ bayılmayın


Çalışma Saatleri

Pazartesi 08:00 - 19:00
Salı 08:00 - 19:00
Çarşamba 08:00 - 19:00
Perşembe 08:00 - 19:00
Cuma 08:00 - 19:00
Cumartesi 08:00 - 19:00
Pazar 08:00 - 19:00

İşletmeyi Sahiplen

Bu işletme sizemi ait ? Hemen bize ulaşın ve işletmenizi yönetmeye başlayın.


Katkı Sağlayanlar