DURHASAN Köyü 6360 Sayılı Kanunla Mahalleye Dönüştürülmüştür!

DURHASAN KÖYÜ

Bursa Büyükorhan Durhasan Köyü sayfasında eksik veya hatalı gördüğünüz bilgiler için bildirimde bulunabilirsiniz.


Durhasan Köyü Muhtarı

Nüfus Bilgileri

E-Posta:   Kayıtlı Değil!

Telefon:   Kayıtlı Değil!

Cep:  Kayıtlı Değil!

İle Uzaklığı: 78km
İlçeye Uzaklığı: 7km
Rakım: 786m


Nüfus Bilgileri
Yıl Toplam Kadın Erkek

2012

331

172

159

2011

331

171

160

2000

504

276

228

1990

620

325

295

Sağlık Evi Var / Faal Değil
Sağlık Ocağı Yok

İlköğretim Okulu Var / Faal Değil
Taşımalı Eğitim Yapılıyor

PTT Şubesi Yok
PTT Acentası Var

Su Şebekesi Var
Kanalizasyon Var
Su Kontrolü Yapılmıyor

BÜYÜKORHAN DURHASAN KÖYÜ

Köy Fotoğrafları


Köyünüze Ait Fotoğraf Gönderebilirsiniz!

Fotoğrafınız JPG Formatında Olmalıdır!
Gönderdiğiniz Fotoğraf İşlendikten Sonra "Köy Fotoğrafları" Albümünde Yayınlanacaktır!

BÜYÜKORHAN DURHASAN KÖYÜ

Köy Tanıtım Bilgileri

NÜFUS:
Köyün nüfusu oldukça kalabalık olmasına rağmen özellikle Bursaya yapılan göçlerle birlikte köyde yaşayanların sayısı az değildir. Büyükorhan a bağlı olan köy buranın yeni ilçe olmasından dolayı eski nüfus sayımı sonuçlarını bulamadık 200 yılı verileri ile köyün nüfusu 499dur. Buna rağmen köyümüz nüfus sayısı bakımından ilk sıralarda gelmektedir. Nüfusun Eğitim durumuna baktığımızda köyün tarım arazilerinin verimsiz olması nedeniyle eğitime önem verdiği görülür.( Örneğin 1980-90 lı yıllarda Orhaneli ye okumaya gidenler her yıl 20-25 kişiyi bulmaktaydı).Ancak son yıllarda Bursa ya göçle birlikte bursada okuyanların sayısı fazladır. Köyümüzde Öğretmen, Mühendis, İmam vb gibi birçok alanda görev yapan şahıslar vardır.

SOSYAL DURUM :
Köyde tarım - hayvancılık ve buna benzer birtakım uğraşlar teşkil etmektedir Köyde yaşayanların % 95 i geçimini çiftçilikle sağlamaktadır. Son yıllarda çilek üretimi önem kazanınca yıllık yaklaşık olarak 500 ton civarında köyden çilek satılmaktadır. Köyde genelde kuru tarım yapılmaktadır. Su kaynaklarının yetersiz olması köyde baraj yapılmasını gündeme getirmiş hata bu konuda çalışmalar yapılmış olsa da bu konuda yapılan çalışmalar çok yavaş ilerlemektedir. Köyümüzde halkın çoğu geçimini hayvancılık yaparak temin etmekte ancak; Orman Teşkilatı bu alanları tel örgü içine aldığından hayvancılık da yok denecek kadar azalmış, geçimlerini çok zor şartlar altında idame ettirmek durumundadır. Toprak verimi genelde çok düşük düzeyde olup arazi engebelidir. Köyümüzün yol. su, kanalizasyon sorunları olduğu gibi Sorunların zamanla aşılacağı beklenilmektedir.

EKONOMİ VE EĞİTİM :
Köyümüzde genelde mali yönden çok fakir geri kalan kısmı ise orta halli gelirli durumundadır. 1990 yıllara kadar köyümüzde bulunan ilkokulda öğrenci bulunurken şimdi taşımalı eğitim nedeniyle Büyükorhan a gidilmektedir. Bir zamanlar 7 öğretmenin bir yılda eğitim öğretim yaptığı, ikili öğretimin yapıldığı köyümüzde Bursa ya göçle birlikte genç nüfus da azalmıştır. Ekonomik faaliyetleri ve sosyal güvenceleri yok denecek kadar azdır. Batının doğuşu olarak tanımladığımız köyümüz insanlarının ömrünün yarısı göç halinde(Bursa başta olmak üzere) işçilik yaparak geçimlerini sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu karamsar tabloya rağmen hayata ve devletine bağlı olmaları güzel bir duygu olarak sevindiricidir.

KÜLTÜREL FAALİYETLER
Orta Asya Türk Kültürünün izlerine rastlarız. Köy halkının atasından gördüğü yaşama biçimi bilhassa çok canlı bir şekilde devam ettirilmektedir. Böylelikle kültür değerlerinin nesilden nesile devamı sağlanmaktadır.

ULAŞIM
Köyümüzden her gün Bursa ya araç bulunmaktadır. Bursa ya Büyükorhan tarafından gidildiğinde 106, Yeşiller tarafından gidildiğinde 83 km civarındadır. Büyükorhan a gidildiğinde sabah 7:00 dan akşam 20:00 ye kadar araba bulunmaktadır. Yol asfalt olmasına rağmen özellikle köyde Büyükorhan a kadar olan kısım pek de iyi değildir. Köyden Büyükorhan a 7km, Orhaneli ye de Büyükorhan tarafından 37, Yeşiller tarafından 20 km dir.

KONUM:
a) Matematik Konum:Köy kuzey yarım kürede 29° doğu meridyeni ile, 40° kuzey paraleli üzerinde bulunmaktadır. Orta kuşakta yer alan Türkiye nin iklim şartları bu bölgede de hissedilmektedir.
b) Özel Konum: Köy Bursa iline bağlı Büyükorhan ilçesine bağlıdır. Doğusunda Argın, güneyinde Armutçuk. Kuzeyinde Çakıryenice köyü, batısında Aktaş ve Sağırlar(Altıntaş) ile çevrilidir.
c) Köyün Hudutları: Kuzeybatıdan Haymana çakılından başlayarak , Kocatepe, Köseler altı, Kumluk Düzü, Morcu tepesi, Handık Kayası, Korkunculuk Böğedi, Teke Beleni, Çift Değirmenler, Sarımsak Deresi, Düz Tarla, Bölük Kıran, Çatır Harmanı, Kavak Tepesi, Seydamedin Pınarı, Sakarın Damı, Arap Harmanı, ve Erikli ile çevrilidir.

KÖY MUHTARLARI:

Köyde muhtarlık yapanları sırası ile yazmaya çalıştık . Fakat elimizde yeterli kaynak olmadığı için 1948 yılından itibaren muhtarlık yapanları ve tarihlerini yazdık.

Muhtarın Adı Soyadı Görev yaptığı Yıllar

  • Hüseyin DOĞRU 1948-1952
  • Mehmet DİL 1952-28.03.1956
  • Minarettin DURGUT 28.03.1956-28.12.1960
  • Şükrü ŞAHİN 28.12.1960-24.12.1963
  • Salih KAYIŞ 24.12,1963-27/02/1967
  • Ahmet YILMAZ 27/02/1967-25/09/1967
  • Veyis ACAR 25/09/1967-05/10/1968
  • Mehmet ACAR 05/10/1968-06/02/1970
  • İsmail BAYINDIR. 06/02/1970-15/08/1971
  • Kadir KOÇDEMİR 15/08/1971-08/04/1972
  • İsmail BAYINDIR. 08/04/1972-23/01/1974
  • Mehmet ASLAN 23/01/1974-20/12/1977
  • Ramazan DİL 20/12/1977-13/04/1984
  • Süleyman ŞAHİN 13/04/1984-20/04/1986
  • Ali Osman ALTIN 20/04/1986-29/03/1989
  • Şükrü ŞAHİN 29/03/1989-24/04/1999
  • İbrahim UĞUR -24/04/1999 devam ediyor.

ATASÖZLERİ VE DEYİMLER :

  • Hovardasına güvenen, kocasız kalır.
  • Nasibini hor gören torbasını boş bulur.
  •  Soyu soyundan, köpeği mandıradan sor.
  •  Çingeneye yavrusu güzel gelir.
  •  Güzele çul giydirsen yakışır. Bıçakla oyun olmaz, şeytan dürter.

 

DEYİMLER

  •  Allah herkese akıl dağıtırken, bu fırının Önünde pide topluyormuş, Allahlık ALİ Bey (Vurdumduymaz anlamındadır). Ayağın suya ermesi (Anlamak).
  •  Bir-iki gömlek dışarı (Akrabalıktaki yakınlık derecesi). Cana ciğere doyma (Bıkmak, usanmak). Köpek taşlamak (Başıboş gezmek). Osmanlı insan (Oturaklı, ağırbaşlı insan). Şehire indin şerindin. Eski çarığı unuttun (Zengin olup da eski günleri unutanlara söylenir). Alı alma, moru moruna karışmak. (Şaşırmak telaşa kapılmak

 

TEKERLEMELER

 Tekerleme en çok masallarda ve çocuk oyunlarında karşılaştığımız anonim bir türdür. ritmik kafiyeli, çoğu zaman da vezinli sözlerden oluşur.

OYUN ÖNCESİ SAYIŞMA TEKERLEMELER Portakalı soydum Başucuma koydum Ben bir yalan uydurdum, Dumadumadum Kırmızı mum Dedemin sakalım yoldurdum. Oooo, Biberler biberler Elimi kestim kan çıktı Kız senin koçan kel çıktı Duma duma dum YEMİNLER Köyde ençok kullanılan yemin genelde VALLA ‘dır. Bununla birlikte VALLAHİ BİLLAHİ, EKMEK KURAN ÇARPSIN, ALAH BELEMI VERSİN gibi yeminler söylenmekte olup genelde insanlar yemin etmekten kaçınırlar. Yeminde sözünde durulmaya çalışılır. Sözünde durmayan ya üç gün oruç tutar ya da yemin kefaretini verir. SELAMLAR Köyde genelde herkes birbirine selam verir. Burada Küçükler büyüklere, yürüyen oturana, eve veya bir topluma girildiğinde selam verilir. Selam bir muhabbet başlangıcıdır. Genel olarak SELAMÜN ALEYKÜM diye selam verilir. Selamı alnda VE ALEYKÜM SELAM der. Sonra herkes birbirine tek tek MERHABA der ondan sonra konuşmaya başlanır.

ÇAĞIRMALAR Çağırmalar genelde HEEY, ALİ, MEHMET gibi isimle olmakla birlikte babasını çağırıyorsa BUVAA, anasını çağırıyorsa ANA tanımadığı bir kişi ise hey kardeş gibi sözlerle çağırmaktadır.Eşler birbirine ya çocuklarının ismiyle yada LEN diye hitap eder yada bağırırlar. Genelde eşlerin birbirine isimle çağırması ayıp olarak karşılanmaktadır. Ana babalar çocuklarına isimleriyle yada oğlum kızım diye hitap etmekte, çağırmaktadırlar. Büyükler torunlarına oğlum kızım diye hitap ederler. Babanın erkek kardeşine amca, babanın kız kardeşine Hala, Annenin erkek kardeşine Dayı, kız kardeşine Teyze denilirken kardeş çocukları biri birlerine Teyze oğlu ve ya amcaoğlu, kızı gibi nidalarla çağırırlarken bazen de yiğen demektedirler.

 OKŞAMA VE SEVMELER .Genelde çocukları severken oğlum, kuzum, yavrum, canım, bitanem biricik kızım, anasının bir tanesi, a benim tekem, yerim seni yanaklarını koparırım senin gibi sözlerle belirtir. Hayvanları ise bicik kuzum benim canım benim, hadi koçum gibi sözlerle belirtir. Vatan için ise bu vatana canım feda vatanın bir parçasını vermem Dağa taşa ise şu güzelliğe bak gibi sözler söylemektedirler.

NASİHATLAR Büyükler genelde aman yavrum kimseye zarar verme, kimsenin bağına bahçesine girme, eve laf getirme, kimsenin tavuğuna karışma, şununla gezme bununla gitme derler. Genelde nasihatler bir yere giderken veya çocuklara verir. Nasihat tutulduğu zaman özellikle bir olaydan sonra çocuk dürüst iyi davranmışsa AFERİN BAK FALANIN OĞLUNA gibi övücü sözler söylenirken, suç işleyene de Bk İŞİNMİ VARDI ORADA, ZATEN HİÇ SÖZ DİNLEMİYON, SENDEN ADAM OLMAZ., BUNDAN SONRA KEMİKLERİNİ KIRARIM gibi sözler söylenirken dayak da atılabilir.

YAKIŞTIRMALAR Yakıştırmalar genel olarak kendi aralarında samimi olanlar arasında yapılmakta olu biraz esmer ise ARAP, ÇİNGENE, bir sanatçıya benziyorsa onun lakabı verilir. ŞABAN, KEL SAĞDIÇ vb . Burada iyi lakap takana mükafat vermezler. Köyde genel olarak fazla lakap takılmaz her ailenin kendi sinin bir lakabı vardır. Bunlarla çağırılır. KARAMEMETLER, ŞAHİPLER, FERATLAR, DEMİRCİLER, gibi

MEKTUPLAR Köyde mektuplar genel olarak asker zamanında yazılmaktadır. Son yıllarda telefonun çıkmasından sonra mektup yazma yok denecek kadar azalmıştır. Yinede mektuplara başlarken selamla başlanır. Selamdan sonra bütün ev ahalinin ve komşuların iyi oldukları belirtilir. Köyde olup bitenler anlatıldıktan sonra kendine iyi bakması söylenir. Havalardan da bahsedildikten sonra yine selam edilerek mektuba son verilir.

 HALKOYUNLARI Köyde özel olarak oynanan veya hazırlanan oyun yoktur. Genelde düğünlerde yada önemli törenlerde küçük rollerle onana oyunlar vardır. Bunlarda kız kaçırma Arap oyunu, zengin ve halkında oyunun bir parçası olduğu oyunlar oynanmaktadır. Bu oyunların içerisinde bol şakalarda olmaktadır dini konulara ve onur kırıcı sözler genelde kullanılmaz. Oyunlarda kadınla görev almaz. Bütün rolleri erkekler kendileri yaparlar. Genelde işli yapabilecek kişiler seçilir. Kıyafetler ise evde bulunan eski elbiseler dikkat çekici kıyafetlerdir. Ailesinde çekinen veya utanan kişiler rol almak istemezler.

OYUNLARÇOCUK OYUNLARI Çocuklar genellikle bilye futbol, saklambaç ceyran (yakalama) gibi oyunlar oynamaktadırlar. Sularla oynamakta, şoförlük, bakkallık doktorluk, baba anne, gibi oyunlar oynamaktadır. Gençler ise futbol oynamakta bunun dışında kendi aralarında kahvede yada bir oturmaya gittiklerinde çeşitli oyunlar oynamaktadırlar. Kadınlar kendi aralarında oyunlar oynarken erkekler de kendi aralarında oynarlar. Deve, Horoz dövüşleri yapılmaktadır. Yalnız son yıllarda Türkiye’deki futbol akımı bütün mahalli oyunları yavaş yavaş yok etmiştir.

BAYRAMLAR DİNİ BAYRAMLAR Dini bayramlarda erkekler bayram namazına muhakkak giderler. Herkes temiz elbiselerini giyer. Camide herkes birbirleriyle bayramlaşır(Erkekler) bayramlaşmadan sonra imamla beraber mezarlığa gider. Orada Yasin-i Şerif okunduktan sonra isteyen yakınlarını da ziyaret eder. Sonra evine gelir evde anne ve kardeşleriyle bayramlaştıktan sonra önce akrabalarını ziyaret eder. Komşularıyla da bayramlaşır. Kurban bayramında kurbanı kestikten sonra komşularla ve diğer akrabalarla bayramlaşma yapılır. Çocuklara hediye olarak tam takım giyecek alınırken harçlıkları da muhakkak verilir. MİLLİ BAYRAMLAR Milli bayramlar okul olduğu zaman büyük bir coşku ile kutlanırken köyde okulun kapanmasıyla şimdi televizyonlardan takip edilmektedir. Bu günlerde eski dönemler tartışılır. Savaşa giden büyüklerden duyulan savaş anıları dinlenir.

MÜBAREK GÜN VE GECELER Mübarek gün ve gecelerde camide mevlit okunur. Mezarlıklar ziyaret edilir. Evlere misafirliğe gidilir. İnsanlar televizyon ve radyolarda dini programları ve mevlit yayınlarını izler . uzaktakiler birbirlerine telefon ve mesajla tebriklerini sunarlar. HALK HEKİMLERİ Köyde halkın çeşitli hastalıklara yakalandığında ve bir yerinde kırık, çıkık, ağrı sızı durumlarında bakıcılara gitmektedirler. Böyle durumlarda bir çok kişi doktordan önce bu kişilere giderek yaptığı işlemin sonucunda rahatsızlığının geçliğini söylemektedirler. Bu psikolojik mi yoksa gerçek mi bunu çok iyi araştırılması gereklidir. DUALARAllah kara kaşlı, kara gözlü oğlan versin. (Kız çocuğu olanlara çevredekilerin dileğidir. Evde kalmış veya evlenme yasma gelmiş kızlar için de söylenildiği olur.) Allah iyiliğin! versin, muradım versin. Esselamu aleyke Muhammed Çabuk yetiş ya Muhammed (Sinirlenip sıkılanlar, birşeye kızanlar söyler.) İyi günler göresice Yarabbi şükür Dengime düşür (Genellikle kızlar su İçtiklerinde, bu dilekte bulunurlar.) HAYIRDUALAR Ayağı pınar, başı göl olsun. Allah düşman gözüne göstermesin. Allah ayaklar altında bırakmasın. Allah eline ayağına kavuştursun. Allah Halibram Berketı vesin. Allah gara gaşlı, gara gözlü gızla vesin. Allah bin kere razı olsun. Allah gönül muradını vesin. Allah kem gözlerden nazar etsin. Allah selamet vesin. Allah zehin açıklığı vesin. Allah yardımcı olsun. Allah avuç açtırmasın. Allah dert verip derman aratmasın. Allah ne muradın varsa vesin. Allah namerde muhtaç etmesin. Su gibi aziz olasın. Hacılara gidesin inşallah. Hızıra gavuşursun inşallah. Allah iyiden kötüden el diline düşürmesin. Allah elden ayaktan düşürmesin. Allah herkesin dükkanına pazar versin. Allah işsiz, aşsız komasın. Allah yerinde daim etsin. Allah acı gözyaşları döktürmesin. Allah bildiğinden, gördüğünden ayırmasın… Allah birini bin etsin. Allah devlete millete zeval vermesin. Allah gönül kışları vermesin. Allah diplere yatırıp kapılar gözettirmesin. Allah umduğuna nail, korktuğundan emin eylesin Allah aç, açık komasın. Allah yoklukla terbiye etmesin. Allah göğsü merhametlilerle konuştursun. Allahım hayır yaz, hayır göster. Allah kıymet bilecek yerler nasip etsin. Allah bu günlerimizi aratmasın. Ömrün uzun, devletin gür olsun. Allah az verip gezdirmesin, çok verip azdırmasın Üç gün yatak, dördüncü gün toprak. Allah sağ gözü sol göze muhtaç etmesin. Allah damarım gür etsin. Allah evsiz, barksız komasın. Allah iki rahmetinden birini versin. Allahım zalimin zulmünden, mazlumun ahından emin eyle. Allah ağız tadı, gönül şenliği ile oturacak evler na­sip etsin. Allah helal süt emmiş, Allah’tan korkan, kuldan uta­nanlarla konuştursun. Allah adına bağışlasın. Allah sonunu önünden gür getirsin. Allah son gürlüğü versin. Sağlık sulann olsun. Yattığı cennet, baktığı dizar olsun, Peygamberimize komşu olsun. Allah bütün versin.

MANALI SÖZLER Abdalın arkadaşlığı köyü geçene kadar. Adamın bırine böyük laf et demişle. Deve demiş Akıllı işini işle, deli başım bekle. Aldığını vermeyen, aradığını bulamaz. Alçak eşeğe herkes biner. Ardından köpek havlamayan kurda kurd demezle. Alimin fesadı, alemin fesadı gibi Ayağını boşa basma, boş lafa kulak asma. Avrat insan, çamurdan hamur çıkarı. Az söyle, çok düşün. Azraille misafirin ne zaman geleceği belli olmaz. Baskısız tahtayı yel almazsa, sel alır. Beyaz köpeğin pamuk pazarına zararı olur. Bir çeşmenin oluğu altın olsa da, akmadıkça gıymeti yok. Bir ağız, iki kulak, bir söyle iki işit. Birlik olmazsa, dirlik de olmaz. Bir şey biliyorsan söyle hisse kapsınlar, bir şey bilmiyorsan sükut et seni insan sansınlar. Bülbülün yanına va güle götürsün, karganın yanma va leşe götürsün. Cevahir taştan olur, iyilik iki baştan olur. Çağır kargam çağır, taş düştüğü yerde ağır. Çıralı çam çürümez. Destursuz bağa girme. Dil ıslak yerde yatar. Dilsiz olmak, çok söylemekten iyidir. Dostun attığı gül, onulmaz yara açar. Düşman düşmana, mevlit okumaz. Dovvah va, öküzü durdurur, dovvah va, boyunduruğu kırdırır. Eğrilik yaya mahsustur. Eğri duru doğru ata. El atına binen, çabuk iner. El ele yardım, ileriye vardım. Ellerin ağzına kaşık olmak zordur. Elma, ağacın altından uzak düşmez. El elin eşeğini ıslıkla arar. Ele deme yayılır, yere deme yarılır. Ese için, Musa’ya azap olmaz. Kimin alnı çakır, kendi lakabını ele takır. Garibin kalbi Allah’a doğrudur. Gebercek it, cami duvarına siyer. Gevşek tükürük, sakalı mundar eder. Gören gözün hakkı vardır. Güçlüyü değil, haklıyı koru. insanı huyudur sevdiren, kılıcın suyudur kestiren. iyilik her zaman garip olur. Karga ile konuşanın burnu boktan çıkmaz. Karga, kaza benzemeye çalışırsa, kanadı kırılır. Kurdun adı çıkmış, tilki adam yiyo. Kokmuş et tuzdan almaz, arsız insan sözden almaz. Köpekle harara girilmez. Kurt, katırın pahasını bilmez. Köpeğe gem vurma kendini at sanır. Köyde kıtlık olmaz. Kırağıyı kış, kırbağıyı sızgıç edinmeyin. Koca sözü un tozu, silkince çıkar. Kadını gül eden de, kül eden de kocadır. Kadın donundan, öküz gönünden belli olur. Karınca bile kötürümünü götürü. Kız anaya göre sergen yapar, oğlan babaya göre diren yapar. Kocana göre bağla basını, horantana göre pişir aşım. Kazdaklama kaza düşersin, kel başlı bir kıza düşersin. Kızını çok seven kocasından, oğlunu çok seven hocasından eder. Küçükken kıyamadım, büyüdü dövemedim. Kadının temizi eşiğinden belli olur. Oğlun varsa, dışarı aşı tattırma, kızın varsa el evinde yatırma. Oğlum beş demeye, gönlüm hoş demeye gelmez. Pazara kadar değil, mezara kadar geçineceksin. Sabahtan yağ sürmeyen ana, öğleden sonra kaymak mı süre? Süprülmedik yaygıntılı eve, sevilmedik misafir gelir. Yüz güzelliği hamamdan eve, huy güzelliği, Rum’dan Şam’a kadar Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada şaşırır Laf boğum boğum, dokuzu dursun birini söyle. Misafir dokuz nasiple gelir, birini yer sekizin bırakır. Misafirin eyisi, yumuşak ekmek üzerine gelir. Misle oturan mis, isle oturan is. Misafir daha kapıda iken karşılanır. Sarıkları ak emme sabınları veresi. Seyrek git dostuna, kalksın ayak üstüne. Peşin satan artar, veresiye satan batar. Sandıkta bezin olacağına, menciliste sözün olsun. Sokma akıl tez çıka. Un bun savar. Veresiye içen iki defa sarhoş olur. Vermenin önü yokuş. Yazın imiği kaynamayanın, kışın çömleği kaynamaz. Yetim oğlan göbeğini kendi keser. Yetim malı ateşten gömlek. Yerde alıp da göğde savurma. Yel kayadan ne aparır. Yoğu da zor, çoğu da. Yorgun eşeğin çüş canına minnet. Yükün altında eşek kalır. Zenginler tüylendikçe üşür. Zengin merhametli ise, cömerttir de, merttir de. MADDE: Aç doymam, tok acıkmam sanır. Açken ye, yakışırken giy. Ağustosta imiği kaynayanın, zemheride çömleği kaynar. Al ödenir, sat yenir. Ata malı tez tükenir. Arpa verilmeyince at kamçı zoruyla yürümez. At sahibine göre kişner. Az ver, çok yalvar Bin kaygı bir borç ödemez. Hak diyen mahrum kalmaz. Ham ahlat gibi boğaz alma. Hırs gelir kararır, hırs gider, yüz ağarır Her kitap bir köprüdür. Terbiyenin kökü acı, meyvesi tatlıdır. Tedbiri al, takdire karışma. Ulular köprü olsa, basıp geçme. Uluğa iş buyur, anandan iyi nasihat alırsın. Yalnız taş, duvar olmaz. Yer eken yerinmez. Yoluyla giden yorulmaz. Yoksa elinde, olmasın dilinde. Yelin, selin, elin önüne geçilmez. Yörük ata kamçı olmaz. Çocuğu ananın bohçası, babanın akçesi okutur Dert eylendi alır, borç eylendi kalır. El elin ince eleğidir. Emanet giyen kurulur, sahibinin iliğini kurutur. Et giren yere dert girmez. Fukaranın düşkünü, ipekli giyer kış günü. iş gören nazlı olur. Kırka kadar et, kırktan sonra ot. Korkak bezirgan ne kar eder ne zarar. Kız anası sedir aynası, oğlan anası kapı arkası Köpek takkeyi neyler, tıngılderken düşürür. Haram para, ya binaya ya zinaya Türk’ün anası ana, karışı karıdır. Bitli baklanın kör alıcısı olur. Bun bunda kalmaz. Cana güvenme bi sivilce, mala güvenme bi kıvılcım Çiftçi isen nadası üçle, esnafsan azdan başla, hayvancısan dağda kışla. Cömertle nakısın harcı birdir. Dene dene eş olur, iki dene aş olur. Domuzdan bir kıl koparmak sevaptır. Döven öküzünün ağzı bağlanmaz. Düşman elinden içilen su, kandırmaz. Elden gelen övün olmaz. O da vaktinde bulunmaz. Emanet yiyen kurulur, sahibinin iliğini kurutur. Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma. Er işle eltin görsün, geç işle götün görünsün. Gençlikte taş taşı, ihtiyarlayınca ye aşı. Oğul oğul olursa katar yer, oğul oğul olmazsa satar yer. Gözünü açmayan elini açar. Yarım dirhem et bin ayıp örter Yoğu da zor, çoğu da zor. Yörük at yemini kendi artırır.TÜRK Türk demiri eritir, sözünü yürütür. Türk’ün aşı şifa, her derde deva. Türk’e bir selam ver, yiyeceğim düşünme Türk mazlumun yarımda, zalimin karş ısındadır. Türk’ün adaleti sevdiği kadar, Mecnun, Leyla’yı şev Sevi gece yalan olursa, sona sokan yılan olur Sevi seviyede kalsa, zemheride güller açar. Sıpalı eşek, deste bozar. Şeytan adamın düşünü azdırır ama suyunu ısıtmaz. Türk’ün Ferhat’ı dağ deler. Sonradan görme, gavurdan dönme. Halının tozu, delinin sözü bitmez. Türk’ün vazifesi vaziyetten Türk’ün aklı, bunda saklı. Türk’ün kahrı, zalime imiş.Gönlün hoş olursa cebin de boş olur. Gök ağlamayınca yer gülmez. Gözün karnı yok ki, doyacak. Güvenme varlığa, düşesin darlığa. iş adama eştir. Koca ağacın gürlemesi dalı budağı ile Kaynayan kazan kapak tutmaz. Kaygısız insan, çalgısız oynar. Kim verdiyse emek, o bilir kıymet. Kimler kazana, kimler gönüne

BEDDUALARA Ermeni’nin çocuğu, güne gelesice a. (Ateşler gibi yan anlamında). Başına köpek düneyesice. Bezleri çekilesice. (öl anlamındadır). Boyu poşu devrilecise. Dillen yansın, ellen kirilsin. Görmediklerin kalmasın inşallah. Gebere kalasıca. Kefen parası yapsın, kör şeytanlar çıksın. Sinirinin boyu devrilesice. Teneşirlere gelesice. Sırtı teneşire gelesice Dar sokaklarda bol bıçaklara denk gelsin. Gelen kıçına şimşekler insin. Dul evlere duvaksız var, insaallah. Un bulursan gün bulma, gün bulursan un bulma. Evin basma göcesice. Güldüğün gün ağla. Hekim bilmez dertler versin. Bir elinde bulsun, bir elinde toz olsun insaallah. iki gözün önüne aksın. Ciğerine yağlı kurşun dizile. Beni kınıyan benden beş beter olsun. iki yanı bir araya gelmesin. Bayrağın dikili, esvabın kesili kalsın. Tutacak dallar, kokacak güller vermesin. Oca sönecise Ciyerinden yan Naha boyun devrilsin Gözü kör olusica iki gözün önüne aksın Urganlara gidesice Seni kör olasıca seni Teneşir paklayısıca Sürün inşallah Gavırla mezerine gonursun inşallah Sanından devril inşallah Hışım insin inşallah Ben gibi dertlere garasın inşalla kaynak yörük elleri durhasan illeri mustafa doğru 2003 M DOĞRU

  • Kınaya uzaktan gelen konuklar için, düğün evinde sürekli yemekler pişirilir, Gecenin sonlarına doğru sünnet çocuğuna pijamalar giydirilerek kadın ve genç kızların arasında her iki eline kına yakılır. Bu arada erkekler muhabbet edip çay içerler. Pazar günü Öğlene doğru düğün evinde mevlit okutulur. Çocuk arkadaşlarıyla birlikte at üzerinde gezdirilir. Çocuk ve arkadaşların gezdirmesi bittikten sonra tekbirlerle sünnet edilir. Sünnet edilen çocuk ya da çocuklar, süslenen yataklarına yatırılırlar. Bu arada çocuğu ziyarete gelenler yanında açık duran şapkacının içine para atarlar, Sünnet yatağı 1-2 hafta bozulmaz. Sünnet düğününde konukların anne ve babaya ilet- tikleri en büyük dilek “Allah askerliğin!, evlenmesini de göstersin, hayırlı olsun” seklindedir

ASKERLİK ADETLERİ Askere gidecek gençler, hep birimle toplanarak camide mevlit okuturlar. Askerlerin gideceği gün halk geniş bir atanda toplanır. Asker adaylarıyla tek tek vedalaşır. Bu arada dileyen askerlere hediyeler verir. Bu, para, yiyecek ve giyecek şeklindedir. Askerlerin bindikleri aracın arkasından dualar, hayırlı dileklerde bulunularak, “su gibi tez ve engelsiz gidip gelsin” düşüncesiyle su dökülür. Mehmet Kapran 1941 Bir davetiye örneği Askere gidenlerin ailelerine “Allah kavuştursun” ziyaretine gidilir Bu ziyaret genelde 1-2 hafta içinde ve kadınlar arasında yapılmaktadır. Okulun bahçesinde Asker Mevlidi Töre

  • HACI UĞURLAMA Hacı adayları hacca gitmeden önce, geniş bir alanda, genelde kadınlar tarafından bazen de aşçı tutularak pilav, et ve helva ve hoşaf yaptırırlar. Konuklar bu “Hacı Yemeği”ni yi- yerek muhabbet ederler. Hacı adaylarının yola çıkacaklar; gün; halk toplanıp hacı adayların evlerinin önünden alarak arabaya kadar tekbirlerle getirirler. Dualar edilerek arabaya bindirir ve vedalaşırlar. Hacılar döndükten sonra “Hoş geldin. Hayırlı Olsun’ ziyaretine gidilir. Hacdan dönen hacılar da konuklara getirdikleri hediyelerden verirler.

KIZ İSTEME (SÖZ KESİMİ) Köyde evlenmeler genellikle görücü usulü Ne olur. Oğlan tarafı oğlanın ağzını arayarak istediği bir kız varsa ona dünür gidilir. Yoksa; anne ve babasının uygun gördüğü bir kız, oğlanın da görüşü alınarak oğlanın anası, yengesi ve halası tarafından gündüz veya gece oturma bahanesiyle kız ve tarafının ağzım aramaya gidi ir. Eğer ortam müsait görülmüşse Pazartesi veya Perşembe nin akşamı iki tarafın da tanıdığı ağzı laf yapan içi- evli bir erkek hanımıyla beraber, oğlanın an- nesi, babası ve yengesi kız evine giderler. Kız tarafı bu işi uygun görmezlerse, uygun bir dille oğlan tarafından tarafına bildirirler. Kız tarafı bu işi uygun görürlerse oğlan tarafının “Allah’ın emri, peygamberin kavli île kızınızı oğlumuza istiyoruz’ teklifine “Hayırlı ise olur» bir düşünelim” derler. kız eğer oğlanı beğenmişse veya bu durumu kendine uygun görmüşse ailesine “Siz bilirsiniz” diye cevap verir. Birkaç gün aradan sonra yeniden bir Pazartesi veya Perşembe akşamı gelen oğlan tarafına “Olur’ cevabı verilir. Kızın yengesi söz bohçasını getirir, oğlan taratma verir- Kız içeriye gelerek buradakilerin ellerim öper. Bu toplantıda veya daha sonraki toplantılardan birinde nisan günü de tespit edilir. NİŞAN Kararlaştırılan nişan günü kız evi yemek hazırlayarak davetlilere yer sofrasında yemek yedirilir. Yemek yenildikten sonra daveti! olan hoca dua yapar, çaylar içilerek sohbet edilir, Genç kızlar ve kadınlar bir evde toplanarak bakır veya kazan çalarak oyunlar oynarlar Nişanlılık dönemi üç dört ay veya daha fazla sürebilir.

EKONOMİ VE EĞİTİM Köyümüzde genel olarak mali yönden fakir aileler bulunmakta geri kalan kısmı ise orta gelirli durumundadır. Köye ilkokul 1960 yılında yapılmış ve 1961 yılında eğitim öğretime açılmıştır Çeşitli dönemlerde tamirat yapılmıştır. Bazı yıllar 7 tane öğretmeninin bir yılda görev yaptığı dönemler olmuştur. 1990 yıllara kadar köyümüz ilkokulunda öğrenci bulunurken şimdi taşımalı eğitim nedeniyle Büyükorhan’a gidilmektedir. Bursa’ya göçle birlikte genç nüfus da azalmıştır. Ekonomik faaliyetleri ve sosyal güvenceleri yok denecek kadar azdır. Batının doğusu olarak tanımladığımız köyümüz insanlarının ömrünün yarısı göç halinde(Bursa başta olmak üzere) işçilik yaparak geçimlerini sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu karamsar tabloya rağmen hayata ve devletine bağlı olmaları güzel bir duygu olarak sevindiricidir. Köyümüzde okul 1961 yılında eğitim ve öğretime açılmıştır. Zaman zaman 200 öğrencisi olan okul, taşımalı eğitim nedeniyle şu anda kapalıdır..

MARANGOZLUK: Köyümüzde çeşitli dönemlerde marangozluk yapmış ver yapmakta olan ustalar vardır. Bunlar Hacı Mehmet Tosun, Hacı Ali Kılıç’tır. Köyümüzde özelikle 1980 yıllarda hızla çalışmakta olan bu meslek günümüzde eskisi kadar değildir.

DEMİRCİLİK Köyümüzde iki tane demirci vardır. Hacı Demirci Mehmet Aydın ve Mehmet Bozkurt’tur. Mehmet Aydın dan aldığımız bilgiye göre 1946 yılında çıraklıktan demirciliğe başlar. Büyükorhan da çırak olarak 2 ay çalıştıktan sonra Karıncalı köyüne gider 6 ay demircinin yanında çalışır. Karıncalı köyünde kızamık hastalığı yayılınca ve erken evlenince (15 yaşında) Karıncalıyı bırakıp köye geri döner. Babasına örs ve körük aldırır. Bunlarla demirciliğe başlar gün geçtikçe demirciliği öğrenir. 1961 yılında yanına gelen Recep ustadan bıçak, Nacak, Balta, keser yapmasını öğrenir. Günümüzde artık demircilik pek fazla çalışmamaktadır

SEMERCİLİK: Semercilik hakkındaki bilgiyi semerci Hasip’in oğlu Semerci Mehmet’ten aldık. M.D-Semerciliğe ne zaman ve nasıl başladınız.? M.A -Semerciliğe Mustafa oğlu Mustafa dedem varmış Ali Osman dedemin babası. Onun babasına anası tarif etmiş. O günden bu güne kadar devam ettiriyoruz. Bizde babamızdan öğrendik. M.D Semerin malzemeleri nelerdir.? M.A Semerin iki çatı ağacı vardır. Biri önde biri arkada bulunur.Öndekine Balık ağacı denir. Arkada urgan takılan ağaca da Kocacık denir. Ağaçlar Çınar, Kuşbudak, Akgürgen (Kayın)ağacından yapılır. Ağaçların çoğu buralarda bulunmadığı için Bursa ve diğer ilçelerinden getirilir. M.D İçindeki malzemeler nelerdir M.A -İçine saz ile keten doldurulur. Keten iplikle dikilir. Kıyafete getirilerek üzerine darcık (deri) gerilerek üst kısmı dikilir. İçine keçe astar dikilir.Keçenin altına hayvanın beli acımasın diye bir parmak kalınlığında keçi kılı döşenir.Daha sonra semere paldım, İp, Künde ve Kayışları takılarak semer tamamlanmış olur. Yük sarmak için iki tarafa iki tane künde takılır. M.D –Semerler kaç günde tamamlanır.? M.A-İki günde tamam olur. Ağaçları Bursa Orhaneli’nden Keçe ve saz Kemal paşa’dan alınır. Köyde başka yapan olmadığı için bizde bu zanaatı yapmaya devam ediyoruz. M.D. Size mesleğinizde başarılar dilerim.

DEĞİRMENCİLİK: Köyde eski yıllara uzanan ve suyla çalışan değirmenler mevcuttu. Bunlar Koca dere boyunda yapılan değirmenlerdir. Koca dere boyunda Arif Acar’ın değirmeni ile Argın boğazında değirmen kurulmuştur. Bunlar artık günümüzde yıkılmış durumdadır. Köye elektrik gelmesinden sonra iki tane elektrikle çalışan değmen kurulmuştur. Elektrik geldikten sonra Refik Acar ile Hüseyin Altın ilk değirmeni kurmuşlar, 1983 yılında da Osman Doğru ile Mehmet Acar ortak değirmen alarak yukarı mahalleye kurmuşlardır. Son yıllarda köyden kente göçler ile birlikte köyde tarım hızı yavaşlamış bu da buğday ekiminde düşüşe neden olmuştur. Yine bununla birlikte köyde çilekçiliğin gelişme göstermesi ile birlikte halk çileğe yönelmiş ve çilekten kazandığı para ile un yağ, şeker gibi vb ihtiyaçlarının almaya başlamıştır. Son yıllarda fabrikaların harman döneminde unları harman yerine kadar gelerek un ile buğday değişmeleri ile değirmencilik tamamen sona ermiş gibidir. Günümüzde ancak hayvanlara yem yapmak için bazen kullanılmaktadır. Ancak eski önemini yitirmişlerdir.

SEPETÇİLİK : Köyümüzün el sanatları bakımından en geçerli mesleğidir. Köyümüz sepetçi köyü olarak tanınmaktadır. Geçimini bir çok aile bundan sağlamaktadır. Direkleri çam ağacında kulpu meşe, çubukları da fındık ağacından yapılan bu sepetler sağlam olmaları nedeniyle Pazar çantasından sebze meyve toplamaya kadar. Hemen her türlü alanda kullanılmaktadır. Ayrıca küfe de yapılmaktadır.

BAKKAL : Köyde uzun zamandan beri bakkal olarak Hacı Halil İbrahim Acar (Hacı Topal olarak bilinir) yapmaktadır. 1972 yılında bacağının kırılmasından sonra bakkal köy konağında bakkallığa başladı o günden sonra değişik yerlerde olmak üzere bir çok yerde devam ettirdiği meleğine şuan Ahmet Tosun’a ait yerde bulunmaktadır. Hacı Halil İbrahim Acar bakkalın önünde NÜFUS Köyün nüfusu oldukça kalabalık olmasına rağmen özellikle Bursa’ya yapılan göçlerle birlikte köyde yaşayanların sayısı azalmıştır. Büyükorhan’a bağlı olan köy, buranın yeni ilçe olmasından dolayı eski nüfus sayımı sonuçlarını bulamadık 2000 yılı verileri ile köyün nüfusu 499dur. Buna rağmen köyümüz, nüfus sayısı bakımından ilk sıralarda gelmektedir. Nüfusun Eğitim durumuna baktığımızda köyün tarım arazilerinin verimsiz olması nedeniyle eğitime önem verdiği görülür Örneğin 1980-90 lı yıllarda Orhaneli ye okumaya gidenler her yıl artmaktaydı. Ancak son yıllarda Bursa ya göçle birlikte Bursa da okuyanların sayısı fazladır. Köyümüzde Öğretmen, Mühendis,İmam vb gibi birçok alanda görev yapanlar vardır. YERLEŞME Köyde yerleşme topludur. Evler genelde iki katlı alt kat hayvanlara ahır olarak kullanılırken üst katta ev kullanılır. Genelde üç oda salon şeklindedir. Tuvalet evin dışında çıkıntı şeklindeki yerde bulunur. Mutfak kiler birlikte olmakla beraber yemekler evde pişirilmektedir. Eski evler genelde taş bina halindedir. Üzerinde çatılar bulunmakta ve üzeri kiremitle örtülüdür. Kerpiç binalara rastlanmaz. Son yıllarda betonarme binalar hızlı bir şekilde artmaktadır. Evlerde ocak bulunur. Eski evlerin bir özelliğinden bahsedecek olursak; Evde odaya girerken kapıyı açtıktan sonra önde hol bulunur. Hol 1m² çapındadır. Bir tane daha kapıdan sonra içeri girilir. Evde yüklük denilen yerde yatak ve yorganlar bulunur Banyo da genellikle odanın içerisindedir ancak yeni yapılan binalarda mutfak banyo ayrı olarak yapılmaktadır.

  • ÖRF VE ADETLER DOĞUM ADETLERİ Yörede çocuğu olacak kadına Yüklü veya Gebe adı verilmektedir. Kadın gebeliğin! kocası dışında başka yakınlarına söyleyemez. Çocuğu olmayan kadınlara Kısır erkeklere ise Köse adları verilir. Doğacak çocuğun güzel olması her annenin arzusudur. Güzelliğin ötesinde sağlıklı ve sağlam olarak dünyaya gelmesi en büyük dilektir. Hamilelik süresince, özellikle gebe kadının bazı nesnelerle teması, çocukta olması istenen bazı fiziksel özelliklerin sembolik olarak gebe tarafından taklidi ve daha başka uygulamaların doğacak çocukta kendini göstereceğine izler bırakacağına inanılmaktadır. Örneğin; ayva yiyip, avucunun ortasına parmağın) değdirerek yanaklarına batıran gebenin çocuğu gamzeli olur. Gebeyken kadının saçı kesilirse, doğacak çocuk kısa ömürlü olur. Doğumdan bir iki ay önce bebek için gerekli hazırlıklar tamamlanır. çocuk doğduktan sonra Loğusalık Dönemi 1-2 hafta sürmektedir. Ziyarete gelenler anne ve çocuk için çeşitli hediyeler getirirler. Loğusayken bir annenin sütunun kesilmesi halk arasında çeşitli inançlarla açıklanılmaya çalışılmıştır. Örneğin: Loğusayı ziyarete gelenlerin nazarları değerse sütü kesilir. Loğusa kendisini ziyarete gelen bir kadına sarılırsa sütü kesilir. Loğusa, misafiri geçirmek için arkasından gittiği zaman, sütü de misafirler beraber gider. Çocuk doğduktan hemen sonra göbeği kesilirken göbek bağı ile ilgili çeşitli uygulamalar yapılır. Örneğin: Çocuk namazcı olsun, namaz kılsın diye göbek bağı seccadenin ipi ile bağlanır. Çocuk evine bağlı olsun diye göbek bağ evde saklanır. Çocuk doğduktan yaklaşık bir ay içerisinde isim verilir. İsim seçiminde anne baba ile birlikte büyüklerin kararı da alınır. Günümüzde dedelerinin, atalarının isimlerin yaşatmak, unutmamak amacıyla ad koyma adeti devam etmektedir. Bu arada “ismiyle geldi” inancıyla, bazı dini günlerde dünyaya gelen çocuklara, Bayram, Zafer, Kadir, Ramazan gibi isimler konulur. Daha önceki doğumlarda çocuklar yaşamamış olanlar, doğan çocuk erkekse yaşasın diye babasının ismi veya Durdu, Durmuş ve Yaşar gibi isimleri çocuklarda ad olarak koyarlar. Çocuğa ismi bir hoca veya aile içindeki Yaşlı bir büyük veya babası tarafından dini bir törenle verilir. Bir ‘ seccadenin üzerine kıbleye doğru yatırılan çocuğun kulağına ezan okunarak üç defa adı söylenir. Köyde çocuk ve annenin doğumundan sonraki kırk gün içerisindeki rahatsızlıklar Kırk Basığı olarak değerlendirilir. Kırk Basığım sebepleri ve bunu önlemek için uygulanan yöntemlerden birkaçı şunlardır- İki loğusa karşılaşırsa Kırk Basmasın diye üzerilerinde bulunan eşyalardan (para, iğne vb.) değişirler. Bir düğün evinden veya Ölünün arkasından el-yüz yıkanmadan loğusa ziyaret edilirse, loğusa ve çocuğu kırk basar Çocuklara isim verilirken büyüklere sorulur. Ve genelde de büyüklerin isimleri verilir. Yeni doğan çocukları görmeye gidenle durumları iyi ise altın takarlar. Çoğunluklada çocuk kıyafetli götürür. Toplumuzda çok bir adet olan bu tür yardımlaşma faaliyetleri maalesef birer gösteriş olayı haline gelmiş olup amacından saptığı için gerekli tedbirlerin alınması gerekir. Herkes verdiği bu hediye “yarın bende aynısını isterim ha” düşüncesinden vazgeçmelidir.

 

  • SÜNNET ADETLERİ Dini bir gelenek olarak devam ettirilmekte olan sünnet törenlerine hazırlıklar bir ay önceden başlar. Çocuğa sünnet kıyafeti olarak. takım elbise, sünnet şapkası, bazen asa, pelerin, ayakkabı ve kına gecesinde giymesi için bir kat pijama alınır. Düğüne davet 10-15 gün önceden yapılır, Yakın olan kimselere sünnet Okusu olarak davetiye yanında yazma, mendil, gömlek ve havlu gibi eşyalar da verilir. Düğüne çağırmak İsme “Okuma”, okuma için dağıtılan eşya ve malzemelere “Oku” adı verilir. Cumartesi veya Pazar günü sünnet çocuğunun sünnet edildikten hemen sonra yatacağı yatak hazırlanır. Yatağa temiz, yeni, oyalı işlemeli çarşaflar serilir. Yatağın çevresi tüllerle cibinlik şeklinde çevrelenir. Yatak süs kağıtları , gelin duvaklarına takılan teller, oyalı yazmalar vb. eşyalarla süslenebilir. Sünnet düğünü cumartesi günü sünnet kınasıyla başlar.
     
  • SOSYAL DURUM Köyde tarım – hayvancılık bşta olmak üzere sepetçilik gibi çeşitli iş kolları başlıca geçim kaynağıdır. Köyde yaşayanların % 95 i geçimini çiftçilikle sağlamaktadır. Son yıllarda çilek üretimi önem kazanınca yıllık yaklaşık olarak 500 ton civarında çilek satılmaktadır. . Köyde genelde kuru tarım yapılmaktadır. Su kaynaklarının yetersiz olması köyde baraj yapılmasını gündeme getirmiş hata bu konuda çalışmalar yapılmıştır Ancak yapılan çalışmalar çok yavaş ilerlemektedir. Osmanlar mahallesi nin görünüşü Köyümüzde halkın çoğu geçimini hayvancılık yaparak temin etmekteyken ; Orman Teşkilatı bazı alanları tel örgü içine aldığından hayvancılık da yok denecek kadar azalmış, geçimlerini çok zor şartlar altında idame ettirmek durumunda kalmışlardır. Toprak verimi genelde çok düşük düzeyde olup arazi engebelidir. Köyde çilek ile birlikte domates biber fasulye, gibi sebzeler, erik,elma, gibi meyveler, patates, soğan gibi yumrulu bitkiler ile buğday ekilir.

Bilgi MUSTAFA DOĞRU

YAYINLAR Kitaplar

BELEDİYELERİN SINIRLARI

TÜRKİYE`DE ULUSAL VE YEREL PLANLAMA İLİŞKİLERİ: MERSİN İLİ ÖRNEĞİ

YEREL YÖNETİMLER İÇİN MAL ALIMI İHALELERİ KILAVUZU

Tüm Yayınlar
TODAİE (Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü) Yerel Yönetimler Merkezi
85. Cadde Yücetepe 06100, ÇANKAYA / ANKARA
"YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı" Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Yerel Yönetimler Merkezi'ne aittir. YerelNET'in içeriğini oluşturan bilgiler, uzmanların katkılarıyla hazırlanmıştır. Uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğin hukuki sorumluluğu tümüyle yazarlarına aittir. İlgili içeriğe istinaden idari ve mali sorumluluk gerektiren iş ve işlemlerin yapılması idarelerin kendi sorumluluğu altındadır. YerelNET'de yayımlanan veritabanının içerikleri, ilgili Kamu Kurumları tarafından sağlanmış ve Merkez tarafından güncelleştirilmiştir / güncelleştirilmektedir. Tüm Veritabanları 5.000'e yakın içerik sağlayıcı kullanıcımız tarafından güncel tutulmaktadır. İçerik sağlayıcı kullanıcılar tarafından (Belediye, İl Özel İdare, İlçe ve Birlik) girilen her türlü bilginin hukuki ve cezai sorumluk kendilerine ait olup TODAİE'ye sorumluluk hiçbir şekilde atfedilemez. Yoğun bir emek ve uzmanlık ürünü olan YerelNET'teki tüm bilgi ve materyal, ilgili yasaların koruması altındadır. YerelNET'e ait her türlü yazılım kodu, veritabanı içeriği ve görsel materyal kesinlikle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayınlanamaz ve başka bir bilgisayara yüklenemez. TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi, YerelNET içeriğinin kullanımı ile ilgili fikri ya da başka haklarını çiğneyen veya uygulanabilir diğer yasalara aykırı kullanım durumlarına karşı hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutar. Yalnızca, ticari olmayan amaçlar için kaynak gösterilerek kullanılabilir. Bu tip kullanımımlarda bilgilerin güvenilirliği ve doğruluğu kaynak gösterilmesine karşın YerelNET'in yükümlülüğünde değildir. TODAİE - Yerel Yönetimler Merkezi her türlü sorumluluğu reddeder.

YerelNET - Yerel Yönetimler Portalı

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün bir hizmetidir.