İstanbul Tarihi Yerler

Ayasofya

Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun yaptığı en büyük kilisedir. Nedendir bilinmez ama İstanbul’da yapılan bu kilise 3 kez aynı yere inşaa edildi. İlk yapıldığında adına büyük kilise denmiş. 5. yüzyıldan itibaren Ayasofya adını almış ve o gündür adı hep aynı. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taçlandığı ve başkentin en büyük kilisesi olarak katedral olarak kullanılmıştır. 537 yılında imparator Justinianos tarafından yapılan Ayasofya açılış gününde imparator içine girerek şükreder ve Kudüs’teki Hz Süleyman mabedine atıfla Süleyman seni geçtim diye bağırdığı rivayet edilir.

İmparator Justinianos yaptırdığı eserinin görkemli ve gösterişli olması için, kendisine bağlı tüm eyaletlere haber gönderir. Ve hepsinden en güzel mimari parçaların Ayasofya’ya konulmasını emreder. Kullanılan sütun ve mermerler; Aspendos, Tarsus gibi Anadolu antik şehirlerinden getirilmiştir. Beyaz mermerler Marmara Adası’ndan, pembe mermerler Afyon’dan ve sarı mermerler Kuzey Afrika’dan getirilmiştir. Ayrıca, Efes Artemis Tapınağı’ndan nef kısımları için sütünlar getirilmiştir. Mısır’dan getirilen 8 adet porfir sütununun da yarım kubbelerin altında kullanıldı. Ayasofya’da alt tarafta 40, üst tarafta da 64 olmak üzere 104 adet sütun bulunmaktadır.

Sultan Ahmet Camisi

İstanbul tarihi yerler gezisinde en çok ziyaret edilen yer şüphesiz yarım ada da yer alan Sultan Ahmet Camiidir. Bu muhteşem dini yapı, maneviyata önem verdiği bilinen Sultan I. Ahmet’in talimatıyla 1616 yılında bitirilmiştir. Mimar Sinan’dan sonra Osmanlı mimarisinde önemli yer edinen Sedefkâr Mehmet Ağa’nın imzasını taşıyor.

Sultanahmet caminin yapıldığı yerde Ayşe Sultan Yalısı varmış. Ancak kıble yönünde bulunan bu saray 30.000 altın karşılığı alınarak yıkılmış ve yerine bu eşsiz eser dikilmiş. Cami inşasında padişahta dahil olmak üzere devlet adamları da çalışmış. Padişahın temel atılırken yere vurduğu kazma, halen Topkapı Sarayı’nda sergileniyor.

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı, Osmanlı Sultanlarının evi, devletin yönetimi ve eğitim merkezi gibi görevleri olması sebebiyle çok önemlidir. Fatih Sultan Mehmet tarafından 18 yıl süren çalışma ile 1478 yılında yapılmıştır. O günden sonra 1922 yılına kadar Osmanlı padişahları orada kalmışlardır. Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 1924 yılında müzeye dönüştürülmüştür.

Topkapı Sarayı, çok gösterişli olmayan bir saraydır; imparatorluk yaptığı büyük harcamaları sadece, kışlalar, köprüler, kervansaraylar için yapmıştır. Ünlü mimar Sinan bile sadece bir bölümünü inşa etmiştir. Sarayın çinileri, konumu ve kendine has yapıları o mütevazi haline ayrı bir güzellik ve doğallık katar.

Kapalı Çarşı

Çarşının geçmişi Bizans dönemine kadar uzanıyor. Şu anda küçük küçük dükkânlardan oluşan bu yerin merkezinde önceden dükkanlarla birlikte Cevahir Bedesteni bulunuyormuş. Dünyanın en eski alışveriş yerlerinden birisi olması sebebiyle yüzyıllardır hala biliniyor ve ziyaret ediliyor. Kapalıçarşı’da ilk genişletme çalışmaları, İstanbul’un fethinin sonra 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yapıldı. Bu genişletmelerin ardından Büyük Çarşı adı verilmeye başlanan çarşıya 15 bölümlü bir bedesten daha inşa edilmiş. Bu bedestene kumaş ticareti yapan dükkanlar sebebiyle Sandal Bedesteni denilmiş. Eski ve yeni tüm bedestenlerin geliri, Ayasofya’ya aktarılmış.

Galata Kulesi

İstanbul tarihi yerler dediğimizde hikayelere mazhar olan Galata kulesini atlamak olmaz. 70 metre yüksekliğinde ve duvar kalınlığı 4 metre olan kulenin çapı ise içten 9, dıştan 16,5 metre. Yapının ağırlığı yaklaşık 10 bin ton olduğu hesaplanıyor.

İstanbul halkı zamanla birçok yapıda olduğu gibi Galata kulesi içinde efsaneler türetmiş. Eskiden halk arasında, kuleye ilk kez sevdiğiniz bir kızla çıktığınızda o kişi ile mutlaka evleneceğinize inanılıyormuş.

Bu makale 1 Şubat 2020 tarihinde oluşturuldu.
Bu makaledeki yazım hataları ve güncellemeler için Düzenleme önerebilirsiniz.


Bazı yorumlar "Yerel Rehberler" tarafından sağlanabilmektedir.

  1. Avatar
    Bokiyen

    İçeri girer girmez insanı büyüleyen bir yapı. Ve bu yapının 5 sene de bitmiş olması beni daha da şaşırttı. İçeride restorasyon çalışmaları olmasına rağmen yine de o ihtişamıyla insanı mest ediyor. Üst kata daha önce çıkmamıştım bu ziyaretimde çıktım, sizde mutlaka çıkın ve bir de üst taraftan etrafa bakma fırsatı bulun. Bu bölümde çiniler de mevcut. Ulaşımı çok kolay. Metroya binip Sultanahmet durağında iniyorsunuz, indikten sonra zaten Ayasofya sizi karşılıyor. Benim müzekartım olduğu için beklemeden giriş yaptım ama bilet almak isterseniz biraz beklemeniz gerekecek. Giriş ücreti 72 tl yazıyordu fakat hiç sormadığım için bir bilgim yok. Mutlaka gidip her yerini karış karış gezin. Ayrıca buradan çıktıktan sonra sola dönüp Ayasofyanın arkasında kalan türbelere de ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz. Mutlaka gidip karış karış gezin derim.

  2. Avatar
    G Coşkun

    Çok güzel bir yer gerçekten. Biz gittiğimizde resterasyondaydı ki daha uzun seneler sürecek bu olay ama geziliyor açık. Şimdi şöyle ki biz İstanbulu fethettikten sonra camiye çeviriyoruz ama altındaki kiliseyi çok güzel korumuşuz. Ta o zamandan alttaki duvara koruyucu bir sıvı sürüp öyle kapatmışız üzerini. Ana kubbenin 4 kenarında 4 melek figürü var onlar cami olunca kapatılmış ama korunarak kapatılmış. Bir tanesi geçen senelerde açılmış İnternete yazınca çıkıyor. Yani ne diyeyim ki o kadar güzel büyüleyici bir yerdi ki. En çok da bizim ecdadımızın o alttaki yapıyı korumak için yaptığı şey etkiledi. Şimdi iğneyle kazıyorlar resmen duvarları yani on yıllar yüz yıllar sürebilir. Üzeri ayrı bir tarih altı bambaşka bir tarih kesinlikle görülmedi gereken bir yer. Ama gitmeden araştırın çünkü bilinmesi gereken şeyler var gezerken. Şimdiden iyi eğlenceler.

  3. Avatar
    Özgür Alkan

    Bugünkü Ayasofya aynı yerde öncekilerinden farklı bir mimari anlayışla yapılan üçüncü yapı. İmparator Justinianus tarafından Tralles’li(Aydın) Anthemios ve Miletos’lu (Balat) Isidoros’a yaptırıldı. Yapımına 532 yılında başlandı ve beş yıl gibi bir sürede bitirilerek, 537’de büyük bir törenle ibadete açıldı. İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethiyle camii olarak yeniden düzenlendi. Varlığını Osmanlı mimari unsuru eklemeleriyle sürdürdü ve 1935’te de müzeye dönüştü. İmparator Kapısı, Güzel Kapı ve Mermer Kapı’ larıyla tanınan Ayasofya’da bir kısmı antik şehirlerden getirilen toplam 104 sütun bulunuyor. İmparatorların taç giydikleri “Omphalion” bölümü de, bu sütunlar gibi mermer işçiliğiyle öne çıkıyor

  4. Avatar
    Resul Kaymaz

    30 yıl
    1991 Yıllarında bu muhteşem yapıyı ziyaret etmiştim Yapının Yapının eşsiz olduğu tartışmasız bence bu konuda konuşmaya gerek yok
    her kelime israfı olur. ancak 30 yıldır yapın içinde bundan o çirkin demirler hala duruyor. O zamanın teknolojisi teknolojisi ile beş yılda yapılan yapı biz 30 yıldır restoresını yapamamışız. girişlerde öyle ucuz değil ha! Giriş 72 tle müze kart alırsanız 70 tl girersiniz
    Darphane gibi para basan bir yer nasıl olurda 30 yıldır perişan haldedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir