Alanya’da Bir Gün

alanya

Alanya’nın güzelliği turistler için bir mıknatıs yapar ve bir tatilde hayal edebileceğiniz her şeyi sağlar. Ülkenin eşsiz coğrafi ve kültürel dokusu, turkuaz mavisi Akdeniz’i çevreleyen çekici ve konforlu oteller ve dünyaca ünlü Türk mutfağının zengin lezzetleri onu ideal bir yer haline getiriyor. İmkanlar sonsuzdur; Kleopatra’nın bir zamanlar banyo yaptığı koyda yüzmek , geriye uzanmak ve güneşin tadını çıkarmak, mavi bir yolculukta gizemli deniz mağaralarını keşfetmek veya Akdeniz medeniyetlerinin zengin mirasına , milenyumun birikimine dalmak sadece bunlardan bazıları.

Türkiye’nin Akdeniz kıyısında yer alan Alanya’nın ilk yerleştiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak, merkezden 12 kilometre uzaklıktaki Kadıini Mağarası’nda yapılan keşif , bölgenin insanlık tarihinin Paleolitik Çağ’a kadar uzandığını göstermektedir. Yerleşimin bilinen en eski adı Coracesium’dur . MÖ 4. yüzyılın başlarında Alanya, Fars kontrolünde bal ve şarabı Mısır’a ihraç etti. M.Ö. 197’de, güçlü savunma duvarları sayesinde şehir, Kral Antiochus III’ün saldırısına başarıyla direndi . Korsan Diodotus Tryphon , MÖ 137’de Alanya’yı güvenli bir liman olarak kullanmaya başladı ve şehir hızla Kilikya deniz haydutları için bir merkez haline geldi. Roma Komutanı PompeiusMÖ 67 yılındaki muzaffer deniz savaşıyla bölgedeki korsan faaliyetine son verdi. Bu savaşın ardından bölge Roma İmparatorluğu dahil oldu ve Roma Genel Marcus Antonius , daha sonra bir hediye olarak işlenen Kleopatra , Mısır Kraliçesi .

Antik çağda şehir, komşu Kilikya ve Pamphylia’nın kontrolü arasında geçti ve MS 7. ve 8. yüzyıllarda ardışık savaşlar ve ekonomik durgunluk kentin küçülmesine neden oldu.

Selçuklular Dönemi Alanya’nın tarihini zirveye taşıdı. 1221’de Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat Alanya’yı kışlık konutu yaptı ve şehri yeniden inşa etti ve Alanya Selçuklu donanmasının ana üssü oldu. Bu dönemde savunma duvarları da yenilenmiş, Kızılkule (Kızıl Kule) ve Tersane (Tersane) inşa edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde 1471 yılında Alanya, Osmanlı İmparatorluğu’na dahil edildi ve 13. ve 18. yüzyıllar arasında Mısır, Suriye ve Kıbrıs ile deniz ticareti için önemli bir liman haline geldi. 1935 yılında Atatürk şehri ziyaret etti ve adını “Alanya” olarak değiştirdi. Günümüzde Alanya, Akdeniz’in önde gelen turistik yerlerinden biridir ve zengin bir tarihi ve kültürel miras ve modern tesisler sunarak güneşin, kumun ve denizin tadını çıkarmanızı sağlar.

Bu makale 4 Şubat 2020 tarihinde oluşturuldu.
Bu makaledeki yazım hataları ve güncellemeler için Düzenleme önerebilirsiniz.


Bazı yorumlar "Yerel Rehberler" tarafından sağlanabilmektedir.

  1. Avatar
    Lezzet Pınarı

    Yüzüklerin efendisi filminde izlediğimiz dağların tepesine kurulmuş masalsı kale içi şehirlerin e benziyor. Dağın tamamı bir gerdanlik gibi surlara çevrili. Suların belli noktalarında gözetleme kuleleri var. Günümüzde daha çok ilgi gören kısmı zirvede kurulu olan iç kale. Ağır bir restorasyon la eski hali korunmaya çalışılmıştır. Zirvedeki iç kaleye ulaşım araçla teleferikle ve toplu taşıma araçları ile sağlanıyor. Kalenin girişinde otopark alanı mevcut. İç Kaleye Giriş bileti en son 24 tl idi. Ben muzekartla ücretsiz girdim. Kale içindeki seyir terasına çıkmayı bol bol resim çektirmeyi unutmayın.

  2. Avatar
    BÜŞRA SÜNDÜZ YILMAZ

    Çok farklı bir deneyim Alanyaya yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin…telefirik ile çıkarken Alanya’nın ayaklarınızın altında olma hissi tarif edilemez ve asıl süreç tırmanmaya başladığınızda yolunuzun üzerinde yerlilerin bahçelerinden kopartıp verdiği taze meyveleri kaplumbağalar her yerin kusursuz göründüğü bir manzarayı yaşamak bile güzeldi tavsiye ederim 🤗 sıcakta olsa değer 💪

  3. Avatar
    Sertaç GÖRGÜLÜ

    Teleferik ücreti tam 27 öğrenci 18 tl. (biraz daha uygun olabilir) Teleferik ile damlataş arasındaki otopark 5tl. Teleferiğe bindikten sonra yaklaşık 3 dakikalık bir seyahat süreniz var. Sadece manzara için bile teleferik tercih edilebilir. (temizlik ile ilgili bir sorun yok teleferiklerde)
    İndikten sonra yaklaşık yarım saatlik bir süre sonunda iç kaleye ulaşabilirsiniz. Bu süre yürüyüş hızınız ve fotoğraf için duraklamanıza göre değişir.
    İç kale giriş ücreti 24 tl. 18 yaş altı öğrenci için ücretsiz sanırım.
    Araba ile iç kale girişine kadar çıkılabiliyor. Teleferiğe binmek istemeyenler tercih edilebilir. Ancak alt tarafta başka park yeri yoksa iç kale önündeki park yeri az, kalabalık olduğunda park sıkıntısı olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir